'Sukuk ihracı için yatırımcı toplantıları düzenlenecek'

Başbakan Yardımcısı Şimşek, sukuk ihracı için yılın ilk yarısında yatırımcı toplantılarının düzenlenmesinin planlandığını açıkladı.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, hükümetin katılım bankacılığını geliştirme çabalarının sürdüğünü ve Türkiye'nin yılın ilk yarısında yurtdışı piyasalarda sukuk ihracı için yatırımcı toplantıları düzenlemeyi planladığını söyledi.

Şimşek yıllık İslam Kalkınma Bankası (IDB) toplantısı sırasında yaptığı açıklamada, düzenli olarak sukuk ihracıyla borçlanan Türkiye'nin aynı zamanda İslami finansman kontratlarının vergilendirilmesinde uyumun sağlanması ve uzun vadelerin teşvik edilmesi için yasa taslağı hazırlandığını belirterek, "Sukuk veya başka bir şey olsun, katılım bankacılığı enstrümanlarına genel olarak diğerleriyle aynı muameleyi gösteren vergi düzenlemelerimizin olmasını istiyoruz" dedi.

Mehmet Şimşek, AK Parti'nin yeni bir genel başkan seçme sürecinde olmasından dolayı vergi taslağı konusundaki görüşmelerin durdurulduğunu ve haziran veya temmuz gibi devam edebileceğini belirtti.

5 yıldan uzun vadede borçlanma 

Başbakan Yardımcısı Şimşek, hükümetin sukuk ihracıyla 5 yıldan uzun vadede borçlanmayı da değerlendirebileceğini açıklayarak, "Bunu çok isteriz fakat bu durumun çoğunluğu yatırımcının ilgisine bağlı. Eğer talep olursa vadeleri daha da uzatmayı isteriz, buna şüphe yok" diye konuştu.

Megabank açıklaması 

IDB ve Türkiye arasında kurulması planlanan Megabank hakkında konuşan Şimşek, "Henüz verilmiş bir karar yok fakat muhtemel senaryo; bir tanesi Endonezya'da ve bir tanesi Türkiye'de iki megabankanın olması" şeklinde konuştu.

Şimşek ayrıca, "Kararın çok geç kalmayacağını düşünüyoruz ve umuyorum ki her iki ülke de bankaların kurulumu yönünde bu yıl adımlar atarlar" dedi.

'Bölgesel sorunların etkileri sürecek'

IDB'nin jeopolitik ve ekonomik sorunlardan dolayı küresel büyümenin durgun olduğu bir dönemde toplandığını dile getiren Şimşek, "Bazı jeopolitik ve bölgesel sorunların küresel ekonomi üzerindeki etkisi bu yıl da devam edecek. Bu sorunların kesinlikle İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ülkelerinde, uluslararası finans kuruluşlarında ve IDB'de de etkisi olacak. Küresel ve bölgesel eğilimler, sürdürülebilir ve kapsayıcı bir büyüme için uzun vadeli kalkınma sorunlarına ve yapısal reformlara yönelik politikalarda bir değişiklik çağrısı yapıyor. Geçen yıl kabul edilen sürdürülebilir kalkınma hedefleri tüm paydaşlara rehberlik sağlama konusunda çok önemli." ifadelerini kullandı.

'IDB stretejisinden memnunuz'

Şimşek, bu küresel ortamda IDB'nin sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda ortaya koyduğu çalışma yöntemi ve stratejilerinden memnun olduklarını belirterek, "Özellikle IDB'nin stratejik hedeflerini ortaya koyan 10 yıllık stratejisini memnuniyetle karşıladık." ifadesini kullandı.

Mehmet Şimşek, IDB'nin stratejisini sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda belirlemesini desteklerini vurgulayarak, "Üye ülkelerin kalkınma ajandaları tamamlanmamış olarak duruyor. Üye ülkelerdeki nüfusun yaklaşık yüzde 23'ü, başka bir deyişle 268 milyon insan, aşırı yoksulluk sınırında yaşıyor. Bu süreçte IDB, üyelerinin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşmak için ek kaynakları seferber ederek önemli bir rol oynayacaktır. Zorlu çalışma ortamına rağmen bankanın üye ülkelere geçen yıl 12 milyar dolarlık bir finansmanı onaylamasını bu taahhüdünün bir yansıması olarak düşünüyoruz." değerlendirmesinde bulundu. 

'Rekabetçi bir özel sektör, büyümenin kaynağı olacak'

IDB'nin son 40 yıldır İslami finans sektörünün gelişmesinde eşsiz bir rol oynadığını belirten Şimşek, "Bu dönem boyunca, IDB'nin küresel standartlara katkısı ve en iyi uygulamaları İslami finansın gelişmesi açısından hayati olmuştur." dedi.

Şimşek, bankanın kuruluşundan beri üyelerine 113 milyar dolarlık finansman sağladığını, bunun, altyapıdan ticaretin finansmanına dağılmasının üye ülkelerin kalkınma sorunlarını çözmedeki taahhüdünü gösterdiğini kaydetti.

Başbakan Yardımcısı Şimşek, IDB'nin gelecekteki çalışmalarında, İTT ülkelerinin mali ve ekonomik dalgalanmalara karşı güçlerini artırmak, bu ülkelerde ekonomik çeşitliliği çoğaltmak için çalışmalar yapması gerektiğini belirterek, bu çeşitliliğin en önemli yolunun özel sektörün ekonomiye katkısının yükseltilmesi olduğunu söyledi. Şimşek, "Rekabetçi bir özel sektör daha sürdürülebilir bir büyümenin ve istihdamın kaynağı olacaktır." ifadelerini kullandı.

Altyapının geliştirilmesinin büyümeyi teşvik etme ve yoksulluğun azaltılmasında çok etkili olduğunu vurgulayan Şimşek, "Altyapıya yatırım yapmak, yoksullar için yeni iş ve gelir olanakları yaratır, yerel ve ulusal ekonomideki gelişmeyi artırır." şeklinde konuştu.

Şimşek, IDB'nin üye ülkelerde gelişmiş bir sermaye piyasasının kurulması için çalışmalarına devam etmesini isteyerek, bankaya uluslararası finans kuruluşlarıyla daha fazla diyaloğa girmesi çağrısı yaptı.

'Mülteciler iş gücü piyasasına adapte olacak'

Türkiye ve IDB grubu arasında güçlü bir ortaklığın, her iki taraf için önemli fırsat ve yararlar ortaya koyduğunu vurgulayan Şimşek, şöyle devam etti:

"İİT bölgesi son beş yıldır görülmemiş bir mülteci krizi ile karşı karşıya kalmıştır. Türkiye, dünya çapında en yüksek sayıda mülteciye ev sahipliği yapan ülke olarak, bu toplulukların yerel koşullara ve iş gücü piyasasına uyumuna yardım ederek bu zorluğu aşmayı amaçlamaktadır. Bu amaçla IDB grubu, BM ve Dünya Bankasının Ortadoğu ve Kuzey Afrika için finansman sağlama çabalarından memnuniyet duyuyoruz."

Şimşek, yaklaşık 40 yıldır yürüttüğü IDB Başkanlığını bırakan Ahmed Muhammed Ali el-Medeni'ye teşekkür ederek, Medeni'nin bankanın uluslararası finans kurumu seviyesine gelmesinde üstün liderlik gösterdiğini söyledi.