Faiz kararını iktisatla açıklamak zor

Ekonomist Ali Ağaoğlu ve gazeteci Hakan Güldağ, Şans Sohbetleri’nde bu hafta Merkez Bankası’nın 100 baz puanlık faiz indirimini ele aldı. Cesur olmakla birlikte, ekonomiye faydası konusunda şüphe duyduklarını vurgulayan ikili, kararın iktisat bilmi ile açıklanamayacağını savundu.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Güldağ: Bu hafta Şans Sohbetleri’nde Merkez Bankası’nın faiz kararını konuşacağız. 100 baz puanlık ya da farklı ifade edersek bir puanlık bir indirim geldi. Merkez Bankası politika faizini 18'e indirmiş oldu. Doğrusu oldukça cesaret isteyen bir karar. Biz yıl sonuna kadar bir faiz indirimi beklemediğimizi ifade etmiştik daha önceki Şans Sohbetleri'nde. Ancak değil mi ki, 'çekirdek enflasyonu' esas alma meselesi gündeme getirildi, içimize de bir kurt düştü doğrusu. Bu nedenle de, Çarşamba akşamı Bloomberg HT'de Açıl Sezen ile sohbet ederken yayında bir faiz indirimi beklediğimi söyledim. Dün sabah da Süheyla Yılmaz ile yaptığımız radyo yayınında da aynı beklentimi tekrarladım. Çok gerekçelelendirebildim mi? Doğrusu hayır! Benimki daha çok bir ekonomi gazetecisi sezgisiydi. Çekirdek enflasyon vurgusu, giderek 'faiz indirimine zaten esastan karar verilmiş, gerekçesi oluşturuluyor" düşüncesinin oluşmasına yol açmıştı.

Ağaoğlu: İstersen Fed boyutunu da katarak bakmaya çalışalım. Önemli çünkü...

Güldağ: Mutlaka dikkate de alınmıştır. Ama kararda bizim iç dinamiklerimiz daha etkiliydi diye düşünüyorum.

Ağaoğlu: Bazen piyasalarda garip diyeceğimiz hareketler olur. Ona bir örnek vereceğim. Ama öncelikle şunu söyleyeyim ki, gerek Fed gerekse bizim Merkez Bankası, Covid-19 tarafındaki riskleri vurgulama zahmetine katlanmışlar. Gerçekten de orada aşılanmaya rağmen dikkatli olmamız gerekiyor. Tehlike geçmiş değil. İşler tamamen düzelmiş değil. Ekonomilerin desteğe ihtiyacı var.

Güldağ: Garip hareketten ne kastettin?

Ağaoğlu: Mesela bundan 1 ay kadar önce bir pazar akşamı Uzakdoğu’dan altın ve gümüşte inanılmaz bir satış geldi. Halen daha sebebini açıklayamadık, ne olduğunu bilmiyoruz. O gün bugündür de altın düştü ve düştüğü yerde de kaldı. Bunun arkasında muhakkak bir sebep vardır ama bazen böyle açıklanamayan kozmik olaylar oluyor piyasada ve herkes ona bir kulp takmaya çalışıyor. Şimdi senin de benim de şu andaki beyhude çabamız bu faiz neden indi sorusuna, akıllı uslu, mevcut iktisat biliminin emrettiği, daha önceden denenip yanılmış yöntemlere göre izahı çok zor. Yapılması gerektiğine inandığımız bazı politika tercihlerinin bu sefer de yine tersi yapıldı. Olan budur. Şimdi biz buna nasıl bir açıklama getireceğiz diye uğraşıyoruz.

Güldağ: Anlıyorum ama izaha muhtaç bir durum da yok mu? Bugüne kadar TÜFE'den, yani manşet enflasyondan hareket ediyorduk. Şimdi 'çekirdek' enflasyona döndük. Çekirdek enflasyona göre politika faizi belirleyen Merkez Bankası yok mu? Çok. Hatta belki ağırlık onlarda... Bu bakımdan TCMB'nin 'çekirdek enflasyon' demesi normal. Ama ne zaman? Bana göre normal koşullarda. Şu anda değil. Güveni artırdığımız, işleri yoluna koyduğumuz ortamda, çekirdeğe de dönelim. Ama neden şimdi? Piyasaları dalgalandıracağını tahmin etmiyor muyuz? Ters dolarizasyon derken, enflasyonla mücadelede sıkı duruş derken, biz bunu şimdi neden yaptık?

Ağaoğlu: Bence hiç zahmet etmeyelim. Çünkü bu şekilde, rasyonel sorular sorarak açıklanabilecek bir karar değil.

Güldağ: Neden değil?

Ağaoğlu: Merkez Bankası’nın açıklamasına baktığın zaman ilk paragrafı şunu söylüyor; dünyada riskler devam ediyor. Bu riskler koronavirüs ağırlık, tedarik zincirinde yaşanan problemler ve emtia ve hammadde üreticileri ülkelerdeki sıkıntılar, nakliye ve navlun fiyatlarındaki yükseklikler gibi gibi sebeplerle enflasyon yüksek seyrediyor diyor. Biz bu yüksekliğin ortasında indirimi konuşuyoruz...

Güldağ: Yüksek seyreden enflasyona ilişkin diğer merkez bankalarında da gördüğümüz düşüncelerle 'geçici' olacağı beklentisi var diyor yalnız...

Ağaoğlu: Evet ama öyle mi? Bir kere genelde TÜİK’in açıkladığı rakama bir güvensizlik var. Doğrusu benim ıspanak-ceviz endeksim pek yüzde 19 demiyor. Her hafta pazara gidip aldığım fiyatlar bunu söylemiyor. enflasyonun ilan edilenden daha yukarıda olduğu gibi bir düşüncem var benim. Ayrıca, gerek ÖTV ayarlamalarıyla, gerek vergilerle ya da başka uygulamalarla, bir anlamda palyatif çabalarla, aslında enflasyonu düşük tutacağım derken, kamunun maliyesini de bozan aksiyonlarla düşük göstermeye çalışmak da beyhude...

Güldağ: Özellikle ev fiyatlarının ve kiralardaki artış, enflasyonun çok daha yukarıda olduğu algısını körüklüyor...

Ağaoğlu: Hem ev fiyatları hem de kiralar çok artıyor. Çok da basit bir sebepten artıyor. İnsanlar döviz tarafını görece kontrol edilen bir fiyatlama mekanizması var diye düşünüyor. Öte yandan araç fiyatlarının da mantıklı bir yerlerde olması lazım. O noktada, ucu açık olabilecek ve insanların kolaylıkla farklı fiyatlar isteyebileceği, kendini enflasyona karşı koruyabileceğini düşündüğü, Türkiye için önemli bir yatırım aracı olan emlak tarafına yöneliyor. Bu fiyatları makul olarak görmüyorum. Şimdi faizi de indirdiğiniz zaman...

Güldağ: Şişkinlik balona dönüşebilir...

Ağaoğlu: Balon oluşmasını daha da fazla destekleyeceksiniz en azından. Yine sıkıntılı bir süreç olacak. Evergrande’nin Türkiye karşılığı yok ama genele yayılan bir sorun ortaya çıkacak. Bir dönem hatırlarsan 8-8,5 faizlere indirdiğimizde kredi faizlerini, KGF geldiğinde hep böyle garip olaylar yaşandı. İkinci el fiyatları birinci el fiyatlarını geçti araç tarafında.

Güldağ: Şimdi de ikinci el konutlara yönelim oldu. Yeterince arz yok birinci elde. Fiyatlar ciddi arttı. Son olarak ilk elde, yani yeni konutlar için bir destek hazırlığı olduğunu duyuyoruz kuvvetle. Ayarlarla çok oynuyoruz sanki...

Ağaoğlu: Bu ekonomi bu kadar oynamayı kaldırmaz. Hani bir söz vardır, "kurcalamayın bozarsınız"... Aynı şey oluyor. Merkez Bankası’nın açıklamasına bakınca bu açıklamanın içindeki en kritik cümle; ‘Kurul, para politikasının etkileyebildiği talep unsurları’ diye devam ediyor. Çekiliyorum, manşete bakmıyorum diyor bir anlamda. ‘Çekirdek enflasyona bakacağım' diyor. Ama ben vatandaş Ali Ağaoğlu olarak çekirdek enflasyonla muhatap değilim ki.

Güldağ: İşte benim de dikkat çektiğim nokta o... Ya önceki yanlıştı, ya şimdiki! Bir önceki Para Politikası Kurulu'nun görüşüyle çok farklı bir yerde şimdi Merkez Bankası. Sorduğum da o; ne oldu da bir ayda bu kadar farklı iki yaklaşım ortaya çıktı. Çünkü geçen ayki metinde 'indirim' sinyali yoktu. Çok açık.

Ağaoğlu: En azından yıl sonuna kadar enflasyonun gerçekten düştüğünü görüp sonra faiz indirmek lazımdı. Şimdi, enflasyon inecek herhalde diyoruz. İhracattan dolayı da cari fazla vereceğiz, bu da bizim enflasyon gelişmelerini olumlu etkileyecek diyor. Nasıl etkileyecek? Kur 8.80 oldu. Kurun da çok ciddi bir geçişkenliği var. Kurlar bundan böyle inmez mi? İner ama nereye kadar?

Güldağ: Bundan önce de bu tip faiz indirimleri oldu. Hani iktisat bilimi açısından kitaba uygun olmayan indirimlerden bahsediyorum. 2010'dan bu yana 2-3 bu tip faiz indirimi girişimini hemen sayarız. Ama bundan vazgeçene kadar Merkez Bankası, yani pozitif reel faize tekrar dönene kadar, dolar TL karşısında sürekli değer kazandı. Bunu biliyoruz. ne kadar değer kazandı? minimum yüzde 25, en çok da yüzde 38 değer kazandı. Hani gençlerin popüler diliyle söyleyeyim, korkarım yine aynı şye olacak. Biz ne zaman bilemem ama yeniden faiz yükseltmek durumunda kalacağız. CDS'lerimizi de 410 çıktı. Son 3-4 ayın en yüksek seviyesi...

Ağaoğlu: Para Politikası duruşunun güncellenmeye ihtiyacı olduğu değerlendirmesi yapıyor. Ama hiçbir makul ve anlaşılabilir bir gerekçe sunmuyor bu faiz indiriminine ilişkin. Onun için katılıyorum, bu kararın arkasında politik bir tercih var. O zaman da sözün bittiği yere geliyoruz. Şu andaki faiz indiriminin kime ne faydası var sorusuna bir küçücük soru daha ekleyerek ben yanıt vermeden bırakayım. Bugünkü enflasyon ortamında siz faizi düşürdüğünüz zaman teorik olarak kredi faizleri düşecek. Peki manşet enflasyona maruz kalan bireyeler yatırım tercihlerini o düşmüş faize göre mi yapacaklar?

Güldağ: Herhalde böyle bir şey olmayacak. Ne gibi gelişmeler bekliyorsun?

Ağaoğlu: Faizi düşürseler de piyasada işgören faiz yine Merkez Bankası’ndan uzakta bir yerde oluşucak. 18’e indiğinde belki bazı bankalarımız görüntüyü kurtarmak için yüzde 18’de nominal faizden kredi verir. Ama onlar da uyandılar. Yanına diyorlar ki 'yüzde 1-1,5 kredi kullandırırım'... Faiz dışı kazançlarını da yüksek göstermek adına yine o faizi, işgören faizini piyasa faizine denkliyorlar. O yüzden kimse kimseyi kandırmasın. Şu soruyu soruyorum; Bu faizde mevduat sahipleri mevduatlarını TL’de korumaya devam ederler mi etmezler mi?

Güldağ: Bu tabii çok anlamlı bir soru. Sonuçlarını hep beraber göreceğiz. Maalesef çok olumlu sonuçlar verebileceğini düşünemiyorum. Ama bu da gelir geçer. Biraz sabır. Neler gördük biz...

Ağaoğlu: Gelip geçmeyecek. ABD’deki enflasyon tartışmasıyla da birlikte değerlendirelim. Gerçi bizim Merkez Bankası’nın 'geçici' söylemi ile Fed'in 'geçici' söylemi farklı. Çünkü koşullarımız o kadar farklı ki. Oradaki koşulları Türkiye’ye uygulamak mümkün değil.

Güldağ: Fed ne mesaj verdi sence?

Ağaoğlu: Fed parasal genişlemeyi azaltacağız dedi ama bunu bir seferde hızlı bir şekilde yapmayacaklar. Büyük ihtimalle kademeli yapacaklar. Bu yıl içinde başlayacaklar 2022’nin ortalarına kadar bu işi sıfırlayacaklar.

Güldağ: Powell’ın söyleminden kasımda başlarız 2022’nin ortasında da nihayete erdiririz taperingi gibi bir hava çıkıyor aslında.

Ağaoğlu: Büyük oranda herkes aynı şeyi fiyatlıyor. Borsa fiyatlamaları da bunun çok da fazla hatalı olmadığını söylüyor aslında. Fed’de bir parasal genişlemenin daraltılması var. Bu bizi çok etkiler mi dersen, hayır. Ama biz bu enflasyon geçici deyip kenara çekilmeyelim. enflasyona karşı hiçbir şey yok. Kurduğunuz komite sayısını hatırlamıyorum bile ama alınmış hiçbir karar da hatırlamıyorum. Aynı sorunlar halen daha devam ediyor. enflasyonun düşmesi için yaptığınız sağlam bir şey yok. Üstüne üstlük bir de faizi düşürdük, kuru 8,75 yaptık. 8,25’ten 8,75’e geldik. Bunun geçişkenliğini düşünün. Yüzde 1’e yakın yıl sonuna sirayet edecek bir enflasyon var.

Ters dolarizasyon hayali bir başka bahara kaldı

Güldağ: Faiz indirimi devam eder mi?

Ağaoğlu: Bu politik bir kararsa 300-500 baz puan indirelim de rahat edelim hep beraber. Radikal bir şey yapılsın bari. Bu arada literatüre geçtik, enflasyonu yükselmekte olan bir ekonomi faiz indirerek enflasyonla mücadele ediyor!

Güldağ: Doğalgaz ve elektrikteki artan maliyetlerden dolayı yüzde 15 zam bekleniyor önümüzdeki aylarda...

Ağaoğlu: Merkez’in önünde 3 toplantı daha var. 100 baz puan daha indirecek diye bir beklenti oluştuğunda, ne enflasyonu ne de DTH'ları anlamlı bir şekilde aşağı indirmeniz mümkün değil. Faizin yatay kalması bile 8,75’e çıkan kurun etkisini mutlaka enflasyon olarak fiyatlara yansıtması demektir.

Güldağ: Etki nasıl olacak? Bir enflasyonda o indirim veya düşüş ihtimali azalmış durumda. İhracatı destekler mi? Bizim ihracatı kurla destekleme dönemimiz yaklaşık 10 yıl önce sona erdi. Dış talebin devam ettiğini Merkez de vurguladı ama artış hızı azaldı. Aynı şekilde Türkiye’deki sanayideki kapasite kullanım artış hızı da azaldı. Yavaşlamaya başlayacağız, bu açıkları kapatmamız kolay kolay mümkün değil. Hal böyle olunca etki kur tarafından geliyor. Aynı şekilde beklentiler bozuluyor. Aynı şekilde DTH’ı bozdurmak istiyorlar ama artık o hayalden vazgeçelim. Hepsini bir araya getirdiğimizde beklenti, algı, Türkiye’ye bakış açısı, risk primi olarak baktığımızda bunların hepsini olumsuz etkileyecek bir karar olarak görüyorum. Maalesef sonuçlarına katlanacağız.

Seneye daha güçlü bir Euro ile karşı karşıya olacağız

Güldağ: Evergrande krizinin devamı gelir mi?

Ağaoğlu: Evergrande Onun etkilerinin endüstriyel metallerde çıkacağını düşünüyorum. Bizi etkiliyor mu? Doğrusunu isterseniz ne bizi ne de dünyayı ilgilendiren bir konu değil. Daha böyle Çin’in içinde kalacağı bir durum. Bizi ilgilendiren durum endüstriyel tarafında o canhıraş yükselişlerin sonuna gelindiğinin işareti olacak.

Güldağ: Doları biraz güçlendirdi ilk etapta onun devamını bekler misin?

Ağaoğlu: Dolarda sınırlı bir değer kazancı var. Ben zaten bu beklendiği için önemli ölçüde fiyatlandığını bundan sonra da doların çok da fazla değer kazanmayacağını düşünüyorum. Bir miktar da düzeltme gelip, paritenin 1,16, 1,1610 seviyelerini ya görür ya görmez. Oradan itibaren tekrardan 1,1850’yi aştıktan sonra 1,20’lere kadar yıl sonuna kadar devam edecek bir yükseliş olma ihtimalini, doların bir miktar değer kaybedeceğini düşünüyorum. Çünkü bu faiz artışı patikasının ertelenmesi… 2 tane üye değiştirmiş, demek ki çok böyle faiz artışı beklentisi yok. Doların değerli olmasını gerektirecek bir durum şimdilik kalmadı.

Güldağ: Yani yılbaşından itibaren Euro'nun daha güçlendiği bir dönem görebiliriz.

Ağaoğlu: Bir çıt daha Euro'nun daha güçlü olacağı bir dönem olacağını düşünüyorum.