‘Büyümek için cesaret gerek’ dedi, her şeye inat yatırımı öne çekti

Son 6 yılda 630 milyon dolarlık yatırıma imza atan Türkiye’nin en büyük yerli ilaç üreticisi Abdi İbrahim, “bu yıl da biraz duralım” demedi, daha sonrası için planladığı onkoloji ilaçları üretecek fabrika yatırımını 2017’ye çekti.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Özlem ERMİŞ BEYHAN

Yeni yıl, bu kez biraz düşük bir moralle geldi. Şirketlerin moralini ortaya koyan en büyük gösterge yatırım kararları. Birçok şirket bekleme dönemine girerken bazıları da var ki cesaretle yatırımlarını öne çekiyor, moralini yüksek tutmanın ötesinde çevresine de moral veriyor.

Türkiye’nin en büyük yerli ilaç üreticisi Abdi İbrahim, son 6 yılda 630 milyon dolar yatırıma imza attı. Şirket, “2017’de de biraz durup bekleyelim” demedi, aksine bir sonraki yıl için planlanan steril ürünler ve onkoloji ilaçları üretimini öne çekti.

CEO Süha Taşpolatoğlu şirketin Türkiye’ye inancının altını çizdi ve “Yatırıma başladık, 115 milyon dolarlık bir yatırım. 2018 için planlıyorduk. Son gelişmeler sonrası yönetim kurulumuz Türkiye’de yatırımı hızlandırma kararı aldı ve yatırımı öne çektik” dedi.

2016’da 300 yeni eleman istihdam etti

Abdi İbrahim. 2017 için ise 500 kişilik yeni istihdam hedefi var. 3500 çalışana ulaşacak Abdi İbrahim. “Umudumuzu hiç kaybetmedik” diyen Taşpolatoğlu her şeye rağmen ülkenin hem büyümeye hem de güvenli bir ortama kavuşacağını düşünüyor: “Burada hepimize görevler düşüyor. Başka türlü çıkamayız bu işin içinden.”

Moral ekonomideki çok önemli bir değerdir

► Nasıl geçirdiniz 2016’yı?

Malesef hem bizim hem de tüm dünya için zor bir yıldı. Komşularımızdaki iç savaşlar, darbe girişimi, terör olayları, bütün bunlar ekonomi ile de alakalı çünkü moralleri etkiliyor ve ben moralin de ekonomide önemli bir değer olduğuna inanırım. Kurlardaki dalgalanmalar, tüm dünyada böyle ama biz en çok etkilenen ülkelerden olduk. Bütün bunlara rağmen biz Abdi İbrahim olarak 2016’yı planlarımız doğrultusunda geçirdik.

► İlaç sektörü için de yine zor bir yıldı, değil mi?

İlaç sektörünün üzerinde son 7-8 yıldır bir baskı var, genel olarak ilaç fiyatlarındaki değişimler ve geri ödeme sisteminde olabilmek için verdiğimiz iskontolar düşünüldüğünde bir sıkıntı var. Son derece doğal, sadece bizim ülkemizde değil bu. Para ödeyiciler devletler olunca bunu geri çekmek için doğal bir çaba içindeler. Baktığınızda bu durum sektörde yatırımların azalması ve yerli şirketleri global devlerin satın almasına yol açıyor. Ama her şeye rağmen 2016, Abdi İbrahim olarak yatırımlara devam ettiğimiz bir yıl oldu.

► Nasıl bir büyüme ile kapattınız 2016’yı?

Yüzde 20 büyüme hedeflemiştik, bunu tutturduk. Yurtdışında da büyüyoruz. Kazakistan’da bir fabrika kurduk. Cezayir’de bir fabrika yatırımımız var. Türkiye’de 100 milyon dolarlık bir yatırım yapıyoruz, biyoteknoloji alanında. Mevcut üretim tesislerimize ve Ar-Ge’ye yatırıma sürekli devam ediyoruz. Ar-Ge yatırımının ciroya oranında ilaçta 1’inci, tüm sektörlerde 21’inciyiz. Bütün bilinmezliklere rağmen biz uzun dönemli düşünen bir firmayız. Günlük kararlarımızda esnek olabildiğimiz gibi uzun vadeli planlar da yapabiliyoruz. 2015 yılında 2020 yılında nerede olmayı istediğimizi planlamıştık. Uluslararası alanda faaliyet gösteren bir firma olma hedefimiz var.

105 yıldır yerli sermayede finansal yapısı güçlü

► Bazı sektörlerde küçük kalma şansınız pek yok değil mi, ya büyüyeceksiniz ya da büyük bir yapının içine dahil olacaksınız...

