24 °C

İhracatı koruyacak, ithalatı azaltacak önlemlerin alınması bekleniyor

Türkiye çelik sektörü, Avrupa Birliği (AB) ülkeleri tarafından 2018’de başlatılan; 2019’da da hız kazanarak devam eden korumacılık ve kota önlemleri sebebiyle zor günler yaşıyor.

İhracatı koruyacak, ithalatı azaltacak önlemlerin alınması bekleniyor

2018 yılında Türkiye’ye 17.7 milyar dolar ihracat değeri yaratan ve ülke ihracatında yüzde 10.5 pay sahibi olan Türk Çelik Sektörü’nün üretimi, AB’nin kota uygulamaları nedeniyle bu yılın ilk 10 ayında yüzde 5.3 oranında geriledi. Son olarak Türkiye; dünya çelik üretiminde en büyük 20 üretici arasında üretimi en fazla gerileyen ülke oldu. Sektörde ihracatın korunmasının önemine vurgu yapan sektör temsilcileri, AB ülkelerinin tek taraflı politikalarına karşı, çelik ürünleri ithalatını azaltıcı tedbirler alınmasını istiyor.

Çelik tüketiminde yaşanan yüksek oranlı daralmaya rağmen yılbaşından beri yerli firmalar açısından negatif olarak seyreden ithalat oranlarının da ağustos ayında yüzde 30 oranında artış göstermesi, sektördeki endişeyi yükseltti. İthalat oranlarının artmaya devam etmesi halinde, son dönemde gerçekleştirilen yatırımlarla artırılan üretim kapasitesinin boş kalmasından endişe duyuluyor.

Çelik ihracatında miktar artsa da değer düşüyor

Sektör temsilcileri, 300 bin kişinin istihdam edildiği çelik sanayiinin ve ekonomisinin korunması için AB ülkelerinin tek taraflı politikalarına karşı, karşılıklılık esasları çerçevesinde çelik ürünleri ithalatını azaltıcı tedbirler alınmasını istiyor. Çelik ihracatı ocak-eylül dönemi istatistiklerine göre, miktar bazında yüzde 9,4 artmasına rağmen değerde yüzde 2,3 oranında geriledi. Bu oranlarla birlikte dış piyasalarda yerli firmaların kâr marjları ciddi ölçüde düştü. Gelinen noktada, yurtiçi tüketimin düştüğü, ihraç piyasalarının daraldığı, bazı çelik üreticilerinin üretimi durdururken bazılarının da vardiya azalttığı haberleri birbirini takip etti. İhracatı arttırarak kayıplarını telafi etmeye çalışan üreticiler, korumacı politikalar, ticaret sapmaları ve AB’nin, tamamen Türkiye’yi hedef alan uygulamaları sebebiyle adım atmakta zorluk yaşıyor.

Dahilde İşleme Rejimi, ithalata karşı yeniden gözden geçirilmeli

Türkiye dışında, AB’nin kota sınırlarına yaklaşan veya geçen başka bir ülkenin bulunmadığına dikkat çeken sektör temsilcileri, AB’nin korumacı politikalarının doğrudan Türkiye’yi hedef aldığını belirtiyor. Ayrıca AB Komisyonu’nun tek taraflı uygulamalarıyla Türkiye ile imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması’nı tümüyle göz ardı ettiğini savunan sektör temsilcileri, AB’nin yanlı tutumuna karşı hukuki çerçevede önlem alınmasını bekliyor. İlk olarak yurtiçi çelik tüketiminde ithalatın payının düşürülmesi için çalışmaların bir an önce başlaması çağrısında bulunan sektör temsilcileri, ‘Dahilde İşleme Rejimi’ uygulamasında, Türkiye’de yeterli kapasitenin bulunduğu ürünlerin ithalatını zorlaştıran önlemlerin alınmasını ve uygulamanın yeniden gözden geçirilmesini istiyor.

Türk çelik üreticileri, AB’nin serbest ve adil ticaret prensiplerini sorguluyor

AB’ye üye ülkelerde tüketicilerin ileride ürün bulamayacakları endişesiyle, stok maliyetlerine katlanmak pahasına yaptıkları ve tümüyle AB’nin sorumlu olduğu yüksek miktardaki alımlardan da Türk üreticilerinin sorumlu tutulması, AB’nin objektiflikten tümüyle uzaklaştığı, serbest ve adil ticaret prensibini göz ardı ettiği eleştirilerine neden oldu. Ülke kotası grubunda bulunan uzun ürünler için Temmuz 2018-Ocak 2019 arasını kapsayan geçici önlem döneminde 1.6 milyon ton olan uzun ürün ihracatı, Şubat-Haziran 2019 arasını kapsayan nihai kotanın ilk döneminde 718 milyon ton seviyesinde gerçekleşti.

Diğer taraftan, sektör temsilcileri, çelik üreticilerinin AB piyasasına yöneldiği ve ABD’ye yapamadığı ihracatı, AB’ye yönlendirdiği iddialarının da gerçeği yansıtmadığını ifade ediyor.

AB son olarak 2 Şubat 2019 tarihinden itibaren, 3 devre olarak başlattığı nihai korunma önlemi uygulamalarını ise tüm tepkilere rağmen genişletmeye devam ediyor. 1 Temmuz 2019 ila 30 Haziran 2020 dönemini kapsayan ikinci dönem kotaları için bazı değişikliler yapan AB, aldığı kararları 1 Ekim 2019 tarihinden itibaren uygulamaya koydu. Yürütülen söz konusu kararlara göre, halihazırda global pazarda kota uygulanan tek kategori olan sıcak haddelenmiş saclar için çeyreklik dağıtılan kota miktarında, bir ülke her çeyrek için en fazla yüzde 30 faydalanabilecek. Kaplamalı saclar ithalatında ise AB gümrüklerinde ayrıştırmada yaşanan sorunların çözülmesi amacıyla 4B alt kategorisinde yer alan ürünler nihai kullanım prosedürlerine tabi olacak. İnşaat demiri ve filmaşin kotası tükenen Türkiye, diğer ülkelerin kotasının da dolması sebebiyle son çeyrekte bir ülke diğerleri kotasından en fazla yüzde 30 faydalanabilecek.

Kota artırım oranı yüzde 5’ten yüzde 3’e düşürüldü

Toplam kotanın büyük çoğunluğunun ayrıldığı Rusya’nın kota kullanımının çok düşük olması ve diğer ülkelerin kotalarını doldurması sebebiyle, geniş çaplı dikişli borular ithalatında uygulanan ülke kotasının verimli olmadığına karar verilerek, global kotaya geçildi. 2018 yılında AB’ye yönelik ithalatın çok yükselmiş olması, genel ekonomik ve endüstriyel göstergelerin değerlendirilmesi sonucu her dönem için kota artırım oranı yüzde 5’ten yüzde 3 oranına çekildi. Son olarak güncel ithalatın incelenmesi sonucunda, daha önce AB ithalatında Türkiye’nin payının yüzde 3’ün altında kalması sebebiyle muaf tutulduğu kaynaksız borular kategorisinde, Türk çelik sektörü, diğerleri kotasına tabi oldu. Türkiye ayrıca daha önce diğerleri kotasına tabi olduğu sıcak haddelenmiş paslanmaz quarto levhalar kategorisinde ise önlemden muaf tutuldu. AB’nin ikinci dönem kotalarından, halihazırda global kota uygulanan tek kategori olan sıcak haddelenmiş saclara yönelik çeyreklik kota miktarında ise Türkiye bir ülke kotasından en fazla yüzde 30 ve uzun ürünler için son çeyrekte bir ülkenin diğerleri kotasından en fazla yüzde 30 oranında faydalanabilecek.

AB’nin kendi üreticisini korumak adına objektiflikten tümüyle uzaklaştığını, serbest ve adil ticaret prensiplerini göz ardı ettiğini savunan sektör temsilcileri, “Artık bıçak kemiğe dayandı” yorumlarını açıkça dillendiriyor. Türkiye’nin karşı tedbirlerini uygulamaya koymaktaki gecikmenin çelik üretiminin daha ciddi daralmasına yol açacağını kaydeden sektör temsilcileri, bu durumun yerli girdi tedarik stratejisine duyulan güveni de tahrip edeceğine dikkat çekiyor. Türk çelik üreticileri AB’nin hukuksuz eylemleri karşısında tepkisiz kalınmasının, hiçbir gerekçesi bulunmadığına dikkat çekip, karşı hamlelerin ivedilikle yapılmasını bekliyor.

AB koruma uygulamalarını giderek genişletiyor

Avrupa Birliği, 2 Şubat 2019 tarihinden itibaren, 3 devre olarak başlattığı nihai korunma önlemi uygulamalarını tüm tepkilere rağmen genişletmeye devam ediyor. 1 Temmuz 2019 ila 30 Haziran 2020 dönemini kapsayan ikinci dönem kotaları için bazı değişikliler yapan AB, aldığı kararları 1 Ekim 2019 tarihinden itibaren uygulamaya koydu.

Payın %3'ten az olması nedeniyle Türk çeliği diğerleri kotasına tabi oldu

2018 yılında AB’ye yönelik ithalatın artması sonucu her dönem için kota artırım oranı yüzde 5’ten yüzde 3'e çekildi. Güncel ithalatın incelenmesi sonucunda, daha önce AB ithalatında Türkiye’nin payının yüzde 3’ün altında kalması sebebiyle muaf tutulduğu kaynaksız borular kategorisinde, Türk çelik sektörü, diğerleri kotasına tabi oldu.

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap