11 °C

mart güzelleri

Gerçekten birbirinden güzel resimli kitaplar yayımlanıyor. İnsan hangisini seçeceğini şaşırıyor. Bu ay tanıtacağım 3 kitaptan ikisi sessiz kitap. Bu kitaplar, sessiz kitap alanında verimi çok az olan ülkemiz çocuk edebiyatı için çok sevindirici bir gelişme.

mart güzelleri

AYFER GÜRDAL ÜNAL

İlk sessiz kitap, Annemin İçindeki Ses, deneyimli bir sanatçımızın eseri. Deniz Üçbaşaran kitabı yaratmış, hep kitap yayımlamış. Öykü, hamile bir anne, yaklaşık 3 yaşlarında gözüken çocuğu ve oyuncak bir ayı çevresinde oluşturulmuş.

Öykünün başında küçük çocuk, hamile annesinin karnına kulağını dayamış içerisini dinliyor. Acaba kız mı olacak, erkek mi? Hayalinde kız çocuk beliriyor. Beyaz elbiseli kendi boyunda hayal ettiği bu küçük kızla balon oynuyorlar. Sonra baharın gelmesi ile tabiatın coşmasını ve kardeşi ile daldan sallanmaca oynayacağını hayal ediyor. Tüm hayallerde oyuncak ayı baş köşede.

Neler neler hayal ediyor küçük çocuk. Kuş gibi göklerde süzüleceklerini, birlikte kitap okuyacaklarını, Pinokyo ve Kırmızı Başlıklı Kız olabileceklerini hayal ediyor. Derken beklenen gün gelip çatıyor. Bebek geliyor gelmesine de, daha hayal edilen faaliyetleri yapmak için pek küçük. Son karede minik bebeği büyük çocuğun oyuncak ayısı ile birlikte yatarken görüyoruz. Deniz Üçbaşaran, bir minik ayı detayı ile kardeş sevgisini, özveriyi, paylaşmayı, kabulü ne güzel anlatmış. Öykü, karmaşık değil, hayal gücünü tetikliyor ve hem resimlemesi hem seçilen renkler duru, huzurlu ve yalın. Göğsümüzü kabartan bir iş.

çocuklar ve tavşanlar yeşil sever

İkinci sessiz kitap, Çocuklar ve Tavşanlar Yeşil Sever başlığını taşıyor. Kitap, İlkay Marangoz ve Öykü Gölemen tarafından yaratılmış, Yeşil Dinozor yayımlamış. Kitabın arka kapağı bir soru soruyor:

"Kocaman şehirde küçük bir çocuk olsan. Masal bu ya, büyük apartmanların arasında küçücük bir evde yaşasan. Pencereden gökyüzünü değil binaları görsen.Kuş cıvıltıları yerine araba sesleri duysan. Ve bir gün bütün bunları değiştirebilmek için bir şansın olsa. Yapar mısın?"

Bu sessiz öyküde neredeyse hiç yeşili olmayan bir semtte, apartmanlardan başka hiç bir şey görülmeyen bir balkonda yüzünden düşen bin parça bir kız çocuğu, kucağında oyuncak tavşanı balkondan dışarısını seyretmekte. Seçilen renkler, doğadan kopukluğun iç kapatıcı, boğucu etkisini çok güzel yansıtmış. Derken balkona kanadında her rengi barındıran bir kuş konar. Küçük kız da kuşa azıcık yem ve su verir. Kuş da, gagasındaki tohumu balkondaki saksıya bırakıverir. Yalnız tohum mu bırakır? Yumurtasından da bırakır. Bir süre sonra müthiş bir renk cümbüşü başlar. Minik tohum çiçek olmuş, o çiçeğin tohumları başka balkonlarda kendisine yer bulmuş. Balkondan balkona atlayarak tüm mahalleyi renkli bitkilerin coşkusu ile donatırlar. Yumurtalardan çıkan her biri farklı renkte kuşlar ise neşe saçmaktadır. En önemlisi, mahalle sakinleri sokağa çıkmış, kaynaşma ve sohbet başlamış.

İşte küçücük bir tas su ile yemin - karşılıksız iyiliğin- yarattığı sonuçlar. İzlenmesi kolay bir görsel dil yaratmış sanatçılar. Hiç sözcük olmaması hiçbir sakınca yaratmıyor bilakis okuru hayal kurmaya, boşlukları doldurmaya ve yaratıcı olmaya yüreklendiriyor. Öncesi ve sonrası için seçilen renkler, pekiştirici etki yapmış. Doğadan uzak olmanın bunaltısı ile doğa ile şenlenmenin coşkusu, renklerle ifade edilmiş. Bir tek, son sayfadaki park resminde oynayan çocuklar olmasını tercih ederdim. Dilerim bu kitap okuyan her çocuğu, balkona kuşlar için azıcık yem ve su koymaya teşvik eder.

yağmur adam ve en güzel dans

Son kitabımız Redhouse Kidz'den Yağmur Adam ve En Güzel Dans. Özge Bahar Sunar yazmış, Uğur Altun resimlemiş ve kitabın Fransızca çevirisi de Türkçesi ile aynı anda Editions Rue de Monde tarafından Moi, J'adore la Pluie! başlığı ile yayımlanmış.

Öykü, güneşli bir günde yağan yağmurun herkesin keyfini kaçırması ile başlıyor. Yağmur yağdıkça, cıvıl cıvıl olan sokaklar boşalıyor. Kapılar, pencereler sıkıca kapanıyor. Bu durum, yağmur yağmasından sorumlu Yağmur Adam'ı çok üzüyor. Bu kadar sevilmeyen biri olmak, herkesin kaçışması. Yok olacak gibi değil. "Dönmeyeceğim bir daha, yağmurumla mutsuz etmeyeceğim kimseyi!" deyip, terk ediyor o yeri. Çok geçmeden güneş açıyor ve kaçışanlar meydanları dolduruyorlar.

O gün, ertesi gün, daha sonraki günler hep güneşli oluyor. İnsanlar boğucu sıcaklardan yakınmaya başlıyor. Bu boğucu günlerde Yağmur Adam bir kafede gazete okurken, küçük bir kız "Merhaba, ne zaman yağmur yağacakmış yazıyor mu orada?" sorusunu soruyor. Yağmur Adam, derin nefes alıp yanıt veriyor:

"Hayır yazmıyor, ama ben biliyorum, bir daha hiç yağmayacak!"

"Yo, yanlış biliyorsunuz" diyor küçük kız. "Tabii ki yağacak, yağmadan olur mu hiç?"

"Neden yağmur yağmasını istiyorsun ki? Böyle çok daha iyi değil mi? Güneşli havada istediğin her şeyi yapabilirsin" diyor Yağmur Adam. "Ben istediğim her şeyi yapamam. Yağmur yağmadan dans edemem meselâ" diye yanıtlıyor küçük kız.

Hiç anlamıyor Yağmur Adam. "Sevdiği müzikle dans edebilir her insan" diye ısrar ediyor.

"Kulaklarım sesleri duymada pek iyi değil, ayaklarımsa düşen yağmur damlalarını rahatlıkla hissedebilir. Damlaların ritmi büyülü bir müzik gibidir. İşte bu yüzden dans edebilmem için yağmur gerekir" diyor kız. Yağmur Adam o an anlıyor kızın neden gözlerini hiç ayırmadan ona baktığını. Küçük kız dudak okuyarak sesleri görebiliyor ve böylece konuşabiliyor.

Küçük kızın gözlerinden bir damla yaş süzülürken Yağmur Adam yakalıyor damlayı yere varmadan. Merak etme yağmur yağacak birazdan diyor. Gerçekten de biraz sonra yağan yağmurla beraber küçük kız ayakkabılarını çıkarıp Yağmur Adam'ın gördüğü en güzel dansa başlıyor. Sadece o mu mutludur? Koşu yapan adam kollarını açıp yağmuru kucaklıyor, kitap okuyan kadın kahkahalar atıyor ve çocuklar, su birikintisinde zıplıyor.

Yağmur Adam ve En Güzel Dans kitabı öncelikle şiirsel dili ile dikkat çekiyor. Bu dile eşlik eden görsel dil de en az o kadar dikkat çekici. Çizimler, yalın, işlevsel ve öyküyü kolay anlaşılır kılarak, destekleyici ve zenginleştirici bir rol oynuyor. Öyküde işitme engelli kızın dokunma ve görme duyusunun özelliklerini kullanarak engelini nasıl aştığına tanık oluyoruz. Yaşamın içinde aktif bir engelli karakter yaratılmış, diğer karakterlerle eşit konumlanmış, bu husus da çağdaş bakış açısı ile uyumlu. Öykü yan metinde elimizde olandan düşünmeden şikâyet edersek, o yok olduğu zaman ne çok faydası olduğunu yaşayarak anladığımızda geri getirmek için çok zorlanabileceğimizi sezdiriyor ve en başta doğanın, suyun kıymetini bilmek gerektiğini düşündürüyor. Değerli bir katkı bu resimli kitap dilerim IBBY Çocuklar için Engelli Karakterler Olan Kitaplar Listesi'nde ülkemizi temsil eder.

Geldik bir yazının daha sonuna. Sezai Karakoç'un Köşe şiirinden bir mısra ile veda edeyim:

"Ve güldün rengârenk yağmurlar yağdı"

Yağmur yağdıran gülücükleriniz olsun. Kitapsız, dostsuz ve doğasız kalmayın.

ahru@tnn.net

Dunya.com

Güncel gelişmelerden anında haberdar olun!
dunya.com'a girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.