Dünyada kur savaşı çıktı

Bütün dünyada merkez bankaları güçlenen yerel parasının değerini düşürmek için müdahale ediyor.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Evrim KÜÇÜK

İSTANBUL - Türkiye'de güçlü TL tartışmalarının gündeme oturduğu şu günlerde birçok ülkede merkez bankaları, rekabet güçlerini artırmak amacıyla parasını ucuzlatmak üzere art arda piyasalara müdahalede bulunuyor.

İlk olarak Japonya'nın başlattığı müdahale hamlesi sonrasında Brezilya, Güney Kore, Tayvan, Malezya gibi ülkeler para piyasalarında bir izi operasyon gerçekleştirdi. Paraların değerinin düşürülmesi 'küresel bir strateji' haline geldi ve dünyada kur savaşı çıktı. Dünyanın en büyük ihracatçısı Çin, ABD'den gelen tüm baskılara karşı yuanın sınırlı artmasına izin veriyor, Singapur ve Kolombiya dahil birçok ülkede de paranın aşırı değerlendiği uyarıları yapılıyor.

Morgan Stanley'nın gelişmekte olan ülke paralarının dolar karşısında seyrini izlediği endeks yıl başından bu yana yüzde 4.62 getiri sağlarken, son bir yıllık artış ise yüzde 6.83 oldu. Sıcak para girişinin artmasıyla parası dolar karşısında en çok değer kazanan ülkelerden Brezilya'nın Maliye Bakanı Guido Mantega, son iki hafta içinde yaptıkları günlük 1 milyar dolarlık müdahalenin istenen sonucu vermemesi üzerine, realin değer artışını yavaşlatmak için piyasadaki fazla doları satın alacağını duyurdu.

Mantega'nın açıklamalarına göre, diğer ülkeler ihracat piyasasında yer kazanmak için kurlarının yükselmesini sağlarken Brezilya da realin aşırı derecede değer kazanmasına izin vermeyecek. Mantega, "Bir kur savaşı yaşıyoruz. Para birimlerini devalüe etmek küresel bir strateji" dedi. Financial Times'ta yer alan açıklamasında Mantega, dünyada ülkelerin kendi paralarını manipüle ederek ticaret avantajı sağlamaya çalıştıkları ortamda bir ticaret ve kur savaşı ile yüz yüze olunduğunu söyledi.

Bakan, "Aralarında Japonya ve ABD'nin de olduğu birçok ülke iyi performans gösteren ülkelerdeki pazar paylarını artırmak için para birimlerinin değer kaybetmesine göz yumuyorlar" yorumu yaptı.

Maliye Bakanı'nın önemli çıkışı, Japonya, Güney Kore ve Tayvan merkez bankalarının kurlarının değerini düşürmek için ardı ardına yaptığı müdahalelerin sonrasında geldi.

Gelişmiş batı ülkelerinde ekonomi yavaşlarken, ekonomileri hızlı büyüyen gelişmekte olan ülkelere yüklü sıcak para girişi olması, bu ülkelerde yerel para birimlerinin güçlenmesini neden oluyor.

ABD Merkez Bankası FED'in gevşek para politikası da, Uzakdoğu ve Asya piyasalarına yatırımların cazibesini artırıyor ve paralarının değerlenmesine yol açıyor. Düşük kurun ihracatta rekabet güçlerini azaltmasından endişe duyan birçok ülkede piyasalara müdahale yapılıyor. Sadece birkaç hafta içinde hafta içinde piyasalara resmen müdahale eden, müdahale ettiğinden şüphe duyulan veya piyasadan dolar alabileceği konuşulan ülke sayısı bir hayli fazla.

*ABD ve İngiltere, kantatif gevşeme yoluyla piyasaya para sürmeye hazırlanıyor.

* Japonya son altı yıldır ilk kez müdahalede bulundu.

* Brezilya Reali geçen senenin başından beri ABD doları karşısında yaklaşık yüzde 25 değer kazanınca, merkez bankası son iki hafta içinde piyasalardan günlük 1 milyar dolar alım yaptı.

* Tayvan Merkez Bankası piyasadan yüklü dolar aldı.

