16 °C

Doların yönü artı-eksi 1 lira

Ekonomist Ali Ağaoğlu ve ekonomi gazetecisi Hakan Güldağ, bu haftaki Şans Sohbetleri’nde, kurdaki hareketi ve reel sektöre yansımalarını değerlendirdi.

Doların yönü artı-eksi 1 lira

Ekonomist Ali Ağaoğlu ve gazeteci Hakan Güldağ, bu haftaki buluşmada özellikle yükselen kur üzerinde durdular. Hakan Güldağ’ın “Kurlardaki son hareketle birlikte sabahtan beri birçok kişi ‘dolar ne olacak” diya soruyor sözleriyle başlayan sohbet şöyle devam etti:

Güldağ: Gündemde birçok konu var ama en akut, en alevli konu döviz meselesi. Kur iyice hareketlendi. Her düzeyde rakam duydum.Mutlaka bir çoğu afaki ama doğru ya da yanlış bir algı var ve hiç şüphesiz bu bir bakış meselesi. Bir yanda Merkez Bankası’nın hızla azalan net döviz rezervi var. Yapılan hesaplamalar, yaklaşık bir yıl içerisinde 66-67 milyar dolardan fazla bir rezerv kaybını ortaya koyuyor. Nisan, mayıs ve haziranda 30 milyar dolar civarında dış borç ödemesi var. İhracat ve turizm gelirlerimizin azaldığı noktada, endişeler artıyor.

Öbür yanda, eh baktığınız zaman bir tek Türk Lirası değer kaybetmiyor ki... Brezilya, Meksika, Güney Afrika... Bir çok gelişmekte olan ülkenin para birimi değer kaybediyor dolar karşısında. Keza Euro da öyle... Ayrıca, Türkiye'nin dolara olan ihtiyacı da azalıyor. İhracat azalıyor ama ithalat da öyle... Dış borçların önemli kısmı kamunun değil özel sektörün borcu. Muhtemelen bir bölümünün en azından dışarıda, içeride bir karşılığı vardır yedekte. Borçlanma imkanları da tükenmiş değil.

Ağaoğlu: Kur meselesiyle ilgili uzun zamandır söylediğim bir şey var; ‘Döviz bir yatırım aracı değildir, döviz bir korunma amacıdır.’ Ekonomideki tek geçer akçe de güvendir. Güveni tesis ederseniz piyasa işler. Tek başına terbiye edici yöntemlerle kur ve benzeri konuları kontrol altına alamazsınız… Ben kestirmeden söyleyeyim. Kur kısa süre içinde bir lira yükseldi. Swap konusunda bir takım beklentiler var. Sayın Bakan da görüşmelerin sürdüğünü söyledi. Eğer hızla çözülürse mesele ve tabii piyasada güveni de kalıcı olarak tesis edersek bir lira aşağıyada da gelebilir.

Güldağ: Bir lira aşağıya da gelebilir, eğer işler istenildiği gibi gitmezse, yeniden bir lira yukarı da gidebilir...

Ağaoğlu: Şöyle bağlayalım istersen, ne yaptığımıza bağlı olarak doların yönü artı- eksi bir lira...

Güldağ: İyi formüle ettin bence... Yeni korona kur olmasın, ben onu düşünüyorum. Reel sektör bu hızlı hareketten rahatsız. Çünkü karar almakta zorlanıyor. dolayısıyla iş yapmakta da zorlanıyor. Şimdi zaman zaman dile getiriliyor: Reel sektör de kendini hedge etsin, bu kadar şikayet etmez o zaman diye... İyi de nasıl etsin. Yılbaşında dolar kuru 5.90'daydı. Hadi çok vizyon sahibisin 6.90'a kendini hedge ettin. E, şimdi ne olacak? 7.20'lere geldi kur. Sözleşmen varsa diyelim ki ortalama 6.50'den, 6.90'a kadar bir bakıma rahattın. Şimdi hem para kazanamayacaksın, hem de cebinden para vereceksin. Karşı tarafa artışı kabul ettirmen zor. Peki, o kadar maliyeti sineye mi çekeceksin? Onu da yapamazsın. İster istemez yüzünü eğip isteyeceksin farkı... O zaman da huzur bozulacak iş dünyasında. Şirketler birbiri ile mücadeleye girecek. Sen haklısın, ben haklıyım, diye... İş yapmak iyice zorlaşacak. İşte bahsettiğimiz güven meselesi, kur meselesi bunun için önemli. Böyle somut etkileri ve sonuçları var. Swap, sadece finans sektörünün meselesi değil. Konuştuğum bir reel sektör temsilcisi, Bakan Albayrak'ın yabancı yatırımcılarla olan toplantısını kastederek, "Biz bir swap müjdesi bekliyorduk" dedi.

Ağaoğlu: Bakanımızın konuşmasını ben de dinledim. Birkaç önemli konu vardı. Biri swap meselesi... ‘Kur, cari açık, enflasyonun kontrol etme meselesi vardı. Rezervimiz yeterli, enflasyon baskısı azalacak hatta cari fazla verebiliriz ya da küçük bir cari açık verebiliriz’ dedi. Tabii, harıl harıl çalışan bir ekonomiden bahsediyorsanız bunların üçünü aynı anda kontrol etmeniz mümkün değil.

Güldağ: Ya 'ağır çekim' ekonomide...

Ağaoğlu: O zaman evet bu üçünü kontrol edersiniz. Çünkü bir taraftan bir tarafa fazla akışkanlık olmamıştır, dengede tutarsınız. Yoksa mümkün değil. Teoride buna imkansız üçleme deniyor. Bu üçünden ikisini ancak tutabilirsiniz. Faizle kuru kontrol edersiniz, cari açığı bırakırsınız, cari açıkla kuru kontrol edersiniz, faizi bırakırsınız. Cari açıkla faizi kontrol edersiniz, kuru bırakırsınız.

Güldağ: Ya dış ticarette sürekli fazla veren cari işlemler kaleminde de sürekli fazla veren bir ülke, kuru da, enflasyonu da, cari işlemleri de kontrol edemez mi?

Ağaoğlu: Bunun tek bir örneği var. O da Almanya… Faiz, kuru kontrol ediyor, cari fazlası var. Almanya ne pahasına yapıyor bu işi, diğer Avrupa ülkelerinin zararı pahasına yapıyor. Almanya için çalışıyor ama İtalya için çalışmıyor, AB için çalışmıyor. O yüzden bu kolay iş değil.

Güldağ: Peki şöyle sorayım: Şu anda ekonominin gidişatını sürdürülebilir buluyor musun?

Ağaoğlu: Yönetilebilir buluyorum.

Güldağ: Katılırım. Kurdaki gidişi tersine çevirmek mümkün. Fakat vidayı sürekli sıkarak değil. Esas olan oluşan olumsuz algının doğru olmadığını göstermek. O yönde somut adım atmak.

Türkiye, dünya tedarik zincirinde avantajlı

Güldağ: Mutlaka Amerikan seçimlerinin de etkisi var ama Trump’ın Çin’e yüklenmesine bakınca korona öncesinden daha sert bir ticaret savaşı gündeme gelebilir diye düşünüyorum. Ayrıca, Çin'e alternatif üretim arayışları olacak gibi görünüyor. Çin'in kendisi de bir takım yaptırımlardan kurtarmak için ülke dışında üretime yönelebilir. Dünyadaki büyük değer zincirlerinin işleyişindeki değişimden Türkiye'ye bir fırsat çıkabilir mi?

Ağaoğlu: Ben çıkacağına inanıyorum. Birincisi tüm dünya üretimi Çin’e yıkmış durumdaydı. Fakat gördüler ki tek bir tedarikçi, ucuz olsa bile arz güvenliği nedeniyle çok avantajlı olmayabiliyor veya başına iş açabiliyor. Şimdi Türkiye bu konuda avantajlı. Ama bahsettiğin değer zincirleri ile iyi ilişkiler şart. Temel meselelerde bir ortak mutabakata varılması lazım. Göç meselesi dahil. Arz güvenliği ile ilgili sıkıntı yaratmayacağımızı göstermemiz lazım.

Güldağ: Dünyada Almanya, ABD, Çin merkezli olmak üzere üç büyük değer zinciri var. Türkiye daha çok Alman değer zincirine bağlı hareket ediyor. Endonezya, esas olarak Çin değer zincirine bağlı... Ama şimdi ortaya çıkacak fırsatları değerlendirmek için hazırlık yapıyor. Kanunlarını, düzenini buna uygun hale getiriyor... Türkiye de yeni döneme hazırlık yapmalı derim.

Ağaoğlu: Evet ama buradan Çin’e mal göndermek derseniz çok gerçekçi gelmiyor bana...

Güldağ: Daha çok, Çin’e ‘gel burada üret’ demenin zemini olur mu?

Ağaoğlu: Bu Çin için de büyük bir fırsat. AB ile Gümrük Birliği anlaşmamız var. Ama bunu kavga ederek yapmak bize fayda sağlamıyor. Ülkemizi çekim merkezi haline getirme meselesi bu.

Euro biraz daha zayıflayabilir

Güldağ:
Sadece TL'ye değil, dolar-euro paritesine de bakalım. Alman Yüksek Mahkemesi’nin Avrupa Merkez Bankası’na çıkışı da tedirginlik yarattı. Euro'yu aşağıya çekti bir ölçüde. Bu iİlginç çıkış tesadüfmüş gibi de gelmedi bana... Kısa, orta ve Euro üzerindeki etkileri nasıl olur?

Ağaoğlu: Bu başvuru akademisyenlerden gelmiş ilginç şekilde. İyi haber şu, COVID salgınına karşı yapılan parasal genişlemeye değil, ondan önceki kamusal satın almalara ilişkin bir itiraz. Piyasanın Alman mahkemesinin böyle bir karar vermesi yönünde beklentisi yoktu. Sürpriz oldu. Dolar-Euro paritesi 1.10’ların altında, 1.08’lerin altına inip inmemeyi düşündüğü anlardayız. Daha kritik konu şu, koronavirüs sonrasında AB ne olacak? Çünkü çatırdayacak gibi görünüyor. Şimdi başka bir sorun daha çıktı. AB’yi birlik yapan ne var diye baktığınızda serbest dolaşımı getiren Shengen anlaşması askıya alındı. Mali birlik, ortak ordu ya da anayasa yok. Son tutkal vazifesi gören Euro için bu mahkeme kararı önemli bir ayrıştırıcı karar. Bundan sonra Euro’nun dolara karşı olan zafiyeti ile ilgili çok sık tartışmalar olacak diye düşünüyorum. Euro’nun yukarı potansiyeli son derece sınırlı, aşağı potansiyeli son derece fazla. Euro’nun biraz daha zayıflayacağı günler yakında gibi görünüyor.

Brent petrol yeniden 25 dolara inebilir

Ağaoğlu:
Brent petrol fiyatı yakın vadelerde 31 dolara kadar geldi. Batı Teksas da 26.5-27 dolarlara kadar geldi. Fark 2.5- 3 dolara indi. İyi haber.

Güldağ: İyi de neden oldu? Birdenbire tüketim mi arttı yoksa kısıntı mı?

Ağaoğlu: Bir, OPEC ile anlaşma sağlanamazsa Suudi Arabistan üretimde indirim yapacağım dedi. Amerika’daki petrol stokları beklentilerden daha iyi geldi.

Güldağ: Peki sürdürülebilir maliyete, varil başına 35 dolara Brent'te ne zaman geliriz?

Ağaoğlu: Önce sokağa çıkmamız lazım. Uçuşların başlaması lazım. OPEC+ ve ABD’nin belli bir arz kısıtlamasına gitmesi lazım. Ama gördüğüm kadarıyla ABD bir arz kısıntısına gitmeyecek. Rusya ile Suudi Arabistan arasındaki fiyat savaşı devam edecek. Bu savaş petrolün biraz daha aşağı düşmesini sağlayacak. Brent petrolün tekrar 23-25 dolar arasına gelmesini bekliyorum. O geldiğinde bazı ABD’li petrol şirketleri iflas edebilir. Henüz daha her şey normale döndü demek için erken. Ne yaparsan yap şu anda dünya üzerindeki petrol stoklarına… 1 milyon varil kapasiteli ve üzerindeki gemilerin tamamı dolu… Bu gemilerin günlük maliyeti 20-35 bin dolardı.

Güldağ: 200 bin dolara çıktı.

Ağaoğlu: Evet 7 katına çıktı. Şimdi bu normal bir durum mu? Başka depolama kapasitesi olmadığı için gemiler bu işten para kazanıyorlar. Petrol şu anda aşırı arz fazlası olan bir emtia, önce onun düzelmesi lazım…

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap