23 °C

“Çelik sektöründe Ar-Ge ve yeni pazarlar ile tüm zorluklar aşılıyor”

Türkiye çelik sektörü, tüm engelleme faaliyetlerine rağmen ürünlerinin yüksek kalitesi, makul fiyatları ve güvenilirliği ile dış pazardaki rekabet gücünü korurken, yeni ihracat pazarları keşfederek ihracatını artırıyor.

“Çelik sektöründe Ar-Ge ve yeni pazarlar ile tüm zorluklar aşılıyor”

Türkiye çelik sanayiinin, Ar-Ge merkezlerinin katkısıyla katma değeri yüksek ürünlerin imalatını hedeflediğini söyleyen Türkiye Çelik Üreticileri Derneği Genel Sekreteri Dr. Veysel Yayan, yassı çelik üretimine yönelik olarak slab üretiminde önemli mesafe kaydedildiğini belirtti. Yayan, “2015 yılında sektörün genel üretiminde yüzde 26.3 payı bulunan slab üretimi, yeni yatırımlarla birlikte 2018 yılında yüzde 33.9 seviyesine yükseldi” dedi.

Sektörün korumacılık önlemleri, ticaret sapmaları, iç ve dış piyasada yaşanan tüketim kayıpları sebebiyle zor bir dönemden geçtiğini belirten Türkiye Çelik Üreticileri Derneği Genel Sekreteri Dr. Veysel Yayan, firmaların doğru pazar keşifleriyle ihracat oranlarını da koruduğunu kaydetti. Dr. Yayan, “AB ve diğer bazı ülkelerin korumacı uygulamaları ile bazı komşu ülkelerin siyasi yaklaşımları, çelik sektörümüzün ihracatını olumsuz yönde etkilemekteydi. Son bir yıldan bu yana, kayıplarını ihracat yolu ile telafi etmeye çalışan sektör temsilcileri yeni ihraç pazarları aramak durumda kaldı. Bu dönemde yeni keşiflerle, Orta Doğu/ Körfez, Kuzey Afrika ve Uzak Doğu ülkelerine yönelik ihracatımız artış eğilimine girdi” dedi.

“2020’de hem üretimde hem de tüketimde artış bekliyoruz”

Türkiye’nin ham çelik üretiminin küresel çapta devam eden korunma önlemleri ve 2018 yılının 2’nci yarısında başlayan 2019 yılında da devam eden iç tüketimdeki daralmanın etkisiyle gerileme gösterdiğini ifade eden Dr. Yayan, 2020 yılının, tüketim ve üretim açısından daha başarılı bir yıl olacağının değerlendirildiğini belirterek, “Yılın ilk 9 ayında ham çelik üretimi, bir önceki yılının aynı dönemine kıyasla yüzde 10,1 düşerek 25.3 milyon ton seviyesinde gerçekleşti. Yılın ikinci yarısından itibaren ekonomide başlayan toparlanmanın da etkisiyle, 2019 yılında üretimin, yaklaşık 34 milyon ton civarında olması beklenmektedir” şeklinde konuştu.

“Yılın ilk 9 ayında ihracat miktarı yüzde 9.4 arttı”

“Çelik ürünleri ihracatının ise 2019 yılının ilk yarısında miktar olarak yüzde 15, değer bazında yüzde 1,7 arttığını belirten Dr. Yayan, “İhracatımız küresel çaptaki korumacı tedbirlerin sınırlandırıcı etkisi sebebiyle, 2019 yılının ikinci yarısı itibariyle yavaşlama eğilimine girmiştir. Yılın üçüncü çeyreğinde ihracat miktar olarak yüzde 0,7 oranında, değer olarak ise yüzde 9,4 gerilemiştir. Yılın ilk 9 ayı itibariyle ise çelik ürünleri ihracatı miktar itibariyle yüzde 9,4 artışla 16.5 milyon ton, değer olarak yüzde 2,3 azalışla 12.2 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmiştir” diye belirtti.

“Üreticilerin korunması için yüksek ithalat oranlarını önlenmeli”

Türk çelik sektörünün korunması için özellikle yükselen ithalat oranlarının kontrol altına alınması gerektiğini ifade eden Dr. Yayan, şöyle konuştu, “2019 yılının ilk iki çeyreğinde tüketimdeki daralmaya bağlı olarak hem değer hem de miktar bazında yüzde 33 gerileyen çelik ürünleri ithalatı, üçüncü çeyrekte miktar bazında yüzde 1,1 artarken, değer bazında yüzde 12 geriledi. Başka bir ifade ile, 3’üncü çeyrekte ihracat, miktar yönünden de gerilerken, ithalat miktar yönünden artış eğilimi içerisine girmiştir. Ancak, ithalattaki gerilemenin, tüketimdeki gerilemeden daha düşük bir seviyede olması, yurtiçi tüketim içerisinde ithalatın payının artmasına yol açmıştır. Hal böyle iken, hâlâ yüksek seviyelerde bulunan ithalatın önlenmesi önem taşımaktadır” şeklinde konuştu.

“İthalatta yüzde 1 vergi alınması iç piyasayı korumasız bırakıyor”

ABD’nin koruma tedbiri kapsamında, yüzde 25 oranında vergi uygulaması ve AB’nin koruma tedbirlerini hayata geçirmesi, Fas’tan Avrasya’ya kadar, tüm bölgelerde koruma tedbirlerinin yaygınlaşmasının ardından ihracat pazarlarında ciddi daralmalarla karşılaştıklarını belirten, Yayan, “Küresel ölçekte korumacılık önlemlerinin arttığı, yüksek gümrük vergilerine ilave, engelleyici kotaların getirildiği bu şartlarda, Türkiye’nin ithalatında reel olarak, sadece ortalama yüzde 1 oranında vergi alınması ve ilave herhangi bir önleme başvurulmaması, iç piyasamızı dışarıya karşı savunmasız halde bırakmaktadır. Bu durum, pazar sıkıntısı çekmekte olan BDT ülkelerine ve üretimini artıran AB’ye ilave olarak, kapasiteleri giderek artan Asya ülkelerine karşı da ülkemizi açık pazar haline getirmekte ve korunmasız bırakıyor” dedi.

“AB’ye karşılıklılık esasları çerçevesinde yanıt verilmeli”

Bu yılın son çeyreğinde Türkiye’ye ithal edilen ürünlerin fiyatlarının üretim maliyetlerinin altına düştüğüne dikkat çeken Yayan, tüm çelik üreticilerinin zarar etmeye başladığını vurgulayarak şunları söyledi: “Hal böyle iken, AB tarafından yürürlüğe konulan son uygulamalar, doğrudan doğruya, Türkiye’nin AB ülkelerine ihracatını engellemeye yönelik bir yaklaşım olarak değerlendirilmektedir. AB tarafından, Türkiye’ye karşı alınan yoğun koruma tedbirlerine, bir an önce karşılıklılık esasları çerçevesinde yanıt verilmesine ihtiyaç duyuluyor. Dahilde İşleme Rejimi’nin, yurt içinde üretim kapasitesi olan ürünler itibariyle kademeli bir şekilde daha sıkı tedbirlerle kontrol altına alınması, performansa bağlı DİR belgesi uygulamasının daha da geliştirilmesi ve yerli girdi kullanımının teşvik edilmesi önem taşımaktadır. Aksi takdirde, ithalata dayalı dahilde işleme rejimi uygulamasının, çelik sektörüne ve ekonomiye olan katkısı sınırlı kalıyor.”

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap