Yeşil dönüşümden kaçış yok!

İş yapış modellerini ve üretim süreçlerini doğrudan etkileyen Yeşil Mutabakat, Bursalı sanayicilerin de gündeminden düşmüyor. Bursa OSB ve BOSİAD’ın Dünya Gazetesi işbirliğinde düzenlediği Riskler, Fırsatlar ve Yeşil Mutabakat panelinde, Yeşil Mutabakat’ın sanayiciler için bir yaptırım değil, gelişim süreci olduğuna vurgu yapıldı.

Zehra Oruç |

Zehra ORUÇ

Bursa Organize Sanayi Bölgesi (Bursa OSB), Bursa Organize Sanayi Bölgesi Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (BOSİAD) ve Dünya Gazetesi işbirliğiyle düzenlenen Riskler, Fırsatlar ve Yeşil Mutabakat toplantısı BTSO ev sahipliğinde Bursalı sanayicilerin katılımı ile gerçekleşti. Dünya Gazetesi (NBE) Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Güldağ’ın moderatörlüğünde yapılan panelde, Ticaret Bakanlığı ticaret uzmanlarından Demet Işıl Karakurt, Yıldız Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Çiğdem Nas ve Dünya Gazetesi Yazarı ve Redis Inovation Kurucusu Selin Arslanhan bilgi paylaşımları ile yeşil mutabakatın risklerine ve fırsatlarına dikkati çekti. Konuşmacılar, Yeşil Mutabakatın uygulanma sürecinde Avrupa Birliği’nin yanı sıra Türkiye ve Bursa’da da neler yapıldığına dair bilgiler verildi.

Riskler, Fırsatlar ve Yeşil Mutabakat panelinin açılış konuşmasını yapan Bursa OSB Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Durmaz “Geleceğe daha yaşanabilir bir dünya bırakmamız lazım. Çocuklarımızı küçük yaşta eğiterek çevreci bireyler haline getirmeliyiz ki yarın nereye giderlerse gitsinler yaşanabilir bir dünya bıraksınlar. Bu da bir zekattır. İnsanlığa faydalı olmalıyız” dedi. BOSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Rasim Çağan da, her yıl haziran ayında gelenekselleşen çevre yarışmasını düzenlediklerini, pandemi koşullarında online platforma taşındığını anımsatarak, “Avrupa Yeşil Mutabakatı, Türkiye’nin rakip ülkelerden ayrışması için bir fırsat olabilir. Bunun için ister ihracatçı olalım, ister ihracatçılara hizmet eden firmalar olalım, bunu muhakkak içselleştirmek ve bunun üzerine çalışmak durumundayız. 2026’dan sonra başlayacak ve 2030’da hepimizi etkileyecek. Türkiye eğer uyum sağlamazsa 4 milyar dolara yakın bir etkilenme söz konusu olacak. 2026 yılında devreye girecek, AB karbon nötr uygulaması sonucu rekabetçiliğimiz ve kârlılığımız önemli ölçüde etkilenecek. Hazırlıklı olursak fırsat, hazırlıklı olmazsak riskler ile karşılaşacağız” değerlendirmesine bulundu.

“Türk iş insanının belirsizlikte yönetme kabiliyeti çok yüksek”

Yeşil Mutabakatın risklerine ve fırsatlarına dikkat çekmek amacıyla gerçekleştirilen panelin moderatörlüğünü gerçekleştiren Dünya Gazetesi (NBE) Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Güldağ, Bursa’nın yeşil dönüşümde de iyi bir hızla ilerlediğini söyledi. “Önümüzde riskler de var, fırsatlar da var” diyen Güldağ, Yeşil Mutabakat konusunun son dönemde sanayici ve yöneticilerin ilgisini çeken bir alan olduğunu söyledi. Hakan Güldağ, “Bildiğimiz çok şey olduğu gibi bilmediğimiz de çok şey var. Tabiki, tam manasıyla hazır değiliz. Pek çok sıkıntı da yaşanacak ama Türk iş insanının hem belirsizlik altında yönetme kabiliyeti çok yüksek hem de değişen koşullara ayak uydurma kabiliyeti yüksek. Hem Bursa OSB’ye hem de BOSİAD’a bu işbirliği için, katılımcılara da katkıları için teşekkür ediyorum” dedi.

