Çarşı karıştı, hammadde bulunamıyor

Kurdaki volatilite, yüksek enflasyon, hammadde fiyatlarındaki artış ve terminlerdeki sıkıntı iç piyasada düzeni alt üst etti. ‘Beklenti enflasyonu’ fiyatlama mekanizmasını bozarken, vadeli kontratlar peşine döndü. Artık vade isteyenlere dövizli kontrat yapılıyor.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Merve YİĞİTCAN / Yener KARADENİZ

Kur, enflasyon ve emtia fiyatlarındaki artış piyasada hem üretimin hem de ticaretin dengesini bozdu. Birçok sektörde vadeli kontratlar yerini peşine bırakırken, sattığı malı yerine koyamayan hammaddeci çeşitli formüllerle süreci atlatmaya çalışıyor. Tahsilatlarda da sorun yaşanmaya başladığı öğrenilirken, son 2 ayda işlerin eskiye göre yüzde 40-50 düşeceği endişesi birçok sektörü sardı. DÜNYA’ya konuşan iş dünyası temsilcileri acil olarak stabilitenin sağlanması gerektiğinde hemfikir.

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Hazır Giyim ve Konfeksiyon Sektör Meclis Başkanı Şeref Fayat, yüksek volatilitenin toptancıların ve hammaddecilerin fiyat vermesine engel olduğunu söylerken, kontratların çok zor yapılabildiği, vade konuşulmayıp peşin alışverişin zorunlu olduğu bir döneme girildiğini söyledi. Satıcının vadeli mal satarken, alış fiyatını bağlayamadığına dikkat çeken Fayat, “Böyle olunca sattığı malı bu kez daha pahalıya almak zorunda kalabiliyor. Sattığı malı yerine koyamama endişesi var. Volatilite kaldığı sürece bu durum devam edecek” dedi. Konfeksiyon tarafında iç piyasada vadelerin normal zamanda 2-6 ay arasından olduğunu aktaran Fayat, “Şimdi bırakın 2 ayı, 2 gün bile tahammül edilemiyor. Emtia fiyatları bile dolar bazında ciddi artarken, TL ile uzun vadeli kontrat yapmak büyük bir risk. Herkes için öngörülemez bir dönemdeyiz” ifadelerini kullandı.

Sermayelerini korumaya çalışıyorlar

Türkiye Makina Federasyonu (MAKFED) Başkanı Adnan Dalgakıran, üretici fiyatlarıyla tüketici fiyatları arasındaki farka dikkat çekerek, üreticinin kendi maliyetlerini fiyatlara yansıtamadığını, elindeki hammaddeyi ilk aldığı fiyattan yerine koyamadığını aktardı. Oynaklığın olduğu yerde işletmelerin kendi sermayelerini korumak zorunda olduğunu vurgulayan Dalgakıran, “Zaten işletmelerimizin çoğunun sermaye sıkıntısı var. Bu piyasada üreticiler kötülerden birini seçmek zorunda kalıyor. Malını elde tutanları stokçulukla suçlayamayız. Bu stokçuluk değil, iş dünyasının sermayesini koruyabilme çabasıdır. İşletmeler hem sermayesini hem de insan kaynağını korumak zorundalar” dedi. Tahsilatlardaki gecikmelere de değinen Dalgakıran, tahsilatlarını geciktirenlerden bir kısmının nakde sıkışmasa da fırsatçılık yaptığını, dövizini elinde tutup piyasayı bahane ederek ödemesini geciktirdiklerini kaydetti. Makine sektöründe sipariş alındıktan 3-4 ay sonra teslimatın yapılabildiğini hatırlatan Dalgakıran, bu yapısı nedeniyle sektörün fiyat vermekte zorlandığını, ihracata ağırlık verdiğini kaydetti. Dalgakıran ayrıca iç piyasanın makine talebinin yavaşladığını da sözlerine ekledi.

Kimse malını TL ile vadeli satmak istemiyor

İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İKMİB) Yönetim Kurulu Üyesi Murat Akyüz, ciddi boyutta hammadde sıkışıklığı olduğunu, kurdan dolayı üreticilerin aynı malı yerine koyamadığını dile getirdi. Akyüz, “Vadeler nakde döndü. Kimse malını TL ile vadeli satmak istemiyor. TL ile içeriye satıp vade beklemektense, dövizle yurtdışına satıp beklemek istiyor. Piyasanın bu tepkisi çok normal. Sadece TL’de değil, Euro/dolar paritesi de değişiyor. Dolarla hammaddesini alıp Euro ile satanlar çok ses çıkarmıyordu ama şimdi orada da dolar değerlenince, bu kesim de rahatsız olmaya başladı” dedi. Akyüz ayrıca, bazı sanayicilerin fabrikasını ya da arsasını satıp inşaata girdiğini sözlerine ekledi.

2022’de bu fiyatlar olmayacak

İstanbul Mobilya, Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği Başkanı Ahmet Güleç, sektörün Kasım 2020’den bu yana hammadde sıkıntısı çektiğini hem hammadde tedariki hem de fiyat artışlarıyla adeta perişan olduklarını, buna karşın ihracatta gösterdikleri başarılı performansla bunu toparlamaya çalıştıklarını dile getirdi. Şu anda hammaddeyi uygun fiyata bulma ve sürekli teslim alabilmeyle ilgili ciddi sıkıntılar yaşadığını aktaran Güleç, yüzde 2,5- 3 oranında vade farkı istendiğini söyledi. Mobilyanın kendi müşterisine uzun vadeli satış yapan bir sektör olduğunu hatırlatan Güleç, iç piyasanın oldukça durgun olduğunu, ancak tam mobilya alınması gereken bir döneme girildiğini kaydetti. Güleç, “Maalesef 2022’de bu fiyatlar bulunamayacak. Şu anki durumda bile zamlar 2022’de yüzde 50’yi bulur. Biz 2021’deki maliyet artışlarımızı bile henüz yansıtamadık” diye konuştu.

Altın olan hammadde ‘teneke’ olsun istemiyorlar

Plastik Sanayicileri Federasyonu (PLASFED) Başkanı Ömer Karadeniz, sadece plastikte değil, genel olarak tüm sektörlerde vadeli kontratların yerini peşin ödemeye bıraktığı eğilimini gözlemlediklerini aktardı. Sanayicinin zor dönemden geçtiğini vurgulayan Karadeniz, piyasanın stabiliteye, güvene ihtiyaç olduğunu söyledi. Hammaddenin bu dönemde kıymetli olduğunu kaydeden Karadeniz, üreticinin hammaddesini kullanmayıp elinde tutmasının böyle dönemlerde sık rastlanan bir durum olduğunu vurgulayarak, “Üreticinin, ‘Altın olan hammaddem teneke olacaksa ben bunu üretmem’ demesi çok normal. Yani 5 liraya aldığı hammaddeyi üretip, yüzde 10 karla 5,5 TL’ye 3 ay vadeli sattığında, daha çeklerinin ödemesini bile almadan hammaddesi 7 TL’ye çıkarsa, o zaman işte altın olan hammadde teneke olur. Bu durumda üretim duruyor, sanayi engelleniyor. Bütün kar, böyle dönemlerde aracılara gidiyor. Böyle zamanlarda insanlar o ülkede sanayiden kaçar. Bu dönemde birçok insan var ki fabrikasının yarısını kapatıyor, kalan kısımla inşaat yapmaya başlıyor. Ya da tamamını kapatıp inşaata giriyor. Bu bir ülke için çok kötü bir durum. Sanayiyi, üretimi el üstünde tutmalıyız. Bu ülkeyi kurtaracak olan sanayidir” ifadelerini kullandı.

