Venedik Bienali’nde Türkiye Pavyonu açıldı: İnceliğin derin gücü
61. Venedik Bienali’nin İKSV koordinasyonundaki Türkiye Pavyonu, Nilbar Güreş’in “Gözlerinizden Öperim” sergisiyle açıldı. Bienalin “In Minor Keys” (Minör Tonlarda) teması ile akraba bir duyarlılık taşıyan sergi, şefkat ve incelikle mümkün olan birlikte var olma hallerine işaret ederken, özenle oluşturulmuş formlarla yeni karşılaşma ihtimalleri açıyor.
Meltem KERRAR
meltemkerrar@gmail.com
Venedik Bienali Türkiye Pavyonu, 6 Mayıs’ta Nilbar Güreş’in “Gözlerinizden Öperim” sergisiyle açıldı. 22 Kasım’a dek Venedik Bienali’nin ana mekanlarından Arsenale’de ziyaret edilebilecek serginin küratörlüğünü Başak Doğa Temür üstleniyor. Venedik Bienali 61. Uluslararası Sanat Sergisi Türkiye Pavyonu, İKSV’nin koordinasyonunda, Dışişleri Bakanlığı himayesinde ve Kültür ve Turizm Bakanlığı katkılarıyla, Borusan Otomotiv ve Trendyol Sanat sponsorluğunda düzenleniyor. SAHA Derneği’nin prodüksiyon desteği sağladığı serginin havayolu partnerliğini Türk Hava Yolları üstleniyor. Vehbi Koç Vakfı da Türkçe ve İngilizce hazırlanan sergi kitabının hazırlığına yayın desteği vermiş.
Birlikte var olmanın incelikli biçimi
Sanatsal pratiğinde cinsiyet, göç, aidiyet ve gündelik iktidar dinamiklerini ele alan Nilbar Güreş’in Türkiye Pavyonu’ndaki sergisi, farklı dönemlerden seçilen yapıtları yeni üretimlerle bir araya getiriyor. Sergide geçiş halindeki figürler, toplumsal normların içindeki gerilimleri görünür kılarken izleyiciyi yerleşik bakış biçimlerini yeniden düşünmeye davet ediyor. Fotoğraf, kolaj ve yağlıboyadan heykel ve enstalasyona; kumaş, makrome, yün ve pirinçten ahşaba ve gündelik nesnelere uzanan malzeme ve teknik çeşitliliği, hem kişisel hem de kolektif hafızaları taşıyan bir ifade alanı açıyor. Adını bir mektubu ya da konuşmayı bitirirken kullandığımız “gözlerinizden öperim” ifadesinden alan sergi, karşıdakini sahiplenmeden ya da küçültmeden birlikte var olmanın incelikli bir biçimine işaret ediyor.

Sessiz ve kırılgan tema
Bu yılki bienal, küratör Koyo Kouoh tarafından belirlenen “In Minor Keys” (Minör Tonlarda) teması etrafında şekilleniyor. Bu tema, baskın anlatılar yerine daha sessiz, kırılgan ve çoğu zaman göz ardı edilen deneyimlere kulak vermeyi öneriyor. Temayla uyum içindeki Nilbar Güreş sergisinin küratörü Başak Doğa Temür, sanatçının heykel, yerleştirme, resim, kağıt ve kumaş üzerine üretilmiş karma teknik yapıtlarını bir araya getirerek, farklı dönemlerinden seçilen çalışmalarıyla bu sergi için üretilen yeni yapıtlarını buluşturmuş. Çizgisel bir anlatıdan çok mekansal ilişkiler kuran sergide yapıtların kimi yere yaklaşmış, kimi bir yüzeye yaslanmış, kimiyse tavandan sarkarak kendi ağırlığıyla dengede durmuş. Ziyaretçiyi belirli bir rota boyunca yönlendirmek yerine, yavaşlamayı ve bedenin mekanla, yapıtlarla ve başkalarıyla kurduğu ilişkiye dikkat kesilmeyi öneriyor tüm bu yerleştirmeler. “Bu yaklaşım, Nilbar Güreş’in farklı mecralara yayılan pratiğinin temelini oluşturur. Sanatçı yaşanmış deneyimlerden hareketle toplumsal cinsiyet, göç ve aidiyet üzerine düşünür. Yerinden edilme, ırkçılık, zenofobi ile din ya da inanç temelli ayrımcılık, onun yapıtlarında uzaktan bakılan konular olarak değil, gündelik hayatı biçimlendiren koşullar olarak yer alır. Güreş, çoğu zaman toplumsal normların ve güç ilişkilerinin bedenler, ilişkiler ve bakış aracılığıyla görünür hâle geldiği anlara odaklanır” diyor Temür.
Nilbar Güreş’in üretiminin merkezinde tekstil, giysi, ev içi nesneler ve doğadan formlar yer alıyor. Bu malzemeler kişisel ve kolektif hafızaları taşırken; şefkat, mizah ve direnç içeren müdahalelerle dönüşüyor. Değer, arzu ve imtiyaz üreten sistemlerinin bedenleri ve ilişkileri nasıl şekillendirdiğine dikkat çeken sanatçı, “İnsanların kendilerine her şeyin sadece en iyisini layık görmelerinden tiksiniyorum. Çünkü bu başkalarına zarar vermeden mümkün değil” diyor.

Nilbar Güreş kimdir?
1977 İstanbul doğumlu Nilbar Güreş Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü’nün ardından Viyana Güzel Sanatlar Akademisi’nde resim ve grafik tasarımı üzerine yüksek lisans yaptı. Arkasından Viyana Uygulamalı Sanatlar Üniversitesi’nde sanat ve tekstil pedagojisi eğitimi alan sanatçı, Avusturya Kültür ve Sanat Bakanlığı’nın 2023 Üstün Sanatçı Ödülü ile onurlandırdı ve araştırma bursu kazandı. 2013 Hilde Goldschmidt Ödülü, 2014 Otto Mauer Ödülü, 5. Belvedere Contemporary’nin 2015 BC21 Sanat Ödülü, Londra Sanat Fuarı’nın 2018 De’Longhi Sanat Projeleri Sanatçı Ödülü ile 2021 Maud Mottier Ödülü’ne layık görülen Güreş, 2012’de yine Avusturya Kültür ve Sanat Bakanlığı’nın desteğiyle misafir sanatçı olarak New York’taki Uluslararası Stüdyo ve Küratoryal Program’a katıldı. Yirmi beş yıla uzanan sanatsal pratiği fotoğraf, video, film, resim, performans, heykel, enstalasyon ve kumaş üzerine karma teknik kolajları kapsayan Nilbar Güreş, işlerinde öznel olandan hareket ederek daha büyük ölçekli meseleleri tartışmaya açıyor. Özellikle duyarlı olduğu toplumsal adaletsizlik, cinsiyet rolleri ve kültürel kimlik kodları konularını araştırıyor ve belgeler, nükteli simgeler kullanarak konvansiyonel olanı şiirsel bir biçimde yıkıma uğratmayı amaçlıyor. Güreş, Napoli, Viyana ve İstanbul’da yaşıyor ve çalışmalarını sürdürüyor.