Arge Danışmanlık Kurucusu Argüden: En değerli şirketler entelektüel ve sosyal sermayeye dayanıyor

ARGE Danışmanlık kurucusu Yılmaz Argüden, “Gündem Özel” de Şeref Oğuz, Hakan Güldağ ve Vahap Munyar’ın konuğuydu. Argüden, 'Sürdürülebilir Başarı Modeli’ni anlatırken “İçinde dünya olmayan, dünya içinde olamaz” ifadelerini kullanıyor. Kapsayıcı geleceğin, güven duyulan kurumlarla olacağını kaydeden Argüden otomotivin ihracat liderliğinde kalite yolculuğunun rolü olduğunu söylüyor.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Türkiye'de toplam kalite anlayışının tanınması ve benimsenmesinde öncü rol oynayan ARGE Danışmanlık’ın kurucusu Yılmaz Argüden, gündem özel sorularımızı yanıtlarken, “Entegre düşünce, toplumsal kaynakları etkili kullanmayı, getirileri paydaşlar arasında adil paylaşmayı sağlayacak bir yönetim anlayışının hayata geçirilmesini gerekli kılıyor” dedi. Argüden, şirketlerin değer yaratması konusundaki değişimin altını çizdi: “Bugün dünyanın en değerli şirketlerinin entelektüel ve sosyal sermayeye dayandığını görüyoruz.” ARGE Danışmanlık’ın kurucusu Yılmaz Argüden’e sorularımız ve yanıtları şöyle:

KAPİTALİZMİN AÇMAZLARINA ÇÖZÜM

• Yılmaz Bey, siz Kamu İktisadi Teşekküllerinde, özel sektörde önemli görevlerde bulundunuz. 30 yıl önce de ARGE Danışmanlık’ı kurdunuz. 30’uncu yılınızı “Sürdürülebilir Başarı Modeli” başlıklı kitapla karşılıyorsunuz. Bu modelin özü nedir?

Modelimiz; kapitalizmin açmazlarına çözüm üreten bir sorumluluk anlayışının nasıl hayata geçirilebileceğini anlatıyor. Özünde ufkumuzu ve planlarımızı tüm paydaşlarımızı ve onların beklentilerini gözetecek şekilde, sadece finansal kaynaklara değil, aynı zamanda entelektüel, fiziki, tabii, sosyal ve insan kaynaklarını kapsayarak ve uzun vadeli olarak genişletmek var. Modelimiz “İçinde dünya olmayan, dünya içinde olamaz” diyerek, her üstlendiğimiz sorumluluğu tüm etkileri değerlendirerek ve sürdürülebilirliği düşünen bir anlayışla bütünsel olarak planlamayı ve uygulamayı öneriyor. Modelimiz sürdürülebilir başarının anahtarları olarak

(i) beklentileri aşabilmek olarak tanımladığımız kalite için sürekli öğrenme ve gelişim anlayışını,

(ii) entegre düşünce anlayışından esinlenerek kısa-uzun vade dengesini korumayı ve kaynakları bütünsel olarak harekete geçirip devamlılığını sağlayacak yatırımları zamanında yapmayı ve

(iii) sorumlu liderlik anlayışı gereği etik değerlere ve sürdürülebilir kalkınma amaçlarına özen göstermeyi öneriyor.

HBR Türkiye, ARGE’nin 30. kuruluş yılı nedeniyle 21 Haziran’da bir çevrimiçi toplantı düzenliyor. Toplantıda EFQM CEO’su, Avrupa Kalite Vakfı’nın yeni modelini; Uluslararası Entegre Raporlama Konseyi Direktörü yeni kurulan Değer Raporlama Vakfını (Value Reporting Foundation); biz de 30. yılımız nedeniyle yayınlayacağımız ‘Sürdürülebilir Başarı Modeli©’ başlıklı bir kitabı tanıtacağız.

ŞİRKETLER TOPLUMA DEĞER YARATIYOR

• Siz daha önce de “Sorumlu Liderlik” kavramı üzerinde durmuştunuz. Bu kavramı biraz açar mısınız? Dünyada ve Türkiye’de bu kavram nasıl gelişiyor?

Bu kavramı özellikle, ARGE’nin 25. yılında Boğaziçi Üniversitesi’nde düzenlediğimiz bir toplantıda vurgulamıştık. O günden bugüne daha da artan bir ivmeyle çalışanlara, paydaşlara ve topluma değer yaratan daha bütünsel bir anlayışla, kalite anlayışına önem vererek, toplumsal refahın artırılmasına katkıda bulunan şirketler görüyoruz. “Sorumlu Liderlik” kavramın en önemli adımlarından birisi, BM Küresel İlkeler Sözleşmesi temelinin atıldığı, Kofi Annan’ın Davos’ta 1999 yılında yaptığı konuşmadır. İlerleyen dönemlerde farklı kuruluşların bu konuda itici ve yönlendirici güç olarak çalışmalar yaptığını görüyoruz; Türkiye’de de şirketlerin topluma değer yaratma yaklaşımı gün geçtikçe değişiyor. 1998 yılında başlatılan Ulusal Kalite Hareketi, 2002 yılından başlayarak BM Küresel İlkeler Sözleşmesi’ni imzalayarak Sorumlu İş Yapma İlkelerini benimseyen özel sektör ve sivil toplum kuruluşları ve Gönülden Ödüller ile ivme kazanan kurumsal gönüllülük çalışmaları Türkiye’de yöneticilerin bakış açılarını zenginleştirdi. Toplumsal konularda gönüllü olarak inisiyatifalan şirketler bütünsel düşünerek, “Topluma nasıl bir değer yaratıyorum?” sorusunu zihinlerinin bir köşesinde tutuyorlar. Bütünsel düşünmek bir değişimdir. Şirketlerin bir konuyu etkileyen ve etkilenen bütün boyutları ve muhatapları eş zamanlı olarak düşünmesi, hareketlerini ve kararlarının ilerlemek istediği yola uygunluğunu sorgulaması, kaynaklarını gözden geçirmesi, kendisine ve çevresine ne değer yarattığını düşünmesi ve paydaşlarıyla birlikte karar alması uygulamadaki başarı olasılığını artırır.

KARŞINDAKİ İÇİN DE İSTE

• “Entegre düşünce”yi açar mısınız? “Entegre düşünce” ve raporlama neden gerekli? Daha iyi bir dünya için etkisi, rolü nedir?

Entegre düşünce, toplumsal kaynakları etkin ve etkili kullanmayı, getirileri paydaşlar arasında adil olarak paylaşmayı sağlayacak bir yönetim anlayışının hayata geçirilmesini gerekli kılıyor. Bütünsel düşünce yaklaşımı aslında bizim geçmişimizden çok da uzakta değil. Temelinde Batı’nın analitik bakışı ile Doğu’nun manevi ve bütünsel bakışının kesişmesiyle oluşan uzun vadeli bir bakış açısı var. Temelinde, Doğu ile Batı’nın kesiştiği Anadolu kültürünün hoşgörü geleneği var; değer yaratmanın, “Kendin için ne istiyorsan, karşındaki için de onu iste” yaklaşımının, sorumluluk üstlenmenin getirdiği anlamlı bir yaşamın hazzı var. Yakın döneme kadar, şirketlerden beklenti daha çok kısa vadeli ve kâr odaklıydı. Bir şirketin değer yaratma potansiyelinin, elindeki mali ve fiziksel varlıklara dayandığı varsayımı geçerliydi. Bugün dünyanın en değerli şirketlerinin entelektüel ve sosyal sermayeye dayandığını gözlemliyoruz. “Entegre düşünce” zihinde başlar, sonra kâğıt üzerinde, en nihayetinde ise uygulamada hayata geçer. Entegre düşüncenin kâğıt üzerindeki yansıması kısa ve öz bilgi sunan “Entegre Rapor”dur.

Entegre Rapor, bir kurumun stratejisinin, yönetişiminin, performansının ve hedeflerinin kısa, orta ve uzun vadede değer yaratmayı nasıl sağlayacağının anlatılmasıdır. Raporun kısa ve öz olması hedeflenir, sadece kurumun strateji ve hedeflerine odaklanması beklenir. Entegre Raporun ilk adımını ‘önemlilik’ kavramı oluşturmaktadır. Önemlilikten kastedilen farkı yaratan tüm bilginin eksiksiz paylaşılmasıdır. Entegre Raporlama aracılığıyla, kurumlar paydaşları ile daha şeffaf iletişim halinde olurlar, faaliyetlerinin sürekliliğini gösterirler, adil, sorumlu ve tutarlı bir şekilde, kaynakları ne derece etkili kullandıklarını ortaya koyacak somut göstergeler sunarlar.

Entegre düşünce aynı zamanda risk yönetimini destekler. Şirket, faaliyetlerinin tüm paydaşlar üzerindeki etkilerini, şirketin önemlilik kriterleri ışığında değerlendirerek ölçümler. Özetle, entegre düşünce çok yönlü gelişimi destekler.

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK, UZUN VADELİ BAŞARI İÇİN ÖNEMLİ

• Sürdürülebilirlik sizin ana uzmanlık alanlarınızdan biri. Dünyada iş dünyasında sürdürülebilirlik alanındaki farkındalık sizce yeterli mi? Türk şirketleri sürdürülebilirlik yolculuğunda nasıl ilerliyor?

Sürdürülebilirlik, yalnızca insanlığın ve gezegenin yaşamsal ihtiyaçları için değil, aynı zamanda şirketlerin uzun vadeli başarısı için de kritik önem taşır. Buna rağmen sürdürülebilirlik, işlerin yürütülme biçimini kökten değiştirecek bir unsur olarak değerlendirilmek yerine, işler yürütülürken ele alınması gereken ikincil bir mesele olarak görülüyor.

Bu nedenle Akademi, alanında en iyi şirketlerin sürdürülebilirlik çalışmalarını nasıl yürüttüğünü ve yönettiğini tanımlayan Sürdürülebilirlik Yönetişim Karnesi’ni geliştirdi. Bu çalışmadaki amaç, etkileşimli öğrenmeyi hızlandırarak daha iyi bir dünya için katkı sağlıyor.

Kapsayıcı gelecek, güven duyulan kurumlarla olur

● Sizin kurduğunuz bir de vakıf var; Argüden Yönetişim Akademisi. Siz neden bu vakıfta Yönetişim ismini kullandınız? Yönetişim neden bu kadar önemli?

Argüden Yönetişim Akademisi, kamu, sivil toplum, özel sektör ve uluslararası kurumlarda yönetişim kalitesini artırmaya adandı. Akademi, sürdürülebilir ve kapsayıcı bir geleceğin, ancak toplumun güven duyulan kurumlarla çalışması ile inşa edileceğine olan inancımızla kuruldu. Güven duyulan kurumların inşası ve yaşaması ise ancak iyi yönetişim kültürünün benimsenmesi ile gerçekleşebiliyor. Akademi, iyi yönetişimin geliştirilmesi ve yaygınlaşması için çalışıyor. Argüden Yönetişim Akademisi tarafından geliştirilen ‘Sürdürülebilirlik Yönetişim Karnesi’ ve ‘Belediye Yönetişim Karnesi’ gibi çalışmalar ve iyi yönetişim kültürünün yaygınlaşması için oluşturduğu ‘Öğrenen Çocuk, Sorumlu Birey’ ile ‘Yönetişim Gençlik Ağı’ girişimleri dünyada örnek uygulamalar olarak takip ediliyor. Akademi, Türkiye’de ilk Entegre Rapor yayınlayan kurum oldu. Akademi, Uluslararası Uluslararası Entegre Raporlama Konseyi (IIRC) Bilgi Ortağı seçildi.

Otomotivin ihracat liderliğinde kalite yolculuğunun rolü var

• Türk iş dünyasında kalite kavramını yerleşmesinde emeği, öncülüğü olan isimsiniz. 30 yıllık süreçte yönetim dünyasını etkileyen kalite kavramı nasıl değişti?

ARGE Danışmanlık kurulduğu 1991 yılından bu yana yönetimde kalite anlayışının Türkiye'de savunuculuğunu yapıyor, çok farklı kurumlarda uygulanmasına destek oluyor. Aynı yıl kurulan Avrupa Kalite Vakfı'nın İş Mükemmelliği Modeli ve bu kalite anlayışının toplumsal yayılımı için 1997-98 yıllarında başlatılan Ulusal Kalite Hareketi ülkemizde çok önemli gelişimlerin temelini attı. Örneğin, bugün otomotiv sanayiinin Türkiye'nin en büyük ihracatçı sektörü olmasını sağlayan unsur, Avrupalı rakiplerinden daha iyi kalite seviyesine ulaşmış olmasıdır. Türkiye'nin Avrupa'da en çok Kalite Ödülü alan ülkeler arasında olması ve sadece şirketlerimizin değil, bazı eğitim kurumları ve belediyelerin de Avrupa Kalite Ödülleri kazanması yolculuğunu tetikleyen Ulusal Kalite Hareketi olmuştur.

EFQM Modeli 2020 yılında yenilendi. Bu yenilenmenin temelinde daha geniş bir bakış açısıyla paydaşlar ve onların beklentilerin verilen önceliğin gelişmesi, UN Global Compact ilkeleri ve Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları ile uyumlandırılması gibi konular yer alıyor. EFQM 2020 Modeli oluşturulurken kurulan Çalışma Grubuna Türkiye'den tek üye veren kurum ARGE Danışmanlık oldu. ARGE'nin ilk yayınladığı kitap ’Balanced Scorecard', Türkiye'de ilk uygulamalara danışmanlık desteği verdiğimiz Dengeli Karne ile EFQM Mükemmellik Modeli arasındaki ilişkileri ortaya koyan bir kitaptı. Son kitabımız 'Sürdürülebilir Başarı Modeli' ise yenilenmiş EFQM 2020 Modeli ile Entegre Düşünce anlayışından ve 30 yıllık deneyimizden faydalanarak yayınladığımız bir kitap.

1500'den fazla yönetim projesi geliştirdik

• Bize hem kendinizin hem de ARGE'nin 30 yıllık macerasını özetler misiniz? Çok çalışmak mı, iyi ilişkiler mi, iyi gözlemler mi? Başarınızın sırrı ne?

ARGE Danışmanlık'ta en önemli şansım nitelikli insanlarla ve Türkiye'nin önde gelen kuramlarıyla çalışabilmek oldu. Güvenin iki önemli unsuru var: (i) ahlaki değerler ve (ii) yetkinlik. Senede bir ay kendimizi ve entelektüel sermayemizi geliştirmek üzere öğrenmeye ve yayınlarla bilgimizi paylaşmaya zaman ayırma politikasını benimsemiş olmamız yetkinliklerimizin ve becerilerimizin güncel kalmasını, sürekli gelişmesini temin etti. Haftada 1 gün gönüllü faaliyetlere zaman ayırma politikamızın da toplumsal açıdan fark yaratacak işlere imza atmamıza yardımcı oldu.

ARGE Danışmanlık 30 yılda 500'ü aşkın kurumla 1500'den fazla yönetim danışmanlığı projesi gerçekleştirdi: Projelerde dört alana odaklandı: Strateji (doğru işi yapmak), Kalite (işi doğru yapmak), Kurumsallaşma (başarıyı sürdürülebilir kılmak) ve İyi yönetişim (yönetim kalitesini geliştirecek iklim ve kültür ortamı yaratmak)

Toplumsal gelişime öncü katkılar sağladı:

Ulusal Kalite Hareketi'nin oluşturulması; tüm sektörlere ve Anadolu'ya yaygınlaşması, UN Global Compact Türkiye Ağının kurulması ve dünyada Ulusal Ağların geliştirilmesi,

Kurumsal gönüllülük anlayışının yaygınlaşması (Özel Sektör Gönüllüler Derneği),

Yönetişim kavramının gelişimi ve kamu, özel ile sivil toplum alanlarında yaygınlaşması.

Geliştirdiği örnek uygulamalarla;

Birleşmiş Milletler, G20, OECD, Dünya Bankası, IFC, EBRD, Dünya Ekonomik Forumu gibi uluslararası kurumlara entelektüel katkılar sundu.

Geliştirdiği fikirler Harvard Business Review ve Insead Knowledge gibi yayınlarda ve Palgrave MacMillan ve Wiley gibi yayınevlerince yayınlanan kitaplarda yer aldı.

Sürekli gelişim yaşam kalitesinin anahtarı

• Bugün iş hayatına yeni atılacak gençlere neler tavsiye edersiniz? Gözü kara davranıp, 5 parasız da olsa girişimciliği mi denesinler, hemen maaş alabilecekleri yolu mu seçsinler? Maaşlı yolculuğu seçenler için nasıl bir kariyer planlaması önerirsiniz? Girişimcilere ayrı tavsiyeleriniz neler olabilir?

Girişimcilik yolunu seçenler arasından başarıyı yakalayanlar genellikle daha büyük zenginliklere ulaşsalar da birçoğu da çok sıkıntı yaşayabiliyor. Girişimcilik yolunu seçecek olanların özellikle risk yönetimi konusuna özen göstermeleri ve seçtikleri alanda başarı için gerekli tüm kaynakları (maddi, fiziki, entelektüel, sosyal sermaye gibi) harekete geçirebilecek becerilere sahip olmaları önem taşır.

İşin insana sağladığı kazanımları doğru değerlendirmek, işte başarı için önemli bir ilk adımdır. Bir işte çalışmak önemli bir zenginliktir. İş insana dört boyutta kazanç sağlar.

İlk akla gelen kazanç çalışma ile elde edilen gelirdir. Sağlık ve hayat sigortası ile yaşama ilişkin risklerin mali yüklerinin azaltılıyor olması da önemli bir kazançtır. Ayrıca, emeklilik dönemi için ödenen primlerde insanın gelecek kaygısını bir ölçüde de olsa azaltan önemli kazanç olarak ortaya çıkıyor.

İş, sosyal çevreyi belirleyen unsurlardan da biridir. Çalışma hayatında tanışılan iş arkadaşları, müşteriler, tedarikçiler ve işbirliği ortakları insanların özel hayatına da kalite katıyor.

İş hayatının insana kattığı en önemli özelliklerden birisi de yetkinliklerin gelişmesidir. Çalışma hayatı insanın bilgi düzeyi, problem çözme yetkinlikleri, yeni teknolojilere uyum yeteneği gibi birçok önemli konuda gelişimine katkıda bulunur. Bu yetkinliklerin gelişmesi insanı hem mevcut işinde hem de kariyerinin ilerleyen dönemlerinde edineceği işlerde başarılı kılar.

İş hayatındaki çalışmalar insanların etki alanının da gelişmesini sağlar. İş, insana sonuç elde etmesi için önemli imkanlar sunar. Çalışanın kullanımına sunulan makina, ekipman, tedarik zinciri ve sosyal çevre işini iyi yapanlar için önemli bir güç kaynağıdır.

İş hayatındaki imkanları iyi değerlendirmeyenler, kariyerlerinde de başarılı olamazlar. Özellikle, büyük şirketlerde çalışan ve dolayısıyla büyük imkanlarla işleri yürütenlerin başarıdaki tüm kerameti kendilerinde görmeleri sonucu işten ayrılmaları durumunda büyük güçlüklerle karşılaştıkları bilinmektedir.

İyi bir işte çalışırken işten ayrılanlar, bir sonraki iş aramada aşırı seçici olur ve işsiz kaldıkları dönemi uzatırlarsa sadece maddi kaynaktan değil, aynı zamanda kendilerini ve çevrelerini geliştirme fırsatlarından da yoksun kalarak gelişimlerine darbe vurmuş olurlar.

Çalışma hayatında sosyal çevreye önem vermeyen, insan ilişkilerini iyi yürütemeyenler, çalışma hayatının sunduğu önemli katkılardan olan sosyal çevre ve etki alanı konusunda kendilerini yeterince geliştiremezler.

Kariyerini bilgi ve yetkinliklerini geliştirmek üzere planlamayanlar ise hem çalıştıkları işyerinde yükselme konusunda hem de başka iş bulma konusunda geri kalırlar. İnsanın kariyeri boyunca birbiri ile tutarlı fakat farklı yetkinlikleri geliştirmeye çalışması onun mali yönden de daha değerli olmasını sağlar. İş hayatında 5-7 yılda bir pozisyon değiştirilmesi tavsiye ediliyor. Ancak, her tavsiye şartlara göre değerlendirilmelidir. Özetle, çalışmak bir mutluluktur. Sürekli gelişim, yaşam kalitesinin artırılmasının anahtarıdır.

Geleceği şekillendirmek için reçete sunuyoruz

• "Gelecek Hemen Şimdi” diye bir tür manifesto, trend setiniz var. Kişiler ve kurumlar geleceği şekillendirmek için bugünden ne yapmalı?

Ufkumuzu zaman, mekân, kaynak ve paydaşlar açısından genişletmenin geleceği şekillendirmenin temeli olduğuna inanıyoruz. Bu nedenle, geleceğin hemen şimdi atılacak adımlarla şekillendirilebilmesi için 7 adımdan oluşan bir reçete sunuyoruz: Amaç ve Değer Odaklı Bakış "Hangi ihtiyacı karşılamayı hedefliyorum?", "Nasıl bir değer yaratmaya odaklanıyorum?" sorularının yanıtını kendimize ve etkileşimde olduğumuz taraflara net ifade edebilmeliyiz.

Amaç ve değeri ortaya koyduğumuzda;
ne kadar hızlı ilerleyebildiğimizi, keskin virajlarda nasıl yol alabildiğimizi kavrayarak, hemen şimdi birey ve kurum olarak tanımı netleştirelim.

Paydaşların Güvenini Kazanmak
Küçülen dünya, hızı her gün katlanarak artan etkileşim düzeyi, bizi tek başımıza hareket edemez duruma getirdi.

Paydaşlara karşı adil olmak, paydaşlardan öğrenmek, paydaşları bilgilendirmek, onların kararlara katılımını sağlamak vazgeçilmez bir hale geldi.

Çok Boyutlu Deneyim Çeşitliliği
Hızla dönen dünya, bize tek pencereden bakıp aynı manzarayı görerek hayatı sürdürme alışkanlığımızdan vazgeçmemiz gerektiğini söylüyor. Uygulamalarda katılımcıların çeşitliliği, karar kalitesine üstün değer katıyor. Deneyimimizi çeşitlendirmeye, kurum olarak deneyim çeşitliliğini sağlayan ortamlar geliştirmeye ve bütünü daha iyi anlamaya çalışalım.

Sürekli Gelişim: Teknolojiyle Yenilikçilik
Teknolojiyi, hayatı ve is yapma biçimini iyileştiren, yapılabileceklerimizdeki ufku çok öteye taşıyan fırsat olarak görelim. Teknolojiyi geliştirenleri izlemek yerine, iyi örneklerden öğrenerek bu fırsatı bir araca ve kendi kullanımımıza yansıtacak şekilde direksiyona geçmeyi hedefleyelim.

İş Yapma Yöntemi: Tek Doğru Yok
Karma ve çevik yeni çalışma düzenleri oluşuyor. Tüm süreçlerdeki karma yaklaşımlar, esnek yapıdaki dengeleri yönetebilenler için önemli bir güç niteliği kazanıyor. Yaratıcılık uğruna kuralsızlık ortamında savrulmadan, ama aynı zamanda da geleneksel/bilinen düzeni korumak adına kurallarla kendimizi sabitlemeden ilerlemeyi ilke edinelim. Geleneksel bakış ile yenilikçi yaklaşımları dengeli şekilde birleştirelim.

Çalışan Gönüllülüğü
Gönüllülük ile bize sunulan yaşam kulvarının dışında deneyimler edinme fırsatına erişiliyor. Gönüllülük ile başkalarının ihtiyacını karşılamaya odaklanırken; problem çözme, empati kurma, kısıtlı kaynaklarla anlamlı sonuçlar üretme ve birlikte çalışma becerileri kazanılıyor.

Yaşam / İş Dengesi
Kişisel bütünlüğü; yaşam deneyimi, iş yapma disiplini ve tatmininden dengeli şekilde beslenebildiğimiz oranda sağlayabiliyoruz. Bireyin sağlıklı bünye, düşünce ve ruh yapısı, iş yapma performansına doğrudan yansıyor.