COVID-19! Bırak ikinci dalgayı

Dr. Ahmet YARIZ kaleme aldı...

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Dr. Ahmet YARIZ - ADMİB Yönetim Kurulu Danışmanı

29 Nisan 2020'de “COVIDONOMİ: Korona günlerinde ekonomi yazmak” başlıklı yazımız yayınlandığında, salgın dünyada ve ülkemizde etkilerini yoğun bir şekilde hissettirmekteydi. Aradan geçen iki aylık süre içerisinde salgının hem dünyada hem de ülkemizde etkileri göreli olarak azaldı. Bireysel, toplumsal ve ekonomik yaşam normale veya moda deyimle yeni normale dönüş sürecinde iken salgında ikinci dalga veya yeni bir salgın söylemleri gündemde yer almaya başladı. Salgının insan, toplum ve ekonomik hayata etkileri henüz tam olarak ortadan kalkmamış iken ikinci dalga veya yeni bir salgın endişesinin gerçekleşmemesini dileyelim. İlk yazımızda salgına karşı alınacak bireysel, kurumsal ve kamusal tedbirler 3T (Tedbir-Takdir-Tevekkül) ile simgeleştirilmiş idi (1). Aradan geçen süreçte bu simgelere 3S (Sabır-Sabır- Sabır) ve 3S (Sabrın Sonu Selâmettir) olmak üzere iki grup simge daha ilave ederek yazımıza başlayalım.

Salgının başlangıcından itibaren tüm dünyada ve ülkemizde insan, toplum, sosyal hayat, ticaret, ekonomi vb. alanlarında tarihte görülmedik sınırlamalar, kısıtlamalar ve yasaklamalar konulurken hayatın asgari düzeyde olsa da kesintiye uğramadan devam etmesine yönelik çok sayıda tedbirler alındı. Bu yazımızda; alınan tedbirlerin makro ekonomik göstergelerde ürettiği sonuçlar ve yılın kalan dönemine ilişkin beklentiler ele alınmaktadır.

29 Nisan 2020 tarihli yazımızda salgın sürecini; özellikleri, etkileri, alınacak tedbirleri ve zaman boyutunu dikkate alarak Kısa Vade, Orta Vade ve Uzun Vade olarak üç farklı başlıkta tanımlamıştık. Bu başlıkları 1. Aşama, 2. Aşama ve 3. Aşama şeklinde ifade etmekte mümkündür.

Kısa Vade (1. Aşama): Salgının kontrol altına alındığı anonsu resmi makamlar tarafından yapılmış olmakla birlikte tekrarlama riskine yönelik net bir açıklama henüz ilan edilmediği için ilk yazımızda 0-3 ay aralığında olabileceğini ifade ettiğimiz bu dönemin tamamlandığı ve orta vadenin (2. Aşamanın) başında olduğumuz genel kabul görmektedir. Bu dönemin öncelikli ve neredeyse tek hedefi; birey, aile, kurumlar ve ülke olarak kalıcı hasar almadan geçilmesidir.
Orta Vade (2. Aşama): Birinci aşamanın tamamlanmasından itibaren 3-9 ay aralığında bir zaman alabileceğini ifade ettiğimiz bu aşama Mart 2021’e kadar sürebilecektir. Ayrıntılı bir hasar tespit çalışmasının ardından tedavi programı, rehabilitasyon ve restorasyon faaliyetleri bu dönemin en önemli ve öncelikli faaliyetleridir.

Uzun Vade (3. Aşama): Toplumsal ve ekonomik faaliyetlerin hızlı bir şekilde COVID-19 öncesi düzeye yaklaştığı dönem olup ne kadar süreceği global politik ve finansal konjonktür ile ülkelerin kendi dinamiklerine göre farklılık gösterebilecektir. Ülkemiz için bu sürenin 2021 sonunu aşabileceği değerlendirilmektedir.

Salgın başlangıcında devletler, temel insanı ihtiyaçların karşılanması, ekonomik hayatın devamı, üretim ve tedarik zincirinde kesinti olmadan 2. Aşama ve 3. Aşamaya salimen geçiş için nakit yardımlar, finansmana (krediye) erişimin kolaylaştırılması ve maliyetinin düşürülmesi ile vergi ertelemeleri gibi bütçe açıklarının artmasına, kamu borç yükününü ağırlaşmasına ve parasal genişlemeye neden olan önlemler almıştır. Alınan önlemlerin ülke ekonomileri üzerinde en hızlı ve en olumsuz etkileri bütçe dengesi ve kamu borçluluk seviyelerinde görülmüş, süreç içinde kamu gelirleri dramatik biçimde azalırken giderler hızlı bir şekilde artmış, doğal olarak bütçe açıkları ve finansman ihtiyacı büyümüştür. Artan açığın finansmanında kamu borçlanmasına ağırlık verilirken bazı gelişmiş ülkelerde merkez bankası kaynakları da kullanılmıştır. Sonuç olarak kamunun borçluluk oranları hızla yükselmiş ve merkez bankalarının bilançoları büyümüştür.

Ülkemiz ile birlikte başta ABD, Avrupa Birliği, gelişmiş ülkeler ile birlikte çok sayıda ülke yukarıda ifade edilen önlemleri içeren çok sayıda ekonomik paket açıklamıştır. Dünya ekonomisine ve finansal sistemine yön veren en etkili kurum FED bu konuda öncülük yapmış, bilançosunu kısa zamanda 4 trilyon USD’den 10 trilyon USD’ye büyüteceğini ilan etmiştir. Güncelde bilanço büyüklüğü 7 trilyon USD’ye ulaşmıştır.

Ülkemizde açıklanan ekonomik paketlerin günceldeki tutarının 250 milyar TL’yi aştığı ve ürettiği ekonomik gücün çarpan etkisiyle 600 milyar TL’ye ulaştığı ifade edilmiştir.
Orta Vadeye (2.Aşama) geçişin başlangıcında olduğumuz bugünlerde temel makro ekonomik göstergelerde güncel durum ve yıl sonu beklentileri aşağıda ifade yer almaktadır:

GSYH ve Büyüme: Ekonomide canlılık geçen yılın ikinci yarısından itibaren hızlanmış, GSYH üçüncü çeyrekte % 1 ve dördüncü çeyrekte % 6 büyürken ilk iki çeyrekteki küçülme nedeniyle yılın tamamındaki büyüme % 0,9 olmuştur. COVID-19’un sosyal ve ekonomik hayata etkileri mart ayının ortasından itibaren hissedilmeye başlanmış, nisan ayında en şiddetli seviyeye yükselmiş ve mayıs ayında göreli olarak azalmıştır. Ekonomide büyüme trendinin yeni yılda devam etmesi, yılın ilk çeyreğinde salgın etkilerinin henüz hissedilmemesi ve 2019 yılının ilk iki çeyreğindeki düşük baz etkisi nedeniyle 2020’nin ilk çeyreğinde % 4,5 gibi dikkat çekici bir büyüme performansı ortaya çıkmıştır. Yılın ikinci çeyreği sona ererken salgının etkileri azalmaya başlamış ve ekonomik canlanma nisan ayına göre artmış iken ikinci dalga veya yeni bir salgın tehditleri gündemde sınırlı olsa da yer almaya başlamıştır. Bu faktörler yılın kalan bölümündeki ekonomik büyümeyi aşağı yönlü baskılayabilecektir. Öte yandan dünyanın gelişmiş ve gelişen ekonomileri için ekonomik beklentiler tarihte görülmemiş düzeyde küçülmeye işaret etmektedir. Bu bağlamda uluslararası kurumlar Türkiye ekonomisinin 2020 yılında % 4 - % 8 gibi oldukça geniş bir aralıkta küçülmeye maruz kalabileceği yönünde değerlendirmeler yayınlamıştır. Uluslararası kurumların bu beklentilerine rağmen, ülkemizin dünyanın diğer ülkelerine göre daha iyi bir büyüme oranı yakalayabileceğini ve sürpriz bir performans gösterebileceğini düşünmekteyiz.

Enflasyon: Enflasyon 2018 yılında % 20,3 oranındaki yüksek seviyelerinden hızlı bir gerileme göstermiş ve geçtiğimiz yılı % 11 ile tamamlamıştır. Salgın döneminde yaşanan gelişmelerin etkisiyle enflasyon mayıs ayında % 1,36 ve yılın ilk beş ayında toplam % 4,57 (geçen yıl aynı dönem % 4,99) olurken yıllık değer ise % 11,39’a yükselmiştir. Döviz fiyatları, gıda ve sağlık fiyatlarındaki artışlar ilk beş aydaki enflasyonu besleyen gelişmelerdir. Bu yılın temmuz ve ekim ayı enflasyon oranları 2020 yılı enflasyonunda belirleyici olacaktır. Zira geçen yılın enflasyon stokunda (temmuz ayında % 1,36 ve ekim ayında % 2 olmak üzere) % 4’e yakın ve oldukça yüksek bir oran bulunmaktadır. Yıllık enflasyon hesabında geçen yıla ait yüksek oranların hesaplamadan çıkması ve 2020 yılı temmuz ve ekim ayında daha düşük seviyelerde oluşabilecek oranların hesaplamaya girmesi ile enflasyon aşağı yönlü olacaktır. Yıl içinde geçici bir artış gerçekleşse bile azalan trend ile enflasyonun yıl sonunda % 10 civarına gerilemesi beklenmektedir.

İşsizlik: 2019 yılını % 13 ile tamamlayan işsizlik, oranı en son verinin açıklandığı mart ayına kadar ılımlı bir seyir izlemiş ve sınırlı bir artışla % 13,2’ye yükselmiştir. Verilerin yayınlama takvimi nedeniyle salgının negatif etkileri henüz işsizlik oranlarına yansımamıştır. Ancak GSYH ve Büyüme bölümünde ifade edilen gelişmelerin işsizliği doğrudan etkileyeceği dikkate alındığında işsizliğin nisandan itibaren yükselişe geçmesi kaçınılmazdır. Öte yandan salgın döneminde istihdama yönelik düzenleme ve sınırlamaların işsizlik oranlarını aşağıya çekebilme ihtimali göz ardı edilmemeli ve salgın döneminde diğer ülkelerde görülen yüksek oranlı sıçramalar beklenmemelidir. Yıl içinde daha yüksek oranlara ulaşmakla birlikte yıl sonunun % 14 - % 16 aralığında gerçekleşmesi beklenmektedir.

Dış Ticaret ve Ödemeler Dengesi: Geçtiğimiz yıl; Dış Ticaret Dengesi 29 milyar USD, ihracatın ithalatı karşılama oranı % 86, cari işlemler dengesi (uzun yıllar sonra ilk kez) 8 milyar USD ve cari işlemler dengesi/GSYH % 1,1 ile tamamlanmıştır. Geçen yılın devamı olarak 2020 ilk çeyrek büyüme açısından yukarı yönlü bir performans gösterirken dış ticaret dengesi ve ödemeler dengesinde ise aşağı yönlü etkiler üretti. Ocak-Nisan 2020 döneminde dış ticaret açığı -17,5 milyar USD (geçen yıl aynı dönem 8,7 milyar USD) ve ihracatın ithalatı karşılama oranı % 75 (geçen yıl aynı dönem % 87), cari işlemler dengesi -12,8 milyar USD (geçen yıl 0,9 milyar USD) olarak gerçekleşmiştir. Yurt dışından sermaye girişlerinin azalması nedeniyle açığın finansmanında ağırlıklı olarak rezervler kullanılmıştır. 2020 sonu için öngörüde bulunmanın zorluklarına rağmen tahminlerimiz aşağıdaki şekildedir: İhracat 160 milyar USD, ithalat 200 milyar USD, dış ticaret dengesi -40 milyar USD, cari işlemler dengesi -30 milyar USD ve cari işlemler dengesi/ GSYH % 4.

Bütçe Dengesi: 2018 yılında -49 milyar TL ve geçen yıl -73 milyar TL olarak gerçekleşen bütçe dengesi 2020 yılında ise -139 milyar TL olarak hedeflenmiştir. Bütçe dengesi salgın etkilerinin hissedilmeye başlandığı mart ayında -44 milyar TL ve nisan ayında -43 milyar TL olmak üzere iki ayda -87 milyar TL’ye ulaşmıştır. Mayıs ayında toparlanma etkileriyle bütçe dengesi -17 milyar TL’ye gerilerken Ocak-Mayıs dönemi için -90 milyar TL’ye ulaşmıştır (Geçen yıl -66 milyar TL). Ekonomik ve siyasal konjonktürde olağanüstü bir gelişmeme olmaması, ilk yarıya göre ekonomik canlılığın artması ve ikinci dalga ihtimalinin azalmasına bağlı olarak bütçe dengesinin +/- % 10 sapma ile -180 milyar TL civarında ve bütçe dengesi/GSYH’nın ise % -5 civarında (geçen yıl %-2,9) oluşabileceği tahmin edilmektedir.

Kamu Borçluluk Seviyesi: 2019 verilerine göre Kamu Brüt Borç Stoku (KBBS) 1,5 trilyon TL ve KBBS/GSYH oranı % 34 seviyesindedir. Bu oran birçok gelişmiş ülke ve aynı kategoride yer aldığımız ülkelere göre oldukça düşüktür. Salgın sürecinde bütçe açıkları ve açıklanan ekonomik paketlerin finansmanı için borçlanmaya ağırlık verilmesi ile KBBS yükselmektedir. Ancak bu artışlar ile 2020 sonunda KBBS 2 trilyon TL’ye ve KBBS/GSYH % 42 civarında bir orana yükselse dahi gelişmiş ülkeler ve aynı ekonomik gruptaki ülkelerin salgın öncesindeki oranlarına göre çok daha düşük bir düzeydedir.

Diğer: Ekonomik aktiviteyi ölçmek amacıyla kullanılan çok sayıda gösterge (kapasite kullanım oranı, bankacılık sektörü kredi düzeyi, karşılıksız çek ve protestolu senetlerin oranı, konut ve otomotiv satışları, satın alma yöneticileri endeksi vb.) nisan ayında toparlanmanın başladığına işaret etmektedir.

Sonuç olarak COVID-19 sürecinin Orta Vadenin (2. Aşamanın) başlangıcında olduğumuz bugünlerde nisan ayında en kötünün görüldüğü ve dip seviyelerden yukarı yönlü bir çıkışın yaşandığı bir ivme yakalanmış durumdadır. Bu gelişmelere ilave olarak; salgının global üretim ve tedarik zinciri ve alışkanlıklarında köklü değişimlere neden olabilmesi ihtimali, ülkemizin üretim gücü ve kapasitesi ile Avrupa pazarına yakınlık avantajı, genç nüfusumuz, iç talep potansiyeli, son kırk yılda yaşanan çok sayıda ekonomik ve siyasal krizlerin kazandırdığı dayanıklılık ve tecrübenin ülkemiz için çok önemli fırsatlar oluşturduğu düşülmektedir. Bütün bu hususları birlikte değerlendirildiğinde ülkemiz salgını diğer ülkelere göre daha aza hasarla atlatabilecek ve gelecekte önemli fırsatları yakalayabilecektir.

Dipnot:

(1) 29 Nisan 2020 Dünya Gazetesi 3T (Tedbir-Takdir-Tevekkül) Tedbir: Prensipler dizisinin birinci aşaması. Bireysel ve kurumsal olarak gerekli tüm tedbirleri azami ciddiyet ve özenle tartışmasız şekilde almak, sürdürmek ve ALLAH korusun demek. Takdir: Prensipler dizisinin ikinci aşaması. Gerekli ve yeterli tüm tedbirleri aldıktan sonra (inananlar olarak) ALLAH’ın bizler için tayin ettiği sonucu beklemek. Tevekkül: Prensipler dizisinin üçüncü aşaması. Alınan tedbirlerden sonra oluşan takdirin sonuçlarına rıza göstermek, yeni duruma uyum sağlamak ve hayata devam etmek.