Borsada yerli, yabancıyı fonluyor!

Ekonomist Ali Ağaoğlu ve gazeteci Hakan Güldağ, Şans Sohbetleri’nde Merkez Bankası'nın sağladığı 'tarihi' kredi fırsatını değerlendirdi.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Ekonomist Ali Ağaoğlu ve gazeteci Hakan Güldağ, bu haftaki Şans Sohbetleri’nde Merkez Bankası'nın sağladığı 'tarihi' kredi fırsatını değerlendirdi, bu kredilerin akibetinin çok iyi izlenmesi gerektiğini vurguladı. Alınan kararlar çerçevesinde vatandaşın yöneleceği hisse senedi ve konut dışında fazla seçenek kalmadığına dikkat çeken ikili, borsada yabancıların genel olarak satarken, 300 bini aşan yeni yatırımcının da katılmasıyla, bir anlamda yerli yatırımcının yabancının çıkışını finanse ettiğini kaydetti.

Güldağ: Konu çok. Merkez Bankası'nın sağladığı 20 milyar liralık 'yatırım taahhütlü avans kredisi' ile başlayalım. Doğrusu, büyük bir hamle geldi Merkez Bankası'ndan. İlan edildiği gün reel sektöre de yakınlığı ile tanınan bankacı dostumuz Ferda Besli ile konuşuyorduk. "Merkez Bankası yatırım finansmanında tarihi fırsat sunuyor" dedi ve ekledi; "10 yıl vade, 6.75 sabit faiz..." Hangi sektör temsilcisiyle konuşsam aynı kanaatte. Aslında, bir süredir düşen faizler bir heyecan getirdi piyasaya. Adana Sanayi Odası Başkanı Zeki Kıvanç, "bu faizle üretim de olur memlekette, yatırım da, tüketim de..." diyordu. Ama Merkez Bankası'nın reeskont görünümlü son kredisi işin adeta şahikası oldu. Taçlandırdı korona dönemindeki destekleri. Tabii tartışmalar da eksik olmuyor. Verebilir, veremez diye. Gerçekten de, TCMB yasası, “Merkez Bankası, reeskont kredisi verebilir ama kredi veremez" diyor mealen. Ama öte yandan, Türkiye'nin yatırıma da ihtiyacı var. Görüyoruz, babayiğitler de pek çıkamıyor bu koşullarda. Tartışmalar bir yana, Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası 18 milyarlık bölümünü vermeye başladı kredi olarak...

Ağaoğlu: Bu desteğin bir şekilde yapılması gerekiyordu bunu kabul edelim. Ama ‘Merkez Bankası, üzerinden mi, Hazine üzerinden mi yapmak’ derseniz, Hazine üzerinden yapmanın daha doğru olduğunu düşünen taraftayım.

Öte yandan aslında 4 grup krediden bahsediyoruz. Biri, 20 milyar Eximbank üzerinden kullanılacak reeskont kredisi var. Ayrıca, 10 milyar kamu bankaları, 10 milyar da özel bankalar üzerinden, 20 milyar da kalkınma ve yatırım bankası üzerinden kullanılacak kredi var. Hazine tarafından yapılması daha doğruydu. Belki Hazine borçlanacaktı. Şimdi direkt Merkez Bankası'na operatif bir iş yüklüyoruz. Merkez'in kaynaklarına gelmiş durumdayız. 'Eninde sonunda gelecektik' diyeceksin ama bunun yaratacağı olumlu olumsuz etkiler var.

Güldağ: Nedir bunlar?

Ağaoğlu: Olumlu etkiler; bu faiz oranı ile herkes mutlaka kullanmak isteyecektir. 10 yıllık faiz Türkiye’de TL olarak bulunamayan bir faizdir. Bu büyük rahatlık sağlayacak. Olumsuz tarafına gelince bu faizle 10 yıllık TL kredisi alan bir yatırımcı ya da şirket gidip bununla yatırım yapacak mı diye bakmak, krediyi verdikten sonra takip etmek lazım. Çünkü gerçekten yatırıma gidiyor mu gitmiyor mu kontrol etmek lazım. Belki eski açıklar kapatılır, zombi şirketler yüzdürülür. Buna izin vermemek gerekiyor. İzlemek şart. O faizle hala daha yatırım yapılmıyorsa da demek lazım ki, sadece faiz kararı değildir o yatırımları yaptıran. Yatırım iklimi, hukuki altyapı uygun mudur, yeterli insan kaynağı var mıdır, ihtiyaç duyulan pazarlara ulaşma imkanı var mıdır? Sonrasında kredilerin amaca uygun kullanılıp kullanılmadığının ölçülmesi lazım. Eğer kullanılıyorsa istenen hedefe ulaşılmıştır. Ama ben şu anki ortama baktığımda daha çok eski borçların yeniden yapılandırılmasında kullanılacak. Nakit ihtiyacı olan şirketlerin özellikle istihdam kaygısı olan şirketlerin, sübvanse edileceğini düşünüyorum. Ölçü kritik. Mesela o açıdan Eximbank kredisi ise çok kıymetli bir kredi.

Güldağ: Bu aralar yine gündeme sermaye kontrolü meselesi de geldi. Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'a da soruldu. Hemen her alandaki müdahalelere refere edilerek. Tabii ki bizim piyasa da oyuncak değil. Herkesin istediği gibi at oynatmasına izin vermek de doğru değil. Benim gördüğüm Bakan Bey de bıkmış artık bu sorudan. 'Türkiye kadar serbest başka hangi piyasa var' diye sordu o da... Bir şekilde piyasayı regüle etmek gerekiyor ancak son dönemde peş peşe atılan adımları, tek tek saymayayım ama dövize gelen vergiden, aktif rasyosuna bütün bunların sonuçları olacaktır, oluyor da...

Ağaoğlu: Bir kere, sermaye kontrolü ülkeyi 20 yıl geriye götürür. Önümüzdeki 10 yılı da risk altına sokar. Ama ben bir sermaye kontrolü görmüyorum. Zapturapt altına alma, kontrol etme çabası var. Ben de ekonomi yönetiminde olsam, doğrudan müdahale etmek yerine etrafını dolaşarak sorunu sarmayı tercih ederim. Doğrusu da bu. Ama bunu bu kadar acil ve hızlı adımlarla yapmam. Güven erozyonuna sebep oluyor. Evet şu anda ülkeyi içeri kapatan bazı önlemlerle atak gelmesin diye korumaya almaya çalışıyoruz. Fakat Türkiye buna sığacak kadar küçük bir ülke değil. Meyvesinin ne olacağını kestirmek gerekiyor. Acı meyve yemek zorunda kalmayalım.

Güldağ: Bankaların dışarıdan 'hat' bulmakta sıkıntı çektiği dile gelir oldu mesela... Eskiden çalışan hat şimdi niye çalışmıyor? Şimdi bir kesim ‘Ekonomi yönetimine, Merkez Bankası’na işi iyi okuyan kadrolar geldi. Eskiden yabancı geliyordu, bir bono, bir swap, milleti çarpıp gidiyordu. Artık buna izin yok' diyor. Bir kesim de bu gidişatla yakın zamanda reel sektörde sıkıntı yaşanacak diye bakıyor. Bana göre hadise ikisinin ortasında bir yerde şekilleniyor.

Ağaoğlu: Aynen öyle... İkisinin ortasında bir yerde. 'Londra swap köprüsünü yıktık' demiştim hatırlayacaksın. Uzun vadeli TL finansmanı sağlayan çok önemli bir kaynaktı o. Şimdi yerine Merkez Bankası'nı koyuyoruz. MB swapları da artıyor. Ama diğer yanda, yabancı bankaları korkutan bir durum ortaya çıkıyor. Geçenlerde bir yabancı bankacı ile sohbet ettiğimde, ‘Türk piyasasını yıkıp yerle yeksan ettiniz’ dedi. Alınan önlemlerin devamında özellikle ithalat akreditifleri ile ilgili bir sıkıntı var. Yabancı bankalar, zaman zaman Türk bankalarının akreditiflerine teyit etmiyor. Bu da maliyetleri artırıyor. Akreditifler konusunda reel sektör önümüzdeki dönemde biraz zorlanacak. ‘Bu geçiş dönemdir, dünyada çok para var nereye gidecek, Türkiye’ye gelir’ diye düşünüyorsak ona çok fazla prim vermiyorum. Çünkü sermaye piyasalarına baktığımda yılbaşından bu yana sadece borsadan 4.5 milyar dolar çıkmış. Yabancı, borsada satıcı durumda. Algının ne yönde olduğunu gösteriyor.

Güldağ: Aslında borsada ters bir durum var. Borsa İstanbul'da yabancılar satmaya devam ediyor. Bu arada son bir-iki ayda borsaya giren yerli yatırımcı sayısı 300 bini aştı. Yatırımcı sayısı 1.5 milyona ulaştı. Bir nevi borsada yabancının çıkışını yerli finanse ediyor, fonluyor. Aslında arzu ettiğimiz bunun tersi. Ya da hiç olmazsa dengede olması. Tabii, vatandaşın Türkiye’nin şirketlerine sahip çıkması, hisse alması hiç kötü birşey değil. Ama yabancıların çıkışını bu kadar kolaylaştırıyor olmak bu işte bir terslik var dedirtiyor.

Çok yükseldi dediğimiz endeks 1.61 cent...

Güldağ: Vergilerle, stopajlarla, rasyo ve diğer düzenlemelerle içerideki ortam öyle bir oluştu ya da oluşturuldu ki, dar bir koridora sıkışıp kalan yatırımcı hisse senedi ve gayrimenkulden başka yönelecek alan bulamıyor...

Ağaoğlu: İnsanlara reel TL faizi vaad etmediğimiz sürece bu değişmeyecek. Bu faiz ortamında insanlar faizde olmak yerine gidip döviz almaya devam ettikleri için döviz kuru düşmüyor. Şu anda TL tasarruf ederek zarar ediyorlar. O yüzden gidip tüketiyorlar.

Güldağ: Enflasyon baskısı gelir...

Ağaoğlu: Bu kadar negatif reel faizin olduğun bir yerde insanlar tüketecekler. Tüketsinler diye de biz buna inanılmaz bir kredi desteği de sağladık. Konut kredileri makul seviyelerde. İnsanlar inanılmaz hücum etti ev fiyatları da hızlı arttı. Bir haftada yüzde 30 artışlar var. Hani KGF’lerin verildiği, 7.4’lük bir büyüme vardı. Şu sıra aynı havadayız. Orada bankaları kullanmıştık. Şimdi kamu bankaları ve Merkez Bankası'nı kullanıyoruz. Olması gerekenin üzerindeki büyümeler gelecek nesilden çalınan refahtır.

Güldağ: Borsaya da ciddi bir yönelim oldu. Sadece bizde de değil. Amerikan borsaları da, Avrupa borsaları da öyle. Ama şu var ki, yabancılar gidiyor bizim borsadan, yerli yatırımcı da alımlarıyla onların çıkışını kolaylaştırıyor bir nevi...

Ağaoğlu: Hisse sahipliğinin geniş kesimlere yayılması iyi bir şey. Ancak yeni gelen yatırımcının bir çoğunun derinliği çok az. Gelenlerin yaş ortalaması da küçük. Zaten oldum olası bizde kimi bireysel yatırımcılar, futbol takımı tutar gibi hisseye fanatik bir şekilde bağlanır. Dediğin gibi, faize yer bırakmadık. Döviz tarafında bir yığın sıkıntı çıkarttık. Yatırım yeri borsa kaldı. Gelmeleri şaşırtıcı değil.

Güldağ: Biraz şişti gibi görüyorum ben...

Ağaoğlu: Şimdi çok yükseldi diyoruz ama dolar bazında baktığımızda borsa 5.1 dolar ile en yüksek seviyeyi 3 kez gördü. Biri 2007 Kasımında, biri 2010 Kasımında ve 2013 Mayısında. En düşük seviyeyi ise geçen 23 Martta gördü. 1.25 cente düştü. Şimdi yükseldi dediğimiz de 1.61 cent. Dolar bazında fazla bir büyüme yok.

Güldağ: Ne öngörürsün yeni dönemde?

Ağaoğlu: Büyük faiz indiriminden sonra yönelim konuta ve borsaya. Bu süreçte,Pakistan, Mısır gibi ülkelerin kendi içinde dönüp durdukları bir piyasa haline gelebiliriz, biz bize alıp satarız. Benim izlenimim o... İçeride biz bize kaldığımızda 1.5 ile 2 dolar arası gidip geliriz endekste. Çok fazla bir yere gidemeyiz. O yüzden özellikle borsaya yeni gelen bireysel yatırımcılara tavsiyem, özellikle Endeks 30 ve BİST 100 bölgesinden çok uzaklaşmasınlar. Mümkünse hisse senedine yatırım yapan fonlar aracılığıyla borsaya girmelerinde fayda var. Tabiri caizse, kurda kuşa yem olmaktansa, kendilerini en azından uzun vadeli doğru yönetilen veya her dakika piyasa bilgisine ulaşılabilen fonlara yönelmelerinde fayda var.

Altında 1900'lerin bu yıl görünmesi zor...

Güldağ:
Petrol ve altın dalgalanıyor...

Ağaoğlu: Petrolde 35 doların üzerinde çıkarsa daha istikrarlı görünüm ortaya çıkar dediğim senaryo gerçekleşmiş durumda. Şu anda 41 dolar seviyesinde. Çok bir yükseliş beklemiyorum. İnsanların biraz daha sokağa çıkması lazım. Ama altın tarafında aslında dolardan kaynaklanan bir sıkıntı var. Dolar endeksi son dönemde düşüş kaybetti. 20 Martta 103 seviyesinde olan dolar endeksi şu anda 96.25’lerde. Dolar değer kaybedince teorik olarak karşısındaki her şeyin değer kazanması lazım. Evet euro, pound kazandı. Bundan en fazla euro faydalandı. Altın da 1.680 dolarlara kadar düştü. Şu anda 1.710 dolar seviyelerinde. 1.680’lerin altına inmesini beklemiyordum. Ama büyük, kopup gidecek ralli de olmayacak. Dolar-TL tarafında da çok hareket beklemediğim için gram altın fiyatlarında da yatay gideriz. 1.750 doların üzerine gittiğimizde esas hareket o zaman başlayacak. Yeni rekor gelebilir...

Güldağ: Analizlere bakarsan altın bir çanak yapıyor. Çanağın oluşmaya başladığı yer 1.921 dolar… Gelir mi oralara?

Ağaoğlu: Bana 'altın beş bin dolar olur mu' diye soranlar da var. Hemen 'evet' derim ama sonra eklerim; Sen-ben görür müyüz bilmiyorum! Zamanlama önemli. Altın 1.921 dolara gelebilir. Ama önce bir parça geri gelmesini beklerim. Gümüşün altını desteklemediği hiçbir altın yükselişi kendi başına başarılı olamıyor. Gümüş durdu. Altında 1.900’lü rakamların bu yıl görünmesi zor.