24 °C

Kur savaşından kazançlı çıkan ülke olmayacak!

Uzmanlara göre "Çin’in manipülatör ilan edilmesiyle" kızışan kur savaşları hiçbir ülkeye yarar getirmeyecek.

Kur savaşından kazançlı çıkan ülke olmayacak!

Evrim KÜÇÜK

İlk olarak küresel kriz sonrasında Brezilya Maliye Bakanı Guido Mantega tarafından kullanılmıştı ‘kur savaşları’ ifadesi. Mantega, rekabet gücünü artırmak için para değerlerini zayıflatan ülkelerin “uluslararası bir kur savaşı” başlattıklarını ileri sürmüştü. Neredeyse 20 merkez bankasının faizlerini aşağı indirerek başlattığı bu savaştan birçok ülke mağlup ayrılmıştı. Şimdi ise ABD ve Çin arasındaki ticaret savaşında yeni bir cephenin kurlar üzerinden açılmasıyla kur savaşları yeniden kapıyı çalıyor. Analistler ise bu savaşta kazanan olmayacağı uyarısı yapıyor ve paralar üzerinden yapılacak bir savaşın dünya ekonomisi üzerindeki baskıları artıracağını söylüyor.

ABD, 11 yıl sonra Çin’i kur manipülatörü ilan etti

Küresel piyasalar ticaret savaşının etkilerini derinden hissettiği bir dönem yeni bir cephenin kurlar üzerinden açılmasıyla tedirgin. ABD’nin 300 milyar dolarlık Çin ürününe yüzde 10 ek vergi açıklamasının ardından Çin Yuanı’nın dolar karşısında 7 seviyesini aşarak 2008’den bu yana en
düşük seviyesine gerilemesi sonrası ABD Çin’i 1994’den bu yana ilk kez kur manipülatörü ilan etti. Çin Merkez Bankası (PBOC) ABD’nin kararına şiddetle karşı çıktı ve Pekin’in dünyanın en büyük ekonomisi ile ticaret gerilimleriyle başa çıkmak için yuanı kullanmayacağını belirtti.

Manipülatör kriterine uymuyor!

ABD’nin 2015 yılında aldığı karara göre, bir ülkenin “kur manipülatörü” olarak kabul edilebilmesi için GSYH’sinin en az yüzde 2’sini 1 yıldır kur manipülasyonuna harcaması gerekiyor. Bir ülkenin kur manipülatörü ilan edilmesi için 3 temel kriter var:

• ABD ile olan ticaret hacminde 20 milyar dolar ve üzeri fazla verecek (son veriye göre Çin 30 milyar dolar fazla veriyor)

• GSYH’sinin en az yüzde 3’ü kadar cari fazlası olacak (Çin Cari fazla/GSYH oranı Mart itibarı ile yüzde 0,97)

• Kendi para birimine sürekli tek tarafl ı müdahale ederek 12 aylık dönemde GSYH’sinin en az yüzde 2’si kadar döviz alacak. Ancak Çin, şu an bu tanıma uymuyor.

Analistlere göre yuandaki düşüşün temelinde Çin’in müdahalesinden çok yatırımcının risk iştahındaki azalmanın doları güçlendirmesi ve bunun gelişen ülke paraları üzerindeki olumsuz etkisi bulunuyor. Bundan sonra yuanda düşüşün devam edip etmeyeceğine dair tartışmalar yaşanıyor. Analistler, Çin hükümetinin Yuanın yüzde 2 değer kaybetmesine ve o şekilde kalmasına izin verebileceğini düşünmediğini belirtiyorlar. Önümüzdeki birkaç haftada oldukça baskı altında kalsa da, yıl sonu için Dolar/yuan beklentileri 7.3 civarında bulunuyor. Çin de yabancı şirketlere yuanın yılın geri kalanında fazla düşmeyeceği yolunda taahhütlerde bulunuyor.


Piyasaları rahatlatan referans kur

ABD yönetiminin “döviz manipülatörlüğü” suçlaması piyasalarda ticaret savaşında yeni cephenin kur üzerinden açılması olarak yorumlanırken, buna bağlı olarak hisse senedi piyasalarında düşüşler görüldü. Yuanın pazartesi günkü kaybının piyasalar üzerindeki etkisi hala sürerken kurdaki yükselişi yavaşlatmak Çin Merkez Bankası günlük yuan referans kurunu 6.9683 ile analist beklentilerinden daha güçlü bir seviyede belirledi. Ayrıca banka, Hong Kong’da yuan cinsinden tahvil satışı planladığını açıkladı. ABD’nin Çin’i Döviz manipülatörü ilan etmesinden kısa sonra atılan adımlar, Çin dışında işlem gören yuanın yükselmesinde etkili oldu.

Diğer yandan ABD’den Çin’e yönelik gümrük vergileri ve yaptırımlar gelebileceği endişeleri artarken, Çin’den beklenen misilleme adımlarının da gelmeye başladı. Çin Ticaret Bakanlığı, tarafından yapılan açıklamada Çinli şirketlerin ABD’den tarım ürünleri alımının geçici olarak durdurulduğu bildirildi.

Bu gelişmelerle yatırımcılar güvenli liman olarak görülen enstrümanlara yönelmeye devam ederken, gelişmiş ülke tahvil faizleri tarihi düşük seviyelere geriledi.

Küresel ekonomi üzerinde baskı yaratabilir

Kur savaşlarının dünya ekonomisi üzerinde ciddi bir baskı oluşturacağı uyarıları yapılıyor.

• Geçmişteki örneklerine bakıldığında rekabetçi devalüasyonun sadece kısa vadeli kazanç sağlayacağı uyarısı yapılıyor.

• Uzmanlar özellikle Çin ile ticaret yapan Asya ülkelerinin yuandaki düşüşü takip etmek zorunda kalabileceklerini ve bunun olması halinde birçok gelişmekte olan ülkelerden ciddi bir sermaye çıkışı yaşanabileceğini dile getiriyor.

• Parası zayıflayan ülkelerden çıkan yatırımcının Amerikan tahvillerine ve güvenilir ekonomi olarak görülen Japonya ile İsviçre’nin para birimleri Yen ve Franga yönelebileceği belirtiliyor.

• Sermayenin kaçması yerli yatırımları yavaşlatmaya başlarsa, bu kez merkez bankalarının sermayenin çıkmasını engellemek amacıyla faiz artırmak zorunda kalacağı ifade ediliyor. Bu ise ekonomilerinin daha da yavaşlaması anlamına geliyor.

• Ayrıca kur savaşlarının para birimlerinde neden olduğu zayıflık enflasyona davetiye çıkarıyor. Zira bir ülkenin parasının değer kaybı ülkenin ihracatında avantaj sağlıyor fakat ithal ürünlerin fiyatında yaşanan artış halkın alım gücünü baltalıyor ve enflasyonda artışa neden oluyor.

• Küresel ticaret enflasyonun baskısıyla yavaşlarken, küresel büyüme de hız kesiyor. Yani uzmanlara göre kur savaşlarının sonu enflasyonist bir ortama sürüklenmek ve resesyon ile boğuşmak olabilir.

• Kur savaşları Avrupa ekonomisi için de bir tehdit oluşturuyor. Başta Almanya olmak üzere ihrataca bağımlı bir ekonomisi olan Avrupa’nın küresel ticaretteki yavaşlamayı sert bir şekilde hissedeceği belirtiliyor. Kurs savaşlarının Avrupa’daki Brexit etkisini ağırlaştıracağı uyarıları yapılıyor.

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap