”Türkiye uyuşturucuda önemli geçiş noktası olmayı sürdürüyor”

ABD Dışişleri Bakanlığının raporuna göre, Türkiye'ye ulaşan eroinin tamamının kaynağının Afganistan olduğu belirtiliyor

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

WASHINGTON - ABD Dışişleri Bakanlığının yayımladığı raporda, "Türkiye'nin, Güneybatı Asya'dan Avrupa'ya uyuşturucu ticaretinde önemli geçiş noktası ve uyuşturucu kaçakçıları için faaliyet alanı olmayı sürdürdüğü" belirtildi.

Uyuşturucu kaçakçılığı, kara para aklama ve mali suçlarla mücadele konularının işlendiği yıllık "Uluslararası Narkotik Denetim Stratejisi" raporunun Türkiye bölümünde, Türkiye'ye ulaşan eroinin tamamının kaynağının Afganistan olduğu, izlenen rotanın ise genellikle İran ve bazen de Pakistan üzeri olduğu kaydedildi.

Afganistan'da üretilen uyuşturucunun Avrupa ve Rusya'ya akışında Türkiye'nin "aktarma noktası" olduğu ifade edilen raporda, Türkiye'nin, Balkan rotası üzerinden Batı Avrupa'ya yollanan uyuşturucuda merkezi dağıtım noktası olduğu, Türkiye üzerinden kaçırılan eroinin büyük çoğunluğunun Batı Avrupa'da pazara sürüldüğü belirtildi.

Raporda, "Türkiye, Batı Avrupa'ya kaçırılan büyük miktarlarda eroinin geçiş noktası olmayı sürdürüyor" ifadesi kullanıldı.

Türkiye üzerinden uyuşturucu kaçakçılığının, bazen Gürcistan, Rusya ve Ukrayna üzerinden olmak üzere daha kuzeyden bir rota izlediği, uyuşturucu kaçakçılarının bazen de kuzey rotasına ilaveten Türkiye'den İtalya'ya feribotla mal taşıyan kamyonları kullandığı kaydedilen raporda, Türkiye'ye uyuşturucunun Türkmenistan, Azerbaycan ve Gürcistan üzerinden de kaçırıldığı ifade edildi. Raporda, bir miktar eroin ile afyonun ABD'ye de kaçırıldığı bildirildi.

Avrupa'ya giden afyon miktarı arttı

Raporda, incelemelerden edinilen bilgiye göre, Afganistan'da eroinin rekor düzeyde üretiliyor olmasıyla birlikte, Afganistan'dan gelen bir kısım afyon ve baz morfinin Türkiye-İran sınırı yakınlarındaki bazı yerlerde işlendiği kaydedildi.

Türkiye'deki büyük uyuşturucu kaçakçılarının sıklıkla eroinin hem üretimi, hem de nakliyesiyle, bir kısmının ise ayrıca sentetik uyuşturucu üretimi ve kaçakçılığıyla uğraştığına değinilen raporda, "Türkiye'deki birçok önemli uyuşturucu kaçakçısının Kürt veya İranlı olduğu, bu kişilerin birçoğunun aileleriyle birlikte kaçakçılık işini yıllardır sürdüğü" ileri sürüldü.

Türkiye'deki bazı suç ögelerinin, Türkiye-İran sınırı yakınlarında, İran'da faaliyet gösteren eroin laboratuvarlarına ilgi gösterdiği yolundaki haberlerin varlığına işaret edilen raporda, son yıllarda Türkiye'ye daha fazla miktarda eroinin Afganistan'dan ve Türkiye-İran sınırının her iki tarafındaki laboratuvarlardan "işlenmiş ürün" olarak geldiği belirtildi.

Ayrıca Türk yetkililerin, Avrupa'ya gitmek üzereyken ülkede ele geçirilen afyon miktarında artış olduğunu bildirdiğine değinilen raporda, bununla birlikte Türkiye'de ele geçirilen afyonun toplam miktarının, ele geçirilen eroin miktarıyla karşılaştırıldığında nispeten hafif kaldığı kaydedildi. Raporda, Türk yetkililerinin 2005 yılından itibaren ülkede sentetik uyuşturucu ele geçirimlerinde artış olduğunu bildirdiği de ifade edildi.

"Türkiye Uzak Doğu içinde transit olmaya başladı"

 

Türkiye'de ele geçirilen amfetamin tarzı uyarıcıların da çoğunun Doğu Avrupa'da üretildiği, bununla birlikte Türkiye'nin giderek sıklaşan oranda, Uzak Doğu'ya gönderilmek üzere İran'da üretilen metamfetaminde transit ülke olarak kullanıldığını gösteren işaretlerin bulunduğu aktarıldı.

Türk güvenlik güçlerinin, "Türkiye'de nispeten yeni bir fenomen" olarak, "captagon" tarzı amfetaminler başta olmak üzere, ülkede bazı yerli sentetik uyuşturucuların üretildiğini bildirdiği kaydedildi.

