Çin 'düşük profil' döneminden 'karşı atak' dönemine geçti

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden Prof. Dr. Seriye Sezen, Çin Başbakanı Li Keqiang’ın sunduğu 2021 yılı faaliyet raporunu değerlendirdi...

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

UFUK TURU

Prof. Dr. Seriye SEZEN
Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi 

Kasım ve mart ayları Çin Halk Cumhuriyeti’nde iki önemli karar ayıdır. Mart ayında, yasama organı olan Ulusal Halk Kongresi’nin (UHK), kasım ayında da Çin Komünist Partisi’nin (ÇKP) yıllık genel kurulları yapılır. UHK’nın genel kurulları bir süredir “iki oturum” sloganıyla yapılmakta. Bunun nedeni, yalnızca UHK’nın değil aynı dönemde, bir danışma organı olan Çin Halk Siyasi Danışma Konferansı’nın (ÇHSDK) yıllık genel kurulunun da yapılmış olmasıdır. ÇHSDK, devrim öncesinde ÇKP ile toplumsal güçler arasındaki ittifakı yansıtan ve bünyesinde ÇKP, diğer siyasi partiler ile azınlıkların, bölgelerin, meslek gruplarının ve çeşitli toplumsal kesimlerin temsil edildiği bir örgüttür. Çin Halk Cumhuriyeti’nin kurucu meclisi olarak çalışmış ÇHSDK günümüzde danışma ve gözetim organıdır.

Toplantıların önemi nedir?

Seçilmiş en fazla 3 bin üyeden oluşan Ulusal Halk Kongresi yıllık toplantıları, tüm üyelerin bir araya gelerek, UHK’nın, hükümetin, yıllık faaliyet raporlarını, yasal düzenlemeleri, bütçeyi, yıllık planları ve kalkınma planlarını görüşerek kabul ettiği platformdur. Ayrıca, devlet başkanı, başbakan, bakanlar ile diğer üst düzey kamu yöneticileri UHK tarafından atanır. Bu atamalar, plan ve programlar ile yasal düzenlemeler önce, her yıl Kasım ayında toplanan ÇKP’nin yıllık kongrelerinde görüşülür, tartışılır, sonra UHK’ya gelir.

Bu toplantılar, ülkenin bir yıllık çalışmalarının değerlendirildiği ve gelecek yıla ilişkin politikaların, hedeflerin belirlendiği ve bunların ulusal-uluslararası kamuoyuna duyurulduğu etkinlikler olması açısından önemlidir. Ayrıca, oturumlar süresince, başbakan, bakanlar ile diğer devlet yöneticileri, basın toplantıları düzenleyerek, iç ve dış politikaları değerlendirirler.

Bir diğer önemi, milletvekillerinin, ÇHSDK üyelerinin ulusal-yerel politika ve uygulamalar hakkında görüş ve eleştirilerini dile getirdiği platformlar olmasıdır. Örneğin bu yıl bir ÇHSDK üyesi, yasal kısıtlamalara rağmen özellikle teknoloji şirketlerindeki, “996 çalışma kültürü” olarak adlandırılan ve haftada 6 gün sabah 9’dan akşam 9’a kadar süren çalışma saatlerini gündeme getirmiştir. Çin’de olağan çalışma süresi haftada 40 saattir ancak İş Yasası en fazla 44 saate kadar imkân tanımaktadır.[1] Buna rağmen kâr motifi, eyaletler, kentler arasındaki ve ülkenin diğer gelişmiş ülkelerle rekabet hırsı nedeniyle fiili uygulamaya göz yumulduğu; işçilerin de işini kaybetme korkusundan uygulamaya ses çıkaramadıkları anlaşılmaktadır.

Özetle, iki oturum, Çin’in kendini ulusal ve uluslararası kamuoyuna açtığı bir dönemdir. Çin’in bu toplantıları giderek bir yumuşak güce dönüştürme çabası içinde olduğu söylenebilir. Basın toplantıları, “koridor toplantıları” yoluyla medyaya daha fazla açılım, özellikle, ÇKP dışındaki siyasi partilerin ve toplumsal kesimlerin temsil edildiği ÇHSDK’nin ön plana çıkarılması, bu bağlamda belirtilebilir. Böylece Çin, Batı’ya egemen olan, “Komünist Parti’nin otoriter yönetiminde anti-demokratik ülke” imajını zayıflatmayı hedeflemektedir.

Bu yılki toplantının önemi

4-11 Mart 2021 tarihleri arasında yapılan 13. UHK yıllık oturumunun olağan gündem maddeleri arasında, 2020 yılı kalkınma planı uygulama raporu, 2021 yılı planı ve 2021 yılı bütçesinin yanı sıra Hükümetin ve UHK’nin 2020 ve 2021 çalışma raporları ile UHK’nın çalışma düzeni hakkında kamuoyunun daha iyi bilgilendirilmesini ve milletvekillerinin yasama sürecine daha etkili katılımlarını artırmayı amaçlayan yasa değişikliği bulunmaktaydı. Hong-Kong Seçim Yasasında değişiklik ile 14. Planın görüşülmesi bu yıla özgü gündem maddeleriydi.

2021 yılı hedefleri

Başbakan Li Keqiang’ın sunduğu hükümetin 2021 yılı faaliyet raporunun ana mesajı, makro-ekonomik politikalarda keskin bir dönüş olmayacağıdır. %6 üzerinde ekonomik büyüme, kentsel işsizliğin %5,5 seviyesinde korunması, %3 civarında tüketici fiyat endeksi artışı, ödemeler dengesinin denkliği, çevre kirliliği ile mücadele, yeşil enerji, enerji tüketiminde tasarruf, nükleer enerji yatırımları, bölgesel kalkınma ve yabancı sermaye haklarının korunması, raporda öne çıkan hedeflerdir.[2]

Hong-Kong Seçim Yasasına ayar

Hong Kong Seçim Yasasını değiştiren düzenleme, 2020’de yayımlanan Hong Kong Güvenlik Yasası ile birlikte düşünülmelidir. Hong Kong günümüzde ABD’nin Çin’i çevreleme ve zayıflatma girişimlerinin bir nesnesi haline dönüştürülmüş durumdadır. Çin, her iki yasayla etkiye tepki vererek kendi açısından önlemlerini almaktadır. Hong-Kong’da yasama işlevi gören Yasama Kurulu üyelerinin bir kısmı doğrudan seçimle, bir kısmı da Seçim Komitesince seçilmekteydi. Yürütme işlevinin başındaki yönetici de Seçim Komitesi’nce seçilmekte ve Çin Hükümetince atanmaktadır. Yeni düzenleme iki önemli değişiklik içermektedir:[3]

- Seçim Komitesi’nin üye sayısı 1.200’den 1.500’e çıkarılmış ve beş farklı sektör/toplumsal kesime dayalı bir temsil yapısı benimsenmiştir.

- Daha önce 35’i doğrudan seçimle gelen 70 üyeden oluşan Yasama Kurulunun üye sayısı 90’a çıkarılmış ama doğrudan seçilen üye sayısı 20’ye çekilmiştir.

- Seçim Komitesi, Yasama Kurulu üye adayları ile yürütme baş yöneticisi adaylarının, adaylıklarının uygunluğunu denetleyecek bir İnceleme Komitesi kurulmuştur. Adaylığa uygunluk açısından “vatanseverlik” önemli bir ölçüttür.

Çin, bu düzenleme ile Hong Kong’da kendine sorun çıkarmayacak, dış müdahalelere karşı durabilecek bir yönetimin seçimini güvenceye almıştır. Nitekim değişiklikler, iki sistemin bağımsızlık anlamına gelmediği, devletin varlığına karşı dış güçlerle birlikte hareket edenlerin milletvekili olamayacağı düşüncesiyle gerekçelendirilmektedir. Çin medyasında, her devletin bu tür önlemler aldığı vurgulanarak, seçilmişler için vatanseverlik koşulunun yer aldığı ve devlete karşı ayaklanmaya, isyana karışan/bunlara yardımcı olanların, Kongre üyeliği ve başkanlık seçimlerine katılamayacağını düzenleyen ABD Anayasası örnek verilmiştir.[4]

14. Beş Yıllık Kalkınma Planı

Çin merkezi planlamayı bırakmakla birlikte planlama geleneğini sürdürmektedir. Kongrede, 2021-2025 yıllarını kapsayan 14. Beş Yıllık Ulusal Ekonomik ve Sosyal Kalkınma Planı ile 2035’e Uzanan Uzun Vadeli Hedefleri kabul edilmiştir.

14. Plan ekonomik büyümenin oranından çok niteliğine odaklanmıştır. Plan dönemi için ekonomik büyüme hedefi belirlenmemiştir. Makul seviyelerde ortalama büyüme hızının sürdürülmesi hedeflenirken, ekonomik büyüme hızından daha yüksek toplam faktör verimliği artışı öngörülmektedir. Planın başlıca sosyo-ekonomik hedefleri şunlardır:

- Ar-Ge yatırımlarında yıllık ortalama %7 artış,

- %65’lik bir kentleşme oranı (şu anda %60),

- Yeşil kalkınma: Enerji tüketiminde %18 ve karbondioksit emisyonunda %13,5 azalma;

enerji tüketiminde fosil olmayan enerji tüketiminin %20’ye çıkarılması; ısınmada kömür yerine elektrik kullanımına öncelik verilmesi, kömür santrallerinin yapımının kontrol altına alınması; yeni hidroelektrik santralleri ve güvenli nükleer enerji tesislerinin inşası vb.

- Üretken çağ nüfusunun ortalama eğitim süresinin 11,3 yıla çıkarılması,

- Her yıl ortalama yaşam süresinde 1 yıllık artış,

- Temel emeklilik sigortasına katılımın %95’e ulaşması,

- Kentsel işsizlik seviyesinin %5,5 düzeyinde tutulması.

Hukou Sisteminde adım adım esneme

Çin’de hane halkı kayıt sistemi (Hukou) aracılığı ile nüfus hareketliliği denetim altındadır. Bu uygulama, yerleşik oldukları yörelerden daha iyi yaşam umuduyla kentlere ucuz emek olarak akan ve sayıları 250-260 milyonu bulan “iç göçmen” sorununu doğurmuştur. Düşük ücret ve uzun çalışma süreleri ile istihdam edilen bu emekçi kitle, çalıştıkları kentlerde yerleşik olmadıkları için kentsel hizmetlerden (eğitim, sağlık vb.) yararlanamamaktadır. Hükümet daha önce hukou sistemini esnetmeye yönelik bir politika benimsemişti. 14. Plan, plan döneminde nüfusa göre değişen üç farklı esnetme politikası benimsemektedir:

- Nüfusu 3 milyondan az kentlerde uygulamanın tümüyle kaldırılarak göçmenlere eşit muamele edilmesi.

- Nüfusu 3-5 milyon arasındaki kentlerde sisteminin tümüyle esnek hale getirilmesi.

- Nüfusu 5 milyondan fazla olan kentlerde puana dayalı bir esnetme politikasının geliştirilmesi. Sosyal güvenlik primi ödeme süresi, o yerde ikamet süresi vb. ölçütler uyarınca göçmenlerin kazandığı puana göre yerleşik nüfusa yönelik hizmetlerden yararlanır hale gelmesi.

Üretimin niceliğinden çok niteliğine vurgu: Teknoloji, teknoloji, teknoloji

Çin 2000’li yılların başından itibaren kalkınma stratejini değiştirerek, “GDP’zm” olarak eleştirilen büyüme politikasının tahribatını dikkate alan, çevreyi ve gelir dağılımını gözeten, üretimin/işgücünün niteliğini dönüştüren yeni bir kalkınma politikası benimsemişti. İzleyen dönemde yenilikçilik, yeni teknolojiler, nanoteknoloji, biyoteknoloji, uzay teknolojisi ve yapay zekâ, ülkenin politika belgelerinin, plan ve programlarının temel temaları haline gelmiştir. 2015 yılında açıklanan “Çin Yapımı 2025” raporunun nihai hedefi ise Çin ürünlerinin niteliğini ve küresel algısını değiştirmektir. Küresel yapay zekâ harcamalarında en büyük paya sahip Çin, 2030’a kadar 1,5 trilyon dolarlık harcamayla dünyanın yapay zekâ yenilik merkezi olmayı hedeflemektedir. Bütün bu hedeflerin, harcamaların yöneldiği sonul hedef, ülkenin kuruluşunun 100. yıldönümü olan 2049’da, Xi’nin ifadesiyle, “Çin’i, müreffeh, güçlü, demokratik, kültürel açıdan gelişmiş ve uyumlu bir çağdaş sosyalist ülkeye dönüştürmektir.”

Plan döneminde; yeni salgınlar ve biyogüvenlik risklerinin önlenmesi, tıp ve tıbbi ekipman, petrol ve gaz keşifleri ile kalkınma alanında temel teknolojilere yoğunlaşacağı belirtilerek bilim ve teknolojide yedi öncelikli başlık belirlenmektedir.

