Bu kez ‘siyah kuğu' sürüsü geldi

Ekonomist Ali Ağaoğlu ile ekonomi gazetecisi Hakan Güldağ, bu hafta Türkiye'de de koronavirüs vakasının görülmesinin ve petroldeki fiyat savaşının piyasalara etkilerini değerlendirdi.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Ekonomist Ali Ağaoğlu ile ekonomi gazetecisi Hakan Güldağ, bu hafta Türkiye'de de koronavirüs vakasının görülmesinin ve petroldeki fiyat savaşının piyasalara etkilerini değerlendirdi. İkili, bu gelişmelerin ardından Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın atacağı adımları da tartıştı.

Ağaoğlu: Koronavirüs yüzünden birçok şirkette ciddi önlem alınmış durumda. Şüyuu vukuundan beter bir durum haline geldi. Bütün dünyada şirketleri etkilemeye başladı. iş yapış şeklinde tedarik tüketim ve panik anlamında ciddi bir aşamaya geldi. Türkiye B planı olacak dedik.

Güldağ: Kısmen de oldu ama haftalar geçtikçe olumlu boyutunun yanına tehdit boyutu öne çıkmaya başladı. İş bir başka bir noktaya evriliyor.

Ağaoğlu: Evet çünkü Türkiye’de ilk vaka görüldü. Umarım yanılırız ama devamı gelecektir. Kesinlikle bize has durum değil. Virüs kendini de değiştirerek enteresan noktaya geldi. Piyasaların hepsi darmadağın oldu. Amerikan borsaları, Avrupa borsaları hepsi... Emtia cephesi de öyle... Tabii bu arada işin içine petrol girdi. Yani aynı anda ortaya çıkan bir sürü siyah kuğu… Çok siyah kuğu gördüm hayatımda ama sürü haline geleni ilk defa görüyorum. Bir taraftan virüsle uğraşıyoruz. Bir taraftan petrolle…

Güldağ: Bizim kullandığımız Brent petrol seneye 66 dolarla başlamıştı. Varili 32 dolara kadar indi. Petrol fiyatındaki gerilemenin hem olumlu hem de olumsuz etkileri olacak Türkiye ekonomisine...

Ağaoğlu: İlk aşamada Türkiye için olumlu bir haber. Arkasında tehditleri de beraberinde geliyor. Önemli ihracat pazarlarımızın başında petrol ihracat eden ülkeler geliyor. Evet, Türkiye’nin enerji faturasında ciddi düşüşler getirecek. Kasım Süleymani’nin ölümünden bu yana Brent petrol 70 dolarlardan 32 dolarla indi. Her 10 dolarlık artış ya da düşüşte Türkiye’nin enerji faturasına yaklaşık 4 milyar dolar artı ya da eksi etkisi olduğu düşünülürse avantajları olacak. Fakat bu avantajı bir süre kullanacağız. Arkasından olumsuz etkileri ithalat- ihracat tarafında gelecektir.

Bunların ötesinde, virüsün sosyolojik bir değişimi beraberinde getirme ihtimali var. Aslına bakarsanız, dünyanın gelir dağılımı gibi bir yığın problemi var ama hastalıkta eşitleniyoruz bugün. Tom Hanks ve eşi Avustralya'da virüse yakalanmış, Papa için dedikodular var. İtalya’da futbolcular etkilendi. NBA ertelendi. Bir yığın kongre, fuar da öyle... ‘Zenginler, ünlüler hasta olmaz’ diye düşünülen dünyada bunun oluğunu gördük.

Güldağ: İran’da sağlık bakanı dahil milletvekilleri öldü, İngilizlerin de sağlık bakan yardımcısı enfekte oldu, Fransızların şimdilik dört vekiil ve kültür bakanı koronaya yakalandı...

Ağaoğlu: Sosyolojik değişim meselesi için sen ne düşünüyorsun?

Güldağ: Zannediyorum dünya koronavirüs öncesi ve sonrası olarak anılacak bundan böyle. Etkilenmeyen yok dünyada. Sadece sağlık değil, sadece ekonomi değil, bizzat uygarlığımızın kendisi de koronavirüs ile teste tabii tutuluyor. Dünyanın kar mekanizması üzerine kurulu sistemini ciddi şekilde sorgulanacak önümüzdeki dönemde. Dünyanın işletim sistemlerinde ciddi bozukluklar olduğunu ortaya koydu bu virüs. Yapar yapmaz ayrı ama başkan Trump’ın bütün ABD'yi 'afet bölgesi' ilan edip etmemeyi değerlendirmesi başlı başına dikkate alınması gereken bir gelişme. Korku dağları her yeri tutmuş... İşte sıcakta etkili olamıyor denilen virüs nedeniyle Kuveyt bütün kapıları kapattı. Ne içeri girebiliyorsun, ne dışarı çıkabiliyorsun. Kuveyt'ten Türkiye'ye günde 7-8 sefer vardı. Lufthansa gibi bir havayolunun 150'den fazla uçağı yerde. Nereye uçacak? Cathay Pasific'in tüm uçakları yerde. Sadece 5 bin can kaybı ile açıklanamaz bu durum…

Ağaoğlu: Trump Avrupa’dan gelişleri yasakladı.

