Başkanlık sisteminin ekonomi ve vergi sistemi üzerinde muhtemel etkileri

Prof. Dr. Ersan ÖZ / @ersanozz

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Türkiye 10 Ağustos itibariyle ilk defa halk tarafından gerçekleştirilen oylamayla Cumhurbaşkanını seçmiş ve seçimler olaysız sona ermiştir. Hayırlı olsun diyoruz. Bundan sonra biriz, birlikteyiz, bölünmeyiz, ayırmayız, ayrılmayız, kardeşiz deme vaktidir. Hangi siyasi mensubiyet söz konusu olursa olsun birbirimize ideolojilerimizle değil, sadece insan olduğumuz için tebessümel yaklaşma vaktidir. Gerginliklerin sona erme, ülke için birlikte neler 'yapabiliriz’in düşünülmesi vaktidir.

Diğer taraftan, bilindiği üzere ülkemizde uzun süredir başkanlık sistemi tartışmaları yapılmakta, sistem değişikliğinin Türkiye için çok iyi olacağını savunanların yanı sıra alışıldık parlamenter sistemin devamını savunanlar da bulunmaktadır. 10 Ağustos günü yapılan seçimler ile ilk defa halk tarafından seçilen Cumhurbaşkanı sonrası Türkiye fiilen yarı başkanlık sistemine geçmiş bulunmaktadır. Bu durumun avantajlarını dile getirenlerle birlikte, gerekli düzenlemelerin yapılmaması halinde şu anki yapının yani yarı başkanlık sisteminin yararlarından çok zararı olacağı, ülkeyi koalisyonlar döneminde olduğu gibi yönetsel krizlere sokabileceği yönünde düşünceler de özellikle siyasi çevrelerce dillendirilmektedir. Türk usulü bir yarı başkanlık modeli oluşturulması ve gerekli adımların hızlı bir şekilde atılması elzemdir. Modern dünya uygulamalarında sadece 6 ülke yarı başkanlık sistemi (Suriye, Fransa, Rusya, Portekiz, Finlandiya ve Namibya) ile yönetilmektedir. Yarı başkanlık sisteminin en iyi işlediği ülke Rusya kabul edilmektedir. 

Ülkemiz için ara çözüm olarak değerlendirilebilecek yarı başkanlık sisteminde uzun süre yol alınamayacağı, başkanlık veya parlamenter sistemden birisini artık kati olarak seçerek yoluna devam etmesi gerektiği kolayca ifade edilebilir. 

Başkanlık sisteminin tercih edilmesinin başlıca nedenleri yürütme, yargı ve yasamanın çok kesin çizgilerle birbirinden ayrılması, hükümette istikrarı sağlaması, bakanların teknik kişilerden seçilmesi, yönetsel sorumluluğun belli olması gibi ifade edilebilir. Başkanlık sistemi ile 42 ülke yönetilmekte olup, en başarılı başkanlık sistemi uygulamasının ABD’de olduğu kabul edilmektedir. Bu idari sistem açıklamalarını yaptıktan sonra başkanlık sisteminin ekonomi üzerindeki etkilerini şu şekilde sıralayabiliriz;

a) Yönetsel istikrar sağlandığından özel sektörün önünü (seçimlere kadar) görmesi sağlanır.

b) Ekonomi yönetiminden sorumlu kişiler görevlerinde daha uzun süre kaldıklarından ekonomi yönetiminde istikrar sağlanmaktadır. 

c) Kamu ekonomisi açısından idareler arası uyum, kurumlar arası diyalog en üst düzeyde sağlandığından israf önlenmektedir. 

d) Başkan, seçimler sırasında açıkladığı ekonomi politikalarını yürütmekte zorlanmamakta, sürekli olarak politika değişimi veya muhalefet baskısı ile karşılaşmamaktadır.

e) Başkanlık sistemlerinde kamu harcamalarının GSYİH'ya oranı, genel olarak parlamenter sistemlerden daha düşük olarak hesaplanmaktadır. 

f) Yolsuzluk rakamlarının (ez azından tespit edilebilen) başkanlık sistemlerinde genel olarak parlamenter sistemler'den daha düşük olduğu görülmektedir. 

g) Özellikle kurumların bütçe uygulamalarının başkanlık sistemlerinde daha etkin ve verimli olduğu görülür. Başkan, Senota’dan bütçe onayı alabilmek için bütçeler üzerinde en büyük hassasiyeti gösterir. 

Başkanlık sisteminin ekonomi üzerindeki etkilerini çeşitlendirmek, grafikler ve tablolarla açıklamaları genişletmek mümkündür. Peki başkanlık sisteminde vergi sistemi nasıl olacaktır? Başkanlık sisteminin vergi sistemi üzerindeki etkilerini inceleyen çalışmalar ülkemizde yok denecek kadar azdır. Sistemin vergilemeye etkilerini şu şekilde sıralayabiliriz. 

a) Yönetsel istikrar sağlandığından özel sektörün vergi sisteminin nasıl olacağını görmesi sağlanır.

b) Vergi yönetiminden sorumlu kişiler görevlerinde daha uzun süre kaldıklarından vergi yönetiminde istikrar sağlanmaktadır. 

c) Vergisel idareler arası uyum, kurumlar arası diyalog en üst düzeyde sağlandığından çelişkili vergi uygulamaları önlenmektedir. 

d) Vergisel sistem üzerinde sık sık değişikliğe gidilmemekte en azından sistemin özü aynı kalmaktadır.

e) Vergisel reform ihtiyacının arttığı dönemlerde gerekli köklü değişikliklerin yapılması ve bunların siyasal sorumluluklarının üstlenilmesi daha kolay olmaktadır.

f) Vergi ile ilgili teknik gelişmeler (e-fatura, e-inceleme gibi) uygulamalar daha hızlı hayata geçirilmektedir. 

g) Vergi idaresi yürütmenin bir parçası olduğundan diğer yürütme organları ile maksimum işbirliğini gösterebilmektedir. 

h) Vergi uygulamalarında birlikteliğin sağlanmasının yanı sıra yargı kararları dikkate alınarak vergi idaresi-vergi yargısı uyumu da en üst düzeyde sağlanmaya çalışılır.

i) Mükelleflerin vergi cezaları karşısında sürekli olarak af beklentisi içerisinde olmadıkları gözlemlenir. 

Kısaca özetlediğimiz bu hususların sonucunda vergi sisteminin başkanlık modeli yönetim sistemlerinde daha uygun bir hal aldığı söylenebilir. İster başkanlık ister yarı başkanlık veya diğer siyasi sistemler olsun; vergi sistemlerinin siyasal yönetim şekillerinden her zaman etkilendiği rahatlıkla ifade edilebilir. Ekonomide güzel günler dileğiyle..