- Gelecek kuşak yapay zekâ teknolojileri

- Kuantum bilgisi

- Entegre devreler

- Beyin bilimi

- Gen teknolojisi

- Klinik tıp ve sağlık

- Derin uzay, derin yeryüzü, derin deniz ve kutupsal araştırmalar

Artık, “önce kendine bak” diyen bir Çin var

Çin’in yeni kalkınma planı, özü itibariyle, önceki plan hedeflerinin, ülkenin ilerleme aşamaları, mevcut ihtiyaçları ile küresel sistemdeki gelişmeler bağlamında güncellenmiş hali olarak görülebilir. Planın hedefleri, Çin’in kendine olan özgüvenini yansıttığı gibi aynı zamanda ülkenin kendini 21. Yüzyılda nasıl konumlandırdığının da işaretlerini içermektedir. Bu işaretler, Çin’in “düşük profil” döneminden “karşı atak” dönemine geçtiğini göstermektedir. Son yıllarda hazırladığı ABD İnsan Hakları Raporları, Mart ayında Alaska’da yapılan ABD-Çin görüşmeleri sırasındaki tavrı bu karşı atakların göstergelerindendir. ABD’nin ya da Çin’e ders vermeye çalışan diğer Batılı ülkelerin karşısında, artık, ders veren ülkelere, kendi tarihleri ve güncel uygulamalarından örneklerle “önce kendine bak” diyen bir Çin vardır.

Çin, ucuz emeği ile kapitalizmin üretim atölyesine dönüşen bir ülke olmaktan çoktan çıkmıştır. Dikkatini, önceliğini ve kaynaklarını, 21. Yüzyılın güç dengesini biçimlendirecek başta yapay zekâ olmak üzere yeni teknolojilere; kendisini bilim gücü, deniz gücü ve uzay gücü yapacak, teknoloji üreten ülkeye dönüştürecek alanlara yöneltmiştir. Gündemde daha çok Kuşak ve Yol Girişimi tartışılmakla birlikte, dünya düzeninin ve Çin’in geleceğinde, Uzay İpek Yolu, Kutup İpek Yolu gibi diğer ipek yolları bir bütün halinde analiz edilmelidir.

Ancak tüm bu gelişmeleri ve ABD ile Çin arasında dozu artan rekabeti Soğuk Savaş analojisi üzerinden analiz etmek ve yeniden iki kutuplu düzene dönüşün göstergeleri olarak görmek yanlış olur. Kendine özgü koşulları, dinamikleri olan Soğuk Savaş her şeyden önce alternatif iki sosyo-ekonomik ve politik düzen, kapitalizm ile sosyalizm arasındaki rekabete dayalıydı. Günümüzde ise Çin ve ABD aynı yolda ilerlemektedir; ilişkiler ne kadar gerilimli de olsa, aralarındaki ticari, finansal ve teknolojik bağımlılıklar, Soğuk Savaş bağlamında bir kutuplaşmadan çok birlikte var olmayı gerektirmektedir. Elbette geleceğe ilişkin analizlerde başka güçler, etmenler de dikkate alınmalıdır. Ancak öncelikle, bugüne ve 21 yüzyılın geleceğine, geçmişin analiz çerçevesinden, Çin-ABD karşıtlığı üzerinden değil, küresel kapitalizmin taşıyıcı kolonlarında olası bir değişim bağlamı üzerinden bakılmalıdır.

Kaynakça

[1] Cheng Sı, “Supervision proposed to prevent overworking of employees”

https://www.chinadaily.com.cn/a/202103/11/WS604974d8a31024ad0baae682.html (Erişim: 12.03.2021).

[2] Report on the Work of the Government Delivered at the Fourth Session of the 13th National People’s Congress of the People’s Republic of China on March 5, 2021 https://www.chinadaily.com.cn/pdf/2021/report2021.pdf (Erişim: 13.03.2021).
[3] http://www.xinhuanet.com/english/2021-03/11/c_139802279.htm (Erişim: 11.03.2021).
[4] https://news.cgtn.com/news/2021-03-11/HK-electoral-changes-bring-an-end-to-U-S-Trojan-Horse-politics-YxIbdfFQzK/index.html (Erişim: 11.03.2021).