13 °C

Çin’deki yapı bizde de olmalı

Ankara Temsilcimiz Ferit Parlak'ın moderatörlüğünde düzenlenen Yuvarlak Masa toplantısında sektör temsilcileri devletin özellikle Çin’de olduğu gibi lojistik maliyetlerini düşürecek adımlar atması gerektiğini bildirdiler... Yeşim Ardıç'ın haberi...

Çin’deki yapı bizde de olmalı

Yeşim ARDIÇ

DÜNYA gazetesinin Ankara’da düzenlediği Yuvarlak Masa toplantısını katılan Ankara Sanayi Odası Motorlu Kara Taşıtları, Tarım Aletleri ve Yedek Parça Sanayi ile Sanayi ve İnşaat Makinaları Sanayi komiteleri temsilcileri devletin özellikle Çin’de olduğu gibi lojistik maliyetlerini düşürecek adımlar atması gerektiğini bildirdiler. Kalitede Avrupa, fiyatta Çin ile yarışabilen Türk sanayicisinin daha çok desteklenmesi gerektiğinin altını çizen katılımcılar, İŞKUR’un teklif ettiği işte çalışmayan kişilere işsizlik maaşı ödenmemesi önerisini getirdiler.

● ADEKS LOJİSTİK ŞİRKET MÜDÜRÜ İSMET BEYAZKILIÇ:
Lojistikte 5 milyar dolarlık yakıt tasarrufu sağlayacak proje hazırladık

İhracatın hızlanması için yurt içindeki taşımalara daha çok destek verilmelidir. Dünyada bunun çok güzel örnekleri var. Örneğin Çin, birebir destek veriyor. Ülkemiz taşımacılığında ağırlık karayolunda. Ancak demir ve denizyollarının da geliştirilmesi lazım ve bu konuda devlete büyük işler düşüyor. Bunlarla ilgili biz de elimizden geldiğince çaba harcıyor ve projeler geliştiriyoruz. Gayrisafi hasılanın yüzde 10’unu oluşturan lojistik sektörü geliştirilerek sadece içerden değil, dünya pazarından da pay almalıdır.

Bugün Türkiye’de hafif ve ağır ticari olarak tanımlayabileceğimiz 1 milyon araç var. Bugün geleneksel yöntemlerle araçlar telefonla aranarak ihtiyaç duyuldukları illerden çağrılarak taşımacılık yapıyorlar. Bu durumda da yüzlerce kilometre boş giderek görev yerlerine ulaşıyorlar. Biz dijital dönüşüm kapsamında tüm araçları; yük durumları ve bulundukları yerleri takip ederek, yük optimizasyonunun sağlanmasını öngören bir çalışma yapıyoruz. Böylece hem araçlar boş hareket etmeyecek, hem de sanayiciler lojistik maliyetlerini düşürebilecekler.

Bu dijital dönüşümün boş seyri yüzde 35 azaltmasını öngörüyoruz. Proje hayata geçirildiğinde yıllık bazda 4-5 milyar dolarlık yakıt tasarrufu oluşacağı hesaplanıyor. Aynı zamanda trafi kte riskler azalacağı gibi, yol aşınmaları ve karbon salınımı da azalacaktır. En önemlisi sanayicimiz dijital ortamda kolay erişim ve fiyat avantajıyla buluşacak, ihracat yapan sanayicimiz de navlunda dünya ile daha rahat rekabet edebilecektir. Bunun yanı sıra sektörümüz bir türlü bürokrasiyi aşamamaktan rahatsız. Bir bürokrat tam sektöre alışıyor, sorunlara hakim oluyor derken birden görevden alınıyor. Yerine gelen bürokratın alışması da yeniden zaman kaybına yol açıyor.

