“Uzun Covid” ek yük getirebilir

Dünya Sağlık Örgütü ve sağlık uzmanları bir yıl sonra bile tam iyileşemeyen hastaların yaşadığı “uzun Covid”in hem sağlık sistemlerine hem de ekonomiye ek yük getirebileceğinin sinyallerini veriyor.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

 

Hilal SARI

COVID-19 geçirdikten ve testi tekrar negatife döndükten sonra haftalar hatta aylar boyunca bazı semptomların devam ettiğini söyleyen vakaların sayısı tüm dünyada artıyor. Altı ay boyunca işe dönemeyen ve çalışma yetkinliğini kaybeden kişiler de var, işe dönse de aylar boyunca kronik yorgunluğunun, solunum zorluklarının veya vücut ağrılarının devam ettiğini bildiren de. Sık sık karşılaşılan bir uzun Covid semptomu da “zihin bulanıklığı”. İngiltere Kalp Vakfı uzun COVID-19 semptomlarının en sık rastlanan yedi tanesini şöyle sıralıyor: Yorgunluk, solunum zorlukları, endişe ve depresyon, çarpıntı, göğüs ağrısı, eklem ve kas ağrısı, zihin bulanıklığı… Dünyanın en zor yarışlarından Ironman’in 2014 İngiltere şampiyonu Doktor Tamsin Lewis, COVID-19 atlattıktan bir yıl sonra bile solunum zorluğu, çarpıntı ve kas ağrısı gibi rahatsızlıklar yaşıyor.

Tam anlaşılması için yeni araştırma gerekiyor

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) önceki gün yaptığı açıklamada 2,5 milyona yakın insanın hayatını kaybettiği pandemiye neden olan virüs hakkında hala bilinmeyen birçok taraf olduğuna dikkat çekerek “uzun Covid” semptomlarının da sağlık sistemlerine yük olabileceği uyarısı yaptı. Örgütün Sağlık Hizmetlerinin Hazırlılığı konusundaki ekip lideri Dr. Janet Diaz “Bu semptomlar bazen bir ay sonra, bazen üç bazen de altı ay sonra devam edebiliyor. Daha fazla öğrendikçe bu durumun gerçek süresini daha iyi anlamaya çalışacağız” diyor ve pandeminin ölçeği nedeniyle “uzun Covid” vakalarının da sağlık sistemlerine yük olabileceğini söylüyor. Sadece yoğun bakım ünitesinde kalan hastaların değil birçok COVID-19 hastasının uzun Covid semptomları gösterebileceğini belirten Dünya Sağlık Örgütü yetkilileri konunun daha net anlaşılabilmesi ve araştırılabilmesi için örgütün klinik platformuna bu konuda veri akışı olması gerektiğine dikkat çekiyor.

Vakaların yüzde 20’si “uzun Covid” olabilir

İngiltere’de bulaşıcı hastalıklar konusunda uzman Profesör Danny Altmann, Times Radio’ya yaptığı açıklamada COVID-19 geçirdikten haftalar sonra hala semptomları devam eden hastaların sayısının yüzde 20 gibi yüksek bir oranda olabildiğini söyledi. Ekim ayında bu oran İngiltere için yüzde 5 olarak açıklanmıştı ancak Altmann bu oranın çok arttığı kanaatinde. Altmann’a göre ülkenin sağlık sistemi NHS “uzun Covid” nedeniyle de baskı altında kalabilir ve bu nedenle de uzun Covid vakalarına özel klinikler açılması gerekiyor. Dünyanın en saygın medikal yayını The Lancet’te yer alan bir çalışmada da Wuhan’da ocak-mayıs 2020 arasında taburcu olan vakaların yüzde 26’sının hala kronik yorgunluk yaşadığı bilgisi yer almıştı.

%20 az çalışıp %20 az maaş alıyor

Wall Street Journal’da uzun Covid’lerin iş yerlerine dönememesiyle ilgili bir haberde New York’ta stratejist olarak çalışan bir hastanın mart ayında enfekte olduktan sonra altı ay bulantı, başağrısı, yorgunluk, düşük ateş ve zihin bulanıklığı yaşadığı, 4. çeyrek için işvereniyle yüzde 20 daha az çalışıp, ücretinin yüzde 20 düşürülmesine anlaştığı bilgisi veriliyor. Austin Texas’ta bir iletişim profesörü de bir aydan fazla bir süredir smeptomlarının devam ettiğini, e-mail’lerine bakmakta bile zorlandığını belirtiyor.

İşçi-işveren davaları başladı

Uzun Covid’in resmi bir maluliyet (çalışmaya engel sağlık durumu) olup olamayacağı ise İngiltere ve ABD gibi ekonomilerde şimdiden tartışılmaya başlandı. Bilim insanları konu üzerinde araştırmalarını sürdürürken, avukatlar da işe dönemeyen kişiler için işverenden maluliyet hakkı talep ediyor. ABD’nin Oakland kentinde kronik hastalığı olan birçok müvekkili savunan avukat Cassie Ayeni, Wall Street Journal’a verdiği demeçte “uzun Covid” semptomlarının otoritelerce resmi bir çalışma engeli olarak kabul edilmesi için ABD genelinde şimdiden hukuki mücadelenin başladığını söylüyor.