Ekonomi ve Hukuk Buluşmaları: Mersin | "Türk yargı sistemi, tam bağımsız ve güven vermeli"

Türkiye’de siyasete entegre edilmiş bir yargı düzeni olduğunu söyleyen Daha İyi Yargı Derneği Başkanı Av. Mehmet Gün, muhalefetin alternatif önerilerinin de yargı bağımsızlığı alanında benzer sonuçlar yarattığını kaydederek “Türk yargı sistemini tam bağımsız, şeffaf ve hesap verir, kaliteli hizmet vererek refaha katkı yapar, vatandaşa, devlete ve dünyaya güven verir hale getirmek gerekiyor.” dedi.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Mehmet Nabi BATUK /MERSİN

Türkiye’de hukukun üstünlüğü, ifade özgürlüğü ve güçlü ekonomi için yargının tam bağımsız olması gerektiğini söyleyen Daha İyi Yargı Derneği Başkanı Av. Mehmet Gün, ilk adımın Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu’ndan başlaması gerektiğini kaydetti. Türkiye’de siyasete entegre edilmiş bir yargı düzeni olduğunu muhalefetin alternatif önerilerininde yargı bağımsızlığı alanında benzer sonuçlar yarattığını kaydeden Mehmet Gün, “Yargı, kendi takdirine göre değil, toplumun ihtiyacına uygun olarak en kaliteli kamu hizmetini vermeli. Yardı makul sürede, makul maliyetle isabetli kararlarlar alıp, kusursuz adaleti ve hukukun üstünlüğünü sağlamalı. Yargı, topluma hükmeder değil hizmet eder olmalı, kendisine tanınan imkân, yetki ve ayrıcalıkların hesabını vermeli, hizmette başarısız olanları ve yetkilerini suiistimal edenleri içinden atmalı. Türk yargı sistemini tam bağımsız, şeffaf ve hesap verir, kaliteli hizmet vererek refaha katkı yapar, vatandaşa, devlete ve dünyaya güven verir hale getirmek gerekiyor.” dedi.

DÜNYA Gazetesi ve Daha İyi Yargı Derneği iş birliği ile 22 şehirde düzenlenecek olan “A’dan Z’ye Türk Yargı Reformu” önerisinin kamuoyu ile paylaşıldığı Ekonomi ve Hukuk Buluşmaları toplantı serisinin dördüncüsü, Mersin’de gerçekleştirildi. Dünya Gazetesi (NBE) Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Güldağ’ın moderatörlüğünde, Daha İyi Yargı Derneği Başkanı Av. Mehmet Gün ve Daha iyi Yargı Derneği Genel Sekreteri Meral Tuğçe Özbilen’in A’dan Z’ye Türk Yargı Reformu önerilerini paylaştığı toplantıda, Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Ayhan Kızıltan, Çukurova SİFED Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Kış, Mersin Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (MESİAD) Üyesi Mustafa Güler, Mersin Barosu Avukatı Kerem Muradi, MTSO Meclis Üyesi Erol Dibo da konuşmacı olarak katılım sağladı.

İki bölümden oluşan etkinliğin ilk bölümünde Mersin iş dünyasının gelecekten ve hukuktan beklentileri konuşulurken ikinci bölümde Daha İyi Yargı Derneği Başkanı Mehmet Gün, derneğin A’dan Z’ye Türk Yargı Reformunun iş dünyasının beklentilerine nasıl cevap verebileceğini değerlendirdi. Ülkeye ve Mersin’e daha çok yatırım gelmesi, ekonominin gelişmesi için hukukun ve demokrasinin üstünlüğü, herkese eşit ve adil davranılması gerekliliğinin vurgulandığı panelde adalet uygulayıcılarının özellikle lojistik, denizcilik gibi kente özel spesifik alanlarda uzmanlaşmasının önemi vurgulandı.

Hüseyin Kış: Arabuluculukta daha güçlü oluşumlar yaratılmalı

Daha İyi Yargı Derneği Genel Sekreteri Meral Tuğçe Özbilgen’in açılış konuşmasının ardından katılımcılara hitap eden Çukurova SİFED Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Kış, Türkiye’nin en bereketli havzalarından biri olan Çukurova’nın güvenli bir liman olabilmesinin güçlü bir hukuk sistemiyle mümkün olacağını belirtti. Dünyada ve Türkiye’de ekonomiden dış politikaya pek çok kronik sıkıntıların yaşandığını ifade eden Hüseyin Kış, “Pandemiden sonra yeni bir dünya düzeni kuruluyor. Bu yeni dünyada güçlü ve lider bir ülke olmak için siyasetten, ekonomiye ve hukuk sistemimize kadar yeni bir hikaye yaratmamız gerekiyor. Ülkemizin hukukun üstünlüğü, güçlü demokrasi ve ifade özgürlüğü alanlarında yeni reformlara ihtiyacı var. Türkiye ve Çukurova’yı uyuşmazlıklardan kurtarabilmemiz için devlet mahkemeleri,  alternatif uyuşmazlık tahkim, arabuluculuk ve uzlaştırma gibi alanlarda daha güçlü oluşumlar yaratmalıyız. Bu sağlarsak Çukurova bölge ticaretinin de merkezi haline getirilebilir. Bunu sağlayacak olan ise bağımsız yargıdan başkası değildir” dedi.

Kızıltan: Yasalar iş dünyası için haksız rekabete yol açmamalı

MTSO Yönetim Kurulu Başkanı Ayhan Kızıltan, hukukun olmadığı yerde bireysel hakların korunamayacağını ve gelişmiş bir ekonominin mümkün olamayacağını belirtti. Çocukların gelecekte daha güvenli refah bir ülkede yaşayabilmesi için daha iyi bir yargı sistemi oluşturulması gerektiğini ifade eden Ayhan Kızıltan, “İnsanlarımızın refah içinde yaşaması için gelişmiş bir ekonomi gerekiyor. Bu nedenle yasalar adil ve herkese eşit uygulanmalı. Ayrıcalıklı sınıflar olmamalı. En önemli konu da yasalar iş dünyası için haksız rekabete yol açmamalı. Hakkıyla dürüst çalışan iş insanları, haksız kazanç elde edenler tarafından engellediği sürece ekonomide doğru sonuç alınamaz. Ancak günümüzde kötü para iyi parayı kovuyor. Dürüst girişimcileri, dürüst iş insanlarını ezdirirsek iş dünyası arenasında geriye bir şey kalmaz. Karanlık insanların hukuk sisteminin eksiklerinden yararlanmalarına izin verilmemelidir. Hukukun güçlendirlmesi gereken en önemli konulardan birisi de kaçakçılık ile mücadele alanıdır. Kaçakçılığın önünün kesilmesi için kimler yapıyor, kimler yaptırıyor, nereye gidiyor gelen paralar ne oluyor bunların ortaya çıkarılması için hukuk sisteminin de daha zorlayıcı olması gerekiyor” diye konuştu.

Hakan Güldağ: Hukukun üstünlüğü için harekete geçilmeli

Açılış konuşmalarının ardından toplantının 2’nci etabında Hakan Güldağ’ın moderatörlüğünde Mersin İş Dünyasının Gelecekten ve Hukuktan Beklentileri Paneli’ne geçildi. Panelin açılış konuşmasını gerçekleştiren Dünya Gazetesi (NBE) Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Güldağ, çocukların geleceği ve toplum için ekonominin gelişebilmesi için basın özgürlüğü ve hukukun üstünlüğü için harekete geçilmesi gerektiğini söyledi.

Mustafa Güler: Kişisel çıkarlar, kentsel çıkarların önüne geçiyor

Panelin ilk konuşmacısı olan MESİAD Üyesi Mustafa Güler, kentte yapılması planlanmasına karşın yapımı yılan hikayesine dönen Ana Konteyner Limanı ve Tarsus Kıyı Kesimi Turizm Bölgesi gibi vizyon yatırımlarına dikkat çekerek yasal açıkların sürdürülebilir ekonomik gelişime engel olduğunu kaydetti. Mustafa Güler şunları söyledi: Mersin sahip olduğu konumu ve lojistik olanaklarıyla Orta Anadolu, Doğu ve Güneydoğu Anadolu, Irak, İran, İpek Demiryolu, Kafkaslar ve Orta Asya’ya kadar geniş bir coğrafyanın dış ticaret kapısıdır. Doğu Akdeniz’de altyapı yetersizliği nedeniyle Güney Kıbrıs ve Yunanistan limanları transit ticaretin önemli bir bölümünü üstleniyor. Bunu aşmak için Mersin’de mega gemilerin yanaşabileceği Ana Konteyner Limanı kurulması için 2006 yılında girişimler başlatılıyor.  Belediye 1/5000 Nazım İmar Planı’na işliyor. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bu planı onaylıyor. Kentte bir beklenti oluşuyor, iş insanları yeni yatırımlar yapıyorlar. Sonra bir bakıyorsunuz. 11. Beş Yıllık Kalkınma Planı’nda Mersin Ana Konteyner Limanı yerine Doğu Akdeniz Konteyner Limanı ibaresi getiriliyor. Mersin adına büyük bir hayal kırıklığı yaşanıyor. Aynı sorun Tarsus Kıyı Kesimi Turizm Bölgesi projesinde de yaşanıyor. Yasaların yatırımların sürdürülebilir olmasını sağlaması lazım. Bu 2 projemizde ülkemizin dış ticaret açığını kapatacak önemli bir gelir yaratacak olmasına rağmen kişilerin çıkarları öncelendiği için şehrimizin çıkarları öteleniyor Bu noktada hukukun üstünlüğü temel belirleyici etken haline getirilmelidir.”

Kerem Muradi: İnsanlar hakkını cemaatlerde kanaat önderlerinde arıyor

Mersin Barosu Avukatı Kerem Muradi ise hukuk insanlarının hukukun üstünlüğü ve ekonominin önünü tıkamaması gerektiğini ifade etti. Kerem Muradi, “Türkiye’nin hukukun üstünlüğünde ülkeler arası sıralamasındaki yeri 126 ülke arasında Mozambik’ten sonra 109’uncu sırada geliyor. Bugün ülkemizde yargıya intikal eden bir ihtilafta hakkına kavuşacağına inanların oranı yüzde 20 civarındadır. İnsanlar hak arayışında çözümü cemaatlerde, toplum liderlerinde, kanaat önderlerinde arıyor. Bazen de kaba kuvvette arıyor. Böyle bir düzende yabancı yatırımcının gelmesi beklenmemelidir. Kentimizde altyapı eksikliğinden dolayı deniz ticaretindeki davaların tamamı yurt dışına gidiyor. Halen adalete erken kavuşma hayalindeyiz. Teknoloji gelişiyor, sayısız hukuk dalında yasalar geride kalıyor. Hukukçular şirket sahiplerinin haklarını ve sorumluluklarını biliyor mu? Mersin bir liman kenti geniş coğrafyaya hizmet ediyoruz ama gümrük mevzuatında hakim savcılar bu konuda yetişmiş mi? Mersin sevimsiz kaçakçılık haberleriyle anılıyor. Son 2 yılda bu alanda yeterince mücadele edilebiliniyor mu?” dedi.

Erol Dibo: Yabancı yatırımcıya daha fazla ayrıcalık sağlanmamalı

MTSO Meclis Üyesi Erol Dibo ise dövizli ödemelere getirilen kısıtlamaları değerlendirerek “Pandeminin olumsuzlukları sonrası kentimiz 2021’de üretim, istihdam, sanayi, lojistik alanında büyük işler yaptı. Ancak yapılan işlerin kazancı başka bölgelere gidiyor. Gemi şirketleri acentelerle işi koparmaya başlayıp yurt dışından kendi şirketlerine dair mükellef olarak kazanç sağlıyorlar. Ayrıca deniz taşımacılığı hizmetlerinde Kurumlar Vergisi Kanunu gereği taşımacılık hizmetleri gelirleri de yurt dışına gidiyor. Yabancı yatırımcı ülkeye mutlaka gelmeli sıcak dövize ihtiyaç var. Yatırım ne kadar çok olursa o kadar nitelikli bir ekonomimiz olur. Ancak bu işlemler yapılırken herkese eşit hukuk, eşit yargı, gözetilmeli. Yabancıya sektördeki diğer firmalardan daha fazla ayrıcalık sağlanmamalıdır. Bu alanda sektörlere vergi adaleti sağlanmazsa vergi mükellefi vergi daireleriyle itilafa düşer ve yargısal durum ortaya çıkar. Uzmanlaşma olmadığı için birçok yeni altyapı sıkıntıları ortaya çıkıyor. Konşimento okumayı bilen bir hakimlere ihtiyaç artıyor. Eğer hukukta uzmanlaşma olmazsa ihtilaflar kaçınılmaz ve haksızlıklar devam eder”

Av. Mehmet Gün: Adalet Bakanlığının yetkileri HSYK’ya devredilmeli

Panelin son konuşmacısı olan Daha İyi Yargı Derneği Başkanı Av. Mehmet Gün ise dernek olarak bağımsız bir yargı düzeni kurmak için bir dizi çözüm önerisi geliştirdiklerini kaydederek şöyle konuştu: “Hazırladığımız kanun tasarı ve taslaklarını ‘A’dan Z’ye Türk Yargı Reformu‘ ismiyle Türkiye ve dünya kamuoyunda tartışmaya açtık. Önerilerimizde 9 temel reform öneriyoruz. Önerilerimizin ilki Hakimler ve Savcılar Kurumu’nun kaliteli hizmet üretimini düzenleyen Adalet Yüksek Kurumu’na dönüştürülmesi amacıyla geliştirdik. Adalet Bakanlığı’nın yetkileri bu kuruma devredilsin. Kurumda yargı sisteminin tüm paydaşları temsil edilsin. Hiç kimse, grup veya koalisyonun etki edemeyeceği üye kompozisyonuna sahip olsun. Böylece kurumun tam bağımsızlığı güvence altına alınsın.”

Kurulacak yeni yargı düzeninde ayrıca hizmet sağlayıcılar ile diğer paydaşları buluşturacak bir Daimî Hukuk Şurası ile kurum HSYK’nın güçlendirilebileceğini savunan Av. Mehmet Gün, “Avukatların baroları gibi hâkim ve savcılar için de yöneticilerini kendi seçtikleri, mensuplarının mesleki gelişimini sağlamak ve hukukun üstünlüğü ile yargı bağımsızlığını savunmakla görevli tam bağımsız yargısal meslek kuruluşları oluşturulsun. Yargının idaresiyle ilgili bütün işlem ve kararlar yargı denetimine açılsın, isteyen herkes masraf etmeden, risk almadan dava açabilsin. Bu amaçla yargı konularında uzman bir mahkeme kurulsun” dedi.

Anayasa Mahkemesi’nin de ikincil mevzuat ve idari kararlar dahil tüm anayasaya uyarlık konularında tek yetkili olması gerektiğini belirten Av. Mehmet Gün, “İsteyen herkes iptal davası açabilsin. Anayasa Mahkemesi’nin üye sayısı 15’ten 30’a çıkarılsın, üç daire ve genel kurul halinde çalışması sağlanarak mahkemenin kapasitesi artırılsın. Anayasa Mahkemesi’ne üye atamalarında siyasal saik etkisi zayıflatılsın” diye konuştu.

Mahkemelerin ihtiyacına uygun insan kaynakları yetiştirmek için de hakimlik, savcılık ve avukatlık mesleklerine bilgili, tecrübeli, olgun ve görevini yapmaya tam yetkin kimselerin kabulünü sağlayan yeknesak bir kariyer planı geliştirilmesi gerektiğini ifade eden Av. Mehmet Gün, “Kıdemli hukukçular hukuk eğitimi verir hale gelsin, hukuk eğitimi uygulama ile bütünleşsin. Yargı görevlerine atamalar, eşitler arasında açık yarışmaya tabi olsun. Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay üyelikleri ile Cumhuriyet Başsavcılığı’na, şartlarını taşıyan herkes aday adayı olabilsin. Aday gösterme, seçme ve atama kararları, kamuoyunun görüşü alınarak açık ve gerekçeli oy esası ile alınsın, bütün süreç yargı denetimine tabi olsun” şeklinde konuştu.

Daha güçlü mahkemeler içinde 26 kalkınma bölgesi bazında optimum şekilde yeni yapılandırmalara ihtiyaç olduğunu kaydeden Av. Mehmet Gün, şunları söyledi: “Yargıdaki iş yükü hâkim, savcı ve avukatlar arasında dengeli dağıtılsın. Adli hazırlık mahkemeleri kurulsun. Modern uyuşmazlık yönetimi ve dürüst davranış ilkesi benimsenerek, dava hazırlık süreci uzlaşmayı teşvik etsin. Toplumsal dürüstlük ve şeffaflık güçlendirilerek, böylece yargının da toplumsal uzlaşmayı ve dayanışmayı güçlendirmesi, dört-beş yıl süren davaların üç-dört ayda sonuçlandırması sağlansın. Ayrıca yargının işlev bağımsızlığını kısıtlayan, “yargı ve kamu görevlilerinin suçlarının soruşturması için idari amirlerin izin vermesi” şartı ortadan kaldırılsın, üst düzey kamu görevlileri, kurulacak bir Adalet Yüksek Mahkemesi’nde doğrudan yargılansın.”

Çözüm önerilerinin uygulandığı takdirde Türkiye’nin demokrasi ve hukukun üstünlüğü sıralamalarında hızla ileri ülkeler seviyesine yükseleceğine inançlarının tam olduğunu kaydeden Daha İyi Yargı Derneği Başkanı Av. Mehmet Gün, “Oluşacak güven ortamında yatırımlar, istihdam, millî gelirimiz ve topyekûn refahımız birkaç yıl içinde hızla dört-beş katına çıkacaktır. Tarihin bu anında, daha iyi bir yargı yoluyla, daha iyi demokrasi, daha güçlü ekonomi ve daha yüksek refah için Türkiye’nin önüne tarihi bir fırsat penceresi açılıyor. Bu fırsatı değerlendirmek için Türkiye, 2023 seçimlerine, yargıyı tam bağımsız ve güven verir hale getiren bir anayasa değişikliği yapmış olarak girmelidir. Bunu gerçekleştirmek için iktidar ve muhalefetin yargı sorununa siyaset üstü yaklaşması, siyasi hesaplarını bir kenara bırakarak daha iyi yargı için kökten çözümde anlaşması gerekiyor. Önerilerimizi olduğu gibi ya da geliştirerek hayata geçirmek bugünün ve yarının iktidarı veya muhalefetinin atması gereken ilk adımdır. Türkiye, daha iyi bir yargıyı, demokrasiyi ve ekonomiyi hak ediyor” şeklinde konuştu.