Türkiye’de mazot fiyatlarına da destek verilmelidir. Bugün Çin ile dünya genelinde yarışıyoruz. Ancak maliyetlerimiz çok yüksek. Gemi ve trenle yaptığınız taşımaları bir de gittikleri yerden alıcıya karayoluyla ulaştırmak gerekiyor. Burada kamyoncuların tüm işlemleri kayıt altına alınacağı için vergi kaybının da önüne geçilecek. Sistem halen Hindistan’da yüzde 100 başarı ile uygulanıyor. İlk etapta kamyoncu ve tırcılar sisteme girmek istemeyecektir. Ancak bunun uygulanması Türkiye’ye çok şey kazandıracaktır. Bir de işsizlik sigortası sistemi çok istismar ediliyor. İnsanlar 10 ay boş duruyor, çalışmıyor. Bunun yerine işsizlik maaşı alanlara, niteliklerine göre haftada iki gün kamu hizmeti zorunluluğu getirilebilir. Eğer böyle bir sistem uygulanırsa, eminim ki işten çıkışlar da azalır.

● HİDROAN ANKARA LTD.ŞTİ. MÜDÜRÜ LEVENT ÇAMUR:
KDV’de ihracat kaynaklı mahsup işlemleri çözülmeli

Bizim sıkıntılarımız ihracat kaynaklı mahsup işlemleridir. Personel yetersizliğinden dolayı bu süre çok uzun olduğu için mağdur oluyoruz. Bu da bize ciddi finans yükü oluşturuyor. Bu da ekonomiye hızlı bir şekilde kazandırılması gerekiyor. Çok basit bir işlemi aylarca, yıllarca uğraşıyoruz.

Yatırım yapacak firmalara arsa tahsisi yapılması lazım. Bedelsiz veya uzun vadeli arsa tahsisi yapılarak , TOKİ modeliyle fabrika yapılabilir. Yerli üretimi artırmak istiyorsak böyle bir model uygulanmalıdır. Ürün geliştirmek için kaynak ayrılabilir. Umudumuz bu tür teşvik edici uygulamaların bir an önce uygulamaya alınmasıdır.

● GÖKER İŞ MAKİNELERİ YÖNETİM KURULU BAŞKANI IŞIL ERSÜ:
Mevcut avans oranları çok düşük kalıyor

İhracatçıya çok sağlıklı destek verildiğini düşünmüyorum. Eximbank teminat mektubu karşılığında kaynak veriyor. Yüzde 2 komisyon veriyorsunuz. Bunun da maliyeti geliyor. Üstelik Eximbank en fazla 240 gün vade veriyor, döviz bazında borçlanıyorsunuz. Bankalar özellikle yurt dışı projelerde insiyatif alarak bizleri bilgilendirmelidir. İş yapacağımız firmaların bilgilerine, bankalar bize göre çok daha kolay ulaşabileceklerdir. Yurt dışındaki bankaların şubelerine projenin mantıklı olup olmadığı ile ilgili detaylı bilgi alış verişinde bulunulabilecek yetkiler verilmeli; ihracatçı olarak bizlerin desteklenmesi sağlanmalıdır. Herkes topu taca atıyor, kimse sorumluluk almak istemiyor. Bu da projelerin yürümemesine sebep oluyor, kapılar kapanıyor. Avans için bile bloke istiyorlar. O zaman avans gelmiyor, üretim aksıyor, müşteriye karşı verilen termin sözü gecikmeleri, güven ve kimi zaman iş kaybına yol açıyor. Ülkeler risk gruplarına göre ayrılarak, her bir gruba özel çalışma yapılabilir.

● E-BERK MAKİNE A.Ş GENEL MÜDÜRÜ HARUN OTACI:
İhracat yapıyoruz ama içeriye satışta tıkanıyoruz

İhracat önemli bir gelir kaynağımız ve tünel açma makinesi ihracatı da gerçekleştirdik, ancak iç piyasaya satışta sorun yaşıyoruz. Avrupa ile kalitede, Çin ile fiyatta rekabet ediyoruz. Ancak satış noktasında tıkanıyoruz. Çin’de üretici firmalara çeşitli finansal destekler sağlanıyor, Türkiye’de sadece leasing ile satış yapabiliyoruz. Yerli üreticilerin sadece istihdam yoluyla değil, finansal yolla da desteklenmesi gerektiğini ve yasal olarak da korunması gerektiğini düşünüyorum. Yerli malı belgemiz var, ihracat yapıyoruz, Türkiye içine satıyoruz. Ancak İthalat Genel Müdürlüğü yerli malı belgesi ile anti damping uygulamak için doğrudan hareket etmek yerine biz üreticilerin bürokratik işlemlerle uğraşmasını bekliyorlar. İşten çıkarılan çalışanlar işsizlik maaşı alıyor. Bu fona biz işverenler de para yatırıyoruz. İşten çıkan personele 10 ay maaş ödemek yerine İŞKUR 1 aylık ihbar tazminatını, 1 ay da maaş ödeyip, “İki ay içinde de 3 tane işyerine göndereceğim, burada başlamazsan sana başka ödeme yapmayacağım” diyebilir.

● MASS MAKİNA A.Ş. GENEL MÜDÜRÜ MUSTAFA AKKIZ:
İş davalarında her iki tarafa da eşit davranılmalı

Eximbank imkanlarından yeteri kadar faydalanamamak. Örneğin; Eximbank, firmamız için bir limit tahsis ediyor. Tahsis ettiği bu limitle kullanılabilecek kredilerin faizi herhangi bir bankadan kullanılabilecek kredi faizinin çok altında olmasına rağmen, biz bu paraya ulaşamıyoruz. Çünkü Eximbank, ihracatçıya direkt güvenmek yerine araya bankaların teminat mektuplarını koydurarak sürecin zorlaşmasına sebep oluyor. Bu konuda Eximbank’tan ihracatçıya destek olmasını ve aradaki bankaları çıkararak bu süreçleri direkt ihracatçı ile ilerletmesini bekliyoruz ki biz be bizim gibi firmalar da artık finansal konulara odaklanmak yerine daha fazla ihracat yapmaya odaklanabilsin.

Biz ihracat alacaklarımızı sigorta ettiriyoruz. Ancak bazı sorunlu alacaklarımızın tahsilinde Eximbank’tan yeteri kadar destek görmediğimizi tecrübe ettik. Örneğin; bir Alman firması ile tamamladığımız bir projenin, iş başında Eximbank Sigorta tarafından yüzde 100 sigorta teminatı altına alınmasına ve akabinde firmamızca hatasız, eksiksiz ve zamanında iş teslimi yapılmış (ve evraklar ile belgelendirilmiş) olmasına rağmen Eximbank Sigorta taahhüt ettiği şekilde arkamızda durmamıştır.

Biz bu sebeple, firmadan hak edilen alacağımızın ciddi bir kısmının üzerini çizmek zorunda kaldık. Ne yazık ki Eximbank Sigorta, haklı olmamıza rağmen, bizi desteklemek yerine, bizleri firma ile anlaşmamız konusunda yönlendirdi. Bu yönlendirme sonucu, firma olarak uzlaşma yolunu seçmek zorunda kaldık çünkü o günler piyasalardaki daralmanın en yoğun yaşandığı dönemlere denk geldi. Eximbank Sigorta’dan beklentimiz, sorguladığımız yabancı firmaların kredibilitesi hakkında bizlere olabildiğince net ve hızlı bilgiler vermesi, olumlu olumsuz yaşanan süreçlerde de sonuna kadar ihracatçıya destek olmasıdır.

● PROFİMAK A.Ş YÖNETİM KURULU BAŞKANI BURHAN FIRAT:
İhalelerde ucuz teklif en iyi teklif değildir

Profimak olarak araç üstü elektrikli sistemler, teknolojiler yapıyoruz. Devlet sürekli ileri teknoloji üretilmesini istiyor ama Çevre Bakanlığı’na gittiğinizde, Türkiye’de tek yapıyorsanız alamayız diyorlar. Yüksek teknolojili ürünü herkesin yapması mümkün değil, herkes yapıyorsa zaten özel ürün olmaktan çıkıyor. Bu konularda problem yaşıyoruz.

Önce, Kamu İhale Kurumu en ucuz teklifin kabul edilmesiyle ilgili mevzuatın çıkarılması lazım. Hiçbir zaman çok ucuz ürün kaliteli olmaz, dolayasıyla kaliteli ürününün uygun fiyata alınacağı ibaresi olmalı veya ihaleye girecek firmaların; A, B, C gibi sınıflandırılması lazım. ileri teknoloji üreten, 500 kişi çalıştıran bir firma ile 10 kişi çalıştıran firmalar aynı ihaleye davet edilip aynı şartlarda yarıştırılıyor. Yatırım yapmış firmanın yarışması mümkün değil. Bura da kategori olması lazım. Sektörle ilgili mevzuat çıkmadan, sivil toplum örgütlerinden görüş alınması lazım ki biz de sorunla karşılaşmamak için üyelerimize soralım. Bir kere çıktıktan sonra değişim daha zor.

● KARBA OTOMOTİV GENEL MÜDÜRÜ MUSA ERTUNÇ:
KDV kaynaklı paramız bağlı kalıyor

Biz sektör olarak, yatırım ve üretim aşamasında büyük finansman gerektiren işler yapıyoruz. Finansman konusunda mevcut sıkıntılarımızın yanında ,mevcut kanunlar dahilinde ekstra yükler yükleniyoruz. Bir makine imalatı minimum 4 ay sürüyor. Malzemeyi alıyoruz, yüzde 18 KDV ödeyip 4 ay finanse ediyoruz. İhracat yaptıktan sonra mahsup dilekçemiz veriyoruz. En iyi şartlarda 2 ayda paranızı mahsup olarak alabiliyoruz. İhracat miktarı arttıkça problem de büyüyor. Devreden KDV den kaynaklı olarak paramız bağlı kalıyor. Biz dünya pazarına mal satabilmek için çok düşük marjlı çalışmak zorundayız. İşletme sermayemizi efektif bir şekilde kullanamıyoruz. Bu süreçte bankalara faiz ödemek zorunda kalıyoruz.

İhracat rakamlarımız arttıkça vergi dairelerine de düşüen iş yükü artmıştır.İhtisas vergi dairelerinin açılması bizleri rahatlatmıştır.Fakat iş yükünün artmasına karşılık yeterli personel olmaması işlemlerin uzamasına sebeb olmaktadır.Bu konuda iyileştirmeler yapılması bizleri rahatlatacaktır.

● DUYGU MAKİNE OTOMOTİV ŞİRKET MÜDÜRÜ BİROL DUYGU:
Bankalar kredi verirken sadece ciroyu dikkate almamalı

İthal ettiğimiz, işlemede kullandığımız makinelerle ilgili ciddi servis ve yedek parça problemimiz var. En büyük sorun, ithalatçı firmaların elinde yedek parçası olmaması. En ufak arızada menşei ülkeye mahkum oluyoruz. Bir ayı bulan iş kayıpları ve makinenin durmasından kaynaklı olarak hem biz hem de fason üretim yaptığımız firmalar işgücü kaybı yaşıyor. İthalata izin veren ilgili bakanlıkların düzenleme yaparak yedek parça bulundurma zorunluluğu getirmesi gerekir, ayrıca sanayi ürünlerinde bildiğim kadarı ile 10 yıl yedek parça verme garantisi yok bu da aldığınız makinenin garantisi bittiğinde satıcı ile servis sorunlarını beraberinde getiriyor.

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap