Türkiye 'yeni makineleşmenin' dışında kalma riskiyle karşı karşıya

Türkiye’nin 'Sanayi 4.0' sürecine nasıl dahil olabileceğine yönelik bir çalışma başlatan TEPAV ve TOBB, süreci desteklemek için “kamu alımlarının kaldıraç olarak kullanılacağı” bir politika önerisinde bulundu

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

MEHMET KAYA - ANKARA

TOBB bünyesinde faaliyetlerini sürdüren Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı-TEPAV analistlerinden Ozan Acar, DÜNYA’ya  “Sanayi 4.0” ya da “2. Makine Çağı” olarak adlandırılan yeni yapılanmayı anlattı. TEPAV Türkiye’nin bu sürecin dışında kalmaması için TOBB ile birlikte bir çalışma yapıyor. Çalışma, öncelikle yetenek belirlenmesi ve hangi sektörlerin buna uyum sağlayabileceği gibi unsurları içeriyor. Biyoteknoloji bu alanlardan biri olarak öne çıktı. Ozan Acar’ın ana uyarısı, eğer bir ülke Sanayi 4.0’ın dışında kalırsa, bu kez diğer ülkeleri “yakalaması” çok daha zor olduğu gibi, mevcut durumlarında da geri düşmesi olduğu yönünde. “Sanayi 4.0” ya da “2. Makine Çağı”nın temel özelliği, artan işlemci kapasiteleri sayesinde bütün makinelerin, süreçlerin, tedarik ve tüketim kanallarının “akıllanması” olarak çizildi. Bu yetenekleri kazanamayan ülkelerin üreticilerinin, rakiplerinin verimliliği ve yönetim becerisine karşı rekabet etmesi ise neredeyse imkansız.

Artan işlemci kapasitesi her şeyi değiştiriyor

Dünyanın, Sanayi 4.0 ya da 2. Makine Çağına biyoteknoloji ve nanoteknolojiyi de içeren çeşitli teknolojiler, malzeme teknolojisi-bilimi ve bilgi işlem teknolojileri (BİT) ile yeni bir döneme girdiğini belirten Ozan Acar, bütün dünyanın işlemci kapasitelerinin artmasından sonra “yeni bir çehreye” büründüğünü vurguladı.

Sanayi 4.0 aslında, “yeni bir sektör” doğuşu anlamına gelmiyor. Artan işlemci kapasitesi ile bütün süreçlerin, ürünlerin “akıllanması”nı tanımlıyor. Birbiriyle haberleşen makineler iş yapma maliyetlerini tahmin edilemeyecek düzeyde verimli hale getirdiği gibi, her bir ürünü de yineden şekillendiriyor.

Peki gelecekte hangi ürünler ve sektörler ön plana çıkacak ve bunu “kimler” yapacak. TEPAV analisti Ozan Acar, ABD merkezli bir düşünce kuruluşu olan RAND’ın, dünyada geleceği şekillendirecek 56 teknolojiye yönelik çalışma yaptığını ve bunlardan 16’sının 2020 yılına kadar en yaygın kullanılan teknoloji uygulamaları olarak ortaya çıktığını vurguladı.

Türkiye gerilerde

RAND yayınladığı, “The Global Technology Revolution 2020,In-Depth Analyses” raporunda, üç ana alanda 16 uygulamaya yönelik analizinde, bu teknolojileri hangi ülkelerin kullanmaya ve geliştirmeye daha yakın olduğunu da ortaya koydu. Buna göre, Türkiye’nin şansının şimdilik “zayıf” göründüğü bir sonuç ortaya çıktı. 2020’ye kadar Avustralya, Kanada, Almanya, İsrail, Japonya, Güney Kore ve ABD’nin bu teknolojilere bağlı uygulamaları geliştirip kullanacağı bilgisi yer aldı. Bu ülkelerden sonra göreli olarak bu süreci yakalama potansiyeli bulunan ülkeler Çin, Rusya, Polonya ve Hindistan olarak ortaya çıktı. Türkiye ise bu ülkelerin gerisinde “düşük potansiyel ve engelleri bulunan” ülkeler kategorisinde.

Türkiye için yol haritası

Ozan Acar, TEPAV ve TOBB olarak arayışlarını sürdürdükleri Türkiye’ye yönelik bu yeni üretim ve ekonomik ortama uyum sağlama döneminde “Sanayi 4.0+”yı öngördüklerini vurguladı. Buradaki “+” yı biyoteknoloji ve nanoteknoloji oluşturuyor.

Ozan Acar’a göre Türkiye’nin Sanayi 4.0 için birkaç kısıtı bulunuyor. En başta şirketler bu yeni sürecin farkında değil ve arayış da yok. Yetişmiş insan gücü de sınırlı. Diğer önemli nokta ise başta “hukuk güvenliği” olmak üzere bir dizi idari sıkıntı var.

TEPAV’ın çalışmasında ilk aşamada iki sonuca ulaşmayı istediklerini belirten Acar, bunlardan ilkinin “farkındalık sağlamak” diğerinin de “mevcut envanteri-kapasiteyi belirlemek” olduğunu söyledi.

Şirketlerin bu yeni “sanayi” ile tanışmasının açacağı ufuklara örnek veren Acar, “Havacılığı düşünün, ağırlık önemli bir sorundur. Eğer yolcu uçaklarında emniyet kemerlerini metal yerine yeni bir nano-malzeme ile daha hafif üretirseniz bir katkı sağlamış olursunuz. Kendi boyasını temizleyen bina yaparsanız da inşaat sektöründe farklılık yaratırsınız. Ortaya çıkabilecek ürünler neredeyse sınırsız” dedi.

Kamu alımları bir politika aracı olabilir

Türkiye’de mevcut “bilgi”, “altyapı” ve “teknoloji geliştirme kapasitesi” çok hızlı artamayacağına göre “nereden başlamalı” sorusuna ise Ozan Acar, öncelikle “bariyerlerin kaldırılması”na odaklanılmasını önerdi. Bu bağlamda da eğitimde yetenekli gençlere odaklı “eğitim niteliğinin artırılması”, hukukun üstünlüğü, fikri mülkiyet hakları ve iş ortamının iyileştirilmesi atılacak adımlar.

Reel olarak sonuca dönük adım ise kamu alımlarının Sanayi 4.0’ı sağlayacak şekilde yönlendirilmesi. Burada da somut öneriler geliştirilmiş durumda.

Bunlardan ilki kamu alımlarının kaldıraç olarak kullanılması ve buna uygun kurumsal yapılanma. “Kamu alımları müsteşarlığı” şeklinde bir merkezi yapı, her bir kamu alımını, ülkeye teknoloji ve bilgi kazandıracak şekilde süzgeçten geçirecek ve bilgi kazanımına yönelik faydayı maksimize edecek. Ayrıca TOBB ve TEPAV araştırmacıların, kamunun ve şirketlerin birlikte faaliyet göstereceği Vakıflar kurulmasını öneriyor. Somut öneri ise biyoteknoloji alanında kurulacak “Yaşam Vakfı”nda, ilaç ve serum benzeri ürün alımları sırasında kamu, satıcı firmaya bu vakıf bünyesinde yüksek nitelikli Ar-Ge yürütmesi zorunluluğu getirebilecek.

Kamu alımlarında birçok alanda yapılabilecekler bulunduğunu belirten Ozan Acar, örneğin TOKİ’nin, yaptırdığı inşaatlarda yalıtımı artıran ya da ağırlığı-maliyeti düşüren nanoteknolojik ürünlerin kullanımını zorunlu kılmasının bu yöndeki yatırımı artıracağını vurguladı.

Seçilmiş Ülkelerin 16 Kritik Teknoloji Uygulamasını Geliştirme ve Kullanma Yetenek Seviyeleri

Kaynak: RAND “The Global Technology Revolution 2020,In-Depth Analyses”

 

Çok yüksek talep/kapasite (2020’de çok yüksek oranda bu teknolojiyi kullanacak ve eknolojiyi üretecek ülkeler)

Yüksek kapasite/talep

(Yakalama şansı olan ülkeler)

Orta düzey kapasite/talep

Düşük kapasite talep

Avustralya

Kanada

Almanya

İsrail

Japonya

Güney Kore

ABD

Çin

Hindistan

Polonya

Rusya

Brezilya

Şili

Kolombiya

Endonezya

Meksika

Güney Afrika

Türkiye

Kamerun

Çad

Dominik Cumh.

Mısır

Gürcistan

İran

Ürdün

Sanayi 4.0 veya İkinci Makine Çağı

Sanayi 4.0, ürünler, mallar, hizmetler, üretim süreçleri ve bunların ulaştırılmasında-son kullanıcıya erişmesinden, geri kazanımlarına kadar her türlü zincirin “akıllanması” olarak tanımlanıyor. TEPAV Analisti Ozan Acar, bu sürecin “işlemci kapasitelerinin artmasıyla” her türlü ürün ve hizmeti olağanüstü boyutta değiştirebilmesine dikkati çekiyor. Örneğin daha önce sadece üretim bandında tanımlanmış bir işi yapan robotlar varken, bugün yükleme-boşaltmayı kendi aklıyla yapabilen “baxter” robotlar, yükleme-boşaltma işinin maliyetini yarıdan fazla azaltmış durumda.

“Daha akıllı makineler ve sistemler”e bir başka örnek de akıllı elektrik şebekeleri. Belirsiz zamanlarda belirsiz miktarda elektrik üreten güneş ve rüzgar santrallerinden faydalanabilmenin tek yolu, bir ülke elektrik sistemini çok hızlı biçimde yönetebilecek “akıllı şebeke”nin tasarlanması. Ozan Acar, Türkiye’nin güneş ve rüzgar potansiyelinin yeterince etkin ve karlı olarak yönetilememe nedeninin şebekesinin “akıllı olmamasına” bağlıyor. Yani çok fazla rüzgar enerjisi santrali kursanız da ürettikleri elektriği etkin olarak şebekeye alıp tüketmeniz mümkün değil.

Geleceğin 16 teknoloji uygulaması

RAND isimli düşünce kuruluşu tarafından belirlenen ve gelecekte 2020’ye kadar yaygın olarak bazı ülkeler tarafından kullanılacak ve rekabet avantajı sağlayacak 16 teknoloji uygulaması şöyle:

1. Kişiselleştirilmiş ilaç ve tedavi

2. Böcek ve diğer küçük varlıkların genetik yapılarının değiştirilmesi

3. Hesaplanabilir ilaç keşfi ve testleri

4. Moleküler tanımlı “Güdümlü” (hedef gözeten) ilaç verilmesi

5. Biyomimetik (doğayı taklit etme-doğa takliti) ve eski fonksiyonu (aynen) sağlayacak eklemeler (function-restoring implants)

6. Biyonano-teknolojiler kullanarak biyolojik deneylerin hızlandırılması, organik maddelerle yeni biyonano malzemelerin üretimi vb.

7. Gömülü sensörler ve (yüksek kapasiteli) ölçüm araçlarıyla (akıllandırılmış) ticari ürünler

8. Gelişmiş özellikli nanoölçekli (endüstriyel) malzemeler

9. Küçük ve verimli taşınabilir güç - elektrik üretim sistemleri

10. Endüstriyel üretime uygun organik elektronik sistemler (güneş (elektrik üretim) hücreleri dahil.

11. Akıllı kumaş ve tekstil ürünleri

12. Yaygın arkedilmeyen cameralar ve ileri teknoloji-karmaşık sensör (algılayıcı) ağları

13. Kişisel ve medikal verilerin detaylı olarak tutulup arama yapmaya imkan veren geniş veri merkezleri

14. Ticari ürün ve araçların RFID (Radio frequency identification)  teknolojisi ile takibi

15. Yaygın (paketlenmiş) bilgi ve iletişim teknolojileri (kablosuz internet bağlantısı dahil)

 16. Kuantum tabanlı şifreli, güvenli bilgi aktarım sistemleri

 

Sanayi 4.0 ile ortaya çıkabilecek ürün örnekleri

(Kaynak: RAND adı geçen raporun analizi)

Ucuz güneş enerjisi

Kırsal alanlarda kablosuz iletişim

Yaygın bilgiye her yerde iletişim imkanı veren araçlar

Genetiği değiştirilmiş ürünler

Hızlı biyolojit tetkikler

Su arıtmayı etkinleştiren, hızlandıran katalizörler

Hastalığa yönelen (güdümlü) ilaçlar

Ucuz akıllı evler

Yeşil (çevreye duyarlı) üretim

Yaygın, erişilebilir RFID teknolojili ticari ürünler, mallar

Hibrit taşıt araçları

Yaygın sensörler

Doku mühendisliği

Yeni tanı ve ameliyat yöntemleri

Giyilebilir bilgisayarlar

Kuantum şifrelemesi

Kaynak RAND The Global Technology Revolution 2020, In-Depth Analyses

Bio/Nano/Materials/Information Trends, Drivers, Barriers, and Social Implications

 

 

 

 

 

 

 

Bu konularda ilginizi çekebilir