8 °C

“Bu yıl bize rağmen iyi geçecek”

Ali Ağaoğlu ve Hakan Güldağ, yılın ilk Şans Sohbetleri’nde yerli otomobil, erken seçim ihtimalleri, dünyadaki ekonomik gelişmelerin Türkiye’yi nasıl etkileyeceğini değerlendirdi.

“Bu yıl bize rağmen iyi geçecek”

ALİ AĞAOĞLU: 2020 bizim negatiflerimize rağmen iyi gidecek bir yıl. Çünkü dünyadan artık bir parasal riskten çok parasal yumuşama ve ılıman iklim yayıldı. Bize de geliyor. Biz majör bir hata yapmazsak, gelen ılıman iklim bizim buradaki havayı yumuşatacak. Suriye’de, Libya’da pozitifim. Türkiye için Doğu Akdeniz denkleminin içine tam anlamıyla girmek iyi haber.

Öte yandan finans piyasalarına baktığımda 2019’un 2020’ye bıraktığı kötü miraslar. Önümüzdeki altı ay özellikle kamu borçlanması tarafında önemli yüklerin olduğu altı ay. İkinci 3 ayda özellikle kredi konusunda devlet reel sektörün önemli rakiplerinden olacak. Eğer büyümeyi 5’e çekeceksek, devlete daha fazla kaynak gerekiyor, kredi çekmek zorunda kalacak. Devletle özel sektör arasında fon rekabeti başlar.

HAKAN GÜLDAĞ: Faizler yükselirse dolar istikrarlı kalır mı, yoksa hareket bekler misin?

AĞAOĞLU: İlk 3 ayda yine bir indirimi bekliyorum. Kademeli olarak 250 baz puan gibi bir indirimle, 9.5 gibi tek rakam gelir diye bekliyorum. Oraya gelince ekonominin nasıl tepki vereceği önemli.

GÜLDAĞ: Peki 3 ayda bu kadar indirim için marj var mı?

AĞAOĞLU: Buraya kadar hızlı indirirken de marj yoktu.

GÜLDAĞ: Ama baktığımız zaman her şeye rağmen azalan enflasyon vardı. Şimdi azalan enflasyon trendiyle karşı karşıya olmayacağız.

AĞAOĞLU: İlk altı aydaki enflasyon baz etkisinden dolayı tek haneye düşmeyecek. Politik olarak ısrar edilirse diye söylüyorum. Ekonomik olarak zaten yok. Enflasyon 12’lerde kaldığı sürece şuandaki faizi değiştirmenin bir anlamı yok, reel faiz bile vermiyorsunuz demektir.

GÜLDAĞ: Stopajı da hesap edersen, mevduatta cari enflasyonun altında bir faiz var.

AĞAOĞLU: Böyle bir durumda yatırım tercihleri değişecektir. TL’de kalmanın anlamı kalmayacak. Döviz bozmaktan vazgeçecek halkımız. Yeni alım geleceğini sanmıyorum ama acımasızca faizleri tek haneye indireceğim diye hızlı hareket ederseniz yan etkisi olur. Ne kadar kontrol etmeye çalışırsanız çalışın. Baskılayarak kontrol ederseniz enerji biriktirirsiniz, ilerde de patlar… İlk üç ay faiz konusunda zor ikinci üç ayı ekonomi büyüme tercihleri konusunda zor. Sonraki dönem ilk 6 ayı nasıl yönettiğimize bağlı olarak dünyadan ılıman iklimin yayılmasını bekliyorum.

GÜLDAĞ: Rakamlarda bizi büyüme potasına tekrar sokacak. Bence baz etkisinden dolayı büyüme 5’i bulabilir gibi görünüyor. İlk çeyrek nasıl olacak çok önemli…

AĞAOĞLU: Biz büyümeyi 5’e zorlarsak, kurda farklı olur. Bu yıl ikinci çeyrekte doların, 6.45-6.55 bandına doğru hamle yapmasını bekliyorum. Ondan sonra normal beklentim yatay gitmesi ama ısrarla hatalı politikalar olursa o zaman farklı olur. Bu yıl kur enflasyon oranı kadar artmadı, alacağı da var. Yılın ilk yarısında dolar güçlenir. Paritede 1.08-1.10 bölgesine geleceğiz diye düşünüyorum

GÜLDAĞ: 1.08 fena değil.

AĞAOĞLU: Fakat sonrasında Lagarte yüksek sesle ‘daha fazla faiz indirimi beklemeyin. Mali olarak adımlar adın’ diye Almanya başta olmak üzere bütün AB ülkelerinde söyleyecek. Daha fazla faiz indirimi beklemeyin. Merkez bankaları gereğinden fazla yük taşıdı. O dönem geldiğinde de bu çalışırsa AB toparlamaya başlayacak ve euro yükselecek diye düşünüyorum. Bizim ilk altı aydaki kur hareketi, euronun güçlenmesiyle yataya döner. Temel beklentim bu, bu da kasım ayındaki ABD seçimlerine gelene kadar devam eder. Kim kazanır?

GÜLDAĞ: Trump kazanır.

AĞAOĞLU: Kadın aday Elizabeth Warren de çok önemli… Milenyum kuşağı oy kullanmaya başlıyor. iki seçim sonra dünyada her şey değişecek.

Yerli otoda yeni keşifler oyunu değiştirir!

HAKAN GÜLDAĞ: 2019’u kapatırken içine yerli otomobil tanıtımı da sığdırdık. Otomobille iç içe biri olduğun için de sana sormak istiyorum.

ALİ AĞAOĞLU: Otomobil yarışçısıyım doğru.

GÜLDAĞ: İktisadi yönünü sonra konuşuruz, Nasıl buldun?

AĞAOĞLU: Araç dışardan bakınca yenilikçi tasarımlardan bir tanesi. Daha önce yapılmış sergilenmiş, Pininfarina yeniden Türkiye’ye sattı diye eleştiriler var. Bunlar çok önemli değil. Benim esas sorum, yerli marka yaratmalı mıyız? Çünkü baktığınız da Renault, Fiat, Peugeot gibi uzun yıllara dayalı markalar bile üretim maliyetlerini azaltıp karlı olabilmek için birleşiyor. Böyle bir yerde tek başına marka yaratmanın sürdürülebilir olup olmayacağı sorgulanması gereken konulardan biri…

GÜLDAĞ: Bana göre de yapılabilir bir iş. Bu söylediklerinde haklısın. Ama bu yeni bir iş, yüzde 100 elektrikli. Almanlar yeni yeni bu elektrikli araç fikirlerine girdiler. Tabii onların araba konusunda know how’ları falan çok gelişti.

AĞAOĞLU: Burada bir itirazım var. Önder Yol’u anmadan geçemeyeceğim.

GÜLDAĞ: Doğru önemli. Elektrikli araç yaptı.

AĞAOĞLU: Yaptı ve ben kullandım.

GÜLDAĞ: Aslında Cumhurbaşkanı da kullandı.

AĞAOĞLU: Traktörünü kullandı. Stanford’ta ders veren önemli otoritelerden biri haline geldi. Daha da önemlisi batarya yönetimi ile ilgili müthiş işler yaptı. Aracın en önemli kısmı bataryaların farklı tabiatı var. Aynı üretilemiyor. Bataryaların çıkışını tek düze hale getirdi. Böylece bataryaların ömrünü uzattı. Bunu Türkiye’de tam anlatamadı ama Çin’de daha iyi anlattı. Teknolojilerini sattı. O yüzden yerli otomobilin elektrikli olması çok önemli. Burada ‘Saab’lar noldu?

GÜLDAĞ: Bilmiyoruz. Ama olur, deneme yanılma olur.

AĞAOĞLU: Deneyerek öğreniyoruz. Bizdeki bilgi birikimi yabana atılır gibi değil. Bir pozitif tarafı da, biz içten yanmalı motorlu arabalarda önemli yan sanayiye sahibiz. Burada da bu yatırımların elektriğe çevrilmesi önemli bir konu olarak çıkıyor. Bir taraftan elektrikli araba daha az parça ile çalışıyor. Daha az tedarikçiye ihtiyaç var. En önemlisi de servis, pazarlama, fiyat dengesi... İlla bizim üretmemiz gerekiyor mu, teknoloji geliştirip başkasına ürettirsek?

GÜLDAĞ: İktisadi olarak rasyonel bir proje olmayabilir. İlk defa elektrikli aracı biz yapıyor değiliz. 'Yüzde 100 başarı oranı vardır’ gibi yansımalarla bunu kendi kendimize dev aynasına doğru götürdüğümüz bir gerçek. Öte yandan ben şöyle bakıyorum. İleri teknolojiye giden adım olarak bize fayda sağlayabilir. Lansmanda özellikle mobilite yani otonom konusunda ağırlık vardı. Yerle otomobil bizde de mobiliteye dönük çalışan start-up’a hayat verip, tetikleyecekse yeni dönem iz taşır. Sürücüsüz araç olsaydı dünya gerçeklerinden kopuk olacaktı ama elektrikliyle başlamak yolu açacak.

AĞAOĞLU: İçinde olmak konusunda haklısın. Batarya teknolojisinde var olanı iyileştirme çalışmaları var ama başka yolla depolama yöntemini bulan çıkarsa, işte o kişi yeni dolar milyoneri olur. Buraya yatırım yapabiliriz. Kaportası önemli değil.

GÜLDAĞ: Oyunu değiştirebilir. TAYSAD Başkanı Alper Kanca ile konuştuk, üyelerinin 60’ı yerli proje içinde çalışıyormuş. Bu sanki Saab örneğinden farklı olacak. Sence yerli otomobil ön siparişe açılırsa falan kendi başına ayakta durabilir mi?

AĞAOĞLU: Ben ön talep toplama işine sıcak bakmam. Tesla da bile problem çıktı.Kalite fiyat dengesini kurduğunuz takdirde neden olmasın. İnsanlar rasyoneldir. Kalitesiz mala yerli diye iki katı para vermez.

Ufukta erken seçim var mı?

AĞAOĞLU: Peki yerli araba, Kanal İstanbul, Doğu Akdeniz, Libya meselesi, asgari ücretin beklenen enflasyonun üzerinde artırılması... Bunlar seçim yatırımı mı? Sence bu yıl erken seçim olur mu?

GÜLDAĞ: 2020’de beklemiyorum. Birincisi iki taraf da asgari ücret artışından memnun değil. Açlık sınırı olarak belirlenen 2100 liranın biraz üzerinde belirlenen yeni asgari ücret çalışan kesimi memnun etmedi. İş dünyası da büyüme performansına bakıyor, enflasyon hedefine bakıyor, yüzde 15 artışı fazla buluyor. İki tarafı keskin bıçak. İşsizlik meselesinde ancak marttan sonra iyileşme görülebilir, o da geç açıklanıyor. İyileşme emarelerini net görmeden, seçim adımı toplumdan da kolay destek almayacak.

AĞAOĞLU: Peki toplumun talepleri dikkate alıyor mu karar vericiler?

GÜLDAĞ: Eğer 'hangi vaat yerine geldi ki seçime gidiyoruz' sorusu öne çıkarsa, taleplerinin dikkate almadığı düşüncesi toplumda egemen olursa tepki oyları artabilir. Buna dikkat etmek zorunda. Öte yandan hiçbir seçimin yüzde 100 ekonomi ile ilgili olmadığını düşünüyorum. Dünya görüşü de çok önemli. Genellikle bize benzediğini düşündüğümüz aktöre oy veriyoruz. Vaadlerini yerine getireceğine inanç duyuyorsak destekliyoruz. Ekonomideki gelişmeler vaadlerin tutulup tutulamayacağı konusunda bir mihenk taşı olabiliyor. 2020'de iyileşmelerin görülmesi için yeterli zaman yok.

Son dönemde gündeme gelen yatırımlar da hemen oya etki edebilir durumda değil. Bir takım projelerin devreye sokulması için yeterli zaman yok. Öte yandan sistemin yeterince iyi işlemediği ile ilgili eleştirilerde artış var. Bu çerçevede bir kabine değişikliği bekliyorum. Bu ay içinde gelebilir kabine değişikliği...

AĞAOĞLU: Kabine değişliği neyi değiştirecek? Bütün kararları cumhurbaşkanı veriyor.

GÜLDAĞ: Evet sonuçta bütün kararları cumhurbaşkanı veriyor ama sistemin özü de bu zaten. Sonuçta bakanların icraatları zincirin parçası. İşleyişi ya kolaylaştırıyor ya da zorlaştırabiliyor. Bürokratlarını daha iyi çalıştırabilen bakanlar var, bu konuda daha az başarılı görünenler var. Performansın değerlendirilmesine sistem de siyasetçi de ihtiyaç duyuyor. Parlamenter sistem ile aynı şekilde yürümüyor tabii. Ancak bakanların performansı, dolayısıyla hangi bakanın iş başında olduğu başkanlık sisteminde de önemli. Peki ben sorayım. Seçim zamanında yani 2023’te mi olur sence?

AĞAOĞLU: Ben de bu yıl seçim beklemiyorum. Ancak bunu da beklemiyorum. Erken seçim olur. Ama bu yıl değil, 2021’de olabilir. Davutoğlu çıktı, Babacan’ın parti kurması bekleniyor. Onları hazırlıksız yakalamak için bir erken seçim olur beklentisi var. Ancak bunların asıl sebep olduğunu düşünmüyorum. Erken seçimi gerektirecek şartlar oluşmuş değil.

Libya'da risk yüksek

AĞAOĞLU: Doğu Akdeniz meselesi yeni konularımızdan biri.

GÜLDAĞ: Şimdi Libya ile anlaşma da konuyu alevlendirdi.

AĞAOĞLU: Bence bu anlaşma dış politikada atılmış en doğru adım. Aslında o konuşulan boru hattı çok pahalı. Türkiye eninde sonunda o boru hattının Türkiye’den geçeceği denklemin içinde olacak. İktisadi olarak doğru, siyasi olarak da uydurulacak. Orada bir risk var. Şu anda bizim anlaşmayı yaptığımız yönetim iktidar kalırsa bu denklem doğru. Eğer Hafter, iktidari ele geçirirse anlaşma iptal edilebilir.

GÜLDAĞ: Ulusal hükümet sanki bir çembere hapsedilmiş durumda, durum çok net değil. AĞAOĞLU: General Hafter geniş bir yeri ele geçirmiş gibi görünse de daha ekonomik anlamda kritik yerleri ele geçiremedi. Trablus’u ele geçirişe bizim denklem çöpe gidebilir. Suriye, Libya ve Doğu Akdeniz üçgeni en çok konuşacağımız konulardan olacak.

GÜLDAĞ: Mısır, Rusya ve Yunanistan Hafter’in yanında. Mısır’ın para ve asker desteği verdiği, Hefter'in Sudan’dan paralı asker devşirip gücünü artırdığı söyleniyor.

AĞAOĞLU: Biz anlaşmayı koruyabilmek için asker gönderiyoruz.

GÜLDAĞ: Yoksa Libya meselesini de seçime bağlıyor musun?

AĞAOĞLU: Tabii. Bütün seçimlerden önce bir takım askeri hareketler var.

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap