Aydın: Merkez fonlamasına bağımlılık, sağlıklı ve sürdürülebilir değil

Türkiye Bankalar Birliği Başkanı Hüseyin Aydın, bankaların swap dahil Merkez Bankası fonlama büyüklüğünün 600 milyar liraya ulaştığına dikkat çekerek bu bağımlılığın sağlıklı ve sürdürülebilir olmadığına işaret etti.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Türkiye Bankalar Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Aydın, pandemi dönemiyle TL kredilerdeki artışın ve fonlama kanallarının azalmasıyla Merkez Bankası fonlamasına bağımlılığın yükseldiğini dile getirerek 500-600 milyar liraya ulaşan swap dahil Merkez Bankası fonlamasının sağlıklı ve sürdürülebilir olmadığını vurguladı. Capital ve Ekonomist Dergilerinin düzenlediği “CEO Club” Bankacılık Zirvesi’ne katılan diğer banka CEO’ları da sorunlu kredi stokundaki yüksek artışa dikkat çekerek dolarizasyonun yarattığı risklerin 2021 yılına da aktarılacağını belirtti. 

Zirvede konuşan Aydın, TL krediler ile TL mevduat arasındaki farkın ekim sonunda 700 milyar TL’yi aştığını vurgulayarak “Finansman önemli ölçüde çok kısa vadeli repo yoluyla veya swap yoluyla Merkez Bankası’ndan sağlandı. Özellikle swap dahil Merkez Bankası’nın piyasa fonlamasının 550-600 milyar TL’ye ulaştığı görüldü. Bu durum, sağlıklı ve sürdürülebilir değildir” diye konuştu. Beklentilerinin bilançoda TL’nin payının artırılması için TL tasarruf araçlarının güçlendirilmesi ve Merkez Bankası fonlamasına daha az ihtiyaç duyulacak bir ortamın yaratılması olduğunu söyledi. 

Pandemi ile birlikte ülkelerin ekonomilerini kapattığı dönemde bankaların, hükümetlerin politikalarının uygulamasında çok önemli bir rol üstlendiğini belirten Aydın, bu dönemde, bankacılık sektöründeki gelişmeleri rakamsal olarak değerlendirildiğinde ortaya çıkan resmi Aydın şöyle özetledi: 

- Bilanço toplamı 6 trilyon TL’yi geçti. Toplam aktiflerin milli gelire oranı, son 9 yılda 21 puan artarken, ülkemizde son 9 ayda 24 puan artarak yüzde 129’a ulaştı.   

- Kredilerin milli gelire oranı 2019’a göre 15 puan artarak yüzde 77’ye yükseldi.

- Bilançoda, kredilerin payı yüzde 59, mevduatın payı yüzde 57’dir. Menkul değerler portföyü de dikkate alındığında ekonomiye sağlanan finansmanın bilanço içindeki payı yüzde 76’ya ulaşmaktadır. 

- Mevduatın yüzde 46’sı, kredilerin yüzde 64’ü TL cinsindendir. Yani TL finansman ihtiyacı yüksektir. Uluslararası para ve sermaye piyasalarından temin edilen kaynaklar, nette swap yoluyla TL finansmanında kullanılmakta olmakla birlikte küresel kriz ve salgının etkin olduğu dönemlerde bu kaynaklara olan bağımlılığın finansmanın sürdürülebilir olması önünde zorluklara neden olduğu görülmüştür.  

- Kredilerdeki hızlı büyüme yanında, salgının etkisiyle kamunun borçlanma ihtiyacının artması çerçevesinde borç çevirme oranının yüzde 100’ün üzerine çıkması finansman üzerinde sınırlı bir baskıya neden olmuştur. 

- Kredilerin ortalama vadesi 1 yıldan uzun, mevduatın vadesi 3 aydan az, Merkez Bankası fonlaması ise çok daha kısadır.

- Bu dönemde, yabancı para kaynak talebinin azalması nedeniyle bankalar yurtdışına net borç ödemeye devam ettiler.

Dengeleri bozmayacak bir döviz arzı ihtiyacı

Tasarruf mevduatının sadece yüzde 42’sinin TL cinsinden olduğuna dikkat çeken Aydın, “Risk yönetimi açısından bu çok yüksek bir orandır ve yönetilmesi kolay değildir. Beklentimiz, makro dengelerin sağlıklı olarak kurulması, bilançoda TL’nin payının artışını destekleyecek şekilde TL tasarruf araçlarının özendirilmesi ve bu sayede Merkez Bankası fonlamasına daha az ihtiyaç duyulacak bir finansman yapısına ulaşılmasıdır” dedi. Aydın dengeleri bozmayacak bir döviz arzına ihtiyaç bulunduğunu belirterek şöyle konuştu: “Artması muhtemel kamu borçlanma ihtiyacının ekonominin ihtiyaç duyacağı kredi büyümesine baskısının sınırlı kalacağı politikaların uygulanması ile daha sürdürülebilir bir büyüme menziline gireceğimizi düşünüyoruz.”

BANKA CEO’LARI RİSKLERE DİKKAT ÇEKTİ

Citibank Türkiye CEO’su Emre Karter: Pandemiyle alınan tedbir ve teşvik kararlarının ciddi kredi büyümesi getirdi. Bankalar 2021’de yaşanabilecek olası aktif kalitesindeki bozulmayı göz önünde bulundurarak kredi karşılıklarını artırma yönünde kullandılar. Net faiz ve kar gelirleri hala yüksek oranda ama geçen yıllara göre alışık olduğumuz karlılıkların altında gerçekleşti Türk şirketlerinin satın alma birleşmelerine ve bankaların finansmanına destek olduk. Ve sendikasyon ile dış ticaret finansmanı kapsamında 9 aylık dönemde Türkiye’ye 1 milyar doların üzerinde fonlama getirdik. 2021’de geri dönmeyen kredilerin yapılandırılmasına odaklanılacak. İkinci el kredi piyasalarının Türkiye’de teşkili şart. Sadece sorunlu kredilerin aktif yönetiminden sorumlu şirketlerin Türkiye’de yerleşmesine bakmak gerekiyor. Son günlerde ekonomi yönetiminde yaşanan olumlu anlamdaki sert dönüş makroekonomik istikrarın sağlanmasıyla çok büyük potansiyel içeriyor. Sıcak paraya da ilgimiz var çok net geri dönüş olabilir. 

Halkbank CEO’su Osman Arslan: 2020’de öne çıkan gelişmelerden biri de dolarizasyon. Fonlama tarafında TL ağırlık kazanırken maalesef mevduat tarafından yabancı paraya eğilim devam ediyor. TL’ye güvenin yeniden hep birlikte tesis edilmesi gerekiyor. Son gelişmeler de değerlemenin ivme kazanacağı yönünde çok önemli sinyaller verdi. Buna inanıyoruz kamu bankaları olarak tasarruf sahiplerini de düşünüp belli seviyede getiri sağlaması için yeni ürünler geliştirip ekonomi yönetimiyle politikaları geliştirmeye çalışıyoruz. Halkbank olarak 2020’de ekonomi yönetiminin katkısıyla oluşturulan finansal istikrar paketlerinin önemli paydaşlarından biriyiz. 600 milyar liraya ulaşan bir destekten bahsediyoruz. Biz de Halkbank olarak burada 100 milyara yakın finansman desteği sağladık. En önemli desteği de esnaf ve KOBİ’lere verdik. 1.5 milyon yeni müşteri kazandık yarıya yakın kısmı küçük esnaf işletme KOBİ’ler. Pazarcı, tamirci esnafı, seyyar satıcılar bu küçük işletmeleri de bankacılık sistemiyle tanıştırdık. Bireysel hariç ticari kredilerimizin yüzde 52’si küçük işletmeler ve KOBİ’lere verilmiş durumda bu oranı 2021’de yüzde 60’a çıkarmayı hedefliyoruz. Bankacılık sisteminde KOBİ’lere 100 liralık kredinin 22 lirasını Halkbank veriyor ve bunu yüzde 25’e çıkarmayı hedefliyoruz. 

Garanti BBVA CEO Recep Baştuğ: 2020’nin ilk iki ayı en iyi iki aydı. 2020 muhtemelen en iyi yıllardan biri olacakken pandemi geldi. Aslında bir etken daha oldu o da aktif rasyosu. İkisinin etkisiyle resmen iki yılda yaşanacak kredi büyümesi üç ayda yaşandı ve reel sektör hayatında görmediği likiditeye kavuştu. Kredi ve mevduat maliyetleri düştüğü için sektörün rahatsızlığı olmadı. Şimdi maliyetler yükselmeye başlayınca yüzde 7-8 ile kredi veren sektör yüzde 14 ile mevduat toplar hale geldi. Bu olumsuzluk 2021’e de sirayet edecek. Yatırımcı tercihini yabancı paradan yana kullandı.

Merkez Bankası’na 2.1 milyon TL kredi 1.5 milyon TL mevduat var ve 600 milyar lira açıktayız. Merkez Bankası’nda fonluyoruz. 2020 yılı tedbirlerle beraber aktif bozulmasının ötelendiği yıl oldu bankaların sağlığını rahatsız etmeyecek ama kur artışları bilançoları daha da olumsuz etkileri bunu da 2021’de göreceğiz. Türk bankacılık tarihinin en yüksek sorunlu kredi stokunu yönetiyoruz. 2021’de tahsilat ve sorunlu krediler olacak birinci gündem. Baskı yaratan bir diğer konu da fonlama maliyeti ciddi yükseldi bir süre devam edecek. İki aktif kalitesi, çok net ki aktif kalitesinde bozulma olmadı ve regülasyonla alınan destekle ötemelerle 2021’e kaldı. 2021’de bankaların yapısını rahatsız edecek boyutta değil ama bozulma olacak. Bir diğer konu bankaların karlılığı. Türkiye’de sermayenin maliyeti yabancı yatırımcı ölçtüğünde oran yüzde 19. Türk bankacılığında sermaye karlılığı bugün yüzde 10’larda. Bunun artması lazım. Yanlış algı var oluşan rakamlar 5-6 milyarları konuşunca Türkiye ölçeğinde önemli ama yatırdığınız sermaye ile oranladığınızda bu düşük kalmakta. 

Alternatif Bank CEO’su Kaan Gür: İki yıldır pazar payı alarak büyümeye devam ediyoruz, aktif rasyosu pozitif ayrıştırdı. Daha TL ağırlıklı bilanço yönetiyoruz. Büyüme devam edecek TL ağırlığı dengeleme ile ticari krediler ağırlıklı büyümeye odaklanacağımız bir yıl olacak. Deneyimlerimiz ve yaptığımız yatırımlar bizi dijital hizmetlerde güçlü hale getiriyor. Bireysel bankacılığı da resmin içine daha rahat koymaya başladık. Sektörün üzerinde büyüme hedefliyoruz. Yüzde 20’ler civarı büyüme oranı 2021 bizim bütçemizde yer alacak. Stratejik odak olarak katma değer yaratan her türlü üretimin finansmanı dış ticaretin var olduğu noktada bu ticaret ağına değmek istiyoruz.