Elektronikçileri çipten sonra kur vurdu

Türk Elektronik Sanayicileri Derneği (TESİD) Başkanı Yaman Tunaoğlu, kurun nereye gideceği ile ilgili belirsizliğin üreticilerde ‘sattığı ürünü yerine koyamama’ endişelerini artırdığını belirtti. Stokçuların bu dönemde üretenlerden daha fazla kazandığını belirten Tunaoğlu, “Çipte bu sorunu yaşıyoruz. Önceden 3 liraya aldığımız çipi 60 dolara aldığımız oldu. O üretimi yapana kadar çipi alıp satsanız daha fazla kazanıyorsunuz. Elektronikçileri bu dönemde esas yoran hala çip krizi. Bir de üzerine bu volatilite gelince işler daha da zor oldu. İhracat yapanlarda çok problem görünmese de yurt içine satış yapanlarda problem var. Vadeler peşine döndü. Eğer firma sizi tanımıyor ya da güvenmiyorsa peşin istiyor. Ama size güveniyorsa diyor ki TL ile olan vadeyi dolarla devam ettiriyoruz. Dolarla olan anlaşmaları vadeli yapabiliyoruz” diye konuştu.

“İç piyasa durma noktasına geliyor”

İstanbul Tüccarlar Kulübü Derneği Yönetim Kurulu Başkanı İlker Önel, iç piyasada tahsilatta da sorunlar başladığını belirtirken, dolarla alıp TL ile satanların içeride sene başından bu yana çok ciddi kur farkı yediğini vurguladı. Gıda sektöründe faaliyetleri bulunan Önel, “Kurdaki dalgalanma nedeniyle müşterinin istediği tonajı vermekten çekiniyoruz, hatta bu nedenle müşterimizle aramız bozuluyor. Ama aldığımız malı yani hammaddeyi yerine koyamıyoruz. Şu an bizim hammadde aldığımız yerde çoğu zaman paranız varsa da mal alamıyorsunuz, telefonlarımız açılmıyor. Peşin de verseniz satmıyor, çünkü 1 hafta sonra sattığında daha çok prim yapabileceğini biliyor” ifadelerini kullandı. Malını satmak yerine deposunda tutmak isteyenlerin de kendince haklı olduğunu söyleyen Önel, “Tarım ürünleri tarafından bakarsak neredeyse yılbaşından bu yana fiyatlar hep yukarı gitti” dedi. Hane halkının satın alma gücünün çok düşmesi ve satıcının malını satmak istememesi nedeniyle, yılsonu olmasına rağmen iç talepte ciddi düşüş olacağını öngören Önel, “Tekstil, temel gıda gibi ertelenecek ürünlerde talepte daralma olacak. Cirolarda düşüşler olacak, rakamlara da yansıyor zaten. Mesela bu ay toplam cirolarda düşüş var, sanayi üretim verileri 2-3 aydır aşağı yönlü gidiyor. Biz normalde bu dönemde mal yetiştiremezdik, ama durum bu yıl çok farklı. İç piyasa durma noktasına geliyor. Geçmiş yıllara göre bu son 2 ay yüzde 40-50 düşüş olacak” diye konuştu. Bu volatilitenin bir an önce durması gerektiğini vurgulayan Önel, 1994 ve 2001’deki gibi herkesin ‘beklenti enfl asyonu’ ile hareket ettiğini, piyasadaki fiyatlama mekanizmasının kontrolden çıktığını sözlerine ekledi.

ATO Başkanı Baran: Satış sözleşmelerine riayet edin

ATO Başkanı Baran, son dönemde maliyet artışlarını gerekçe gösteren bazı üretici firmaların imzalanmış sözleşmelere riayet etmediğini belirterek, “Verilmiş sözleri yerine getirmeyerek satış yapanlar, toptancıları ve dağıtıcıları zor durumda bırakıyor ve piyasa ekonomisinin işleyişini sekteye uğratıyor.” ifadelerini kullandı. Ankara Ticaret Odası (ATO) Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, üretici firmalara satış sözleşmelerine riayet etmeleri çağrısında bulundu. Tedarik zincirlerinin bozulması, hammadde temininde yaşanan sıkıntılar ve ham madde fiyatlarının yükselmesi nedeniyle tüm dünyada üretim maliyetlerinin yükseldiğini hatırlatan Baran, enerji fiyatlarındaki yükselme ve kurdaki dalgalanmaların da maliyet artışlarına sebep olduğunu bildirdi.

