19 °C

Dolar likiditesi için bir adım da IMF’den

IMF, ABD Hazinesi’nin de desteğiyle Fed’in daha önce açtığı likidite enstrümanlarından yararlanmayan ülkeler için yeni bir likidite programı başlatmaya hazırlanıyor. Henüz IMF’ye gitmemiş olan Türkiye’nin bu programdan yararlanıp yararlanmayacağı belli değil.

Dolar likiditesi için bir adım da IMF’den

Hilal SARI

Uluslararası Para Fonu (IMF) ABD’nin de desteği ile koronavirüs salgını nedeniyle yaşanan dolar likiditesi sorunlarını azaltmayı amaçlayan yeni bir program açıklamaya hazırlanıyor. Bloomberg’de yer alan habere göre, program ABD Merkez Bankası’nın (Fed) salgın nedeniyle açtığı swap hatlarından, sonrasında ise hazine tahvili ‘repo’ pencerelerinden yararlanamayacak ülkelere likidite sağlamayı hedefliyor. Henüz Türkiye’nin IMF’nin bu yeni likidite adımlarından faydalanıp faydalanmayacağı netlik kazanmadı.

IMF Başkanı Kristina Georgieva, geçen hafta cuma günü gazetecilere online bir video konferans aracılığıyla yaptığı açıklamada “Yönetim kurulumuz önümüzdeki günlerde likidite sorunu yaşayan ve güçlü temelleri, güçlü makroekonomik temelleri olan ülkeleri hedefleyen kısa vadeli bir likidite programı başlatılması önerisini değerlendirecek” ifadelerini kullandı.

‘Endonezya gibi ekonomiler’

Georgieva Endonezya’nın IMF’ye gelişmekte olan ülkelere ek likidite imkanları sağlaması için çağrı yapan ülkeler arasında olduğunu belirterek, “Temelde güçlü olan ama şu anda kendilerini zor bir durumda bulmuş ülkeler için kısa vadeli likidite enstrümanımız yok” diye konuştu.

Birkaç hafta içinde başlayabilir

Konuya yakın kaynaklar IMF’nin bu kısa vadeli likidite programının ABD Hazinesi tarafından destekleneceğini ve birkaç hafta içinde başlatılabileceğini söylüyor. ABD, fonun en büyük hissedarı. 90’dan fazla ülkenin IMF’ye koronavirüsün neden olduğu küresel resesyondan korunmak için yardım talebinde bulunduğu bir dönemde fon gelecek hafta tüm üyeleriyle sanal bir toplantı gerçekleştirecek.

‘Temeli sağlam’ olan ülkelere

IMF’yi böyle bir hamle nedeniyle eleştirenler de var. Ülkelerin bu kredileri geri ödeyememe riski olduğuna ilişkin değerlendirmelere yanıt veren ABD Hazine yetkilisi ve eski IMF yönetici direktörü Mark Sobel, “Büyük bir risk görmüyorum. (Bu likidite imkanı) performansı en iyi olan ve kanıtlanmış bir başarı geçmişi olan üyelere sağlanacak” ifadelerini kullanıyor. Sobel, fonun kredileri ‘sadece sağlam makroekonomik temelleri olan’ üyelerine sağladığı durumda problem olmayacağını söylüyor.

İş Yatırım: ‘Temeli sağlam’ ülke kriteri IMF’ye göre ne?

İş Yatırım Uluslararası Piyasalar Direktörü Şant Manukyan bu programın Türkiye’ye bir faydası olup olmayacağının anlaşılması için iki konunun netleşmesi gerektiğini belirtiyor: “‘Temeli sağlam’ ülke kriteri IMF’ye göre nedir? Ve ülkelerden sağlanacak likidite karşılığında (altın gibi) bir teminat istenecek mi?”

Dolardaki yükselişin sürmesi bekleniyor

Manukyan, ‘kısa vadede atılan likidite adımlarının doları sakinleştirebileceğini fakat orta vadede doların gelişen ülke paraları karşısındaki yükselişini sürdüreceğini’ öngörüyor.

İsviçre merkezli Credit Suisse, Kanada merkezli TD Securities, Fransa merkezli Societé Generale doların diğer para birimleri karşısındaki güçlenişinin süreceğini öngören uluslararası finans kuruluşlarından bazıları.

S&P: Bankacılık likiditesinde Türkiye riske en açık ülke

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu S&P Global Ratings dolar likiditesindeki sorunların devam edeceğini öngörüyor. Kuruluş önceki gün ‘Ortadoğu, Türkiye ve Afrika’daki bankalar için fonlama ve likidite boşlukları daha da genişleyecek’ başlıklı bir rapor yayınladı. Bu bölgelerdeki bankaların virüs nedeniyle muhtemelen likidite zayıflıkları yaşayacağı öngörülüyor. Salgının yıl ortasında zirve yaptıktan sonra yavaşlayacağı varsayımıyla hazırlanan raporda “Türkiye’yi bu riske en açık ülke olarak görüyoruz” deniliyor.

S&P Global Ratings kredi analisti Stephanie Mery, raporda piyasadaki beklentilerin tersine döndüğünü ve riskten kaçış halinin geri döndüğünü belirterek “Bölgedeki bazı bankacılık sistemleri engebeli bir yola girmek üzere. Finansman maliyetleri yükseliyor, sermaye çıkışları artıyor ve önümüzdeki aylarda kredi büyümesinde yavaşlama şekil verecek” diyor.

Devlet tahvilleri şoku yumuşatabilir ancak...

Bankacılık sektöründe yatırımcının riskten kaçmasına paralel finansman ve likidite koşullarının zayıflayacağı belirtilen raporda en riskli olarak görülen bankacılık sisteminin Türkiye olarak görüldüğüne şu ifadelerle dikkat çekiliyor: “Türkiye’nin bu anlamda riske en açık ülke olduğunu görüyoruz. Devlet tahvillerinin (raporda bahsedilen bölgelerdeki) bankacılığın alacağı darbeyi yumuşatacağını da öngörüyoruz. Ancak hali hazırda bazı ülkelerde devlet tahvili pozisyonlarının zaten çok yüksek olması nedeniyle, bankalara bu tür destekler dolaylı ve sınırlı olarak etki edecek.”

… son 10 yılda bankaların dışa bağımlılığı arttı

Raporda bankaların son on yılda yurt dışı fonlama ve yurt dışı yerleşiklerin mevduatlarına giderek daha fazla bağlı hale geldiği belirtiliyor ve “Gelişmiş ülkelerdeki negatif faiz oranlarının sermayeyi Ortadoğu, Türkiye ve Afrika gibi bölgelere kaydırmıştı. Bu durum bankacılık sektörlerini dış finansmana bağımlı hale getirdi” değerlendirmesi yapılıyor.

BIS: Bankacılık riski için en önemli gösterge dolar

Koronavirüs krizinin henüz tam belirginleşmediği Ocak 2020’de döviz piyasası oyuncularına ‘global mesleki ahlak kurallarına uy’ çağrısı yapan Uluslararası Ödemeler Bankası (BIS), bankacılıktaki riskleri takip etmek için ilenmesi gereken en önemli göstergenin dolar olduğunu söylüyor. Küresel finansal sistemde merkez bankalarının merkez bankası rolünü üstlenen kuruluş, 1 Nisan’da yayınladığı raporda, BIS güvenli liman olarak kabul edilen yen gibi veya euro gibi başlıca para birimlerinin dahi dolar için swap yapıldığına dikkat çekiyor. Geçen ay yaşanan küresel likidite kesintisinde Bloomberg Dolar Endeksi on gün boyunca aralıksız yükselmişti.

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap