24 °C

Ege’nin en büyüğü yine Tüpraş oldu

Ege Bölgesi Sanayi Odası, bölgenin en büyük sanayi kuruluşlarını açıkladı. Tüpraş’ın her yıl olduğu gibi birinciliğini sürdürdüğü listede, ikinciliği Petkim, üçüncülüğü Philsa aldı.

Ege’nin en büyüğü yine Tüpraş oldu

Nihat DELİBAŞI/İZMİR

Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO), “üretimden satışlar” kriterine göre bölgenin 100 büyük firmasını açıkladı. Ege’nin en büyüğü geçtiğimiz yıllardaki gibi Tüpraş olurken, onu Petkim ve Philsa takip etti. BMC ve İDÇ ilk 5’te yer alan sanayi kuruluşları olurken; JTI, Abalıoğlu Yem, Pınar Süt, Abalıoğlu Yağ ve Kocaer Haddecilik ilk 10’daki diğer firmaları oluşturdu.

COVID -19 pandemisi nedeniyle sosyal mesafe kurallarına uygun bir şekilde EBSO Meclis Salonu’nda düzenlenen basın toplantısında konuşan EBSO Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar, 2019’un sıkıntılı bir yıl olduğunu belirterek, 100 büyük listesine de bu durumun yansıdığını dile getirdi. Demir- çelikten çimentoya inşaat sektörüne endeksli sektörlerdeki düşüşe dikkat çeken Yorgancılar, gıda sektöründeki firmaların listedeki konumunu güçlendirdiğini söyledi.

“Üreten bir sanayi haline gelmemiz gerekiyor”

Yaşanan sorunların, pandemi süreci dolayısıyla 2020 verilerine daha net yansıyacağını vurgulayan Yorgancılar, “Bundan sonra Türkiye sanayisinin üreten bir sanayi haline gelmesi gerekiyor. Koca koca kuleler boş. Şehir içinde kalan fabrikalar taşınırken, kent içindeki alanların ticari rantı dikkate alınarak inşaatlar yapıldı. Bir- iki derken ihtiyaçtan fazlası yapıldı. O nedenle üretim şart. Üretim yoksa kalkınmak hayal” diye konuştu. 2010’da yüzde 10.1 dolayındaki işsizlik oranının 2019’da yüzde 13.8’e çıktığını ifade eden Yorgancılar, “Yani istihdamda yaklaşık yüzde 40 civarında bir düşüş yaşanmış. Bizim büyüme ve üretim şeklimiz maalesef istihdam yaratmıyor. İstihdam yaratmayan bir büyüme modeli ile yola devam etmemiz mümkün değil. Türkiye’nin her yıl yüzde 5 ve üzeri büyümesi lazım ki işsizlik sorununu çözelim” dedi.

“Büyümede karamsar değilim”

Yorgancılar, pandeminin neden olduğu sıkıntılara rağmen 2020’de artı büyüme öngördüğünü belirterek, “2020’yi eksi büyüme ile bitirmeyiz. IMF, DB’nin yüzde 0.5, yüzde 1 gibi büyüme değerlendirmeleri var. Tahminim, bunların biraz daha yukarısında büyüme oranı gerçekleşecek. Bugünkü süreçte bu son derece başarılı. Çarklar dönmeye başladıktan sonra üretim kapasitesi, sinerjisi yüksek olan bir ülkeyiz. Tek sıkıntı ihracat yönündeki taleplerin henüz istenen seviyede olmaması. Ancak onların da açılacağını tahmin ediyorum” diye konuştu.

“Gelecek tarım ve ihracatta”

Pandemi sürecinde yatırım ve üretim kartlarının baştan karıldığını söyleyen Yorgancılar, küresel ticaretin yavaşladığını, Türkiye’de yatırımların bir önceki yıla göre yüzde 12.4 oranında gerilediğini belirtti. Yorgancılar, “Toplam borçların özkaynaklar büyüklüğünün 3 katına ulaşması, bugün tüm dünyanın sorunu olan borçlanma riskini, firmalarımızın da nasıl taşıdığını çarpıcı biçimde gösteriyor. EBSO 100 Büyük Firma’da oran yüzde 299,8 oldu. Geçen sene İSO 500’de yüzde 203’tü. Yavaş büyüme, artan kur ve maliyetler ile azalan karlılık, artışı tetikliyor. İhracatçılar ise kur artışlarından kaynaklı avantaj nedeniyle bu krizden en az hasarla çıktı” diye konuştu.

Üretim ve ihracatın Türkiye’nin geleceği olduğunu açıklayan Yorgancılar, “2019 yılında, küresel ve ulusal makro koşullar nedeniyle reel sektör, oldukça zorlandı. Bu da 100 büyük sanayi kuruluşunun durumuna yansıdı. 100 firmadan 83’ü kâr beyan ederken 17 firma zarar ettiğini açıkladı. kimya ve kimyasal ürünler, gıda ile demir çelik sektörlerinin üretimden satışa oranlarının toplamı ise yüzde 78’lik bir payı oluşturuyor” ifadelerini kullandı. Firmaların brüt kâr oranlarında yüzde 27 oranında düşüş olduğunu Ar-Ge yatırımlarının ise hâlâ binde 35 civarında gerçekleşmesini üzüntü ile takip ettiğini söyleyen Yorgancılar, “Ar- Ge’ye yatırım oranlarına baktığımızda yüksek katma değerli üretim için daha çok yol almamız gerektiği ortaya çıkıyor” dedi.

İhracat seferberliğine ihtiyaç var

Ender Yorgancılar, “Bizim yeni bir ekonomik program oluşturmamız gerek. Tarım ve turizm gibi istihdam yaratan alanlara yönelmeliyiz. Örneğin sözleşmeli tarıma geçmemiz lazım. Çiftçi ürettiğini kaça satacağını bilmiyor. Tarım ve Orman Bakanımıza bu konularda bir raporumuzu ilettik. İkinci önerimiz, bankaların firma ve vatandaşların borçlarının azaltılması olmalı. Bunun için uzun vadeli kredilendirme ve ihracata dayalı yeni destekler sürdürülür olmalı. Yabancı sermayeli doğrudan yatırımlar için ortamımı iyileştirmeliyiz. Bizim de yabancı yabancılar için teşvik sistemini açıklamamız lazım. İhracat seferberliği başlatmalıyız. İstihdamın korunması için 1 yıllık ‘istihdam devam teşviği’ verilsin. Yani firmaya ‘sen işçi çıkarma ben işçi başına şu kadar sigorta primi vereceğim’ demeli. Firmaların devletten alacaklarını nakit yoksa tahvil, bono gibi yöntemlerden biri ile ödemeli.”

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap