Ekonomi ve Hukuk Buluşmaları: Edirne | 'Bağımsız yargı iyi yönetim ve refah getirir'

Ekonomi ve Hukuk Buluşmaları'nın 5. toplantısında A’dan Z’ye Türk Yargı Reformu önerilerini paylaşan Daha İyi Yargı Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Gün, “Bağımsız yargı, hukukun üstünlüğünü yöneticilere karşı sağlayabilen yargıdır. Bağımsız yargı iyi yönetim ve refah getirir.” dedi.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Osman KILIÇ

Daha İyi Yargı Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Av. Mehmet Gün ve Daha İyi Yargı Derneği Genel Sekreteri Meral Tuğçe Özbilen’in A’dan Z’ye Türk Yargı Reformu önerilerini paylaştığı Ekonomi ve Hukuk Buluşmaları toplantı serisinin beşincisi Edirne'de gerçekleşti. Dünya Gazetesi Genel Koordinatörü Vahap Munyar moderatörlüğünde Edirne iş ve hukuk dünyası temsilcilerinin katıldığı toplantıda konuşmacılar sorun ve önerilerini sundu.

İstanbul'dan, Edirne'den iş insanlarının Bulgaristan'a ve diğer Balkan ülkelerine yatırım yaparak ürünlerini o ülkeden sattığını belirten Daha İyi Yargı Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Av. Mehmet Gün, “Türk yatırımcılar, Türkiye'de yatırım yapabilecekleri halde neden Türkiye dışında ve özellikle Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelerde yatırım yapıyorlar?” sorusunu sordu. “Bu günlerde Bulgaristan'dan Yunanistan'dan otobüsler dolusu alışveriş turisti geliyor Edirne'ye ve diğer Trakya şehirlerine! Günübirlik alışverişe geliyorlar, neden acaba?” diyen Gün, bu iki sorunun da tek bir ortak bir cevabının TL’nin değeri ile alakalı olduğunu dile getirdi.

TL’nin değerini, Türkiye’yi, ekonomiyi ve para politikalarını yönetenlerin belirlediğini kaydeden Gün, “İyi yönetim ülkemize yatırımları çekerek ekonomimizi güçlendirir, paramızın değerini koruyarak üretimde kalitenin artmasını, birim üretim başına daha yüksek kazanmamızı ve refahımızın artmasını sağlar. Kötü yönetim ise yatırımların başka ülkelere kaçmasına, üretimde kalitenin düşmesine, birikimlerimizin değer kaybetmesine, refahımızın düşmesine neden olur” şeklinde konuştu.  Yöneticilerin iyi yönetici veya kötü yönetici olmasını ise hukukun üstünlüğünün ve görevini yöneticilere karşı da yapabilen bağımsız yargının sağladığını vurgulayan Gün, “Bağımsız yargı, hukukun üstünlüğünü yöneticilere karşı sağlayabilen yargıdır. Bağımsız yargı iyi yönetim ve refah getirir” ifadelerini kullandı.

“Hukukun hesap soramadığı yöneticiler zorla toplumun ahlakını bozuyor”

Yöneticilere karşı yargının elinin kolunun bağlı olduğunu söyleyen Gün, “Bana göre bilimsel olmayan faiz politikası uygulayarak enflasyonu ve ticari kredi faizlerini patlatan, Aralık 2021 ayında milli paramızın değerini yarıdan fazla kaybettiren ekonomi yönetiminin, görevi ihmal ve ihlal sayılan keyfi yönetimi sürdürebiliyor olmasının sebebi, hukukun kendilerine hesap soramıyor olmasıdır” değerlendirmesinde bulundu. Hukukun üstünlüğünün sadece ekonomi yöneticilerine karşı aksamakla kalmadığını, toplumun geri kalanında da hukukun üstünlüğünün sağlanamadığını bildiren Gün, “Yargı, temel hak ve özgürlükleri, ifade özgürlüğünü sağlayamıyor. Genç beyinlerimiz, başka bir ülkede yaşamını sürdürebileceğini düşünen beyinlerimiz, dışarıya gidiyor” dedi. Bir toplumun ahlakını, hukuku ve parasının belirlediğini aktaran Gün, “Yargının siyasetin kontrolüne verilmesi, hukuku yerlerde süründürüyor. Paranın değerini düşürmek, değerli para ve madenlere endeksli sözleşme yapılmasını yasaklamak, ticarete zorla hile sokuyor ve hileye düşmeden hukuki ilişki kurmak, üretim ve ticaret yapmak mümkün olmuyor. Hukukun hesap soramadığı yöneticiler zorla toplumun ahlakını bozuyor” açıklamasında bulundu.

Yargı ve hukukun üstünlüğü aksadığında paranın değerinin düşeceğini ve parası daha değerli ülkelerin hamalı haline gelineceğini belirten Gün, “İşte bütün bunları aşmak için, ister dağda tek başına keçi güden çoban olsun isterse cumhurbaşkanı, hukukun üstünlüğünü herkese karşı sağlayan, vatandaşın da devletin de yabancının da güven duyacağı, mensupları bilgili, tecrübeli ve yetkin olan, topluma kaliteli hizmet veren, kendisi hukukun üstünlüğüne en yüksek derecede riayet eden ve tam bağımsızlığı hak ederek koruyabilen daha iyi yargıya ihtiyacımız var” diye konuştu.

9 temel yenilikçi reform önerisi…

Daha iyi yargının, daha kaliteli üretim, daha yüksek kazanç, daha güzel ahlak demek olduğunu dile getiren Gün, “Daha iyi yargı daha ileri demokrasi ve yönetim, güçlü ekonomi, daha yüksek refah demektir. Derneğimiz bu amaçla Türk yargısını çağdaşları seviyesine getirmek, hukukun üstünlüğünü sağlayarak refahımızın kalıcı olarak artırmayı sağlamak için dokuz temel konuda yenilikçi reform önerileri geliştirdi” diyerek maddeleri sıraladı;

1. Hakimler ve Savcılar Kurulu, Adalet Yüksek Kurumu’na dönüştürülsün. Adalet Bakanlığı’nın yetkileri bu kuruma devredilsin. Kurumda yargı sisteminin tüm paydaşları temsil edilsin.

2. Adalet Yüksek Kurumu, hizmet sağlayıcılar ile diğer paydaşları buluşturacak bir Daimî Hukuk Şurası ile güçlendirilsin.

3. Avukatların baroları gibi hâkim ve savcılar için de yöneticilerini kendi seçtikleri, mensuplarının mesleki gelişimini sağlamak ve hukukun üstünlüğü ile yargı bağımsızlığını savunmakla görevli tam bağımsız yargısal meslek kuruluşları oluşturulsun.

4. Yargının idaresiyle ilgili bütün işlem ve kararlar yargı denetimine açılsın, isteyen herkes masraf etmeden, risk almadan dava açabilsin. Bu amaçla yargı konularında uzman bir mahkeme kurulsun.

5. Anayasa Mahkemesi, ikincil mevzuat ve idari kararlar dahil tüm anayasaya uyarlık konularında tek yetkili olsun, isteyen herkes iptal davası açabilsin. Anayasa Mahkemesi’nin üye sayısı 15’ten 30’a çıkarılsın, üç daire ve genel kurul halinde çalışması sağlanarak mahkemenin kapasitesi artırılsın.

6. Mahkemelerin ihtiyacına uygun insan kaynakları yetiştiren, hakimlik, savcılık ve avukatlık mesleklerine bilgili, tecrübeli, olgun ve görevini yapmaya tam yetkin kimselerin kabulünü sağlayan yeknesak bir kariyer planı geliştirilsin. Kıdemli hukukçular hukuk eğitimi verir hale gelsin, hukuk eğitimi uygulama ile bütünleşsin.

7. Yargı görevlileri, eşitler arasında açık yarışma ile atansın. Aday gösterme, seçme ve atama kararları, kamuoyunun görüşü alınarak açık ve gerekçeli oy esası ile alınsın. Bütün süreç yargı denetimine tabi olsun.

8. Mahkemeler 26 kalkınma bölgesi bazında optimum yapılandırılsın. Yargıdaki iş yükü hâkim, savcı ve avukatlar arasında dengeli dağıtılsın. Adli hazırlık mahkemeleri kurulsun. Modern uyuşmazlık yönetimi ve dürüst davranış ilkesi benimsenerek, dava hazırlık süreci uzlaşmayı teşvik etsin.

9. Yargının işlev bağımsızlığını kısıtlayan, “yargı ve kamu görevlilerinin suçlarının soruşturması için idari amirlerin izin vermesi” şartı kaldırılsın, üst düzey kamu görevlileri, kurulacak bir Adalet Yüksek Mahkemesi’nde doğrudan yargılansın.

“Türk toplumu hukuk sistemini ayak bağı olarak görüyor”

Hukukçular, sanayici ve iş insanları olarak sahanın tam ortasında bulunduklarını kaydeden Edirne Barosu Başkanı Av. Tacettin Sivrikaya, “Bu yüzden kitabın tam ortasından konuşmamız lazım” diye konuştu. Yargı reformu ile ilgili tartışmalara da değinen Sivrikaya,”Önce, yargı reformunu istiyor muyuz buna karar verelim. Ama bence istemiyoruz” şeklinde konuştu. Anayasa yapacağız diyenlerin hiçbiri samimi bulmadığını aktaran Sivrikaya, “Daha da önemlisi anayasa da istikrarsızız o yüzden samimi miyiz diye sordum” dedi. Türk toplumunun hukuk sistemini ayak bağı olarak gördüğünü dile getiren Sivrikaya, “Pandemi döneminde hekimlerin kıymetini daha çok anladık. Hekimler bize bir diyet sunarlar, bu aslında yaratanın kurmuş olduğu bir prosestir. Hukuk sistemi de esasında bir prosestir. Ancak biz hukuk kurallarına karşı bu diyete baktığımız gibi bakıyor ve dinlemiyoruz. Ne zaman ki hastane yemeğine düştük, hukuk da bizim o zaman karşımıza çıkıyor” değerlendirmesinde bulundu.

“Bir de işçi-işveren sorunlarıyla uğraşıyoruz” 

İş dünyasının ciddi sorunları olduğunu dile getiren Edirne TSO Başkanı Recep Zıpkınkurt, “O kadar çok derdimiz var ki, bir de işçi - işveren sorunları ile uğraşıyoruz” şeklinde konuştu. İşçi işveren sorunlarında, işçinin işyerinden ayrıldığını, kıdem tazminatı aldığını ve para bittikten sonra da ‘bayramda da çalışmıştım’ çalıştım deyip yeniden sorunlar çıkardığını aktaran Zıpkınkurt, işverenin her zaman 2 -0 geride başladığını ifade etti. Zıpkınkurt şöyle devam etti: “İki yalancı şahitle sorunları çözüyorlar. Zaman aşımı süreci de 5 yıl. 1 yıl olsun.” Maliyenin ayrı bir tebligat gönderdiğine SGK ayrı tebligat gönderdiğine de değinen Zıpkınkurt, “Bu düzenlemenin acilen getirilmesi tam olarak e-tebligata geçilmesi ve düzenlenmesi lazım” açıklamasında bulundu.   

“Geçici pansumanlar değil yapıcı reformlar gerekiyor”

Pandemi dolayısıyla sıkıntıların devam ettiğini ifade eden TÜRKONFED Yönetim Kurulu Üyesi Celal Öğücü, “İçe kapanarak değil değişerek başa çıkabileceğimiz yeni bir dünya kuruluyor” diye konuştu. Başarıyı engelleyen en büyük riskin ekonomi gemisinin sisli ilerlemesi olduğunu söyleyen Öğücü, “Ekonomi hukuk ve demokraside geçici pansumanlar değil yapıcı reformlar gerekiyor” açıklamasında bulundu. Refah için demokrasi anlayışını kalkınmaya eklemediğimiz sürece hedefe varılamayacağını belirten Öğücü, “Hem istikrar hem de güven için hukuk çok önemli” dedi. Demokrasinin bir tercih olmadığını ve yaşam tarzı için ana hedef olması gerektiğini vurgulayan Öğücü, “Dünyada yaşanan çalkantılar karşısında ortak hayalimizi güçlendirme ve biz olmaya ihtiyacımız var. Potansiyelimizi güçlendirmek ve yargıyı bağımsızlaştırmak gerekir” değerlendirmesinde bulundu.

“Edirne ticarette büyümek istiyor”

Hukuk deyince devletin yaptığı düzenlemelerin akla geldiğini belirten EDSİAD Yönetim Kurulu Başkanı İsmet Açıkgöz, “Bu da karma ekonomide başka liberal ekonomide başka oluyor” dedi. Edirne özelinde yapılan hataları da anlatan Açıkgöz, “Mesela teşvikle ilgili bir düzenleme yapılıyor orada şehirler gruplanıyor, bizi ikinci gruba almışlar fakat kategorimiz uyuşmuyor. Arkasından çevre düzeni planı çıktı, orada da bize tarımsal bölge statüsü tanıdılar gerekli destek olmadığı için o da gelişemedi. Gelişemediğimiz için üzgünüz!” açıklamasında bulundu. Katma değer üreten üretimler olmadan refahın yükselmesinin pek mümkün olmadığını dile getiren Açıkgöz, “Bir başka konu ise şu, Edirne ticarette büyümek istiyor. Haberlerden duymuşsunuzdur Bulgarlar geliyor diye onlar bize alıştı” diye konuştu. Mülk edinme sorununa da değinen Açıkgöz, “Bulgaristan’da Türk kökenleri olup da Bulgar vatandaşı olanların mülk edinmeleri mümkün değil, halbuki Yunanistan’daki vatandaş mülk edinebiliyor. Böyle bir mağduriyet var” şeklinde konuştu.  

“Yeni ticaret çağında hukuka daha çok ihtiyacımız olacak”

İhracatlarının önemli bir bölümünü AB ülkelerine yaptıklarını ifade eden TRAKYASİFED Yönetim Kurulu Başkanı Müjdat Ayan, “AB ile ticarette adaletli olarak çabayı ön plana çıkarmalıyız” dedi. Ayan, bölgelerindeki ayçiçeği üretiminde yapılacak söz konusu adaletsizliğin Avrupa tarafından doğru bulunmayacağını ve bir kişinin hatasının tüm sektörü etkiyebileceğini dile getirdi. Türk lirasının diğer ülke paraları karşısında değerinin düşmesi ile Bulgaristan’dan yüz binlerce kişinin gelip alışveriş yaptığını söyleyen Ayan, bu konudaki tereddütlerini de ifade etti. Tüm dünya dengelerini alt üst eden pandeminin ticaret hayatını da oldukça etkilediğini kaydeden Ayan, “Yeni ticaret çağında hukuka daha çok ihtiyacımız olacak” diye konuştu. Türkiye’nin dünya üzerinde faaliyet gösteren potansiyelinin farkında olduklarını bildiren Ayan, “Ülkemizi kalkındırma görevi de bizlere düşmektedir” dedi.