Güldağ: Türkiye ve İngiltere hariç.

Ağaoğlu: Sadece turizm amaçlı değil, iş ve sağlık amaçlı da seyahat vardı. Bu iş yapış şekillerini de değiştirdi. İnsanlar evden çalışmaya başladı. Bu bir yeni dönem. Ofis sistemini değiştiriyor. Yeni nesil öyle değil belki ama bizim neslimiz ofise sabah 9’da gider, akşam 6 da çıkar. Önemli bir sosyolojik bir değişimi de getirecek.

Güldağ: Bu daha buzdağının üste kalan kısmı gibi... Şimdilik sadece anlık etki ve tepkileri görüyoruz. İnsanlar evde oturmayı tercih edince büyük ekran televizyon satışları artıyor gibi... Önümüzdeki süreçte daha fazla iz bırakacağını düşünüyorum. Bugün bir gelişmeyi yakalıyorsunuz, bir haftaya kalmıyor eğilim değişiveriyor. Örneğin, Çin üretimini yarı yarıya düşürünce Türkiye 'dünyanın B planı' olarak öne çıktı. Hala da bu yönde gelişmeler ve beklentiler var ama zaman geçtikçe bu yöndeki beklentilerde de törpüleniyor. Bazı adımları atmak bizim elimizde ama bazıları da değil. Örneğin Avrupa'dan gelen siparişlerde artış olmuştu. Mesela çorapçılar. Teslimatlar da oldu. Ama şimdi bakıyoruz son verilen siparişlerde ‘sizde de virüs çıktı’ diye iptaller gündeme geliyor. Tabii asıl lojistik tarafında büyük sıkıntı var. Konteyne bulunamıyor. Malı üretiyorsunuz ama müşteriye ulaştırmakta ciddi problem var.

Ağaoğlu: O çok çok ciddi bir sorun. İki yıl önce de benzer bir durum yaşandı. Türkiye’nin ihraç maliyeti arttı. Ama bu kez tüm dünya etkilendi...

Güldağ: Çok daha ciddi çünkü çok daha karmaşık, hatta kaotik bir durum var. Bazı ülkeler Çinlilerin işlettiği limanlardan konteynerlerı kabul etmiyor. Karantinadan dolayı bekleyen çok konteyner da var. Konteyner gidiyor geri gelmiyor. Bakın, İran’a her yıl 60 bin taşıma yapılıyor Türkiye'den. 20 bini direkt İran’a, 40 bini de İran üzerinden Orta Asya’ya… Şimdi İran’a bir tane taşıma yok 20 gündür. Dahası, yılda 500 bin taşıma yaptığımız Irak’a günlük çıkışlar 1500’den 500’e düşmüş durumda... O da ancak sınırda şoför değişimi ile gerçekleşiyor. Şu anda en az sıkıntılı gördüğümüz Avrupa’ya karayolu taşımacılığında da pek dile gelmese de karantinalar nedeniyle konteyner sıkıntısı var. Peki, acaba Avrupa'ya giden şoförlerimizden hiç ateşi çıkan olmayacak mı? Turizm tarafını hiç söylemiyorum. Turizmde 58 milyon ziyaretçi ve 40 milyar doların üzerinde bir gelir beklentisi vardı. Herhalde bunları ciddi şekilde revize etmemiz gerekecek…

Ağaoğlu: Ölüm oranları istatistik olarak baktığımızda çok düşük, yüzde 2, İtalya’da yüzde 5… Şöyle bir virüs yok ortada ‘dokunanın yüzde 99’u ölüyor’ diye birşey yok. Tıpla ilgili ahkam kesecek değiliz ama tıpta sonuçta istatistiği bir yönetim biçimi. Her ilaç herkesi aynı oranda etkilemiyor. Şimdi tedavi bulundu dense, insanlardaki korku geçecek gibi görünmüyor. Bizde bile marketler yağmalandı. İngiltere’de tuvalet kağıdı kalmamıştı...

Güldağ: Bizde de diyet makarnalar kalmış raflarda sadece…

Ağaoğlu: Böyle bir durumda iş yapış biçimlerimizi, tedarik biçimlerimizi, üretim biçimimizi sorgulayacağız. İnsanlık olarak sınavdan geçiyoruz. Ben iyi tarafından bakmayı tercih ediyorum. Bizden sonraki nesil için iyi bir sorgulama vesilesi oldu…

Güldağ: Ben de iyi tarafından bakmak istiyorum ama sonuçta gerçekçi de olmamız lazım. Tüm dünyada tabii bu arada bizde de büyüme üzerinde kısa dönemde olumsuz etkilerini göreceğiz. OECD 'nin kötümser senaryosuna iyice yaklaştık. Böyle giderse bu yıl dünya ticaretinde en az yarı yarıya daralma bekleniyor.

TCMB 100 puan indirir mi?

Güldağ: Merkez bankalarını tarafına bakacak olursak, Amerikan Merkez Bankası (Fed)’ten bir faiz indirimi daha bekleniyor. Zaten ‘alelacele’ diyebileceğimiz bir kararla 50 baz puan indirmişti. Fed’in 50 baz puan indirmesine rağmen, G7 ülkeleri de genişleyici mali politikalar ifade etmelerine rağmen Dünya Bankası 12 milyar, IMF 50 milyar dolar bu işe ayırdım demesine rağmen bozulan risk iştahını yerine getirmek mümkün olmadı. Ne bekliyorsun?

Ağaoğlu: Merkez Bankaları eliyle çözülebilecek sorun olduğunu düşünmeyen taraftayım. Evden dışarı çıkmayan, çıkmaması da tavsiye edilen tüketicinin olduğu bir zamanda kim bankaya gidip de düşük faizle kredi alacak? Bir başka sıkıntı Avrupalı nüfusun yaşlı olması sağlık açısından bir taraftan tehdit, tüketim tarafında bir takım sıkıntıları oluşturuyor. Merkez bankalarının artık yapabileceği hiçbir şey yok. Fed indirse yine bir faydası yok. Üstelik doların akışkanlık problemi daha da derinleşecek. Virüs nedeni ile birçok şirket üretemiyor. Batan şirket sayısı artabilir. Küresel bankacılık sistemi bu açaıdan da sorunla karşı karşıya kalacak. Böyle bir ortamda merkez bankaları istediği kadar faiz indirsin hiçbir işe yaramayacak. Farklı düzene gitmemiz gerekiyor. Belki tüm dünyada konkordato ilan edeceğiz. 2 yıl boyunca kimse kimseden birşey istemesin’ diyeceğiz.

Güldağ: Oraya kadar varır mı?

Ağaoğlu: Eskiden hiç konuşmadığımız birçok konuda konuşur hale geldiysek...

Güldağ: Bizim merkez ne yapar?

Ağaoğlu: İndirim yapar.

Güldağ: 100 puan bekleyen var...

Ağaoğlu: 100 baz puan olursa da beni şaşırtmayacak. Hem politika yapıcıların hem de merkez bankasının beklediği bir yer. Hiç indirmezse oklar merkez bankasına döner... Aslında enflasyon tarafında yer yok ama merkez bankasının elini rahatlatan hareket büyük gelişme petrol tarafındaki fiyat düşüşleri...

Güldağ: Değişen koşullar nedeniyle indirime devam diye görüyorum ama 100 mü bilemem, belki bir 50 daha gelir...

Petroldeki düşüş kurda nasıl bir hareket getirir?

Ağaoğlu: Petrol tarafında zaten problem vardı. Üst üste geldi. Sonuçta petroldeki büyük fiyat düşüşünü virüs tetikledi ama problem vardı. Neydi problem dersen, Suudi Arabistan kabaca 12 milyon varil, Rusya 11 milyon varil, Amerika 10 milyon varil petrol üretiyor. Kayaç petrolü sayesinde Amerika çok ciddi bir üretici oldu. Hatta Amerika için son dönemde ‘SuudiAmerika’ diye konuşuluyor. Dünyanın en büyük petrol ihracatçılarından olmaya aday. 40 yıllık petrol ihraç yasağı vardı Amerika’da 2017 yılında bu yasak kaldırıldı. Amerika’da petrol boru hatlarının hepsi içeri yönelik. İhracata yönelik boru hattı yoktu. İhracatı tren tankerlerle yapıyorlardı. Şimdi kayaç gazı tarafında da yeni LNG gemileri yaptılar. Onlar Avrupa’ya seferlere başladı. Bu beraberinde, gerek Ortadoğu'nun özellikle Suudi Arabistan ve Katar olmak üzere hem petrol hem gaz ama özellikle de Rusya’nın ihraç pazarlarına ulaşan yeni bir gaz geliyor Amerika’dan. Buna karşılık bir süreden beri suni olarak yukarıda tuttukları fiyat, OPEC artı bölgesine fayda sağlamış olsa da Amerika’ya daha fazla fayda sağlayınca ortaya pazar payı meselesi çıktı. Virüs ile birlikte de talep düşünce, artık ‘takke düştü kel göründü’ diyelim.

Güldağ: ‘Çifte kavrulmuş' oldu diyorsun…

Ağaoğlu: Çifte oldu. Rusya ‘Ben artık fiyatları yukarıda tutma çabasında yokum çünkü pazar kaybediyorum’ dedi. Bir kere müşteriyi kaybettin mi bir daha geri kazanması çok zor. Her halükarda iskonto vermen lazım. Onun üzerinde geçen hafta sonu Suudi Arabistan ‘el mi yaman bey mi yaman’ diyerek müthiş indirimler yaptı. Müthiş indirimden kastım Amerika'ya 6- 7 dolar gibi… Şimdi 8 dolar iskonto yapıyorsanız bugün 33 dolar olan petrolü, baktığınız zaman 25 dolara satıyorsunuz demektir. Bir başka sıkıntı da hem Rusya’nın hem de Suudi Arabistan'ın petrolleri kükürt ve yoğunluk bakımından birbirlerine benziyorlar. Birbirlerinin rakibi aslında. Rusların ural petrolü de gösterge petrolü haline gelmiş. Bu durumda Rusya ben istediğim kadar üreteceğim yokum bu işte deyince Suudi Arabistan bayağı ciddi mevzi kaybetmeye başladı. Suudi Arabistan da fiyat savaşını başlattı. Bizim açımızdan sorun yok burada hatta gaz da petrol fiyatlarından fiyatlandığı için gaz da inecektir. Lakin dediğim gibi ihracat ettiğimiz pazarların gelirleri azaldığı için kısa vadedeki kazanç orta uzun vadede özellikle ihracat tarafında bir takım sıkıntılar yaratacak gibi duruyor.

Güldağ: Tabii petrol fiyatlarının gerilemesiyle dünya çapında mal ve hizmet fiyatları da aşağı geleceği için bizim, dolar bazında ihracatımızı düşürmesi tehlikesi ile karşı karşıya kalabiliriz. Matematik bir hesap olarak söylüyorum. Dünyada 1 milyar doların üzerinde petrol ihraç eden 49 ülke var. Bunların bizim ihracatımızdaki payı yaklaşık yüzde 30. Doğalgaz fiyatlarına hemen yansımayacak. Çünkü petrol fiyatlarından yaklaşık 6 ay sonra bizim faturamıza yansıyor. Ancak sonuçta enerji fiyatlarında düşüş bir süre devam edecek. Üstelik Suudi Arabistan da bazı tehditler savuruyor. ‘Ben 12 milyon varili üretimi 13 milyon varile çıkarabilirim’ diyor. Petrol fiyatlarındaki düşüş nedeniyle bizim enerji faturamızda bir azalma olacak ama yanı nedenden dolayı bize gelen turiste de etkide bulunacak. Rus turiste, Arap turistin harcamasına etkide bulunacak. Bu da bizim iç sorunlarımızın dışında yurtiçi tüketime olumsuz etki olabilir. Turizm sadece turizm değil. Havayolu, perakende satış hatta Türkiye özelinde konut satışı demek… Bunlar bizim toparlanmamıza doğrusu son dönemde toparlayıcı etkide bulunuyordu...

Ağaoğlu: Bu çerçevede, kur ilgili birşey eklemek istiyorum. Çünkü 2016’da petrol 35 doların altına düştüğünde Rusya şunu yaptı; petrol 70 dolardaydı dolar/ruble kuru 35’teydi. Petrol 35 dolara düşünce onlar bütçeyi dengelemek için rubleyi 35’ten 70’e develü ettiler. Şu anda da aynı şekilde değer kaybetmesine izin verdiler. Rusya’da 300 milyar dolara yakın ciddi kamu rezervleri var. Rublenin değer kaybına izin verilen ortam, dolaylı olarak TL’yi etkileyecek. TL eskisi kadar rahat alınıp satılan para olmamakla birlikte bir de öyle olumsuz etkisini hissediyor olacağız. Ben en son baktığımda 6.23’lere gelmişti kur. Önümüzdeki bir iki ay içinde kurun 6.47- 6.52 TL bandına kadar bir hareketi olma ihtimali belirdi. Kurun artışından dolayı petrol fiyatlarında beklenen düşüş olmayabilir.