Birleşik Krallık Ankara Büyükelçisi Chilcott: Pandemi ve Brexit’e rağmen ticaretimiz gücünü korudu

Birleşik Krallık Ankara Büyükelçisi Sir Dominick Chilcott, “Merkezinde enerji etkin ürünleri ve yenilenebilir enerji olan bir Yeşil Türkiye, Avrupa’nın imalat merkezi olma konumunu daha da güçlendirecektir.” dedi.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Elif KARACA

Birleşik Krallık Ankara Büyükelçisi Sir Dominick Chilcott, Brexit sonrası dönemin tamamını kapsayan istatistiklerin henüz açıklanmadığını, ancak ilk verilerin iki ülke arasındaki ticaretin bu süreçten dayanıklı çıktığını gösterdiğini söyledi. Yaşanan iki şokun (Brexit ve Covid-19) üst üste gelmesine rağmen taraflar arasındaki ticaretin kısa süre içinde pandemi öncesi seviyeye geri dönmesini beklediğini belirten Chilcott, mevcut STA’da 2022 yılı bitmeden önce “kapsamlı” bir STA için görüşmelere başlanmasını öngören bir değerlendirme hükmü bulunduğunu da ifade etti.

DÜNYA’nın sorularını yanıtlayan Chilcott, bu değerlendirmenin diğer alanların yanı sıra tarımsal ürünlerde ticaret, hizmet ticareti, yatırım ve dijital ekonomi gibi alanları da kapsayacağını söyledi. Chilcott, “Birleşik Krallık ve Türkiye, net hizmet ihracatçıları olmasına rağmen, hizmetler, ikili ticaretimizin sadece %20’sini oluşturuyor. Son dönemde hizmetler alanında önemli yatırımlar oldu, örneğin ‘Getir’ Birleşik Krallık pazarında yerini aldı. Bu alandaki potansiyelden faydalanmak her iki yönde de ticareti güçlendirecektir” dedi.

Birleşik Krallık Türkiye’nin önemli ticaret ortaklarından biri. Türkiye’nin Birleşik Krallık’a ihracatı, Brexit sonrasında yapılan serbest ticaret anlaşmasının (STA) ardından ocak–mayıs döneminde yüzde 47,7 arttı. İki ülke arasındaki ticaret Brexit’ten nasıl etkilendi?

Birleşik Krallık’ın AB’nin Gümrük Birliğinden ayrılmasından sonraki dönemin tamamını kapsayan istatistikler henüz elimizde yok, ancak ilk veriler ikili ticaretinin dayanıklı çıktığını gösteriyor. Sistemin yaşadığı bu iki şokun (Brexit ve pandemi) üst üste gelmesine rağmen karşılıklı ticaretimizin kısa sürede pandemi öncesi düzeye geri dönmesini bekliyoruz. Ülkemizde Türk mallarına büyük bir ilgi var. STA’yı tamamlayıp bir kaç ay sonra tasdik edip tam olarak uygulamaya almamız, ticaret akışının devamlılığını sağladı. Ayrıca yeni STA belirsizliği de ortadan kaldırdı ki bu, her iki taraftaki işletmelerin de haklı olarak endişe duyduğu bir konuydu. İşletmeler, her iki taraftan yapılan ihracat için tarifesiz erişimden faydalanmaya devam edebilecek.

Mevcut STA’nın yatırım ve hizmetler gibi alanları da kapsayacak şekilde genişletilmesi bekleniyor. Bu konuda son durum nedir?

Türkiye ile AB arasındaki anlaşmaların kapsamadığı önemli ekonomik faaliyet alanları da var ve kesinlikle bu alanlardaki ticaretimizi nasıl kolaylaştırıp büyütebileceğimize bakmalıyız. STA’nın hayata geçirilmesi önemli bir başarı ama her iki taraf da bunu çok daha ileriye götürmek istiyor. Bu nedenle 2022 yılı bitmeden önce kapsamlı bir STA için görüşmelere başlanmasını öngören bir değerlendirme hükmü var. Bu değerlendirme, diğer alanların yanı sıra tarımsal ürünlerde ticaret, hizmetlerde ticaret, yatırım ve dijital ekonomi gibi alanları da kapsayacak.

İklim değişikliğiyle mücadele konusunda Türkiye ciddi bir ilerleme kaydetti, ancak Paris Anlaşması’nı henüz parlamentosunda onaylamadı. Bu durum herhangi bir dezavantaj yaratıyor mu?

Başbakanımız, iklim değişikliği ile mücadeleyi ilk sıradaki uluslararası önceliği olarak tanımladı. Kasım”da Glasgow’da COP26 iklim değişikliği konferansına ev sahipliği yapacağız ve uluslararası toplumun, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu dünyanın en büyük ekonomilerinin, sera gazı salımlarını kesmek için taahhütlerde bulunmalarını umuyoruz. Dürüst olmak gerekirse, ortak planlarımız şu anda bu hedefin çok gerisinde. Sizin de belirttiğiniz gibi, Türkiye, temiz enerji ve sıfır atık alanlarında ciddi ilerleme kaydetti. Fakat pek çoğumuz gibi Türkiye’nin de daha fazlasını yapması gerekiyor. AB’nin Yeşil Sözleşmesi, salımlarını azaltmak için yeteri kadar çaba harcamayan ülkelerden ithal mallar için yeni tarifeler uygulanmasını öngörüyor. Dolayısıyla, Avrupalı ülkelerin karbonsuzlaşma ve temiz ekonomilere geçme çabaları, Türkiye için bir fırsat teşkil ediyor ama aynı zamanda, bir tür risk de taşıyor. Merkezinde enerji etkin ürünleri ve yenilenebilir enerji olan bir Yeşil Türkiye, Avrupa’nın imalat merkezi olma konumunu daha da güçlendirebilecektir.

Ülkenizdeki tatilcilerin favori destinasyonlarından biri olan Türkiye, hala kırmızı listede. İki ülke arasındaki turizm faaliyeti pandemi öncesi düzeyi ne zaman yakalar?

Süprizlerle dolu bu pandemide tahminde bulunmak gerçekten çok zor. Ttrafik ışığı sistemi, halk sağlığını korumak için ülkeleri risk durumuna göre sınıflandırıyor. Değerlendirmeler bilim insanları ve kamu görevlileri tarafından yapılıyor. Sistem mümkün olduğu kadar tarafsız şekilde tasarlandı.Umarım herşey en kısa sürede normale döner. Türkiye’nin bizim için bu kadar cazip bir tatil yeri olmasının pek çok haklı sebebi var. Pandemiyi atlatır atlatmaz, Covid öncesi seviyeleri yakalamamız, hatta üzerine çıkmamız çok uzun sürmeyecektir.

"Türk imalat sanayii rekabetçi ve Avrupa ile çok iyi entegre"

İki ülke arasında hangi alanlarda yeni işbirliği fırsatları var?

Ticari işbirliğimizi geliştirmek için çok büyük bir potansiyel olduğuna inanıyorum. Örneğin hizmet sektörü.İki ülke net hizmet ihracatçıları olmasına rağmen, hizmetler ikili ticaretin sadece %20’sini oluşturuyor. Son dönemde hizmetler alanında önemli yatırımlar oldu. Örneğin ‘Getir’ Birleşik Krallık pazarında yerini aldı. Bu alandaki potansiyelden faydalanmak her iki yönde de ticareti güçlendirecektir. Tarafların masaya birbirini tamamlayan beceri ve deneyimler getirdiği, ileri düzey imalat alanında daha fazla işbirliğini teşvik etmeliyiz. Türkiye’nin son derece rekabetçi ve etkin bir imalat sanayi var ve Avrupalı tedarik zincirleriyle çok iyi entegre olmuş durumda. İşletmelerimiz, zaten bu nedenle Türkiye’de yatırımlar ve ortaklıklar kurdu.

İlaç, otomotiv, havacılık-uzay, kimya ve elektrik/elektronik sanayileri gibi yüksek değerli imalat sektörleri için Türk işletmelerle yakın işbirliği için çok büyük bir potansiyel görüyorum. Mevcut anlaşmamız, tarım alanında sadece kısıtlı düzenlemelere sahip. İkinci safhamızda, tarımda çok daha liberal bir yaklaşım sağlanması için büyük bir fırsat görüyoruz ve artık Birleşik Krallık Avrupa Birliği’nden ayrıldığından, bunu yapabilecek özgürlüğümüz olacak. Birleşik Krallık’ta yüksek üretim standartlarımız ve tüm ülke genelinde şaşırtıcı bir çeşitliliğe sahip bölgesel ürünlerimiz var; İngiliz kaşar peyniri, Gallerin kuzu eti ve İskoç somonu belki de Türkiye’de en çok bilinen ürünlerimizden. Birleşik Krallık’taki süpermarketlerin raflarında daha fazla Türk gıda ürünü görmeyi heyecanla bekliyorum. Ayrıca dijital ticareti kolaylaştırarak her iki yönde ihracatı büyütme potansiyelimiz var.