Onu mektuplarından okumak

Mektuplar'da Behçet Necatigil'in genç şiir heveslilerinden şair dostlarına, başkalarının şiirlerine getirdiği eleştirilerin yanında kendi şiirlerinin çözümlemelerine dair satırlar, saptamalar bulmak da mümkün.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

NECATİGİL 100 YAŞINDA / Behçet ÇELİK

Mektuplar, Behçet Necatigil'in en eskisi yaklaşık seksen yıl önce, en yenisi de kırk yıl kadar önce büyük bölümü yakın dostlarına yazdığı mektuplardan oluşuyor. Edebiyatçılardan kalanlar, evrakı metrukeler, günlükler, mektuplar yayınlandıklarında iyi kötü ilgi görür, ama daha çok edebiyat tarihçilerinin, araştırmacıların, kendileri de bir şeyler yazıp çizenlerin ilgisine mazhardır bu gibi derlemeler; satır aralarında o kişinin hayatına ve/veya sanatına dair ipuçları saklıdır, bunlar keşfedilmeye çalışılır.

Bazen de mektuplardaki ufak tefek dedikodular nedeniyle bu ilgi artar, daha geniş bir kesim tarafından okunur, tartışılır. Son yıllarda ilgi gören mektup derlemeleri, çağın (Necatigil'in müthiş deyişiyle "çok çiğ çağ"ın) yaygın eğilimiyle daha çok bu yanıyla gündeme geldi, geliyor. Şunu baştan belirtmek gerekir ki, Necatigil'in mektupları böylesi beklentileri karşılamaktan çok uzak. Bununla birlikte edebiyatseverler için değeri az bilinmiş, büyük bir hazine. 

Fikret Demirağ'a yazdığı 15 Aralık 1971 tarihli mektubunda, "mektup yazmayı pek sevmediği[ni]" sıkıştırır Necatigil söz arasına. Bir başka mektubunda, "Konuşmak beni ne sıkıyor, hep başkaları konuşsa da ben sussam dinlesem," diyen şairden beklenebilecek bir itiraftır bu. Bu bağlamda 17 Mayıs 1963'te Tahir Alangu'ya yazdığı mektup da hatırlanabilir. "Konuşmıya yüksünen ben mektup yazmıya doğrusu üşeniyorum. Kendimi şiirlerle pekâlâ anlatabildiğim için mektuplara lüzum görmüyorum. Ama yazmak isterim. Zaman göster, heves yarat, eski günlerin tezcanlılığını geri getir, yazayım! Hiçbiri yok." Yirmili yaşlarının başında Alangu'ya yazdığı mektuplardaki heves ve heyecan sonraki yıllarda yazdıklarında –o hevesi şiirlerle ifade etmeye başlamasından olsa gerek– gerçekten de yok. Mektup yazmak konusundaki isteksizliğinin yanı sıra pek çok mektubunda neden yanıt vermeyi geciktirdiğini ifade etmeye çalıştığı satırlarda kendisini suçlamış Necatigil. "İhmaller bizim kişiliğimizdir, dost!" (Kâmuran Şipal'e yazdığı 8 Aralık 1966 tarihli mektup.) "Bu benim en kötü huyumdur: Batan bir şeyi yarınlara bıraka bıraka bir daha ele alamaz, yapamaz olurum. Ama bugün nasıl olduysa birdenbire bu uyuşukluğumu yendim ve yazıyorum."(…) "Bazı şeyler için iyi niyet yeterli değil. Zamanında, yerinde karar vermek ise, benim nadiren sefâsını sürdüğüm bir bahtiyarlık." (Wilfrid Brans'a yazdığı 23 Eylül 1979 tarihli mektup. ) 

Şair çalışıyor 

Bu özeleştiri cümlelerini yazarken belli ki Necatigil geciktirdiği, ihmal ettiği yanıtlar için mahcubiyet duymuş, ama mektupların tamamı okunup da şairin çalışma ritmi, yoğunluğu fark edildiğinde gecikme ve ihmallerin esas nedenin şu cümlelerde saklı olduğunu ortaya çıkıyor. 

"Dost mektuplarını çokluk aralarda yazıyorum (okullarda, teneff üslerde; vapurlarda giderken; kahvelerde verilmiş molalarda.)" (Kâmuran Şipal'e yazdığı 17 Eylül 1967 tarihli mektup) Necatigil'in mektuplarında sıklıkla, "Ne yapıyorum? Çok çalışıyorum," benzeri cümlelere rastlarız. Bir yandan öğretmenlik yaparken bir yandan da sözlükler hazırlayan, tercümeler yapan, radyo oyunları yazan, yazmakta zorunda kalan şair sıklıkla şiir okumaya, yazmaya dahi zamanı kalmadığından dert yanar. Mektuplar haliyle bir vakti keraheti beklemiştir. Geçim derdidir onu bu denli çok çalışmaya zorlayan. Tahir Alangu'ya yazdığı 17 Aralık 1951 tarihli mektubunda, "Şu sıralarda yine şiirle iştigali bir yana bıraktık," diye dertlendikten sonra, "Ah, elimde imkân olsa da, para kazanmak hırsını bırakıp boş zamanlarımı şiire versem de iyi eserler yazabilsem! Nerde bizde o talih!" diye yazmıştır. "Hırs" kelimesinin altını çizerek cümlesindeki ironiye dikkat çeker, ama buna gerek de yoktur, devamında yazdıkları onun halini açık etmeye yeterlidir. "Ömür geçiyor, biz kırık dökük mısralarla kendimizi avutuyoruz." 

Mektuplar'dan anlıyoruz ki böylesi yoğun bir çalışma temposuyla geçmiş Necatigil'in ömrü. Alangu'ya aktardığı hayalinde bile "boş zamanlarını" şiire ayırabilmekten söz etmesi ilginçtir. Bütün zamanlarını değil, boş zamanlarını. Öğretmenlik dahi yapmadan, bütün zamanını şiire, sevdiği, istediği şeyleri yazıp çizmeye ayırabilmek şairin tahayyülün de ötesinde olmalı. Ya da bu kadarına bile razı olduğu düşünmek mümkün. 

Hayatı ve sanatı arasındaki bağ 

Necatigil'in şiirlerini az çok bilenler bu mektupları kimin kaleminden çıktığından habersiz okuyacak olsalar da üslûbunu hemen tanıyacaklardır. Yaklaşımları, değerlendirmeleri değil, söyleyişi hemen ele veriyor şairin kimliğini. Şu cümle örneğin: "Hayal oldu o demler, evli evine, köylü köyüne gitti, silindi yüzümüz aynalardan." Ya da şu cümlelerde nasıl da belirgindir Necatigil'in şiirlerinden aşina olduğumuz ses ve söyleyiş: "Ne sevdiklerimizi ağırlayabildik geçtiklerinde, ne onların unutulmaz iyiliklerini karşılayabildik bugüne kadar. Bütün yaptığımız, kusurlarımızın utancını susmalarla kendimizden bile gizlemek oldu. Her neyse, şairleşmenin sırası değil! Bilmezden gelmek bazı şeyleri – iyidir." Keza şu cümle de: "Geldim, gelmek bir mecburiyeti yerine getirmek, bir şey ümid etmekse." 

Mektuplar'da Necatigil'in şiir anlayışını ifade ettiği satırlar da mevcut. 7 Aralık 1976'da Necdet Tezkan'a yazdığı mektupta meselâ, "Şiirde bir ‘insan cevheri', bir ‘insan damarı' varsa, ister yerli olmuş, ister yabancı, o şiir her yerde yaşantı birliği yaratır, duygu ortaklığı sağlar. (…) Biçim ataklıkları bile, özde gerçek bir yaşantı varsa, doğal karşılanır," diye yazmıştır. Beri yandan, yaşantı birliğinin yazılanları şiir yapmaya yetmeyeceğini de belirtmek gereği duyar peşi sıra, aynı mektubun sonunda esas noktaya vurgu yapar: "Şiir yoğunlaşmadır, biçim titizliğidir." Tezkan'a yazdığı bir önceki mektubunda da, "Mesele konuda değildir," diye yazmıştır, "anlatış biçimindedir, teknikte yani. Kelimelerin seçiminde ve istifte," demiştir. 

Mektuplar'da genç şiir heveslilerinden şair dostlarına, başkalarının şiirlerine getirdiği eleştirilerin yanında kendi şiirlerinin çözümlemelerine dair satırlar, saptamalar bulmak da mümkün. Edebiyatseverler için asıl heyecan verici olansa, bu mektupların şairin hayatıyla şiiri arasındaki karşılıklı bağları arama ve bulma imkânı sunması.

Mektuplar, Behçet Necatigil, Yapı Kredi Yayınları, 273 s.

      2-541.jpg