22 °C

Göbeklitepe’ye lezzet yolculuğu!

MDD’nin Gala Yemeği konsepti, “Tarihin Sıfır Noktası Göbeklitepe”ydi… Binlerce yıl önce yenilen yemeklerin sunulması tabii ki mümkün değildi… Ancak, o tarihlerde tüketildiği düşünülen malzemeleri kullanmaya özen gösterilmiş, leziz bir menü oluşmuştu.

Göbeklitepe’ye lezzet yolculuğu!

Göbeklitepe’deki insanlık tarihini değiştiren bulgular, Stanford Üniversitesi’ndan Prof. Ian Hodder’in söyleşiyle “bilinen her şeyi değiştirdi.” Çok uzun yıllar öncesinden bugüne Göbeklitepe’yi sık sık ziyaret ederek gelişmeleri yerinde izlemeye çalışan bu satırların yazarı, geçtiğimiz günlerde ilginç bir yemeğe konuk oldu. Mutfak Dostları Derneği’nin Gala Yemeği’nin konsepti, “Tarihin Sıfır Noktası Göbeklitepe”ydi…

Binlerce yıl önce yenilen yemeklerin sunulması tabii ki mümkün değildi… Ancak, biliminsanları ve araştırmacılar tarafından o tarihlerde tüketildiği düşünülen malzemeleri kullanmaya özen gösterilmiş, ortaya leziz bir menü çıkmıştı. Alman arkeolog ve Göbeklitepe Kazı Başkanı Lee Clare’in de katıldığı ve yeni gelişmeleri anlattığı etkinlikten öğrendiklerimi de anlatacağım, ama önce lezzetler:

Özel menü

Başlangıçta sunulan kanepelerde fırınlanmış üzüm, keçi peyniri, file badem; bıldırcın yumurtası, ekşi krema, kadayıf çıtırı, buğday patlağı; füme kuzu küşleme, havuç püresi, kuru erik kıtırı vardı…

Yemek menüsü; içbaklaya sarılı peynirli karışık ot kavurma, kuzukulaklı çağla; fıstıklı ve kuşkonmazlı dana yanak terin, yabani kuşkonmaz, bezelye ezmesi, erik ve bamya turşusu; kuzu uykuluk, elma ekşisi, göbelek mantarı, firik bulgurundan brioche; ördek göğüs, mercimek ragu, mercimek filizi, nar ekşisi, soğan yağı; sorbe olarak lavantalı yoğurt dondurma; uzun pişmiş isli dana kaburga, siyez bulgurlu ‘su tereli' borani; bal ile tatlandırılmış nar taneli aşure; kahve ile havuçlu cezerye, bademli un kurabiyesi nohut krokandan oluşuyordu…

Feriye’nin Executive Şefi Esra Acar Koç’un elinden çıkan yemekler lezzetliydi… Daha kap kacak bile yapılmayan, yazının bulunmadığı yıllardan ürünler, Göbeklitepe’nin bulunduğu Şanlıurfa yöresinden getirilerek kullanılmıştı… Alman arkeolog ve Göbeklitepe Kazı Başkanı Lee Clare’in de referans verdiği o dönemlerde henüz yabanisi toplanan bakla, nohut, fıstık, bamya, ateşte kavrulmuş buğday (kavurga); ilk ehlileştirilen hayvanlardan koyun, inek etleri… Ve bu ürünlerle günümüzün ağız tadına uyarlanmış lezzetler…

Bir tapınağın ötesinde…

Yemek sırasında Clare’in yaptığı konuşma, bizi yeni bulgular ve yorumlarla tanıştırdı. Clare, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Göbeklitepe’nin “tapınak” olarak önerilen işlevinin son derece problemli olduğunu söyledi. Alanın, insanların bir araya gelerek hikâyeler anlattıkları, bunların taşlara resmedildiği bir ortam olduğunu düşünüyordu. 
Tabii ki bu durum, T biçimli dikilitaşların çok özel olduğu gerçeğini değiştirmiyordu. Alman arkeolog, yapıların yalnızca sosyal toplantılar için alanlar olmadığını; hayvan, insan ve bunlarla ilişkili sayısız sembolizm tasvirlerinin önerdiği gibi, yerel gelenek ve kimliğin fiziksel ifadeleri olarak da önemli işlevlere sahip olduklarını söylüyordu…

Avcı toplayıcılıktan yerleşik yaşama geçildiğini, anıtsal yapıların arkasında yerleşim yerleri bulunduğunu belirten Clare, konuşması sona erdiğinde bizleri insanlık tarihi üzerine bir kez daha düşünmeye sevk etti…

Altın Kaşık Ödülleri

Gala Yemeği’nin sonunda Mutfak Dostları Derneği’nin bu yıldan itibaren vermeye başlayacağı Altın Kaşık Ödülleri de anons edildi… İlk ödüller bu sene İlhan Koçulu, şef Maximilian J. W. Thomae ve Ahmet Örs’e takdim edildi…