“Temel amaç karbonsuz ekonomiye geçilmesi”

Yeşil Mutabakatının kapsamlı ve köklü bir dönüşümü getirdiğinin altını çizerek sözlerine başlayan Yıldız Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Çiğdem Nas da, ekonomi modelinin, mantığının yapı değiştirdiğini söyledi. Nas, “Gezegenimizde artık büyümenin sınırlarına geldik. Kaynakları çok fazla kullandık ve çevreyi kirlettik. Giderek Çin, Hindistan gibi gelişmekte olan ülkelerin dahi payı artıyor. Temel amaç; karbonsuz ekonomiye geçilmesi, doğrusal ekonomi anlayışından döngüsel ekonomi anlayışına geçilmesi. Ürettiğimiz ürün ve sağladığımız hizmette standartlar değişiyor. Özellikle Avrupa pazarına ihracat yapanlar etkilenecek ama hizmet sağlayıcılardan da dolaylı olarak etkilenenler olacak. Türkiye’nin de ekonomik aktörleri, şirketleri, KOBİ’leri etkilenecek” yorumunda bulundu.

Rusya-Ukrayna Savaşı ‘Yeşil Dönüşüm’ü hızlandırdı

Özellikle enerji dönüşümündeki süreci Rusya-Ukrayna Savaşı’nın hızlandırdığına dikkati çeken Çiğdem Nas, sözlerini şöyle sürdürdü: “En büyük öncelik Rusya’ya olan bağımlılığı önce azaltmak, sonra da bitirmek. RePower Komisyonun Rusya’yı cezalandırma kararı Yeşil Mutabakat ile örtüşüyor. Bu süreç hemen olabilecek bir iş değil. Orta ve uzun vadeli hedefler belirlenirken, kısa vadede harekete geçiliyor. Rusya’ya doğalgaz açısından bağımlı ülkeler ikilemde kaldı. Bu bağımlılığı da azaltmak için Avrupa Birliği’nin ortak bir birlik olarak, alım yapması gibi yollara gidiyorlar. Rusya’nın enerjiyi silah olarak kullanması zaten hep yaptığı bir durumdu. AB’nin daha evvelden de kendini hazırlaması gerekiyordu ama tehdit ile harekete geçti. Türkiye önemli rol oynuyor. Hidrojen alanında işbirliği olabilir.”

“Fosil yakıtlara müracaat kısa vadede bir mecburiyet oldu”

Çiğdem Nas, Türkiye’nin kısa vadede enerji ihtiyacını karşılarken, tekrar fosil yakıtlara müracaat ettiğini; ancak bunun uzun süre devam etmemesi gerektiğine dikkati çekerek, “Bu konuda uyarılarda da bulunuluyor. Rusya’ya olan bağlılığı ortadan kaldırırken başka bağlılıklar oluşturmayalım. Fosil yakıtlara kısa dönemli geçiş oldu. Uzun vadede yenilenebilir enerjiye dönüşüm sürecek. Kısa vadede bir mecburiyet var. Aynı zamanda teknolojide de enerji depolama gibi inovasyon yapılması gerekiyor. Avrupa’nın hedeflerine ulaşması için Türkiye’nin de bu sürece dahil olması lazım” diye konuştu.

“Yeşil dönüşüm finansmanlarını iyi değerlendirmek lazım”

Ticaret Bakanlığı ticaret uzmanlarından Demet Işıl Karakurt, ürün standartlarının yaşam döngüsü ve ürün mevzuatının dönüşümünden bahsetti. Döngüsel yaklaşımın özel bir mevzuat ile dönüşeceğini söyleyen Karakurt, “2035 yılı itibari ile AB piyasası tamamen elektrikli bataryalı araçlara dönecek. Bu noktada karbondan arındırılmış bir ulaşıma, araçlarda ortak kullanıma yönelinmesi dikkati çekiyor olacak. Ürünlerin süreçlerinin izlenerek yeniden kullanımına yönelik yöntemlerle ekonomiye tekrar tekrar kazandırılması önem arz ediyor. Ürünün girdi aşamasından itibaren üretim süreçleri tamiri yeniden kullanımının takip edileceği bir dijitalleşme devri bizleri bekliyor. Bu süreç, üreticinin sorumluluğunun arttığı bir süreç” şeklinde konuştu. Karakurt, ilgili sertifikalandırılmalar ile birlikte atıkların da artık sanayide dönüştürülebilir bir hammadde haline geleceğinin altını çizdi. Karakurt, “Firmalar karbon sertifikalarını alacak. İthalatçı ürün tedarikçisinden onaylanmış raporunu bekleyecek. Artık ‘denedim, yanıldım’ deme lüksümüz yok. Yeşil dönüşüm finansmanlarını iyi değerlendirmek lazım. TÜBİTAK destekleri, su geri kazanımı, dönüşüm teşvikleri gibi çalışmaları takip ederek, faydalanmak gerekiyor” dedi.

Sınırda karbon düzenlenmesi tartışılmaya devam ediyor

Sınırda karbon düzenlemesi hakkında da bilgiler veren Karakurt, “Bu uygulama 2023-2026 dönemi arası çelik, alüminyum, gübre, elektrik ve çimento sektöründe Avrupa Birliğinde sertifikalandırılmış ithalatçıların yine karbon sertifikaları alarak bu ürünleri ithal etmesini sağlayacak. Bu uygulama, 3 yıllık sürede ürünlerdeki gömülü emisyonların raporlanmasını gerektirecek. Parlamento Çevre Komitesinin tartışmalarında biraz daha öne çekilmek istendi. ETS sisteminde bir üst seviyede emisyon sınırının aşağıya çekilmesi ardından da bu sınırın yıllar içerisinde azaltılması öngörülüyor. Geçen hafta yapılan toplantıda bu sınırın yükseltilmesine yönelik sektörden talepler geldi. Çünkü sektör, Rusya-Ukrayna savaşının da etkisiyle fiyat artışları ve tüketiciler üzerine oluşan baskı nedeniyle bunları biraz daha esnetmek istemedi. Oylamada, daha sıkı tedbirlere geçilmesi istenen grubun, muhafazakar grupla beraber tasarıyı red ettiğini gördük. Bu çerçevede konu komitelere tekrar tartışılmaya açıldı. Gelinecek nokta; sınırda karbon düzenlemesinin olabildiğince sıkı olarak, AB üreticisi korumaya alınacak” bilgisini verdi.

“Yeşil Mutabakattan kaçmak mümkün değil”

Yeşil mutabakatı yaptırım olarak görmemek gerektiğine vurgu yapan Dünya Gazetesi Yazarı ve Redis Inovation Kurucusu Selin Arslanhan ise, “Yaptırımlar, zorunluluk olarak görüldüğü için daima büyümeyi etkiler. Oysaki yeşil dönüşüm daha kapsamlı bir oluşum. Büyük resme bakmak lazım. Sürdürülebilirlik meselesi yıllardır gündemimizde. Bugün sürdürülebilirliğin bu alanını konuşuyoruz, yarın başka bir alanından konular karşımıza çıkacak. Sürdürülebilir dünyada yeni yaptırımlar da gelecek. Yeşil Mutabakattan kaçmak mümkün değil. Üretim süreçlerini öyle ya da böyle değiştireceğiz. Yeşil dönüşümden kaçış yok. Yaptırım diye görebiliriz, riskleri görebiliriz ama bu dönüşümü teknolojinin yaygınlaşması için fırsat olarak da yorumlayabiliriz. Evet, kolay değil. Maliyetli bir süreç. Rekabet gücünü aynı zamanda artıran bir süreç olacak. Tehdit değil fırsat olarak görüyoruz” diye konuştu.

“Elektrikli araca geçiyoruz ama üretirken karbon emisyonuna neden oluyoruz”

Yeşil Mutabakat konusunu sektör bazlı da değerlendiren Selin Arslanhan, “Özellikle tekstil, plastik, kimya sektörlerinde verimlilik artışlarını sağlayabilmek öncelikli amaç. Bursa’da yeşil teknoloji ile dönüştürülebilir alanlar çok fazla. Tekstilde öne çıkan konu materyal seçimi ve suyun geri kazanımı öne çıkan iki, unsur. Otomotiv sektöründe ise mesele sadece enerji dönüşümü değil. Değer zincirinin tümüne bakmak gerekiyor. Malzemeyi, süreci, üretim sürecini dönüştürmek gerekiyor. Geleneksel araçlarla, elektrikli araçların karbon emisyon arasında çok az fark var. Geleneksel araçlarda yüzde 15’i iken, elektriklide yüzde 41’e çıkıyor. Elektrikli araçları özellikle üretirken karbon emisyonuna neden oluyoruz. Kullanırken fayda sağlıyoruz gibi düşünüyoruz ama yanılıyoruz. Şirketlerin aynı zamanda tedarikçilerini de dönüştürmesi gerekiyor. Önemli olan yeşil dönüşüm süreci için doğru yatırım ve stratejilerin belirlenmesi” değerlendirmesinde bulundu.

Meral Akşener: Ben hangisiyim karar verin Erdoğan: Hedefimiz 85 milyonu bu güvenli şemsiye altına almak Kılıçdaroğlu: Bankaların kârı yüzde 400’ü aştı Motorine zam geldi CHP'den Erdoğan'a Suriye tepkisi Destici: Adaylık Kılıçdaroğlu'nun hakkı