Üretim maliyetleri arttı

Baran, maliyet artışlarının fiyatlara yansıdığına ve bunun normal olduğuna işaret ederek, “Salgın süreciyle birlikte dünya tedarik zincirinde bozulmayla başlayan süreç enerji ve ham madde fiyatlarında yükselişe, bu yükseliş üretim maliyetlerinde artışa ve satış fiyatlarına yansıdı. Bunda sorun yok ancak son dönemde maliyet artışlarını gerekçe gösteren bazı üretici firmalar imzalanmış sözleşmelere riayet etmiyor. Verilmiş sözleri yerine getirmeyerek satış yapanlar, toptancıları ve dağıtıcıları zor durumda bırakıyor ve piyasa ekonomisinin işleyişini sekteye uğratıyor. Üreticiyle toptancı arasındaki alım satımlarda, maliyet artışları gerekçe gösterilerek sözleşme fiyatlarına sadık kalınmamaya, sözler tutulmamaya ve verilen siparişler yerine getirilmemeye başlandı.” değerlendirmesinde bulundu. Baran, toptancıların, ürünleri sipariş ettiği fiyattan alıp alamayacağı konusunda tedirginlik yaşadığını ve önünü görmekte zorlandığını vurguladı.

Raflarda fiyat değişim süresi bir haftaya indi

Salgın ile birlikte hammadde fiyatlarında yaşanan artışın yanı sıra, kurun rekor düzeye yükselmesi ve maliyetlerde hızlı yaşanan artış, gıdada tedarik zincirinin bozulmasına yol açtı. Restoranların yanı sıra yemek servis hizmeti veren şirketler ve marketler, nakit para vermelerine rağmen istedikleri zaman istedikleri miktarda ürün bulamamaya başladı. İstanbul Ticaret Odası (İTO) Restoran ve Yiyecek İçecek Hizmetleri Meslek Komitesi Üyesi Turan Kuytak, sıkıntının sebebinin toptancılar olabileceğini belirterek bu konuda rekabet kurumunu göreve davet ederken, market yöneticileri ise sorunun daha çok ithal girdilere bağlı ürünlerde hammadde sıkıntısı nedeniyle yaşandığını ve bunun da raf fiyatı değişim süresini bir aydan bir haftaya kadar indirdiğini anlattı. Konu, İTO’nun kasım ayı meclis toplantısında da gündeme geldi. İTO Restoran ve Yiyecek İçecek Hizmetleri Meslek Komitesi Üyesi Turan Kuytak, başta enerji olmak üzere hazır yemek sanayicisinin, temel girdilerin yükselmesi nedeniyle ciddi sıkıntı içinde olduğunu anlattı. 17 bin işletmeyi temsil eden Kuytak, “Toptancılardan aldığımız ürünlerde fiyatlar 5 kat arttı. Bunun yanı sıra sektörümüzün ihracata yönelmesi bizi gıda ürünü bulamama konusunda korkutuyor. Çünkü sektör iç piyasanın taleplerini bir yana bırakarak ihracata yöneldi. Bu durumun özellikle ürün bazında kontrol altına alınması lazım, yoksa yakın zamanda gıda ürünlerinin tedariki gitgide zorlaşacak. O yüzden bazı gıda ürünlerinin ihracatına gözetim getirilmeli” dedi.

