9 °C

Anayasa değişikliğinde yargı süreci başlıyor

Anayasa değişikliğinde yargı süreci başlıyor

Anayasa değişikliğinde yargı süreci başlıyor

ANKARA - Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın "Türban sorunu bir cümleyle çözülür" açıklamasının ardından oluşturulan AKP-MHP ittifakı, müzakere sürecini hızla işleterek Anayasa'nın 10. ve 42. maddelerini değiştiren yasa teklifini TBMM'den geçirdi. Ancak, yükseköğretim kurumlarında "türban" serbestisini öngören bu düzenleme sorunu çözmek yerine, yeni sorunların başlangıcı oldu. "Türbana" yol veren Anayasa hükümleri başta üniversiteler ve yargı olmak üzere Türkiye'nin gündeminde "kaotik" bir tartışma sürecine ve ayrışmaya yol açtı. Anayasa değişikliği dün Çankaya Köşk'üne sunuldu. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün onaylamasının ardından Resmi Gazete'de yayımlanarak yasama süreci tamamlanacak. Bundan sonra "söz" ve "eylem" sırası yüksek yargıya geliyor. "Türban sorunu" konusunda "en üstün yasa" olarak genel hüküm koyan Anayasa maddelerinin, uygulamaya yansıyıp yansıyamayacağı Anayasa Mahkemesi'nin kararıyla belli olacak. Çünkü CHP, Anayasa değişikliklerini, yürürlüğün durdurulması ve iptali istemiyle Yüksek Mahkeme'ye başvuru hazırlığını tamamladı. CHP, DSP'li 13 milletvekilinin yanı sıra Tunceli Bağımsız Milletvekili Kamer Genç'in de katılacağı başvuruyu, "Anayasa'nın laiklikle ilgili 2. maddesini ortadan kaldırmaya yönelik değişiklik olduğu" gerekçesine dayandırıyor ve sadece "usulden" değil "esastan" incelenmesini talep ediyor. Son söz Anayasa Mahkemesi'nde AKP-MHP ittifakının bu düzenlemesi Anayasa Mahkemesi'ni de "karmaşık" bir dava ile karşı karşıya bıraktı. Yüksek Mahkeme, CHP'nin temel başvuru gerekçesini benimser ve Anayasa'nın "Değiştirilemez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez" nitelikli maddelerine aykırı düzenleme yapıldığı kabulüyle iptal kararı verirse, AKP-MHP türban ittifakının attığı adım sonuçsuz kalacak ve tekrar eski duruma dönülecek. YÖK'ün 17. maddesinde belirsizlik sürüyor Anayasa Mahkemesi, CHP'nin başvurusunu ret ettiği takdirde ise değişiklikler yürürlüğe girecek. Ancak, bu durumda da başka bir sorun söz konusu: İttifakın, "türbanın çene altından bağlanmasını" öngören ve halen TBMM Milli Eğitim Komisyonu'nda bekletilen Yükseköğretim Kanunu'nun "Ek 17. maddesinde" değişiklik teklifi gerçekleşmez, uygulama üniversitelere bırakılırsa, yeni bir tartışma dönemi kaçınılmaz görünüyor. Ek 17. madde konusundaki görüşünü netleştiremeyen AKP kurmayları, Anayasa değişikliği yürürlüğe girdikten sonra bir süre beklemeyi, üniversitelerdeki uygulamayı görme eğilimindeler. Bu zaman içinde Anayasa Mahkemesi, CHP'nin başvurusunu ret ederse ek 17. maddeyi yasalaştırmayı planlıyorlar. MHP kurmayları "mevcut pozisyonlarını koruyarak" AKP'nin "Anayasa değişikliği artı ek 17. madde mutabakatına" uymasını beklerken, CHP, ek 17. madde değişikliğini de Anayasa Mahkemesi'ne götürmekte kararlı. Anayasa Mahkemesi, davalarda şekil-esas ayrımı yapmaz CHP Konya Milletvekili, Anayasa Komisyonu üyesi Atilla Kart: Anayasa değişiklikleri şekil denetimine tabi. İktidar sözcüleri ve Anayasa Komisyonu Başkanı şekil denetiminin teklif ve oylama çoğunluğu, ivedilikle görüşme konularıyla sınırlı olduğunu ifade ediyorlar. Oysa, 1975 tarihli bir Anayasa Mahkemesi kararı şekil denetiminden ne anlaşılması gerektiğini ifade eden bir metin. 1961 Anayasası'nın ilk halinde Anayasa Mahkemesi şekil-esas ayrımı yapmıyor, mahkemenin denetiminden bahsediyor. Dolayısıyla hem esas hem şekil yönünden denetim mümkün. 1982 Anayasa'sı sadece şekil denetiminin öngörüyor. Ancak biz 1975 yılındaki kararın bugün için de geçerliliğini koruduğunu savunuyoruz. Şimdi Meclis'ten geçirilen teklif özü ve amacıyla Anayasa'nın değiştirilemez 1., 2. ve 4. maddelerini dolaylı olarak ihlal ediyor. 1975'teki kararında 'değiştirilmesi teklif dahi edilemeyecek hükümleri doğrudan ya da dolaylı değiştirmeye yönelik teklifleri de şekil kapsamında görürüm' diyen Anayasa Mahkemesi'nin bu kez de bu çerçevede değerlendirme yapacağı kanaatindeyiz. Hükümetin 17. maddede kafası karışık DSP Eskişehir Milletvekili Tayfun İçli: Getirilen düzenleme türban sorununu içinden çıkılmaz hale getiriyor. Konu yargıya gidecek. İptal edilirse, yargı ile türban yasağı kalksın diyen vatandaşlar karşı karşıya gelecek. O zaman 'Biz halletlik, ama yargı engelliyor' diyecekler. Anayasa'nın 10. ve 42. maddelerinde türbana ilişkin bir şey yok. Ama atıf yaptıkları YÖK 17. maddede niyet ortaya çıkıyor. Anayasa'nın değiştirilmez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez maddelerinde değişikliğe gitmeye çalışıyorlar. Değiştirilmesi teklif dahi edilemeyecek hükümleri değiştirmeye yönelik bir çabaya girilirse, Anayasa yargısı bunu incelemeye alır ve gerekeni yapar. Eleştiriler geldikten sonra ek 17. konusunda tereddüte girdiler. Hükümetin bu konuda kafası karışık. Bu maddede evrensel hukuk kurallarının dışına çıkılarak insanların başının nasıl örtüleceği tanımlanıyor. Dünyada böyle bir şey yok. Başvurumuz Anayasa Mahkemesi tarafından ret edilse bile uygulayamazlar. Anayasa'dan sonra YÖK gündeme gelecek AKP Grup Başkanvekili, Yozgat Milletvekili Bekir Bozdağ: Yükseköğretim Kanunu ek 17. madde teklifi, Anayasa değişiklik süreci tamamlandıktan sonra gündeme gelecek. Bu süreçte farklı öneri ve tekliflere açığız; bunları da değerlendireceğiz. Anayasa değişikliği yürürlüğe girdikten sonra, Anayasa Mahkemesi'nin kararı beklenir mi beklenmez mi, şimdiden bir şey söylemek zor. Biz, değişiklikler yürürlüğe girince bu konuyu kaldığı yerden devam ettireceğiz. Değişiklikler ek 17. madde çıkmadan uygulanabilir mi? Biz bu konuda da yasa teklifimizi Meclis'e verdik. Ama, YÖK de uygulayabilir..." Partilerin mutabakatı neyse, o yapılacak MHP Genel Başkan Yardımcısı, Konya Milletvekili Faruk Bal: Ek 17. madde konusunda hiçbir karışıklık yok. MHP, AKP ile mutabakata varmıştır. Bu mutabakat içinde Anayasa'nın 10. ve 42. maddelerinin değiştirilmesi ile Yükseköğretim Kanunu'nun ek 17. maddesi vardır. MHP, bu mutabakat zeminindedir. Seviyeli ve etkin bir muhalefet anlayışını bu konuda da göstermektedir. Gelişen süreci sulandırmak için atılan lafların arkasına düşmeyecektir. Mutabakat neyse o yapılacak. İki parti Anayasa ve Yükseöğretim Kanunu'nda yapılacak değişiklikle sorunun çözülebileceği noktasında uzlaşmıştır. Bunun dışında ne söylenirse, mutabakatın dışında bir anlama çekilir. CHP bu düzenlemeleri Anayasa Mahkemesi'ne şekil yönünden götürecek. Bu da en tabii hakkıdır. Hepsine Yüksek Mahkeme karar verecektir. Şimdiden bir şey söylemek yanlış olur." Mecliste tarihi oylamalar Maddeler 1. tur 2. tur Kabul Ret Çekimser Boş 1 madde 410 403 110 107 1 4 2 5 2 madde 404 403 99 108 1 2 1 5 3 madde 404 411 92 102 2 1 - - Teklifin tümü - 411 - 103 - 1 - 2 1* YÖK Kanunu'nda değişiklik teklifi Yüksek Öğretim Kanunu'nun ek 17. maddesine, birinci fıkradan sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenecek: Hiç kimse başının örtülü olması sebebiyle yükseköğrenim hakkından yoksun bırakılamaz ve bu yönde uygulama ve düzenleme yapılamaz. Ancak başın örtülmesi, kişinin yüzü açık ve kimliğinin tanınmasına imkan verecek ve çene altından bağlanacak şekilde olması gerekir" Anayasa Paketi . Anayasa'nın 'Kanun önünde eşitlik' başlığını taşıyan 10. maddesinin son fıkrasına, "... ve her türlü kamu hizmetlerinden yararlanılmasında" ibaresi eklendi. . 'Eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevi' başlığını taşıyan 42. maddesine eklenen fıkra da şöyle: Kanunda açıkça yazılı olmayan herhangi bir sebeple kimse yükseköğrenim hakkını kullanmaktan mahrum edilemez. Bu hakkın kullanımının sınırları kanunla belirlenir. Milletvekilleri soruyor? Süper zenginlerin parası Türkiye yönlendiriliyor mu? DSP İstanbul Milletvekili Süleyman Yağız, Türkiye'de 500 bin dolar parası olan 'süper zengin 22 bin aile' bulunduğu ve bunların servetlerinin toplam 100 milyar doları aştığı iddiasını Meclis gündemine taşıyarak Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'dan bu iddialara açıklık getirmesini istedi. Yağız, Bu ailelerin paralarının yüzde 60'ını her ihtimale karşı yurtdışında tuttuklarının tahmin edildiği iddiasının doğru olup olmadığını sorarak, "Eğer iddia doğruysa bu durum 'süper zenginlerin' kendi ülkelerine güvenmedikleri anlamına gelmez mi? Bunların yurtdışındaki paralarının Türkiye'ye yönlendirilmesinin teşvik edilmesi konusunda hükümetinizin herhangi bir çalışması var mıdır?" diye sordu. Yabancı kamyonların işlemleri neden daha hızlı bitiriliyor? CHP Adana Milletvekili Gaye Erbatur, Irak'tan Türkiye'ye gelen ve limanlardan yük alan yabancı kamyonların gümrük işlemlerinin 2-3 gün içerisinde bitirilmesine karşın Türk kamyoncuların işlemlerinin 20 gün boyunca yapılmadığına ilişkin Meclis gündemine taşıdı. Bundan dolayı firmaların Türk değil, yabancı kamyonları tercih ettiklerini belirten Erbatur, Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen'e, "Türk kamyonlarının işlemlerini hızlandırmak için ne yapıyorsunuz? Bu kadar uzun süre bekleyen kamyoncu esnafının mağduriyetini gidermek için önlem alacak mısınız?" sorularını yöneltti. Asgari ücret haczedilmesin? AKP Karaman Milletvekili Mevlüt Akgün, asgari ücretlinin haczedilmemesini istedi. Ülkemizde asgari ücretle çalışan binlerce kişi bulunduğunu ve asgari ücretin kişinin hayatını devam ettirmesi için gereken zaruri miktarı gösteren tutarı ifade ettiğini kaydeden Akgün, Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin'e, şu soruyu yöneltti: "Asgari ücret alan kişinin farklı zaruret içinde olduğu her halinden anlaşılmaktadır. İcra İflas Kanunu'nda asgari ücretin haciz edilmesini yasaklayan bir kanun değişikliği yapmayı düşünüyor musunuz?"