Theresa May'den Brexit açıklaması

Birleşik Krallık Başbakanı Theresa May, "Ortaklarımızın, bizim ayrılma kararımız yüzünden mevcut bütçenin geri kalan döneminde daha fazla ödeme yapıp daha az katkı almaktan korkmalarını istemiyorum. Birleşik Krallık, taahhütlere sadık kalacaktır" dedi.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Birleşik Krallık Başbakanı Theresa May, İtalya’nın Floransa kentinde, Santa Maria Nuova yerleşkesi içindeki eski jandarma kışlasında yaptığı konuşmada, Brexit (AB'den ayrılma) için yumuşak bir ayrılma süreci ve Brexit sonrasında da stratejik partnerlik temelinde bir gelecek öngördüğüne dair mesajlar verdi.

May, Rönesans’ın kendilerine eğer zihinlerini açarlarsa halklarına daha iyi bir gelecek sunabilmeyi gösterdiğini ifade ederek, “Ben de bugün burada buna odaklanmak istiyorum. Bugün AB ile Birleşik Krallık arasında kritik bir süreçteyiz. Birleşik Krallık, AB’den ayrılıyor. Birleşik Krallık, küresel serbest ticaretini yapan bir ulus olmak istiyor. Birçok kişi endişeyle bakıyor bu sürece ama ben iyimserim.” diye konuştu.

AB’nin biçimine yönelik tartışmaların sürdüğünü ve ülkesinin buna engel olmak istemediğini vurgulayan May, “Biz, AB’nin güçlü bir dostu ve partneri olmak istiyoruz.” dedi.

Paylaştıkları Avrupa değerlerine yönelik iki büyük zorluk olarak tanımladığı kitlesel göç ve terör gibi sorunları sadece ortaklık içinde çözebileceklerini dile getiren Başbakan May, "AB’den ayrılıyor olabiliriz ama biz Avrupa’dan ayrılmıyoruz. Britanya, her zaman için bu değerleri savunmak üzere dost ve müttefiklerinin yanında duracak. Güvenlikle ilgili konularda Avrupa’ya öncülük etmeyi sürdürecek.” ifadesini kullandı.

Birleşik Krallık’ın egemen bir ulus olarak AB ile birlikte çalışmayı sürdüreceği mesajını veren Theresa May, şunları söyledi:

“Halk, doğrudan kontrolü istedi. Onlar, kararların Britanya’da alınmasını istedi. Bu nedenle insanlar, AB’de kendilerini evdeymiş gibi hissetmedi. Bu yönde bir seçim yapmasına karşın, Birleşik Krallık, halen Avrupa ulusları ailesinin gururlu bir üyesidir.”

"Fiziksel sınır kontrolüne izin vermeyeceğiz"

May, AB ile aralarında tartışma konusu olan ortak seyahat alanına ilişkin de ''Birleşik Krallık ve AB, (Kuzey İrlanda Barış süreciyle alakalı) Hayırlı Cuma Anlaşması ve ortak seyahat alanını korumayı taahhüt etti. Fiziksel sınır kontrolüne izin vermeyeceğiz.'' dedi.

Birleşik Krallık'taki AB vatandaşlarının hakları

Brexit müzakerelerinin en tartışmalı alanlarından biri olan ve Birleşik Krallık’ta yaşayan AB vatandaşlarını ilgilendiren konuda Theresa May, “Ben, istiyorum ki AB vatandaşları kalmaya devam etsin. Onlar, Brexit sonrasında da bugünkü haklarıyla kalabilirler. Onların haklarını garanti etmek benim amaçlarımdan biri.” şeklinde konuştu.

AB vatandaşlarının haklarıyla ilgili olarak AB ile varılacak anlaşmayı İngiliz yasal mevzuatı haline getireceğini dile getiren May, böylece İngiliz mahkemelerinin vereceği kararın anlaşmaya uygun olacağını anlattı.

Müzakeredeki ekonomik ve ticari boyut

Birleşik Krallık’ın AB’den ayrılmasının geride kalan 27 üyenin vergi mükelleflerine AB bütçesi bağlamında ek yük getirmesini istemediklerini belirten May, bununla ülkesinin bu konudaki yükümlülükleri ile ilgili olarak dile getirilen bazı iddiaların abartılı olduğunu ve sorunun çözümüne katkı yapmadığını söyledi.

May, "Ortaklarımızın, bizim ayrılma kararımız yüzünden mevcut bütçenin geri kalan döneminde daha fazla ödeme yapıp daha az katkı almaktan korkmalarını istemiyorum. Birleşik Krallık, üyeliği süresince bulunduğu taahhütlere sadık kalacaktır." ifadesini kullandı.