Patates-soğan krizi yeniden başlayabilir

Bu konuda geçmiş yıllarda yaşanan patates ve soğan krizini örnek veren Kuytak, benzer bir durumun tekrarlanabileceği uyarısında bulundu. Patates ve soğan fiyatlarının yeniden yükselişe geçtiğini dile getiren Kuytak şöyle devam etti: “İki yıl önce patatesi kendi ülkemizden yurtdışına gönderdik. Sonra başka ülkelerden patates almak zorunda kaldık. İnsanlar 30-40 yıl önceki gibi kuyruğa girmek zorunda kaldı. Yine duyumlar alıyoruz. Patates soğan fiyatları artmaya başladı. Ürün de vermemeye başladılar. Biz şu an patatesi 3 TL’ye alıyoruz. Böyle giderse 2-3 ay sonra patates bulamayacağız” ifadelerini kullandı. Halihazırda en büyük sorunun ayçiçek yağında yaşandığını kaydeden Kuytak, kendi şirketinden örnek vererek, “Bir kamyon bin 450 teneke yağ alıyor. Biz eskiden günde bin teneke yağ alabiliyorduk. Şimdi bize 10 teneke 10 teneke mal veriyorlar. Peşin paraya mal bulamaz hale geldik. Daha önce 90-120 gün olan vadeler şimdi kredi kartı ya da hesaba havale şekline döndü.” Kuyat’a göre bu sorun toptancılardan kaynaklanıyor. “Eğer toptancıların bir oyunu ise Rekabet Kurumu’nun mutlaka devreye girmesi lazım” diyen Kuytak, şöyle konuştu: “Bu sorun mutlaka çözülmeli. Sektörden birçok arkadaşım nakit paraya rağmen neredeyse mal alamadıklarını söylüyor. Ürünlere sınırlama koydular. İstediğimiz kadar alamıyoruz. Gıdadaki sıkıntılarımız büyük. Yemek servisi veren sanayici ayakta kalmalı ki, çocuklar sağlıklı düzgün yemekler ulaşsın. Bu durum böyle devam ederse bir ay sonra ürün bulamayacağız. Sarf malzemelerinde de sıkıntı var. Karton bardağın kolisini geçen sene 135 TL’ye alıyorduk. Şu an fiyatı 400 TL’ye çıkmasına rağmen bulamayacak durumdayız. Rekabet Kurumu marketlerle ilgili olarak devreye girdi ve ceza kesti. Rekabet Kurumu’nu göreve davet ediyorum. Devreye girsin, toptancıları gezsin. Birileri fırsatçılık mı yapıyor bulunması lazım. Ben stok olduğunu düşünüyorum. Eğer bu işte toptancılar stokçuluk, fırsatçılık yapılıyorsa onlara da ceza kessin. Yağda daha çok var ama bakliyatta da başlıyor. Özellikle kırmızı mercimek, un ve bulgurda ciddi fiyatlar var. Makarnada da ciddi artışlar var. Taze donuk ürünlerde fiyatlar ikiye katladı. Fiyatların ikiye katlanması demek ürüne ulaşmakta zorlanıyoruz anlamına gelir.”

Toptancılar susmayı tercih etti

Kuytak’ın işaret ettiği toptancılar ise konuyla ilgili yorum yapmaktan kaçındı. Konuyla ilgili iletişime geçtiğimiz İstanbul’un gıda ihtiyacının yarıya yakınını karşılayan İstanbul Gıda Toptancı ve Tüccarları Derneği, herhangi bir değerlendirme yapmak istemedi. Market tarafı ise sıkıntının stokçuluk ile ilgili olmadığı görüşünde. Her ne kadar onlar da istedikleri tonajda ürün bulamamaktan dolayı sıkıntı yaşadıklarını belirtse de sıkıntının sebebinin özellikle ithal girdileri olan ürünlerde yaşanan hammadde sıkıntısı olduğunu söyledi. Türkiye’de 160 civarında markete sahip olan Özen Perakende Grup Başkanı Cemal Özen, “Sıkıntının iki sebebi var. Birincisi tedarik zincirinin bozulması, ikincisi de küresel ısınmaya bağlı olarak yaşanan rekolte düşüşleri. Bu tüm dünyada yaşanıyor. Bizim bu durumda ülke olarak, siyasi erk olarak bir araya gelerek bunu en iyi şekilde nasıl yönetebiliriz konusuna bakmamız lazım. Şu an bunun yerine operasyonlarımızı günlük yönetir durumuna geldik. Kar marjı derdimizi bir tarafa bırakıp alışverişçimize ürün bulma çabası ve gayreti içindeyiz. Bizim tarımsal yatırımlarımız var. Bu bizi biraz olsun koruyor. Ancak hammaddesi ithalata dayalı birçok üründe sıkıntı yaşıyoruz. Ambalajlı ürünlerde de ciddi sıkıntılar var. Üretimde ambalaj nedeniyle sıkıntı yaşandığı ve yeterince üretilemediği için bize tedarikte bulunan şirketler de ürün vermekte zorlanıyor. Salgın döneminde Türk perakendecisi eşi benzeri görülmemiş bir sınav verdi. Kimse yokluk yaşamadı. Şu an yokluk değil ama yeteri miktarda ürün almakta zorlanıyoruz. Vade, karlılık ikinci düşündüğümüz konu. Paraysa para, bağlantıysa bağlantı. Mesela biz şu anda iki firma ile bir iki ay sonra bize teslim edecekleri yağlar ile ilgili protokolleri yapıyoruz” dedi. Raf fiyatları değişimi konusunda ise Özen, yine ürün ve kategoriye göre değişmekle birlikte fiyatların anlık hatta günlük değiştiğini ancak kendilerinin bunu hemen rafl ara yansıtmadıklarını anlattı. Özen, “Biz elimizdeki stoku zarar etmemize rağmen daha uygun fiyata satıyoruz. Bizde yerine koyma maliyeti önemli bir konu. Yerine koymakta zorlanıyoruz” diye konuştu.

“İstediğimiz zaman istediğimiz miktarda ürün bulamıyoruz”

70 civarında market ile hizmet veren Altunbilekler Gıda’nın Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Altunbilek ise, ürün tedarikinde sıkıntı yaşadıklarını dile getiren başka bir isim. “Miktar ile ilgili zorluk yaşıyoruz. İstediğimiz zaman istediğimiz miktarda ürün alamıyoruz” diyen Altunbilek, şunları anlattı: “Kurun geldiği seviye de malum. Bu da bizi tedirgin ediyor. Çekingen davranıyoruz. Fiyatlar çok arttı. Bir de dövizin etkisi var. Dışarı bağlı ürünlerde zorlanıyoruz. Toz deterjan grubunda da benzer sıkıntılar var. Süt firmaları, süt ile ilgili değil ama ambalaj ile ilgili sorun yaşıyor. Bu da bizim tedarikimizi etkiliyor. Ürün aldığımız şirketlere sorunun sebebini sorduğumuzda ‘hammadde ile ilgili sıkıntı var, ürün yok’ diyorlar biz de ikna oluyoruz” dedi. Mustafa Altunbilek de fiyatları hemen rafa yansıtmadıklarını ancak rafl ardaki fiyat değişim sürecinin tedarike bağlı olarak kısaldığını belirterek, “Artan fiyatları hemen rafl arımıza yansıtmıyoruz. Eski ürün varsa eski fiyatla satıyoruz. Yeni ürün aldığımızda kar marjımızı koyup etiketi düzenliyoruz. Bizi en çok rahatsız eden yağ grubu. Fiyat geçişleri çok hızlı oluyor. Ürüne göre değişmekle birlikte artık fiyatlar haftalık değişir duruma geldi. Eskiden en sık ayda bir kez değişirdi” dedi.

Migros: Mal bulmakta zorlanıyoruz

Migros CEO’su Özgür Tort, “Yaşadığımız tedarik zinciri konularında ağırlıklı olarak mal bulmakta zorlanıyoruz. Bir tarafta vatandaşa 45 dakikada ürün götürme taahhüdü verirken diğer tarafta son günlerde temel mallarda dahi tedarikte sorun yaşanıyor. Bu, nereye götüreceği tartışılır ama kesin olan bir şey var ki o da yerelleşmeye götürecek. Üretimler yerelleşecek. Sadece gıda değil, gıda dışında da böyle olacak. Bu kadar yaşanmışlıktan bir şey öğrenildiyse bu koca devasa nakliye sistemlerine eskisi kadar güvenmeyeceğiz. Bir daha aynı attan düşmeyiz diye düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

TMO tedarik güvencesi vermeli

Üretim bölgelerinde fiyat artacak beklentisi oluştuğunu vurgulayan Reis Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Reis, piyasada bir belirsizlik algısının oluşturulmak istendiğini belirtti. Kuru gıda ürünlerinde toptan fiyatlarda kilo başına yüzde 10 civarında artış yaşandığını söyleyen Reis, “TMO’nun arz sıkıntısı olan ürünlerin tedarikinde daha hızlı hareket etmesi piyasayı rahatlatacaktır. Gelecek yıl ekim alanları ve dekar başına alınan verimin artırılması için ilgili kurumlar daha fazla destekleyecek ve motive edecek açıklamalarda bulunarak çiftçiyi üretime teşvik etmeli” dedi.