Aynı kanıdayım. İlaç sektörü parçalı bir yapıdır. Biz Türkiye’de sektörün lideriyiz, pazar payımız yüzde 6.3 civarında. Buna rağmen dediğinize katılıyorum, çok fragmante bir pazar olmasına rağmen küçük kalma şansınız pek yok. Biz 105 yıldır yerli sermayede olan bir aile şirketiyiz. Bu dönemde yabancı para birimi ile borçlanmıyor olmamız bizi rahatlatan etkenlerden biri. Finansal gücünü hep kullanan bir yer burası.

Bu yıl da yüzde 20 büyüme hedefliyoruz

► 2017 için hedefi nasıl koydunuz?

Biz pazar büyümesinin üzerinde bir büyüme hedefliyoruz yine. Yurtdışındaki fabrikalarımızın faaliyete geçmesiyle dış pazarlarda da büyüyeceğiz. Bu yıl hükümetimizin yerli üretime desteği ile birçok uluslararası firma Türkiye’de üretmek yolunda kararlar alıyorlar. Bu da bizim için bir büyüme alanı. Türkiye’nin en geniş kapasiteli fabrikalarından birine sahibiz, birçok çokuluslu şirket için zaten üretim yapıyoruz, 2017’de bu alanda da büyüme bekliyoruz. Bütün bunlarla yine yüzde 20 büyüme olur diye düşünüyoruz.

► Sürdürülebilirlik önemli bir gündem. Siz neler yapıyorsunuz?

Bizim için çok önemli. Fabrikamız çevre ödülü aldı son olarak. Bizi en çok heyecanlandıran projelerimizden biri, Edirne’de bulunan Darül Şifa’nın iyileştirilmesi projesi. 500 yıllık bir hastane, estetik, cerrahi girişimler uygulanan, ilk çiçek aşısının uygulandığı çok ilginç bir yer. Abdi İbrahim olarak burayı iyileştirip modern bir müze haline getirdik. En çok gezilen müzelerden biri oldu. Akılcı İlaç da çok önem verdiğimiz bir proje. Bazılarına ironik geliyor ama gereksiz ilaç kullanımına karşı bilinçlendirme projesinin görevimiz olduğunu düşünüyoruz.

► Trend olarak izlediğiniz, sektörünüzü etkileyeceğini düşündüğünüz gelişme var mı?

Evet, biyoteknoloji dışında başka gelişmeler de var sağlıkta. Teknoloji ile sağlık daha fazla içiçe geçiyor. İlaç şirketleri Google gibi teknoloji şirketleri ile ortak işler yapıyor. Teknoloji sağlığın çok daha fazla içinde yer alacak. Biz de bu alanda fırsatlar var mı, o gelişen dünyada nasıl bir noktada durmalıyız, çalışıyoruz. Örneğin Türkiye’de Japonlarla joint venture kurduğumuz Otsuka, bir sinir sistemi ilacı üretti. Kişiden kişiye ilacın etkisini ölçen bir çiple etki ölçümü yapıp, ilacı her bir bireyin ne sıklıkta alması gerektiğini buluyor. İş bu noktaya gidiyor.

2020’de 1 milyar dolar hedefini revize etmeyeceğiz

“2020’de 1 milyar dolar ciro hedefi koyduk ve dolardaki bu çıkışla revize etmeyi de düşünmüyoruz. O rakam zaten sembolik, bizim temel hedefimiz 3 yıl içinde dünyanın en büyük 100 ilaç şirketi arasına girebilmek. Türkiye’den bir dünya markası çıkacaksa, bunlardan birinin biz olacağımıza inanıyoruz.”

Neredeyse her ay bütçe yapıyoruz

► Nasıl bakıyorsunuz ekonominin gidişatına, dolardaki yükselişe? Dibi gördük mü?

Ben ekonomist değilim ama bakınca bu seviyelerde seyretmesi bekleniyor diye görüyorum. Çok anormal bir durumla karşılaşmazsak bundan sonra artışın bugüne kadar olanki gibi zıplamalar şeklinde olmayacağı gibi bir görüşümüz var. 2017 için ortalama 3.60 gibi bir rakam koyduk. Planımızı buna göre yapıp artı eksi durumlarda ne yapmamız gerektiği konusunu sürekli şirket içinde sıcak tutuyoruz. Neredeyse aylık bütçe yapıyoruz. Bir bütçemiz var ama her ay gözden geçirip nerelerde sapma var hep izliyoruz.

Biyoteknoloji üretiminde tersine göç başlatacak

“Biyoteknloji üretimine başlıyoruz. Riskli bir karar çünkü eleman yok. Bu yatırımı yaptığımızda ne üretimde ne Ar-Ge’de ne de kalitede yetişmiş eleman bulamayacağımızı biliyorduk. Şimdi yurtdışından know how alıp, eleman yetiştireceğiz. Yurtdışında bu alanda yetişmiş Türkler var. Onlara geri dönme fırsatı sunacağız. Tesisimizde 2017’de üretime başlayacağız. Önce hammaddeyi alıp ilaç haline getirmek, kısa süre sonra da o hammaddeyi üretir hale geleceğiz.”

Risk almazsanız küçük kalırsınız

► 50’ye aşkın ülkeye ihracat yapıyoruz. En büyük operasyonlarımız olan ülkelerden Cezayir ve Kazakistan’da yatırım yapıyoruz.

► Kazakistan, orada yatırım yapanlara belirli ilaçları satma hakkı konusunda öncelik veriyor. Bunu değerlendirip orada 60 milyon dolarlık bir fabrika kurduk. Rusya dahil tüm bölgeye oradan ihracat yapacağız.

► Kazakistan yatırım için çok kaynağı olan bir ülke. İlaç sektörünün ise geride olduğu bir ülke. Yatırımcıyı çok destekliyorlar. Bu açıdan büyük bir fırsat. Ancak zor bir ülke. Bu iş cesaret işidir. Oralarda iş yapabilmek için cesaret gerekir. Bizim değerlerimizden biri de cesaret. Üretmeyelim, burdan mal gönderelim risk almayalım derseniz hep küçük kalırsınız.

► Cezayir ise lokal üretilmeyen ilaçların girişinde zorluk çıkarınca, orada da 40 milyon dolarlık bir yatırıma başladık. Bu yıl Mayıs gibi o fabrikamız üretime başlayacak. Uluslararası pazarlara ilk açılmaya başladığımız yer Cezayir. Oradan da çevre ülkelere ürün göndereceğiz.

Yönetim sırrı: İnanmak ve hatadan dönebilmek...

Yönetici olmanın en zor olduğu yıllardan birini geride bıraktık. Her şeyin anlamsızlaştığı günlerde, moraller düştüğünde şirketi yönetmek, motivasyonu yükseltmek zor. Böyle bir yılda yüzde 20’lik büyümeye imza atan Abdi İbrahim’in CEO’su nasıl bir yönetim gösterdi? Taşpolatoğlu şöyle yanıtladı: “Biz Abdi İbrahim olarak tüm olumsuzluklara rağmen kendimize ve ülkemize olan inancı kaybetmedik. Sanıyorum işin temelinde bu var. 105 yıldır ilaç işinde varız, daha nesillerce olma kararlılığındayız. Buradan aldığınız güçle, eğer kendinize ve ülkenize de güveniyorsanız oradan sıyrılıyorsunuz. Yönetici olarak da, firmamızın karar verebilmedeki esnekliği bu dönemlerde etkili oluyor. Fırsatları iyi görüp yatırımlara devam etme kararlılığı başarıya götürüyor. Bu firmanın en önemli özelliği çabuk karar verebilmesi ve kararlarını çabuk gözden geçirebilmesi. Tabii ki başarısız olduğumuz kararlarımız da olabiliyor ama yanlıştan çabuk dönüyoruz. Bunun önemli olduğuna inanıyorum.”

Abdi İbrahim, Avrupa ve ABD'de satın alacak şirket arıyor

İlaç gibi satın alma ve konsolidasyonların yoğun olduğu bir sektörde Abdi İbrahim yerli sermayede kalmaya devam ediyor. Peki bu bir kararlılık mı diye soruyoruz, Dr. Taşpolatoğlu şöyle yanıtlıyor: “Şirket hissesi satalım diye bir isteğimiz yok. Halka arz da hiç düşünmedik. Ancak eğer bizi bütün dünyada büyütecek bir fırsat olursa hisselerimizin bir bölümünü satabiliriz ama şu anda böyle bir durum yok. Tam tersine uluslararası olma yolunda arayıştayız. Avrupa ve ABD’de şirket satın alma ve şirket birleşmesi fırsatlarını araştırıyoruz, marka da olabilir fabrika da olabilir, çalışmaları başlattık. İnorganik büyüme için de düğmeye bastık. 2017’de duyar mısınız bilemiyorum ama 2020’ye kadar böyle bir satın alma haberini duyarsınız diye düşünüyorum.”

Bu konularda ilginizi çekebilir