9 °C

“türkçem adresimdir”

İzmir Kitap Fuarı’nın bu seneki Onur Yazarı Hidayet Karakuş için TÜYAP adına Faruk Şüyün bir “armağan kitap” hazırladı… “Türkçem Adresimdir” isimli kitaptan tadımlık bir bölüm yayınlıyoruz…

“türkçem adresimdir”

dönemeç’le gelişen yazarlık 

(...) 1978’de İzmir’e, Buca’ya atandığımda oğlum Gönen Kansu, 10 günlüktü. Şiirlerimi İzmir’de çıkmaya başlayan, Hüseyin Yurttaş ve arkadaşlarının yayımladığı Dönemeç dergisine göndermeye başladım. Dönemeç dergisi, benim yazarlık yaşamımda, şairliğimde önemli bir okul oldu. Kendimi, derginin merkezinde, yazı kadrosunda buldum. Çünkü, Dönemeç’e artık her ay bir şiir vermek, bir yazı yazmak gibi bir yükümlülüğü kendimde görmeye başladım. Dergi, bizim arkadaşlık bağlarımızı da çok sıkılaştırdı. Daha Manisa’dayken bile eşimle aynı okulda çalışan İnci Aral, ben, İclal, savcı Cahit Yahşi, Dönemeç’in İzmir İki çeşmelik’teki yönetim yerine gitmiştik. Anısı güzel Ali Rıza Ertan’ı, Hüseyin Yurttaş’ı, M. Kadri Sümer’i orada görmüştük.

Dönemeç’e gelip giderken uğradığımız Kemeraltı’nda Aydın Kitabevi, bizim buluşma yerimizdi. Aydın Kitabevi’nin sahibi Aydın Öztürk, gerçekten aydın bir arkadaştı. Kitabevi, Şan Sineması’nın pasajındaydı. Eğitim Enstitüsü’ndeki öğrencilerimize her arkadaşımız bol kitap öneriyordu, onlar da bunları, çoğunlukla Aydın Kitabevi’nden sağlıyorlardı. Biz de derslerden sonra Buca’dan Konak’a inince, doğruca Aydın Kitabevi’ne gidiyorduk. Orası, kültür sanat merkezi olmuştu âdeta. Ben, o yıl, 1978’te Kemeraltı Şiirleri’ni yazmaya başladım. Kemeraltı’nın büyülü bir havası vardı. O şiirler, Dönemeç dergisinde yayınlandığı gibi, Somut, Sanat Olayı gibi başka dergilerde de çıkmaya devam etti. İlk şiir kitabım, “Günaydın Gül Yaprağı”; şair arkadaşım, anısı güzel Ali Rıza Ertan’ın önerisiyle, yardımıyla çıktı. İlk çocuk kitabım “Sıska Balıkçı”yı da Dönemeç Yayınları bastı.

İzmir’de, Kemeraltı’nda, Dönemeç dergisinde soluduğumuz edebiyat ortamının etkisiyle özgüvenim arttı. 1 Nisan 1980’de MAY Yayınları’nın sahibi Mehmet Ali Yalçın, ülkedeki kâğıt sorununu görüşmek için gittiği Kültür Bakanı’nın odasında yürek vurgunundan ölünce yayınevi adına bir roman ödülü koydu. Ben de o yaz “Yağmurlar Nereye Yağar”ı yazmaya başladım. Yıl sonunda bitirdim. 1981’de de Mehmet Ali Yalçın Roman Ödülü’nün üçüncülüğünü Burhan Günel ile paylaştık. 1982’de “Kemeraltı Şiirleri”, Yaşar Miraç’ın Yeni Türkü Şiir Yayınları’nda çıktı; aynı yıl “Hangi Leylasın Sen” adlı şiir toplamıyla Nevzat Üstün Şiir Başarı Ödülü’nü kazandım.

edebiyatta en yoğun dönemler

1981-91 yılları arasında öğretmenlikte birlikte şiire, çocuk kitaplarına, romana, radyo oyunlarına, özellikle “Uykusu Derin Şehir”e yoğunlaştım. Bu kitabı beş kez yazdım. O zamanlar çalışma odam yoktu, eşimle oğlum yattıktan sonra geceleri, salondaki masada çalışırdım. Kitaplığımı da salona kurmuştuk. Bazen oğlum Gönen Kansu, beni salonda yazarken buluyordu, biraz da öfkeyle “Hep yazıyorsun, hep yazıyorsun” diye kızarak çekip gidiyordu. İzmir’e 1979’da taşındıktansonragündüzlerioğlumlabirliktegezdiğimizden benim arkadaşlığımı arıyordu… Bugün, o yıllara bakınca onun bana neden kızdığınıanlıyor, üzülüyorum… “Uykusu Derin Şehir”i yazarken 10 kadar radyo tiyatrosu oyunu ürettim. “Al Yanaklı Mavi Balon”, “Can Dede’nin Çocukları” gibi kitaplar da o dönemin ürünüdür.

1991’de “Alyanaklı Mavi Balon”, Bilgi Yayınevi’nde çıkan ilk kitabımdır. Daha önce 1982’de İzmir’de Bük Yayınevi’nde çıkan bu kitap, çocukların çok sevdiği ürünlerimden biri oldu. Daha geçen gün, söyleşiye gittiğim bir okulda Emine Hanım adında bir öğretmen, “Alyanaklı Mavi Balon”u imzalatmaya getirdi;“Çocuğunuza mı imzalatmak istiyorsunuz?” dedim, gülümseyerek “Hayır” dedi. “Ben, bu kitabı çocukken okumuştum, okuduğum kitap çok eskidi, yeniden aldım, yeniden imzalatıyorum.” 

1991’den sonra bütün şiir ve çocuk kitaplarım, Bilgi Yayınevi’nden çıktı.

kıl payı ölümden kurtuluş 1993, hem şiirim açısından, hem yaşamım açısından benim için çok önemli bir yıl oldu. O tarihte yedi yıllık şiir birikiminden oluşan “Sesini Bana Bırak”laCeyhun Atuf Kansu Şiir Ödülü’nü kazanırken 2 Temmuz 1993’ta Sivaskatliamını da yaşadım.

Sivas Katliamı, benim yeniden doğuşum olduğu gibi, İclal’in de yeniden doğuşudur. Zaten İclal yanımda olmasaydı, büyük olasılıkla ben de ölecektim. Çünkü yanında eşi olmayan arkadaşlarımız; Metin (Altıok), Behçet (Aysan), Uğur (Kaynar), Asım (Bezirci) Abi, merdivenlerde barikat kuran arkadaşlar arasındaydılar. Ben de onların yanında olacaktım. İclal, benim Sivas’taki konuğumdu bir anlamda. Onu yalnız bırakamazdım.

Bu olayın şiirini yazdım “Ateş Mektupları”nda, ama romanını yazma düşüncesini bana ilk veren anısı güzel Tarık Dursun K.’dır. (...)

Dunya.com

Güncel gelişmelerden anında haberdar olun!
dunya.com'a girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.