* Latin Amerika'nın önde gelen ekonomilerinden Arjantin dolar alımlarını artırdı ve bunun sonucunda pezo, son üç ayda gelişmekte olan ülke paraları arasında değer kaybeden tek yerel para birimi oldu.

* Rusya, ocak ayından bu yana borsasının yüzde 65 ve parası rublenin yüzde 20 değer kazanması üzerine, piyasalara ruble satışını artıracağını bildirdi.

*Avustralya, İsviçre, Polonya, Kolombiya, Endonezya sıcak para girişinin ülke ekonomisini istikrarsızlaştırmasından endişe ederek piyasalara müdahale eden ya da edebileceğini açıklayan diğer ülkeler olarak sıralanıyor.

* Malezya Ringiti 2009 başından bu yana yüzde 11'den fazla değer kazanırken, Tayland'ın parası baht içinde bulunduğumuz çeyrekte yüzde 5.6 değerlendi. Paranın değerlenmesi üzerine müdahale geldi ve ringit ile baht dolar karşısında düşüşe geçti. Geçen hafta hem Malezya hem de Tayland'da merkez bankalarının paranın daha fazla değerlenmesine izin verilmeyeceği yolundaki açıklamaları, müdahalenin süreceği şeklinde algılanırken, analistler hem Tayland Bahtı hem de Malezya Ringiti'nin Mart 2011'e kadar gerilemeye devam edeceği tahmininde bulunuyor.

*Güney Kore'de cari işlem fazlası 5.9 milyar dolarla son 16 ayın en yüksek seviyesine çıkarken, parası won, eylülde dolar karşısında yüzde yaklaşık yüzde 4 değer kazandı ve 1.1155.25 seviyesine yükseldi.

Analistler, yılın geri kalanında wonun gücünü koruyacağını ve tahmin ediyor. DBS Asset Management Güney Kore Wonu'nun, yuandaki artışın ülke merkez bankasını para biriminde artışa izin verme konusunda cesaretlendireceği beklentisiyle, bölgesel artışlara öncülük edebileceği tahmini yaptı. Malezya Ringiti ve Tayland Bahtı'nın, wondaki artışların gerisinde kalacağını öngören kuruluş, Mart 2011 sonuna kadar wonun yüzde 5 artış yaşamasının beklendiğini tahmin etti. DBS analistlerinden Desmond Soon, önümüzdeki üç ila altı ay içinde wonun iyi bir yatırım olduğuna inandığını belirtti.

*Afrika'nın cazibe merkezlerinden Güney Afrika'da rand 2.5 yılda yüzde 34 yükseldi ve 1 dolar 7 rand seviyesinin altına indi. Uluslararası Para Fonu (IMF), randın bulunduğu seviyede yüzde 5-15 aşırı değerli olabileceğini bildiriyor.

*Çin, ihracatta avantaj sağladığı gerekçesiyle başta ABD olmak üzere birçok ülkenin revalüasyon baskısı altında ve yuan son iki haftada yüzde 1.4 değerlenmiş durumda. Ancak yuan rallisi bazı kesimleri huzursuz ediyor ve Pekin, yuandaki artışı sınırlı tutmaya çalışıyor. Yuan, 2005-2008 döneminde dolar karşısında yaklaşık yüzde 20 artış gösterdi ancak bazı uzmanlar önümüzdeki birkaç yıl içinde yunanın sadece yüzde 3-5 artmasına izin verileceğini düşünüyor.

Çok sayıda müdahale çözümü zorlaştırıyor Kurun yüksek olması, küresel krizden çıkarken büyüme çabası içinde olan ülkelere, ihracattaki rekabet gücünü artırmak suretiyle destek sağlıyor. Kurlarının değerini güçlendirme çabasındaki ülkelerin sayısının giderek artması ise konunun küresel ekonominin masaya yatırıldığı toplantılarda eş güdümlü olarak değerlendirilmesini de zorlaştırıyor.

Örneğin, kasım ayında düzenlenecek G20 toplantılarına ev sahipliği yapacak Güney Kore, konunun toplantının gündemine gelmesine çok sıcak bakmıyor. Güney Kore'nin bu şekilde düşünmesinin altında, komşusu ve en büyük ticari ortağı Çin'i kızdırmak istememesi yatıyor.

 

Bu konularda ilginizi çekebilir