DÜNYA Kitap’ta sıradışı öykü: Şirketlere masallar

Plazalarda hizmet veren şirket çalışanlarına masal anlatan Liberman, “Dürüst olacağım, bir perşembe sabahı, elimde bir müzik enstrümanıyla, Levent’te bir kulenin son katında, yüz çalışana karşı ilk kez ‘bir varmış bir yokmuş...’ dediğimde, yanlış yerdeymişim gibi hissettim. Biraz sonra önde oturan birinin gözüne bakınca göz yaşlarıyla dolduğunu gördüm, duyguyu yakalamıştı, doğru yerdeydim.” diyor.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Mustafa Kemal ÇOLAK

Judith Malika Liberman, yetişkin insanlara, plazalarda hizmet veren şirket çalışanlarına masal anlatıyor.  Liberman yaptığı işe ilişkin “Dürüst olacağım, bir perşembe sabahı, elimde bir müzik enstrümanıyla, Levent’te bir kulenin son katında, yüz çalışana karşı ilk kez ‘bir varmış bir yokmuş...’ dediğimde, yanlış yerdeymişim gibi hissettim. Biraz sonra önde oturan birinin gözüne bakınca  göz yaşlarıyla dolduğunu gördüm, duyguyu yakalamıştı, doğru yerdeydim” diyor.

Hani denir ya ‘ilk ses vardı, sonra söz, en son yazı geldi’ diye. Bu açıdan ilk masalın izini sürmek için yazılı kalıntıyı örneklemek bir araştırmacıyı yanlış yöne sevk edebilir. Sözel masal aktarımının çok daha uzun dönemler öncesine dayandırıldığını ifade edelim ve yazımızın yönünü ‘modern zaman masalcısı’na çevirelim.

Masal anlatıcısı ve masal terapisti Judith Malika Liberman, Türkiye’de ve dünyanın birçok yerinde, dünya masallarını yeniden yorumlayarak yetişkinlere anlatıyor. Paris’te doğan, komün içinde büyüyen, Sorbonne Üniversitesi mezunu Liberman, Türkiye’de yaşıyor ve hepimize unutulan masalları yeniden hatırlatıyor. Yıllardır yetişkinlere hatta şirketlere giderek iş insanlarına masallar anlatan Liberman, Redhouse Kidz tarafından yayımlanan ‘Önce Hayal’den sonra bu kez de ‘Taş Çorbası’ kitabıyla çocukların karşısına çıktı. Liberman ile masalların büyülü dünyasına bir yolculuk yaptık…

Masalla nasıl tanıştınız, neden masal anlatıyorsunuz?

Beni ilk baştan çıkaran masalcının kim olduğunu hatırlamıyorum. Çocuktum kesin, çok fazla masal dinleyerek büyüdüm, masallara her zaman ilgim büyük oldu. Şimdi masalcı olarak, ara sıra böyle bir çocukla karşılaşıyorum, bana öyle bakıyor ki, sanki sadece bir ona anlatmak için gelmişim, dudağıma tutunuyor, anlattığım masalın onun için çok önemli olduğunu gözünde görüyorum. Bu eski metinler benim için dipsiz bir kuyu. Anlatmazsam çatlarım.

Masal sizin için ne anlama geliyor, masalı nasıl tanımlıyorsunuz?

Sözlü kültürden gelen metin, anonim, köksüz ve zamansız. Masallar romanlardan farklılar, çünkü bir yazarın elinden, kalem ve kâğıt arasında doğmadılar.  Ateş başında, kış gecelerinde anlatıla anlatıla, ağızdan kulağa, binbir kişinin süzgecinden geçerek şekil buldular. Ortak bir ürün, belki de o yüzden bizi bir araya getirme gücü taşıyorlar.

Kurumsal şirketlere gidip, iş insanlarına da masallar anlatıyorsunuz. Şirketler neden böyle talepte bulunuyor sizce?

Kurumlara ilk önce eğitmen olarak girdim, günümüzde storytelling iş ortamlarında çok önemli bir yetkinlik ve yaklaşık on senedir şirket çalışanlarına o konularda seminerler sunuyorum. İlk kitabım ‘Masal Terapi’ çıktıktan sonra, kurumsal bir ortamda masal anlatmaya davet edildim. O zamana kadar, yetişkinlere masal anlatan biri olarak, çok farklı yerlerde masal anlatmıştım; tiyatro, yoga merkezi, sanat galerisi, kamplar vs. Ama bir bankanın beni çağıracağını hiç düşünmezdim.

Peki siz nasıl bir haz alıyorsunuz?

Hikâye anlatmak, dinleyicilere bir şey gördürtme ve hissettirme sanatı. Yoğun tempolu bir iş ortamında hissettiklerimizden kopuyoruz. Bu, derin bir yorgunluk ve tükenmişliğe yol açıyor. İnsanoğlun iki düşünme merkezi var, sağ ve sol beyin veya zihin ve kalp diye adlandırıyoruz onları. Bir taraf analiz eder, öteki hisseder, bir taraf böler, öteki birleştirir. Etkin kişi, her iki merkezi aktif ve dengeli kullanır. Hissettiklerinden kopuk insanlarda yaratıcılık, sosyal yetenekler ve coşku kaybolur. 

Masalların çocuklar ve yetişkinler üzerindeki etkileri birbirinden farklı mı?

Aslında aynı, o yüzden güzel. Masal gecelerine bazen bir anneanne, bir anne ve bir çocuk birlikte gelir, yan yana üç nesil, hayal kurar. Hayal gücümüz dünyada fark yaratmak için kullandığımız güçtür, onu kuvvetlendirmek için masallar var.

Bugüne kadar hep yetişkinlere masal anlatıyordunuz. Ama geçtiğimiz yıl ‘Önce Hayal’ ile çocukların karşısına çıktınız, şimdi de ‘Taş Çorbası’ ile yine çocuklara masal anlatıyorsunuz. Yetişkinlerden çocuklara geçişe neden gerek duydunuz?

İlk üç kitabımı, ‘Masal Terapi’, ‘Masallarla Yola Çık’ ve ‘Bir Masal İyi Gelir’i yetişkinler için yazdım. Sonra kızımın birinci yaş günü için ona bir çocuk kitabı yazdım; Redhouse Kidz’den yayımlanan ‘Önce Hayal’ kitabı. Ama sonra, neden daha önce çocuklar için yazmadığımı merak eder oldum. O yüzden bu sene yine Redhouse Kidz’den yayımlanan ‘Taş Çorbası’ kitabı ile çocuk okurlarımla buluştum. Çocuklar bir kitabı sevince onu o kadar güzel hayatlarına dâhil ediyorlar ki, onlara yazmak bir onur.

Yeni kitabınız Taş Çorbası’nda birçok vurgu içindeki en baş mesajınız nedir?

Taş Çorbası’nın baş mesajı, “hayat paylaştıkça lezzetlenir”. Bu masalda bir gezgin, paylaşmayan bir köye gelir ve bir çorba hazırlamak bahanesiyle, onlara birlikte yaşamanın güzelliğini hatırlatır.

Son kitabınızda, dayanışmanın güçlü olduğunu düşündüğümüz köyde bile yabancılaşma görüyoruz. Neden böyle bir masal seçtiniz?

Modernleşmek adına dayanışma, mahalle ve komşuluğu yok ettik, bu hesaplanmayan derin bir fakirlik yarattı. Türkiye’ye 18 sene önce geldiğimde insanlar birbirine çok daha bağlıydı. Hastaya çorba getiren, yolda yardım etmek için duran, sohbet için vakit ayıranlar çoktu. Avrupa’dan geldiğim için bu duruma hayran olmuştum. Ama son senelerde bu alışkanlıklar zedelendi. ‘Taş Çorbası’nı, çok geç olmadan, kapımızı açıp, birlikte bir çorba, bir masal, bir şarkı paylaşmayı hatırlamak için yazdım. Pandemiden sonra, geçirdiğimiz bu zor süreci iyileştirmek için, bize, birlikte hayaller ve halaylar kuran mahalleler diliyorum.

Masal, dinleyicisine ne katıyor sizce?

Masal dinlerken, hayal gücümüz devreye giriyor, hissederek düşünüyoruz. Ayrıca birlikte yaşanılan bu an, kurum içi kültürü güçlendiriyor. Ancak birlikte hayal kuranlar birlikte geleceğe doğru adım atabilirler. Masallar birçok farklı konuyu ele alıyor, hayal kurmak, değişim yaratmak, çözüm aramak için cesur adımlar atmak, belirsizliklere rağmen yola devam etmek, ekip çalışması bile... Çünkü masal kahramanları, yolda karşılaştıkları herkesi dâhil ederek amaçlarına ulaşıyorlar. Yıllardır birçok kurumla birlikte çalıştım ve ara ara katılımcılardan mesaj alırım; bana, “Bugün zor bir gün geçiriyordum ve birden aklıma anlattığınız kralın masalı geldi, kendi kendime onun söylediği şarkıyı söyleyerek günü atlattım” der ve ben o zaman masalın amacına ulaştığını bilirim.