11 °C

'Asıl müzakereler Brüksel'de değil Ankara'da kamu ile sektörler arasında'

'Asıl müzakereler Brüksel'de değil Ankara'da kamu ile sektörler arasında'

'Asıl müzakereler Brüksel'de değil Ankara'da kamu ile sektörler arasında'

İSTANBUL - Sürdürülebilir kalkınma ve AB mevzuatına uyumlaştırma adına REC'in yürüttüğü çalışmalar hakkında bilgi veren REC Türkiye Direktör Yardımcısı Kerem Okumuş, AB mevzuatı alanında kamu, STK ve özel sektörle ortak çalışmalar yürüttüklerini söyledi. Özellikle sektörlerin AB'ye uyumlaştırılması amacıyla sektörel etki analizi çalışması yapacaklarını bildiren Okumuş, sektörlerin AB üyelik hedefi doğrultusunda 20 yıllık planlamayı mutlaka yapması gerektiğine dikkat çekti. Okumuş, "Bu süreç devam ettiği sürece sektörler yeni mevzuatlarla karşılaşacaklar ve bunların yeni yükümlülükleri olacak. Sektörler bu yükümlülüklerin ne olduğunu ve olacağını bilmek zorunda. Bu süreçte ne tür yatırımlar yapılacak, bunların maliyeti ne olacak planlamak gerekiyor" dedi. Sektörel etki analizine eylül ayında başlayacaklarını ve en az 3 sektörle yapacaklarını bildiren Okumuş, bunların hangi sektörler olacağını ise Çevre ve Orman Bakanlığı ile belirleyeceklerini kaydetti. Bu çalışmanın diğer sektörlere de model oluşturacağını belirten Okumuş, "Müzakare masasına oturduğunuzda sektörlerinizin neye ihtiyacı var, uyumlaştırma için ne kadar zamana ihtiyacı var bilerek gideceksiniz. Müzakerelerde 'bunu yaparım, onu yapmam' deme şansınız yok. Ancak süreci belirlemek sizin elinizde. Bunun için kamunun sektörlerden beslenmesi gerekiyor. O yüzden asıl müzakereler Brüksel'de değil, Ankara'da sektörlerle kamu arasında" diye konuştu. Brüksel'e gidecek çevreci 6 şirket açıklanacak Avrupa Komisyonu'nun girişimleriyle 1990 yılında Budapeşte'de kurulan Bölgesel Çevre Merkezi-REC, iki yılda bir düzenlediği organizasyon ile özel sektör kuruluşlarının çevre performanslarını değerlendiriyor. Türkiye'deki ofisini 2004 yılında Ankara'da açan ve 2006'da çevre ödülleri vermeye başlayan REC Türkiye, ödül alan 6 şirketi 20 Mayıs 2008 tarihinde açıklayacak. Ödüllerin yönetim, ürün ve süreç olmak üzere üç kategoride verildiğini açıklayan Kerem Okumuş, bu yıl 6 şirkete 7 ödül verildiğini kaydetti. Ödül alan firmaların enerji, inşaat malzemeleri, otomotiv ve gayrimenkul sektörlerinde faaliyet gösterdiğini aktaran Okumuş, bu firmaların haziran ayında Brüksel'deki ödül töreninde Türkiye'yi temsil edeceklerini belirtti. Yarışmaya 30'a yakın firmanın başvurduğunu dile getiren Okumuş, "Bu bizim için iyi bir rakam. Çünkü cesaret isteyen bir program, başvuran firma bütün sürecini paylaşıyor, şeffaf bir yönetim olması lazım" dedi. KOBİ'leri de sürece dahil etmek istiyoruz Başvuruların genelde büyük ölçekli işletmelerden geldiğini söyleyen Okumuş, "Asıl amacımız KOBİ'leri bu sürece dahil edebilmek. Türkiye'de şirketlerin yaklaşık yüzde 99'u KOBİ'lerden oluşuyor. Sürdürülebilir kalkınma için KOBİ'lerde çevre performansının artırılması gerekiyor. Bunun için yeni bir program başlatıyoruz. Bunlardan bir tanesi KOBİ'lere eğitim programı. Çalışmaları 2009'da başlatacağız" bilgisini verdi. Özellikle KOBİ'ler arasında çevre koruma ve sürdürülebilir kalkınma konusunda yeterli bilincin henüz oluşmadığını söyleyen Okumuş, "Enerji verimliliğine yönelik çalışmalarla bunun maliyet değil artı değer kattığını KOBİ'lere anlatmak gerekiyor. Zaten piyasa koşulları da bunu zorunlu kılıyor. Bugün Türkiye'nin en büyük ticari partneri Avrupa" diye konuştu. Özel sektörün uyumu için 30 milyar Euro gerekiyor Bugün özel sektörün AB mevzuatına uyumunun maliyetinin 30 milyar Euro olduğunu dile getiren Okumuş, şunları söyledi: "Bunun hiçbir şekilde AB kaynaklarından mali yardım şeklinde gelmesi mümkün değil. Özel sektöre AB'den hibe kaynağı yok. Yalnız KOBİ'lere küçük yatırımların finansmanı noktasında destekler var. Bunlar da bölgesel kalkınma programları kapsamında. Yani 100 bin Euro'luk bir altyapı yatırımının ancak 50 bin Euro'su karşılanıyor." 30 milyar Euro'luk kaynağı özel sektörün bir şekilde bulması gerektiğini belirten Okumuş, önümüzdeki dönemde özel sektörü zor bir sürecin beklediğini kaydetti. "O nedenle biz Türkiye'deki ulusal bankaları hareketlendirmeye çalışıyoruz" diyen Okumuş, gelecek 15-20 yıllık süreç içerisinde 30 milyar dolarlık bir pazar bulunduğunu, bu pazara hitap edecek birtakım kredi paketleri oluşturulması gerektiğini dile getirdi. Okumuş, "Özellikle çevre yatırımı için finansman temin edecek bankaların da bu finansal kredilerin faiz oranlarını düşük tutması gerektiğini söylüyoruz. Çünkü bu tamamen çevresel ve toplumsal fayda sağlayacak bir yatırım" dedi. Okumuş, kamunun da yönlendirici olması gerektiğini söyledi. REC olarak 2004 yılından itibaren STK'lara mali kaynak aktarabildiklerini belirten Okumuş, çevre bilincinin yerelde oluşturulmasıyla ilgili projeler geliştiren STK'ların bu kaynaktan yararlanabildiğini kaydetti. Avrupa'da finans sağlayan bankaların şirketlerin çevre mevzuatına ne kadar uyumlu çalıştıklarını da dikkate aldığını aktaran Okumuş, "10 yıllık kredi veriliyorsa, şirketin 10 yıllık çevre projeksiyonunu da ortaya koyması gerekiyor. Çünkü, Avrupa'da öyle yükümlülükler var ki bunlara uymayan şirket büyük cezalarla karşı karşıya kalabilir, kapanabilir veya rekabet şansı sıfır olabilir. O yüzden kredilerde risk yönetiminin en önemli parçasını çevre oluşturuyor" diye konuştu. Sadece süreci beklemenin doğru olmadığını, bunun için kamunun da birtakım teşvikler vermesi gerektiğini vurgulayan Okumuş, "Özellikle Anadolu'da yapılacak çevresel yatırımların bir kısmını kamu karşılayabilir, bir kısmına faizsiz uzun vadeli krediler sağlayabilir, çevre yönetimini belgelendirecek kuruluşlara ödenecek giderlerin yüzde 50'sini destekleyebilir" dedi. Kamu ihalelerinin de daha yeşilci bir perspektifle yapılabileceğini dile getiren Okumuş, alınacak ürün ve hizmetlere daha çevresel olması kriteri getirilmesinin de KOBİ'leri bu alanda yatırıma iteceğini söyledi. Çevre teknolojileri pazarında patlama Dünyada çevre teknolojileri pazarının çok hızlı büyüdüğünü dile getiren Kerem Okumuş, "1999-2000'li yıllarda IT sektörü patlamıştı. Ama bugün Amerikalı yatırımcıların fonlarına baktığımızda çevre teknolojileri üreten şirketlere yatırım yaptıklarını görüyoruz. Önümüzdeki dönemde özellikle karbondioksit oranlarının, emisyonların azaltılması konusunda makine ikmal ve teknoloji geliştiren şirketlerin hisseleri artacak" dedi. Önümüzdeki dönemde çevre teknolojileri alanında patlama yaşanacağını söyleyen Okumuş, dünyada çevre teknolojileri pazarının yıllık yüzde 5 büyüdüğünü belirtti. Türkiye'nin çevre yatırımında 71'inci sırada yer aldığını ileten Okumuş, "Türkiye'deki özel sektörün AB'ye birebir uyum sağlayabilmesi için, her yıl sistematik olarak 2.5 milyar dolar yatırım yapılması gerekiyor" dedi. DTAE:19-05-08

Dunya.com

Güncel gelişmelerden anında haberdar olun!
dunya.com'a girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.