23 °C

Şimdi ‘dinamik bütçe, senaryoyla yönetim’ zamanı

Gazeteci Hakan Güldağ'ın yazısı...

Şimdi ‘dinamik bütçe, senaryoyla yönetim’ zamanı

Yılın bu dönemi şirketler bütçeye yoğunlaşır. Bu yıl da öyle... En büyüklerinden küçüklerine pek çok şirket 2020 bütçelerini hazırlamaya çalışıyor. Çalışıyorlar çalışmasına ama hazırladıkları bütçeden emin değiller. Öyle bir dönemde yaşıyoruz ki, belirsizlikler çok yüksek. Sadece Türkiye’de değil, dünyada da öyle...

Birkaç hafta önce İngilizlerin ünlü The Economist dergisi kapağında “dünya ekonomisindeki anlamlandırılamayan tuhaflıklara” dikkat çekiyordu. Üstelik The Economist bu konuda yalnız değil. Son dönemde artan sayıda analist özetle, “Bir şey geliyor ama neyin geldiğini anlamıyoruz” diyor. İşte bu yüksek belirsizlik düzeyi bütçe yapımına bakışı değiştirmeye başladı. Hızla farklılaşan koşullar bütçe hazırlama süreçlerini de farklılaştırıyor.

Ekonomik, sosyal, politik, jeopolitik...

İş dünyasını çevreleyen ve etkileyen koşulların tümünde dalga boyu arttı. Birçok nedenin birbirine bağlı olarak meydana getirdiği dalgalanmalar üretim, tüketim, para dolaşımı ve yatırımlar üzerinde gerçekçi tahminler yapabilmeyi zorlaştırıyor. Kısacası, konjonktür farklı yönlerden esen rüzgarlarla sürekli değişiyor. Şirketlerin yol haritaları olan bütçelerin de bu hızlı değişim dikkate alınarak hazırlanmasını gerekiyor. Şimdi ‘dinamik’ bütçe dönemi! Yıllık bütçe hazırlama dönemi bitiyor, daha kısa vadeler için bütçe hazırlamak öne çıkıyor. Şirketlere, sağlıklı bir yönetim için bütçelerini üçer aylık hazırlamalarını ve bunları da sık sık gözden geçirmeyi tavsiye ediliyor.

Dinamik bütçe düzenini gerekli kılan koşullar aynı zamanda yönetim yaklaşımlarını da değiştiriyor. Dünyada hem ekonomik hem de jeopolitik mimarinin bozulduğu bir süreçte türbülans devam edecek. Gelgitler, zikzaklar sürecek. Artık en istikrarlı ülkelerde bile gelecek günlerin ne getireceğini kestirmek zor. Olayların gelişimindeki ani virajlar, ‘U’ dönüşleri, yol kazaları ve beklenmedik olaylar, yapılan tahmin ve öngörülerin çoğunluğunu geçersiz kılıyor.

Geleceğe hazırlanmak Türkiye’de ayrıca zorlukları olan bir iş. Kabul edelim ki, bizim ekonomimizde belirsizlik dozu yüksek. Dünya konjonktürü bir yana, işler iyi giderken olmayacak bir hata ile tökezleme riski bizde oldukça yüksektir. Tabii bunun karşısında, umutsuzluk ve çaresizliğin dibe vurduğu noktada hiç kimsenin ummadığı geri dönüşler de bize özgüdür. Bütün bu koşullar, ‘dinamik bütçe’ yaklaşımının bütünleyicisi olarak şirketlerin “senaryolara dayalı yönetilmesini” adeta zorluyor.

Tabii, ‘senaryo planlaması’ her tür belirsizliği ortadan kaldıracak bir sihirli değnek değil. İçine bakıp geleceği görebileceğiniz bir ‘mavi küre’ de değil. Ne bir kehanet yöntemi, ne de bir tahmin tekniği...

Senaryo planlaması yönteminde esas amaç, geleceğe yön verecek ana eğilimleri belirlemek. Bunlar üzerinde kafa yorarak, bugün olduğu gibi hızlı ve kapsamlı değişim dönemlerinde yönetim kalitesini yükseltebilmek. Değişik ihtimallerin hesaba katılması işler karıştığında kararların aceleye gelmesini önlemenize yardımcı olacak. Senaryo planlaması risklere karşı hazırlıklı olmaya imkan verdiği için risk ve kriz yönetiminin etkinliğini arttıracak. Farklı ihtimallerin zihinde harman edilmesi, bizi önyargılardan ve son kullanma tarihi dolmuş düşüncelerden uzaklaştıracak.

Teori ile pratik arasında sağlam bir bağlantı kurulması senaryo planlaması yönteminin en önemli yararlarından biri... Uzmanların da görüşlerini alarak şirket içerisinde yapacağınız senaryo tartışmaları iş hayatının günlük sorunlarına ana eğilimlerin perspektifinden bakabilme imkanını verecek. Ekonomide dalga boyunun arttığı, teknolojik gelişmelerin baş döndürdüğü bir süreçte bu tür çalışmalar değişime karşı şirketlerin reflekslerini güçlendiriyor, hız kazandırıyor ve ‘zamanlama avantajı’ sağlıyor.

Tek bir ihtimale göre planlama yapan şirket yöneticileri, olaylar beklentilerin aksi yönde geliştiğinde şaşırıp kalıyor ve gerekli manevrayı yapmakta gecikiyor. Doğrusu şirketler için bu tehlike hep var. Dün de bugün de... Ancak şimdi bu tehlike daha da güçlendi ve şirketlerin geleceği açısından hayati bir risk oluşturuyor.

İş hayatının günlük sorunlarına ana eğilimlerin perspektifinden bakabilme imkanı veren ‘senaryo planlaması’ ile yönetim risklere karşı şirketlerin direncini artırabilir. ‘Dinamik bütçe ve senaryolarla yönetme’ dönemi, kısa vadeyi daha yakın markaja alırken, orta vadeye ilişkin hesap-kitabı tek bir ihtimale göre değil, farklı ihtimalleri dikkate alarak yön çizmeyi gerektiriyor.

Bilinçlenme yatırımı yaparken...

Senaryo planlaması bir tür ‘bilinçlenme yatırımı’... Bu konuda bulabileceğiniz pek çok kaynak var. Bu kaynakların hepsinde geleceğe ışık tutma hedefi öne çıkıyor. Senaryolar yazarken en az üç çalışma yapmak gerekiyor: iyimser, karamsar ve en olası senaryo... Dünya, ülke, sektör ve şirket sırasını izlemek öneriliyor. Dikkat edilmesi gereken ilkelerden bazılarını aşağıda aktarıyorum. Siz kendi tecrübelerinizden yola çıkarak bunları daha da zenginleştirebilirsiniz. “Dünya, Türkiye, ekonomi ve sektörümüz nereye gidiyor?” sorusunu bir kez sorduktan sonra ortaya çıkacak düşünce zenginliği sizi de şaşırtabilir.

Hareket noktanız gerçekçilik olsun

Uzmanların tavsiyelerinde, senaryolar ile geleceği yakalamayı hedefleseniz de, başlangıç limanınızın her zaman yaşanan sosyal-ekonomik gerçeklik ve Türkiye’nin bugünkü durumu olması gerekliliği öne çıkıyor. Aksi takdirde hazırlanan senaryoların bilim kurgu öykülerine veya ütopyalara benzeme ihtimali yüksek.

Eğilimlerin izini sürün

Ekonomik, toplumsal ve siyasi hayatta geçmişten gelen ve geleceğe doğru akıp giden ana eğilimleri belirlediğinizde senaryo planlaması gerçek anlamını kazanacak.

İtici güçleri belirleyin

Bazı trendlerin belirli bir dönemde bir araya gelmesi, değişimin itici güçlerini ortaya çıkarır. Senaryo planlamasının bu motor güçlerin eksenine oturtulması, geleceğe yön verecek güçleri kavramanızı sağlar.

Zikzaklara hazırlıklı olun

Bir ülkenin veya ekonomilerin konjonktür grafiği, inişleri ve çıkışları ile kendi hayatlarımıza benzer. Olayların zaman içindeki gelişimi hiçbir zaman doğrusal yönde olmaz. Ülkelerin ve kurumların gelişme çizgisi, bir otoyoldan çok virajlı rampalı ve tümseklerle dolu bir köy yolu gibidir. Siz de gelecek için hazırlık yaparken geleceğin, geçmiş ve bugünden farklı olabileceğini hep dikkate alın.

Paradigma değişimini hesaba katın

Gelecek ile ilgili öyküler üretirken , sadece değişimin belirli bir kritik kütleye ulaştıktan sonra karşımıza ‘yeni gerçeklikler’ çıkaracağını da hesaba katın. Gelecek senaryolarınızda, paradigma veya faz değişimi denen ve oyunun kurallarını da tümden değişeceği yeni dönemi de zihninizde canlandırmaya gayret edin. Bunun için bugünkü sıkıntıların bizi içine hapsettiği çemberlerin dışına çıkmanız ve hayal gücünüze ‘tam yol’ vermeniz gerekir.

Geleceğe çok yönlü bakın

Senaryolarınızda sosyal, siyasi, ekonomik, demografik ve teknolojik faktörleri bir bütün halinde ele almalısınız. Bu beş faktör arasındaki etkileşimin farklı ihtimaller dikkate alınarak dallandırılması, şirketleri belirsizliğe karşı daha güçlü kılar. Yaşayan kültür ve insan psikolojisi konusundaki tespitler de gelecekle ilgili öykülerin içini doldurur.

Senaryoyu bir de ‘tersyüz’ edin

Bu yöntemi uygulamak için önce örneğin 2023 veya 2025 yılında şirketin veya ülkenin en iyi durumda olacağı düzeyleri belirleyeceksiniz. Daha sonra bu iddialı hedeflere hangi imkanlar, fırsatlar ve aşamalarla ulaşılacağını araştıracaksınız. İdeal tablo ile mevcut gelişme temposu karşılaştırılıp eksikleri ve fazlaları tespit ettiğinizde gelecek sizi eskisi kadar endişelendirmeyecek.

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap