“Et, yumurta ve bitkisel ürün stokumuz yeterli, herkes ihtiyacı kadar alsın”

Türkiye Yem Sanayicileri Birliği Başkanı Ülkü Karakuş, “Gıdada aşırı talep normale dönmeye başladı. Petrol fiyatındaki düşüş hammadde maliyetini yüzde 30 civarında artırdı. Üretim süreci tehlikede, arpa ve mısırda gümrük vergisi sıfırlanmalı” dedi.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Hüseyin GÖKÇE

Türkiye Yem Sanayicileri Birliği Başkanı Ülkü Karakuş, gıda ürünlerine yönelik talebin normale dönmeye başlasa bile bazı vatandaşların gereksiz stok yapmaya devam ettiğini bildirdi. Buna karşın Türkiye’de yeterli miktarda gıda maddesi stokunun bulunduğunu vurgulayan Karakuş, petrol fiyatındaki düşüşle birlikte etanol üretiminin sıkıntıya girdiğini, ham madde maliyetinin de yüzde 30 arttığını aktardı. Ankara Sohbetleri’ne konuk olan Karakuş, Ankara temsilcimiz Ferit Parlak’ın sorularını cevaplandırdı.

● Türkiye ve dünya zor bir süreçten geçiyor, özellikle gıda üretiminin ön aşamasını oluşturan yem sektörü ne durumda?

Yem sektörü de tıpkı ülkemiz gibi zor günlerden geçiyor. Uluslararası piyasalarda yaşanan son gelişmeler, ham madde fiyatını aşırı yükselttiği gibi erişim de çok sınırlı kaldı. Son olarak dünya petrol fiyatının düşmesiyle birlikte, etanol üretilirken ortaya çıkan yem ham maddesi üretimi de durdu. Bu ürünün arzı durunca, başta soya olmak üzere alternatif protein kaynaklarının fiyatı çok yükseldi. Soyanın ton fiyatı 350 dolardan 450 dolara, 200 dolarlık ayçiçeği küspesi yüzde 15’lik artışla 230 dolara yükseldi. Yanı sıra nakliye maliyetleri de ciddi ölçüde yükseldi. Şoförler taşıma işine girmek istemediği gibi, taşıma maliyetleri de yüzde 40 civarında artış gösterdi.

Yem sanayii bir ara endüstri koludur. Girdilerini büyük oranda bitkisel üretimden alır ve ürettiğini hayvansal üretime verir. Hububatlar, yağlı tohumlar ve bunların yan ürünleri gibi yem ham maddelerinin karma yem maliyetine etkisi yüzde 85-90 civarındadır. Yani karma yem fiyatlarının azalması veya artması daha çok yem ham madde fiyatları ile ilişkilidir. Bu nedenle yem fiyatlarının artış nedenleri irdelenirken yem ham madde fiyatlarına bakmak en doğru yaklaşım olmaktadır.

● Bu somut sorunların çözümüne yönelik neler yapılabilir?

Ekonomi yönetimi, stopaj, muhtasar gibi yükümlülüklerin beyanname ve ödeme sürelerini uzattı. Ancak biz sektör olarak önümüzdeki dönemde nelerle karşılaşacağımızı bilemiyoruz, ciddi bir belirsizlik var. Ulaştırma Bakanlığı’na, araç trafiğinde gerileme olduğuna ve lojistik maliyetleriyle ilgili acil önlem alınması gerektiğine ilişkin yazı yazdık.

"DÜNYANIN HER YERİNE GIDA GÖNDERİYORUZ"

●Koronavirüs salgını market raflarına yansıdı. Bu süreçte gıda maddesi üretiminde ve piyasaya sunumunda sorun var mı?

Son günlerde tüketicilerin koronavirüs nedeniyle özellikle gıda ürünlerinin bulunamayacağı endişesi ile panik halinde marketlere gidip ihtiyaçlarının çok üzerinde alışveriş yaptıklarını gözlemliyoruz. Türkiye’nin an itibarıyla hem bitkisel üretimde hem de hayvansal üretimde kendine yeterliliği üst seviyede. Özetle söyleyecek olursak, bitkisel üretimde un başta olmak üzere ekmek, makarna bulgur, nohut, pirinç gibi ürünlerde kendine yeterliliği de mevcuttur ve stokları da tüm ihtiyaçları karşılamak üzere müsaittir. Türkiye, hayvansal ürünlere geldiğimizde kırmızı et başta olmak üzere süt, yumurta, tavuk, hindi ve balık gibi ürünlerde de kendine yeter. Büyük üretici firmalardan aldığımız rakamlara baktığımızda gıda konusunda paniğe gerek olmayacak miktarda stoklar mevcut. Türkiye’de şu anda sınırların kapalı olmasından dolayı ihracata verilmek üzere üretilen ürünlerin de iç piyasada kaldığını hesap ettiğimizde korkulacak bir durumun olmadığı aşikârdır. Ülkemiz 140’a yakın ülkeye un ihracatı, 101 ülkeye süt ürünleri ihracatı, 50-55 ülkeye de tavuk yumurta ve hindi gibi ürünlerin ihracatını yapmaktadır. Adeta dünyanın her yerine gıda gönderen bir ülkede gıda kıtlığından söz edilmemesi gerekir.

Bu noktada bazı market zincirlerinin ‘ürün bulamıyoruz’ açıklamalarının da çok doğru olmadığını söyleyebilirim. Üreticilerimiz, istedikleri kadar süt, et, yumurta gibi gıda maddelerini teslim etmeye hazırlar. Bir diğer önemli ham maddemiz yağlı tohumlara ulaşım da durma noktasına geldi. Şu anda sanayicimizin elinde yeterli stok var ama yarın bu stoklar da olmayacak. Bu yüzden arz açığının karşılanması için, limanlarda bekleyen gemilere uygulanan prosedürün esnetilerek bir an önce millileştirmenin yapılması gerekiyor. Üstelik kur artışı sebebiyle arpa ve mısırda maliyet çok yükseldiği için bu aşamada gümrük vergilerinin sıfırlanması, manipülatif fiyat hareketlerinin önlenmesi için çok önemli.

TÜRKİYE YEM SANAYİSİ, AB'DE BİRİNCİ SIRADA

● Bu gelişmeler dışında, Türk yem sanayisinin, dünya ve Avrupa yem sanayi içindeki konumu ve bu alandaki beklentilerinizi paylaşabilir misiniz?

Türkiye yem sanayisi son yirmi yıldır her yıl ortalama yüzde 10 büyüme gösteriyor ve karma yem üretimimiz yıllık 25 milyon tona ulaşmış durumda. Sanayimiz bu büyüme ile karma yem üretimi bakımından dünyada 7’nci, AB’de ise 1’inci sıraya yükselmiş durumda. AB- 28 ülkelerindeki karma yem üretimindeki büyüme ise son 20 yılda ortalama yüzde 1.5 seviyesinde. Sektörümüzdeki bu büyümenin AB ülkelerinden farklı olmasının bazı nedenleri var. Ülkemizin coğrafi ve iklim koşulları hayvansal üretimimizin daha çok entansif şekilde ilerlemesini teşvik etti. Yani Türkiye’de hayvan beslemede AB ülkelerine kıyasla daha fazla karma yem kullanılıyor. Sanayimizdeki karma yem üretim artışlarının devam edeceğini, ancak daha önce AB ülkelerinde olduğu gibi belli bir noktadan sonra daha düşük oranlarda gerçekleşeceğini öngörüyoruz. Bu büyüme öngörümüz elbette bazı kriterlere dayanıyor. Öyle ki Türkiye’de kişi başına hayvansal ürün tüketimlerinin gelişmiş ülkelere kıyasla düşük olması ülkemizin hayvansal üretim anlamında önünde bir gelişim potansiyelinin olduğunu gösteriyor. Bunun yanında hayvansal ürün ticaretinin önemli bir bölümü de Türkiye’nin komşusu olduğu ülkeler etrafında cereyan ediyor. Kişi başına hayvansal ürün tüketimimizin ve hayvansal ürün ihracatımızın artması da yem üretiminde artış anlamına geliyor. Ancak bu büyümeden; ekonomimizde iyileşme ve gelir seviyesinde artış olması durumunda söz edebiliriz.

Yatırımlarda eskiye göre gerileme var

- Mevcut yem sanayicileri içinde yeni yatırım yapmayı planlayanlar var mı? Yatırım iklimini değerlendirebilir misiniz?

Ülkemiz ekonomisindeki daralma, döviz kurlarındaki artış, sektör mensuplarımızın büyüme anlamında daha dikkatli ilerlemesine ve yeni yatırımlarını bir miktar ertelemesine neden oldu. İçinde bulunduğumuz dönemde yatırımlarda önceki yıllara kıyasla gerileme görülüyor. Ancak az da olsa yeni yatırımları da gözlemleyebiliyoruz.

- Karma yem sanayisinin hayvansal üretime ve ekonomimize katkıları neler?

Karma yem sektörü arpa, mısır, buğday, çavdar, gibi ürünlerin yanı sıra kepek, küspe, melas gibi gıda olarak tüketilemeyen ürünlerin yem olarak ekonomiye kazandırılmasını sağlıyor ve böylece hem ekonomiye hem de çevrenin korunmasına katkıda bulunuyor. Karma yem sektörü, kaynakların optimum fayda ile kullanılmasını, yüksek verim ve minimum maliyetle hayvansal gıda üretimini sağlıyor. Çoğu üretici yıl boyu kaba yem ve yem ham maddesini sürekli temin edemediği için yem fabrikaları üreticinin bu ihtiyaçlarını kesif yem sağlayarak gideriyor. Yıllık 50 milyar TL’ye yaklaşan cirosuyla karma yem sanayi, vadeli yem satışları ile hayvancılık sektörünü 10 milyar TL civarında dolaylı yoldan destekliyor. Ülkemizde 600’e yakın yem fabrikası bulunuyor ve bu fabrikalar kalite ve fi yat anlamında birbirleriyle sürekli bir rekabet halinde. Bu rekabetten ise en çok ülkemiz hayvancılığı fayda sağlıyor. Karma yem fabrikaları finansal gücü, teknik bilgisi, depolama ve nakliye avantajları gibi nedenlerle en uygun maliyetlerle karma yem üretebiliyor. Tüm bunlar göz önüne alınarak karma yemler üzerindeki olumsuz algının giderilmesi, yem kaynaklarımızın israf edilmemesi ve ülke hayvancılığımızın gelişimi için önem taşıyor.

Ormanlar/meralar sitelere manzarayken...

Yem, gübre hammaddelerinin (soya, a.sülfat...) 1 aylık fiyat artışı yüzde 30’a yaklaştı...

Dışa bağımlılığımız, istenilen fiyatın fazlasını versek de (korona nedeniyle) getiremeyişimiz ise endişeyi artırdı...

Başkan Karakuş’un anlattıkları mevcut duruma ve yapılması gerekenlere ışık tutuyor...

* * *

Koronayı suçlarken!

Yem ve gübre kaynağı olan 14 milyon hektar mera (kamulaştırıp ıslah etmediğimiz), 24 milyon orman alanımızı mı?

Site/konut/villalara manzara yaptık....

Aynı kültürel sosyal yapı sayesinde, 24 milyon tarım arazisinin en az 15 milyonunu en fazla yüzde 30 verimle işleyebilme vasfı da kazandık! (Ferit PARLAK)