Birleşik Krallık’ın, Brexit’in ardından ortak pazarın ve gümrük birliğinin parçası olmayacağını belirten May, şunları kaydetti:

“Çünkü ortak pazarın içerdiği dört özgürlüğün, Avrupalı dostlarımız için birbirinden ayrılamaz olduğunu biliyoruz. Ortak pazarın haklar ve yükümlülükler dengesi üzerine inşa edildiğinin farkındayız. Ortak pazarın yükümlükleri altına girmeden faydalarından istifade edebilirmişiz gibi davranmayacağız. Önümüzdeki görev, yakın ekonomik işbirliğine izin veren ama bu haklar ile yükümlülükleri yeni ve farklı bir dengede tutan bir çerçeve bulmaktır.”

Birleşik Krallık ile AB’nin böyle bir çerçeve ararken "boş bir sayfadan" hareket etmeyeceklerini belirten May, ülkesinin parlamentodan geçirmeye hazırlandığı AB’den Ayrılma Yasa Tasarısı'nın yaklaşık 20 bin AB düzenlemesini iç hukuk haline getireceğini hatırlattı.

May, Birleşik Krallık ile AB arasındaki yeni ekonomik ilişkinin ne Avrupa Ekonomik Bölgesine üyelik, ne de Kanada ile yapılana benzer bir serbest ticaret anlaşması şeklinde olmasını istemediklerini söyledi.

Birleşik Krallık ile AB’nin birbirilerinin en büyük ticaret ortakları olduğunu vurgulayan May, yeni ve yaratıcı bir ekonomik işbirliği çerçevesi bulmanın her iki tarafın da çıkarına olacağını belirtti.

Her iki tarafın da serbest ticaret, adil rekabet ve güçlü tüketici hakları gibi temel ekonomik değerleri paylaştığına dikkati çeken May, “Şu anda gümrük vergisi uygulanmayan alanlara vergi getirmeye gerek olmadığını düşünüyorum. Mal ticareti söz konusu olduğunda sınırlarda zorluk çıkarmaktan kaçınmak için elimizden geleni yapacağız." diye konuştu.

Güvenlik ve adalet konuları

Brexit sonrasında Avrupa Adalet Divanı'nın veya Birleşik Krallık mahkemelerinin çıkabilecek anlaşmazlıklar için uygun hakemler olmayacağını belirten May, bu yeni çerçeve içinde anlaşmazlıkları çözecek bir mekanizmanın bulunması gerektiğini kaydetti.

Karşı karşıya kalınan güvenlik tehditlerinin aynı olmadığını ancak barış, demokrasi gibi ortak değerleri olduğuna işaret eden May, “Birleşik Krallık, hiçbir şart sürmeden Avrupa’nın güvenliğini sürdürmeye kararlıdır. Brüksel ile güvenlik ve adalet konularında yeni bir anlaşma istiyoruz.” diye konuştu.

"İngiltere 29 Mart 2019’dan itibaren AB üyesi olmayacak. Birleşik Krallık ayrılıyor. Bunun düzgün ve düzenli bir şekilde olmasına ihtiyaç var” diyen Theresa May, bu iki yılın geçiş süreci olacağını ve önlerinde yeni bir partnerlik başlatma fırsatı olduğunu söyledi.

Bir Alman gazetecinin Brüksel ve Berlin’den konuşmasına dair ne tür tepkiler beklediğini sorması üzerine May, “Benim umudum Brüksel’in güçlü ve gelecek vadeden bir partnerlik önerdiğimizi görmesidir. Buna dostça bir yanıt alacağımızı ümit ediyorum." yanıtını verdi.

Konuşmada üst düzey AB yetkilisi yoktu

May’in Floransa’daki konuşmasını, AB Komisyonu’ndan hiçbir üst düzey yetkilinin takip etmemesi dikkati çekerken, İtalyan hükümetinden ise sadece AB İşlerinden Sorumlu Başbakanlık Müsteşarı Sandro Gozi hazır bulundu.

May’in konuşmasına, Brexit yanlısı Dışişleri Bakanı Boris Johnson, muhalif Maliye Bakanı Phillip Hammond ve İngiltere’nin Brexit Müzakerecisi David Davies eşlik etti. Başbakan May'ın yanında getirdiği bakanlarla son günlerde yapılan ayrışma yorumlarının aksine “birliktelik” görüntüsü vermeye çalıştığı yorumları yapıldı.

Tarihi konuşma öncesi AB yanlılarından protesto

Bu arada, Theresa May’in Floransa kentine geldiği saatlerde çoğunluğu İtalya’da yaşayan İngilizlerden oluşan AB yanlısı 100 kadar kişi Santa Maria Novella meydanında AB bayrakları ile Brexit karşıtı dövizlerle Brexit’i ve May’i protesto etti. May’in konuşması nedeniyle kentteki güvenlik önlemleri de arttırıldı.

Öte yandan, Floransa Belediye Başkanı Dario Nardella da konuşmadan önce yaptığı açıklamada, Floransa’nın Avrupa’ya veda şehri olamayacağını belirterek, May’den yumuşak mesajlar vermesini temenni eden bir açıklama yaptı.

Birleşik Krallık, geçen yıl yapılan referandumla AB'den ayrılma kararı almış ve Başbakan May AB'den ayrılmayı içeren niyet mektubunu martta AB’ye teslim ederek süreci başlatmıştı.