Başta esrar olmak üzere yasa dışı uyuşturucu üretiminin, iç tüketime dönük olduğu ve ABD'ye etkisinin bulunmadığı da kaydedilen raporda, ayrıca Türkiye'de uyuşturucu kullanımının diğer ülkelerle karşılaştırıldığında küçük kaldığı, ancak kliniklere başvuran uyuşturucu bağımlılarının sayısının arttığı ifade edildi.

Raporda, Türk hükümetinin uyuşturucu kullanımıyla mücadeleye duyulan ihtiyacın farkında olmasına rağmen, bu konudaki kuruluşlara yeterli fonun sağlanmadığı savunuldu.

"Türk polisi, ülkedeki en proaktif güç olmayı sürdürüyor"

Türk yetkililerin büyük miktarlarda eroin ve uyuşturucu maddesi ele geçirmeye devam ettiğine işaret edilen raporda, bu veriler dikkate alındığında, her yıl Türkiye üzerinden tonlarca eroinin kaçırıldığının tahmin edilebileceği belirtildi.

Raporda, devlet politikası olarak Türkiye'nin uyuşturucu üretimi, dağıtımı ve kara para aklama konularına hoşgörü göstermediği, Türk hükümetinin terörle mücadele faaliyetlerine önemli çapta mali ve insan kaynağı aktardığı, Afgan eroininin Batı Avrupa'ya akışının azaltılmasını amaçlayan bölgesel program ve bölgedeki diğer çabalarda kilit rol oynamayı sürdürdüğü belirtildi.

Bu noktada, uyuşturucu ticaretinin engellenmesine odaklanan Türk güvenlik güçlerinin, Avrupa ve Amerikan kuruluşlarıyla yakın işbirliği yaptığı kaydedilerek, "Türk güvenlik güçleri, uyuşturucu kaçakçılığının önlenmesine güçlü biçimde bağlı. Türk polisi, uyuşturucuyla mücadelede ülkedeki en proaktif güç olmayı sürdürürken, jandarma ve gümrük idaresi de bu alanda önemli rol oynamaya devam ediyor" denildi.

Türkiye'de iç tüketime odaklı esrar üretimi dışında yasa dışı üretimin bulunmadığı, "başlangıcından bu yana başarısını sürdüren yasal haşhaş üretimi programından da sapma olmadığı" belirtilen raporda, tıbbi amaçlı afyon üretiminin sıkı iç kontrollerden geçerek, uluslararası yükümlülüklere uygun sürdürüldüğü bildirildi.

Kara Para Aklama ve Finansal Suçlar

Raporun "Kara Para Aklama ve Finansal Suçlar" başlıklı ikinci bölümünde, Türkiye, 2009 yılında Almanya, Fransa, İtalya, ABD, Afganistan, İtaya ve İsrail'in de aralarında bulunduğu 60 ülkeyle birlikte önemli miktarda kara para aklanan ülkeler arasında gösterildi.

Uyuşturucu kaçakçılığının, Türkiye'de aklanan kara paranın sadece bir kaynağını oluşturduğu belirtilen raporda, diğer önemli kaynakların fatura dolandırıcılığı ve vergi kaçakçılığı olduğu, daha küçük yöntemler arasında da gümrük kaçakçılığı, sahte mal ve evrakta sahteciliğin bulunduğu ifade edildi.

Raporda, para aklamanın bankalar, banka dışı mali kuruluşlar ve kayıt dışı ekonomide meydana geldiğine dikkat çekilerek, gözlemcilerin, ekonomik faaliyetlerin yüzde 40 ila 50 kadarının kayıt dışı olduğu yönündeki tahminleri aktarıldı.

Raporda, Türkiye'deki kara para aklama yöntemlerinden bazıları olarak, geniş çaplı sınır ötesi para kaçakçılığı, ülke içi ve dışına banka transferleri, ticari sahtekarlık, gayri menkul, altın ve lüks otomobil gibi değeri yüksek eşyaların satın alımı gibi hususlar gösterildi.

Rapora göre, Türkiye'deki kaçakçılarca, Pakistan ve Afganistan'daki uyuşturucu tedarikçilerine ödeme yapılması için kurye ve kayıt dışı bankacılık sistemi aracılığıyla para ve bazen altın transfer ediliyor ve para çoğunlukla, Birleşik Arap Emirlikleri, Pakistan ve diğer Orta Doğu ülkelerindeki hesaplara aktarılıyor.

Devletin, havale ağlarının terör örgütleri ya da destekçileri tarafından potansiyel suistimalini önlemek için, bu ağları araştırması ve düzenlemesi gerektiği de belirtilen raporda ayrıca, devletin, "terörizmin hukuki tanımını genişletmesi ve şu anda sadece yüzeysel olarak gözetlenen yardım kuruluşları ve vakıflara yönelik denetimini güçlendirmesi" tavsiyesinde bulunuldu.

Bu konularda ilginizi çekebilir