21 °C

(12:00)TÜİK Kanunu'na kısmi iptal

(12:00)TÜİK Kanunu'na kısmi iptal

(12:00)TÜİK Kanunu'na kısmi iptal

ANKARA - Anayasa Mahkemesi'nin, 5429 sayılı Türkiye İstatistik Kanunu'nun, "istatistiki birimleri, istenen veri veya bilgileri vermekle yükümlü kılan ve bu yükümlülüğe uymayanlara idari para cezası verilmesini öngören" hükümlerinin iptaline ilişkin kararı Resmi Gazete'de yayımlandı. Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı İzmir Bölge Müdürlüğü'nün verdiği idari para cezasına karşı yapılan itirazı inceleyen Seferihisar Sulh Ceza Mahkemesi, itiraz konusu 5429 sayılı Türkiye İstatistik Kanunu'nun 8'inci maddesi ile 54'üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinin Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi'ne başvurdu. Kanun'un iptal edilen 8'inci maddesi, "istatistiki birimlerin, kendilerinden istenen veri veya bilgileri, başkanlığın belirleyeceği şekil, süre ve standartlarda eksiksiz ve doğru olarak ücretsiz vermekle yükümlü olduklarına" hükmediyor. İptal edilen diğer hüküm, "hanehalkı veya bireylerle yapılan araştırmalar dışında kalan istatistiki birimlerle yapılan araştırmalarda başkanlıkça istenen bilgileri vermeyen veya eksikleri gidermeyen ve hataları düzeltmeyenler hakkında bin Yeni Türk Lirası ceza verilmesini" öngörüyor. Anayasa Mahkemesi'nin oy çokluğuyla aldığı iptal kararının gerekçesinde, maddede açıklayıcı bir düzenleme bulunmadığı için, "kişisel veri" veya "isteme bağlı veri" olarak adlandırılan, belirli veya belirlenebilir kişilerle ilgili her türlü bilgilerin istenebileceğinin kuşkusuz olduğu vurgulandı. Gerekçede, şöyle denildi: "İstatistiki birimlerin kendilerinden istenen bilgileri belirlenen şekil ve sürede eksiksiz ve hatasız olarak vermek zorunluluğuna uyulmaması idari para cezası yaptırımına bağlanmış olmasına karşın, istenilecek veri ve bilgilerin kapsamı ya da sınırlarının ne, neler olacağına, başka bir anlatımla, temel hak ve özgürlüklere müdahale niteliğinde olan veri ve bilgilerin bu zorunluluk kapsamında bulunup bulunmadığına ilişkin herhangi bir düzenlemeye rastlanmamaktadır. Dolayısıyla, istatistiki birimler kendilerinden istenildiği takdirde her türlü bilgiyi temel hak ve özgürlüklerine müdahale niteliğinde olsa bile vermek zorundadırlar." Gerekçede, Anayasa'nın 20'nci maddesinde "herkesin özel hayatına ve aile yaşayışına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahip olduğu; 25'inci maddesinde de herkesin düşünce ve kanaat özgürlüğüne sahip olduğu, her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimsenin düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamayacağı"nın hüküm altına alındığı anımsatıldı. Söz konusu 20'inci maddenin gerekçesinde, "özel hayatın korunmasının her şeyden önce bu hayatın gizliliğinin korunması, resmi makamların özel hayata müdahale edememesi anlamına geldiğinin" belirtildiği ifade edilen gerekçede, şöyle devam edildi: "AİHM kararlarında da belirtildiği gibi, özel hayat bütün unsurlarıyla tanımlanamayacak kadar geniş bir kavram olup devletin yetkili temsilcileri tarafından ilgililer hakkında rızası olmaksızın bilgi toplamasının her zaman söz konusu kişinin özel hayatını ilgilendireceği kuşkusuzdur. Anket formlarında yer alan bazı sorular özel yaşamın gizliliği ile düşünce ve kanaatin açıklanması sonucunu doğurabilir. Bir ülkede en güçlü veri tekeli idaredir. Bu gücün sınırlandırılması özel yaşamın ve düşünce ve kanaat özgürlüğünün korunması bakımından önemlidir. Anayasa'nın 20'nci ve 25'inci maddelerinde yer alan güvencelere rağmen itiraza konu 8. madde hükmüyle kişiler, bilgi toplama, saklama, işleme ve değiştirme tekeli olan idareye ve diğer kişilere karşı korumasız bırakılmış, veri toplamanın sınırlarına yasal düzenlemede yer verilmemiştir. Açıklanan nedenlerle itiraz konusu kuralların Anayasa'nın 20'nci ve 25'inci maddelerine aykırı olduğundan iptali gerekir."