Euro Bölgesi canlandı ama büyümenin önünde hâlâ engeller var

ECB’nin parasal genişlemesi ve petrol fiyatlarındaki düşüşle, Euro Bölgesi büyümesi tekrar başladı ve varlıkları son günlerde ABD varlıklarından daha iyi performans gösterdi. Fakat daha gürbüz ve sürdürülebilir iyileşme hala birçok engelle karşılaşabilir

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

 

roubini-003.jpgNEW YORK - Euro Bölgesi’nden gelen son veriler iyileşmenin eli kulağında olabileceğini gösteriyor. Peki bu yükselişi sağlayan ne? İyileşmenin karşısına çıkabilecek engeller neler? Ve bu iyileşmenin devam etmesini sağlamak için ne yapılabilir?

İyileşmenin ani nedenlerini fark etmek çok zor değil. Geçtiğimiz yıl Euro Bölgesi çift dipli bir resesyonun eşiğindeydi. Geçtiğimiz aylarda teknik olarak deflasyona düştüğünde Avrupa Merkez Bankası (ECB) sonunda agresif bir gevşemenin tetiğini çekti; parasal genişleme (devlet tahvili alımları da dahil) ve negatif politika faizlerinin bir kombinasyonunu uygulamaya başladı.

Finansal etkiler hemen görüldü; parasal genişleme beklentisi oluşan süreçte ve hemen başladıktan sonra, euro keskin bir şekilde düştü, Euro Bölgesi’nin ana ekonomilerinde ve çevre ekonomilerinde tahvil getirileri çok düşük seviyelere geriledi ve hisse piyasaları kuvvetli bir şekilde ralli yapmaya başladı. Tüm bunlar petrol fiyatlarındaki keskin düşüşle beraber ekonomik büyümeyi hızlandırdı.

Yardımcı olan başka etkenler de var. ECB’nin kredileri gevşetmesi bankaların kredilerini etkin bir şekilde destekliyor. Kemer sıkmanın yol açtığı mali engel, Avrupa Komisyonu daha müsamahakar hale geldikçe bu yılda küçülmeye devam edecek. Ve bankacılık birliğinin başlaması da yardımcı olacak; son stres teslerinin ve varlık kalitesi görünümlerinin ardından, bankalar özel sektöre kredi verebilecek daha fazla likiditeye ve sermayeye sahip olacak. Tüm bu etkenlerin sonucunda, Euro Bölgesi büyümesi tekrar başladı ve Euro Bölgesi varlıkları son günlerde ABD varlıklarından daha iyi performans gösterdi. Euronun zayıflaması ve ECB’nin agresif önlemleri bu yılın sonlarına doğru deflasyonel baskıları bile durdurabilir.

 Yunanistan umuyorum Euro Bölgesi’nde kalacak

Fakat daha gürbüz ve sürdürülebilir bir iyileşme hala bir çok engelle karşılaşabilir. Öncelikle, politik riskler süreci raydan çıkartabilir. Yunanistan – umuyorum – Euro Bölgesi’nde kalacak. Ama Syriza yönetimindeki hükümet ve ‘troyka’ (ECB, Avrupa Komisyonu ve Uluslararası Para Fonu) arasında gerçekleşen ve zorlu geçen müzakerelerde, önümüzdeki birkaç hafta içinde ülkenin fonlanmasına yönelik bir anlaşmaya varılamazsa, beklenmedik bir kazaya – ‘Grexident’ diyelim (Yunanistan’ın eurodan çıkması anlamına gelen ingilizce tabir ‘Grexit’ ve kaza anlamına gelen ‘accident’ sözcüklerinin birleşimi) – yol açabilir.

Dahası, İspanya’da, Syriza yapısındaki sol bir parti olan Podemos iktidara gelebilir. Popülist euro karşıtı sağ ve sol partiler İtalyan Başbakan Matteo Renzi’yi de zorluyor. Ve Fransa’nın aşırı sağ Ulusal Cephe partisinden Marine Le Pen, anketlere göre 2017 Fransa Cumhurbaşkanlığı Seçimleri için önde görünüyor.

İstihdam yaratmadaki yavaşlık ve gelir büyümesi kemer sıkma ve reform karşısında popülist geri tepmeleri ateşlemeye devam edebilir. ECB Euro Bölgesi’nin işsizlik oranının 2017’de hala yüzde 9.9 seviyesinde olacağını öngörse bile, bu oran hala yedi yıl önce gerçekleşen küresel finansal kriz öncesi yüzde 7.2 işsizlik seviyesinin üstünde. Ve Euro Bölgesi çevre ekonomilerindeki kemer sıkma ve reform yorgunluğu, kurtarma paketlerinin yorgunluğuyla özdeşleştirilerek, Almanya, Hollanda ve Finlandiya’da bir dizi euro karşıtı partilere desteği artırıyor.

Euro Bölgesi’nin sürdürülebilir iyileşmesi önündeki bir diğer engel ise kötü komşuları

Euro Bölgesi’nin sürdürülebilir iyileşmesi önündeki bir diğer engel ise kötü komşuları. Rusya, Ukrayna’da, Baltık ülkelerinde ve hatta Balkan ülkelerinde (Rusya’ya uygulanan yaptırımlar birçok Avrupa ekonomisine zarar verirken) daha iddialı ve agresif hale geliyor. Ve Ortadoğu hemen yanında alev almış durumda: Paris ve Kopenhag ’daki son terör saldırıları ve Tunus’ta yabancı turistlere karşı yapılan saldırı Avrupa’ya şunu hatırlatıyor: Avrupa’da büyümüş yüzlerce cihatçı Suriye, Irak ve başka ülkelerde savaştıktan sonra evlerine geri dönebilir ve yeni saldırılar düzenleyebilir.

Üçüncüsü, ECB politikaları borçlanma maliyetlerini düşük tutarken, çevre ekonomilerde özel sektör ve kamu sektörü borçlanmalarının GSYH’deki payı yüksek ve hala yükseliyor. Çünkü borç/GSYH oranının paydası zar zor yükseliyor. Dolayısıyla borç sürdürülebilirliği de bu ekonomiler için orta vadede önemli bir konu olmaya devam edecek.

Dördüncüsü, mali politikalar daraltıcı olmaya devam ediyor çünkü Almanya kısa vadeli teşviklere girişmesi gerektiğini söyleyen ve sayısı gittikçe artan çok sesli bir koronun tavsiyesini reddetmeye devam ediyor. Bu yüzden de daha fazla Alman harcaması, çevre ekonomilerde uygulanan ek kemer sıkmaların etkisini veya Avrupa Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker tarafından açıklanan 300 milyar euroluk (325 milyar dolar) üç yıllık yatırım planı nedeniyle beklenen ciddi bir eksik bakiyenin etkisini bertaraf etmeyecek.

Yapısal reformlar hala salyangoz hızında

Beşincisi, yapısal reformlar hala salyangoz hızında gerçekleşerek büyüme potansiyelini aşağı çekiyor. Yapısal reformlar gerekli olsa da, bazı önlemler – örneğin istihdam piyasalarının liberalleştirilmesi ve emeklilik revizyonları Euro Bölgesi’nin tasarruf oranını artırabilir dolayısıyla toplam talebi daha da zayıflatabilir (Almanya’da on yıl önce yapısal reformların ardından olduğu gibi)

Avrupa’nın mali birliği hala tamamlanmadı

Son olarak da, Avrupa’nın mali birliği hala tamamlanmadı. Uzun vadede yaşayabilmesi için tam bir bankacılık birliği, mali birlik, ekonomik birlik ve er ya da geç politik birlik oluşturması gerekiyor. Fakat Avrupa’nın entegrasyon sürecinin hızı kesilmiş durumda.

Eğer Euro Bölgesi işsizlik oranı 2016’nın sonunda hala çok yüksekle, yıllık enflasyon oranı ECB’nin yüzde 2 hedefinin altında kalmaya devam eder. Mali politikalar ve yapısal reformlar ekonomik büyüme üzerinde kısa vadeli bir yük oluşturur. Dolayısıyla yapılabilecek tek şek parasal genişlemeye devam etmek olabilir. Ama – bu gibi politikalar nedeniyle – euronun devam eden zayıflığı, Euro Bölgesi’nin büyümesini ve cari fazlasını ateşliyor.

Tabii ki euro zayıfladıkça çevre ekonomilerin dış hesapları açıktan dengeye doğru savruluyor, giderek de cari fazlaya yaklaşıyor. Almanya ve Euro Bölgesi’nin ana ekonomileri çok büyük cari fazlalar veriyordu zaten; iç talebi artıracak politikaların yokluğunda bu cari fazlalar haliyle daha yükseldi. Bu sebeple ECB’nin para politikaları komşuları gittikçe daha fazla zarara sokacak, ABD ve diğer ticaret ortaklarıyla ticaret ve parabirimi gerilimlerine yol açacak.

Bundan kaçınmak için, Almanya’nın iş harcamaları artıracak ve ülkenin cari fazlasını azaltacak – mali teşvik, altyapı ve kamu yatırımlarına daha fazla harcama ve daha hızlı bir ücret büyümesi gibi – politikalar izlemelidir. Almanya bunu yapmadıkça veya bu yönde ilerlemedikçe, kimse varını yoğunu Euro Bölgesi’nde daha gürbüz ve sürdürülebilir bir iyileşmeye yatırmamalıdır. 

Bu konularda ilginizi çekebilir