11 °C

Ekonomide ikinci yarı beklentileri...

Hakan GÜLDAĞ yazdı...

Ekonomide ikinci yarı beklentileri...

Bireyler, aileler, girişimciler... Ekonominin temel birimlerinin yanıtını en çok aradığı sorulardan biri ‘Ekonomi ne durumda?’ ise bir diğeri ‘nereye gidiyor?’ sorusudur.

Ekonomi gazeteciliğinde gelecekle ilgili ipuçları önemlidir. Ekonomiyle ilgili internet, TV, gazete ve diğer yayınların ilgi görmesinin nedeni de budur. Ekonominin ne durumda olduğu ve nereye gittiği sorularına ne ölçüde yanıt verebildiklerine göre bu ilgi artar.

Bu sorularının yanıtı için ilk bakılan yerlerden biri büyüme verileridir. Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’daki (GSYH) artış ve düşüşler büyümenin, dolayısıyla da Türkiye ekonomisinin nasıl bir seyir izlediğini gösterir.

Türkiye ekonomisinin büyüme performansı ile ilgili son veri kısa süre önce açıklandı. Buna göre, Türkiye ekonomisi 2019’un ikinci çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 1.5 daraldı.

İkinci çeyrekte bir önceki yıla göre daralma oldu olmasına ama bir önceki çeyreğe göre de yüzde 1.2’lik bir büyüme yaşandı. Yılın ilk çeyreğinde de 2018’in son çeyreğine göre yüzde 1.3’lük bir büyüme gerçekleşmişti.

Özetle söylenebilecek olan şu: Geçen yıla göre ekonomi daralmaya devam ediyor. Ancak, makas da kapanıyor. Bir başka ifadeyle, “küçülme oranı küçülüyor”. Henüz ‘dipten çıktık’ diyemiyoruz. Öte yandan ekonominin toparlanma emareleri de belirginleşiyor.

Hedefe varmak için yüzde 6 büyüme lazım

Peki bundan sonra büyüme cephesinde hangi gelişmeler beklenebilir?

Yeni açıklanan ikinci çeyrek büyüme verisiyle birlikte 2019’un ilk yarısında Türkiye ekonomisi yüzde 1.9 küçülmüş oldu.

Matematik olarak bakarsak, Türkiye ekonomisinin bu yıl küçük de olsa bir pozitif büyümeye geçmesi için ikinci yarıda yüzde 1.7’in üzerinde bir büyüme kaydetmesi gerekiyor. Yani ikinci yarıda toplam yüzde 1.7 büyürsek yılı sıfır büyüme ile kapatırız.

Yeni Ekonomi Programı’nda hedeflendiği gibi 2019’da yüzde 2.3 büyümeye ulaşmak için ise ikinci yarıda yüzde 6, hatta biraz üzerinde büyümemiz lazım.

Eğer bu yılın ikinci yarısı geçen yılın ikinci yarısı ile aynı seyri izlerse Türkiye ekonomisi 2019’da yüzde 1 civarında küçülecek.

Sanayi üretimi-büyüme ilişkisi

Gerçi aradaki bağlantı farklı hesaplama yöntemlerine geçilmesiyle önemli ölçüde zayıflamakla birlikte, büyümenin nasıl bir seyir izleyeceğine ilişkin en güçlü ipuçlarını sanayi üretiminden çıkarmak mümkün.

Bir çok ülkede olduğu gibi, Türkiye’de de Türkiye İstatistik Kurumu milli gelir (GSYH) istatistiklerini 70 ila 90 gün arasında bir gecikmeyle açıklıyor. Sanayi endeksinde ise bu süre 38 gün. Bu da milli gelir verilerinin açıklanmasından çok daha önce büyümeye ilişkin bize bir tahmin imkanı veriyor. Herhangi bir üç aylık dönemde sanayi üretimindeki değişim, 2-3 puan farkla milli gelir büyüme oranlarında da gerçekleşiyor. Tabii aynı istikamette... Azalıyorsa büyüme de azalıyor, artıyorsa büyüme de artıyor.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun açıkladığı verilere göre, sanayi üretimi bu yıl ikinci çeyrekte geçen yılın yüzde 3.4 altında kaldı.

Bu oran herhangi bir arındırma işlemine tabi tutulmamış, ‘ham’ veriyi gösteriyor. Yani, ikinci çeyrek boyunca ne üretebildiysek onu...

Birinci çeyrekte sanayi üretimi yüzde 5.6 düştü, buna karşılık GSYH yüzde 2.6 azaldı.

İkinci çeyrekte sanayi üretimindeki azalma yüzde 3.4 oldu. GSYH da yüzde 1.5 küçüldü.

Son çeyrekte büyüme yeniden başlar

Sanayi üretiminin üçüncü çeyrekte nasıl seyrettiğine ilişkin bir veri açıklanmadı. Temmuz ayı verisi bu ayın ortasına doğru açıklanacak. Ancak elimizde temmuz ve ağustos aylarına ilişkin PMI rakamları var. Türkçesiyle Satın Alma Yöneticileri Endeksi... Buna göre haziran ayında yüzde 47.9 olarak ölçülen Türkiye İmalat PMI endeksi temmuz ayında 46.7’ye geriledi. Ağustosta ise tekrar artarak 48’e yükseldi.

Bu dalgalı seyre bakarak sanayi üretimi ve dolayısıyla büyümeye ilişkin bir çıkarımda bulunmak zor. Yine de ekonominin ‘arz’ tarafının ötesinde ‘talep’ tarafına, özellikle de Perakende Satış Hacmi verilerine bakınca, üçüncü çeyrekte ekonominin pozitif büyümeye geçme ihtimali var. Geçemeyecekse de toparlanmanın devam edeceğine ilişkin işaretler artıyor.

Bu önemli çünkü eğer üçüncü çeyrekte de küçülürse, ekonomi üst üste dört çeyrek, yani bir yıl boyunca küçülmüş olacak.

Son 20 yılda ekonomi üst üste dört çeyrek küçülmeyi üç kez yaşadı. (1999, 2001 ve 2009 dönemleri) Bu dördüncüsü olacak. Türkiye ekonomisinin çeyrek bazında yeniden pozitif büyümeye geçmesini asıl olarak yılın dördüncü çeyreğinde bekliyoruz. Son çeyrekte kuvvetle beklenen büyümede baz etkisinin de katkısı olacak. Geçen yıl ilk üç çeyrekte büyüme gösteren Türkiye ekonomisi dördüncü çeyrekte yüzde 2.8 küçülmüştü.

Türkiye sadece rakamla anlaşılamaz

Bütün bunların ötesinde, konu Türkiye olunca, ekonomik gidişatı sadece rakamlardan izlemek yanıltıcı olabilir. Bu farkın en önemli nedeni Türkiye’deki girişimci dinamizmidir. Bu dinamizm, rakamlarla ve formüllerle ifade edilemediği için istatistiklere yansımaz.

Rakamlara boş verip, aşırı bir iyimserlik tuzağına ya da ham hayallere kapılmak değil bahsettiğim. Aksine, riskleri belirlerken karamsarlardan daha gerçekçi olmak ama önemli olanın da fırsatlar olduğunu bilmek gerekiyor.

Ekonomide sıkıntı çok, süreç de epey uzadı. Ama bu bizi hayata kara gözlüklerle baktırmamalı. Hele ki girişimcilerimiz, Amerikalı psikolog Martin Seligman’ın ‘öğrenilmiş çaresizlik’ olarak tanımladığı ruh haline kendisini kaptırmamalı. Bu ruh haline girenler, her şeyden şikayet eder. Sürekli eleştirir ama çözüm üretmez. İster istemez de karamsarlık yaymaya, komplo teorileri üretmeye yatkın olurlar.

Bütün zorluklara rağmen, en olumsuz koşullarda bile bir çıkış yolu bulmaya ve üzerine düşeni yapmaya çalışan girişimcilerimiz dün olduğu gibi bugün de Türkiye ekonomisinin en büyük umudu. 2001’e, 2009’a bakın... Girişimcilerimizin dinamizmi bugünkü sıkıntılı dönemden de çıkmanın ve büyümenin itici gücü olacak. Onların önümüzdeki toparlanma sürecine coşkuyla katılımı, Türkiye’nin ileriye doğru yeni hamlesinde çok kritik bir rol oynayacak. Bu hamlenin hız kazanabilmesi ise zemine bağlı. Aynen bir yarış pistinde olduğu gibi... Kaygan bir zemin tehlikelerle doludur. Güven duyduğunuz bir zemin bulduğunuzda ise performansınız artar.

Öyleyse, ekonominin aktörlerinin performansını yükseltmek için nereye odaklanmamız gerektiği çok açık...

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap