Ay: Sanayi kültürü olmayan yerlerde hak ihlali daha yüksek

Öz İplik-İş Sendikası Genel Başkanı Rafi Ay, dokuma ve deri işkolunda sendikalılık oranının yüzde 8.84 ve sendikalı işçi sayısının 101 bin 327 kişi olduğunu belirterek, “Türkiye’nin ihracat lokomotifi, en yaygın sektöründe bu kabul edilemez bir durumdur dedi.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Mehmet KAYA

DÜNYA’ya yaptığı açıklamada örgütlenme çalışmalarını hızla devam ettirdiklerini ve işkolunda lider sendika olmayı hedeflediklerini bildiren Ay, önceki yıla göre işkolundaki 7 bin 289 sendikalı işçi sayısı artışının 4 bin 231’inin Öz İplik İş tarafından yapıldığını iletti. Tekstil ve hazır giyim sektörünün Anadolu kentlerinde büyümesinin özendirildiğini hatırlatan Ay, “Bu olumlu ancak yarattığı sorun da göz ardı edilmemeli. Sanayi kültürü olmayan yerlerde hak ihlali daha yüksek. Kayıt dışı çalıştırma, işverenin kıdem, mesai vb. her hakkın gasp edildiği yerler var” diye konuştu.

Tekstil, hazır giyim, halı sektörlerinin Türkiye’nin düzenli ve yüksek dış ticaret fazlası veren tek sektörü olduğunu, kadın istihdamının yarısına yakınını gerçekleştirdiğini bildiren Ay, Anadolu’nun hemen her köşesine sanayi kültürünün götürdüğünü ve buna karşılık sektörde hala kayıt dışılık hak ihlalleri görüldüğünü kaydetti.

Örgütlenmenin önündeki engellerin kaldırılmasını isteyen Ay, “Ucuz işgücünün bu sektör için rekabet avantajı olmadığı görüldü. Türkiye kaliteli üretim yaptığı için tercih ediliyor. Bunu da sağlayan işçilerimizdir. Türkiye’nin rekabet gücü artık işçilerin daha iyi şartlarda çalışmasını sağlamakla gelişir. Bunun da yolu sendikalı, toplu pazarlığa dayalı çalışma hayatıdır” ifadesini kullandı.

'İşverenler hak hukuk dinlemiyor'

Ay, tekstil ve hazır giyim sektörünün Anadolu’nun göreli olarak sanayi olmayan bölgelerinde üretime başlamasının memnuniyet verici olduğunu ancak bu olurken sektörün dengesini bozacak

bir olgunun da ortaya çıktığını vurguladı. Sanayi kültürü olmayan yerlerdeki bazı işverenlerin “kral gibi” davrandığını söyleyen Ay, “Kayıt dışı çalıştırmadan tutun, mesai, iş barışı, çalışan hakları, kıdem tazminatı. Sektörün Anadolu’ya yayılması isteniyor ama oradaki işverenin de denetlenmesi gerekir. Yeni sanayileşen yerlerde bazı işverenler ne hak, ne de hukuk dinliyor, yerel yöneticiler de buna göz yumabiliyor. Bu durum sadece iş barışını değil, kayıtlı, sendikalı, hukuka saygılı işyerlerine karşı büyük bir rekabet bozucu etki edecektir” dedi.

Vergi ve emeklilikte yaşa takılanlar sanıldığından daha ciddi bir sorun

Ay, çalışanların gelir vergisi sorunu ile “emeklilikte yaşa takılanlar” olarak adlandırılan emeklilik yaşı ötelenenlerin sorunlarının görünenden daha ciddi boyutta olduğunu vurguladı. Dar gelirli kesimlerin asgari ücrete mahküm edilmesinin beklenemeyeceğini vurgulayan Ay, “Asgari ücretin biraz üstünde gelir elde edildiğinde ciddi bir ilave gelir vergisi yükü biniyor. Bu hem işçi hem de işveren açısından kabul edilemez. İşçinin eline geçen net ücretin korunması için mutlaka ve mutlaka, asgari ücretin en az 3 katı tutara kadar ücret düşük gelir vergisine tabi tutulmalı. Gelir vergisinin neredeyse tamamını, yarısı asgari ücret alan işçi kesimi ödüyor. Bu ülkenin işvereni, avukatı, mağazacısı, kuyumcusu hepsi asgari ücretliden az gelir vergisi ödüyor” şeklinde konuştu.