21 °C

çeviriyle yaşamak…

Gazeteci, editör, yazar ve 50 yılı aşan çevirmenlik serüveninin kahramanı Celâl Üster’in Bir “Çevirgen”in Notları kitabı Can Yayınları’ndan çıktı. Kitabın kapağında karikatürist Semih Poroy’un bir deseni yer alıyor.

çeviriyle yaşamak…

GÜLÇİN GÜLAN

Benim gibi orijinalinden okuyamayanın başka dilde yazılmış bir kitabı edinmek için en önemli ölçüsü kimin çevirdiğidir. Bu bağlamda “çeviri” hakkında yazılanlar hemen ilgimi çeker. Cumhuriyet Gazetesi’nin eski kültür sanat editörü olarak ve kitap ekindeki “Yeryüzü Kitaplığı” köşesinden tanıdığım, J. Fucik, G. Thomson, R. Dahl, J. L. Borges çevirilerini okuduğum Celâl Üster’in, kitabı Bir “Çevirgen”in Notları’nı rafta görür görmez aldım.

Kitap, 1947’de İstanbul’da doğan, İngiliz Erkek Lisesi’nde şiir ve öykü çevirilerine başlayan, lise kısmını bitirdiği Robert Kolej’in “İzlenimler” dergisinde ilk kez çevirileri yayınlanan Celâl Üster’in, “Kuramla eylem arasında gönlü tez bir koşuşturma” dediği gençlik yıllarıyla başlıyor. Çeviri hataları ve sorumluları üzerine kaleme alınmış beş yazı ile çeviri uğraşına en çok katkıda bulunmuş Ahmet Cemal, Nail Satlıgan gibi yitirdiğimiz değerli çevirmelerle yapılmış söyleşilerden seçkiyle bitiyor. Ortada, erken yaşta çeviriye seçip, bu bağlamda eğitimini geliştiren, Memet Fuat, Aydın Emeç, Erdal Öz gibi yayıncıların imzasını taşıyan Adam, de, E, Cem gibi yayınevlerinin edebi ortamında büyüyen, bilgi ve deneyimini çok çalışarak geliştiren kitap seçme hakkını emeğiyle kazanmış bir çevirmen var.

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü’nün Mina Urgan başkanlığındaki “altın çağı”nda okuyan Üster, “Bilimler okulunda okumak gibiydi, en zorlandığım kitaptır” dediği G. Thomson’ın “Tarihöncesi Ege” çevirisiyle 1984’te Yazko Çeviri dergisi “Azra Erhat Çeviri Ödülü” ne değer görülüyor.

90’a yakın kitap çevirdi

Yeni Dergi, Yeni Adımlar, Aries gibi dergilerde çevirileri yayımlanan, Gelişim ve Adam Yayınları gibi yayınevleriyle AnaBritannica Genel Kültür Ansiklopedisi’nde, 1982-1993 ve 2008-2014 arasında Cumhuriyet gazetesi “kültür” sayfasında, Cumhuriyet Kitap’ın ilk yıllarında, P Dünya Sanatı Dergisi’nde editörlük yapan Celâl Üster, 2003- 2008 arasında da Can Yayınları’nın yayın yönetmenliğini üstleniyor. Yeni Yüzyıl, Yeni Binyıl, Radikal ve Cumhuriyet Kitap eklerinde köşe yazıyor. 90’a yakın kitabı da Türkçeye kazandırıyor.

Bu birikimle kaleme aldığı kitapları; “Sözü Özü”, “Aşk Olsun”, “İngiliz ve Amerikan Edebiyatında Kısa Öykünün Büyük Ustaları”, “Körün Taşı”nda ve bu kitabın “Sappho Timsahın Ağzında!…” bölümünde açıkça görüldüğü gibi ufuk açıyor.

Celâl Üster, bütün bu süreci şöyle betimliyor:

“Bir insan elli yıldan fazla bir zamandır, editörlük, yayınevi ve dergi yönetmenliği, hele gazetecilik gibi başka uğraşlara da dalmasına karşın çeviri yapmadan edememişse, önüne gelen kitabı çevirmemiş, belirli bir beğeniye yaslanmaya özen göstermiş olsa da yarım yüzyılda doksana yakın kitap çevirmişse, ona ‘çevirgen’ denmez de ne denir!”

Bu kitabın kuramsal olmadığını, yıllar sonra belleğinin kendiliğinden yarattığı süzgeçten geçenler olduğunu da şöyle dile getiriyor: “Bellek karanlık günlerde yaşanan ürkünçlükleri, korkuları, kaygıları kuytu kovukların gölgesine sürüyor; yalnızca gülünçlükleri, güzellikleri, şaşırtıları anımsamanı sağlıyor.”

Süzgeçten geçenlere çarpıcı bir örnek; onu çok şaşırtan Yeni Dergi’de 24 yaşındayken yayımlanmış 40 küsur cümlesini Ali Püsküllüoğlu’nun 1971’de basılan “Öz Türkçe Sözlüğü”ne alması, sözlüğün 12 Mart günlerinde “Komünizm propagandası” yaptığı gerekçesiyle toplanmasının gülünçlüğü ve Can Yayınları’nın başındayken Ali Püsküllüoğlu’nun üç sözlüğünü birden yayımlamanın onuru.

hayata çeviriyle bağlanır

Hayatının karanlık, aydınlık her döneminde çeviri Celâl Üster’i hayata bağlar, haz verir. 1971 darbe günlerinde Mamak’ta, O’Flaherty’nin “Kıtlık”; Dee Brown’un “Kalbimi Vatanıma Gömün”; Golombek’in “Satranç Oyunu”, S. O’Casey’in Dublin Üçlemesi’nden “Silahşörün Gölgesi”ni çeviren Üster; “Yayımlananıyla, yayımlanmayanıyla bu çevirilerle gerçek anlamda, koğuşun dağdağasından soyutlanarak, sıkı bir zihin sağaltmasından geçmiştim. Dört duvar arasından başka denizlere açılmıştım… ” der.

Çocuklar için de Can Çocuk’tan çıkan Homeros’tan “İlyada” ile “Odysseia” ve R. Dahl’ın “Charlie’nin Çikolata Fabrikası” gibi kitaplar çeviren Üster’in çevirilerinin ortak özelliği, kendisinin de beslendiği, okunmaya değer kitaplar olmasıdır. İlk keşifl erinden biri düşünceyle eylemin birliğini yaşamı ve ölümüyle kendinde cisimleştiren Christopfer Caudwell’in 1930’larda basılan kitabı “Ölen Bir Kültür Üzerine İncelemeler”dir. E Yayınları’ndan çıkan ilk çevirisi “Bize Toprak Verdiler”in yazarı Meksikalı J. Rulfo ve Arjantinli Borges için şöyle diyor:

“Önce okuru olmuşum bu iki yazarın sonra da çevirmeni. Anlatıları, bana çok yakın düştüğünden mi, yoksa edebiyat konusunda söylemek istediklerimi onlardan söz ederken daha kolay söyleyebildiğim ya da çevirirken kendimi iç denizlerinde duyumsadığım için mi, bilmiyorum.”

çevirdiği yazar gibi olmak

“Aslı Çevirisine Sadık Değil” başlıklı bölümde çevirdiği yazar gibi olmanın şiirde daha güç olduğunu anlatıyor. Öte yandan, Orhan Veli, Can Yücel, Cevat Çapan gibi şair çevirmenlerden örnekler vererek onların uzak sesleri kendi sesleriyle nasıl yakınlaştırdıklarını gösteriyor.

Üster’in zengin dili, ince, yalın, anlaşılır üslûbuyla çevirmene “öğüt”, okura “uyarı” tadında verdiği bilgiler Türkçeye kazandırdığı iki George Orwell çevirisine değindiği bölümde ve eleştiriler seçkisinde yoğunlaşıyor. Okuru araştırmaya özendiren dipnotları ise, kitap boyunca kaynakları işaret ediyor.

Eğer insanlara kitap okumanın zevkini hatırlatmak için bir yer ve bir kitap seç deseniz, ben metro ve Bir “Çevirgen”in Notları derim. Çünkü alır almaz metroda başladım, yol kitabım oldu. Öylesine merakla okunuyor ki, bir iki durak daha gidip geri dönmeyi bile göze almak istiyorum. Etraftakilerin bu ilgiyi fark etmemesi zor, gerçekten.

BİR “ÇEVİRGEN”İN NOTLARI, Celâl Üster, Can Yayınları, 255 s.