Fiyat artışları sürüyor: Tedarik sorunu tahammül sınırını aştı

Artan emtia fiyatları ve navlun maliyetleri küresel tedarik zincirlerinde aksamalara yol açarken, sürecin Türkiye’ye etkileri Dünya Web TV’de Global Konuşmalar yayınında tartışıldı.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Buse Biçer’in moderatörlüğünde gerçekleştirilen Global Konuşmalar’da bu hafta global tedarik zincirleri konuşuldu. Dünya Gazetesi Yöneticisi Hakan Güldağ, Dünya Gazetesi Genel Koordinatörü Vahap Munyar, Dünya Gazetesi yazarı Servet Yıldırım ve gazeteci Abdurrahman Yıldırım’ın katıldığı toplantıda emtia fiyatlarındaki artıştan lojistikte konteyner krizine kadar birçok başlık ele alınırken toplantıda şu yorumlar öne çıktı:

Hakan Güldağ: Ana sanayiyle alt sektörler birbirini suçluyor

>Tedarik sorunu sanayicimiz açısından tahammül sınırlarını aşan bir noktaya geldi. Eylül'den bu yana petrol fiyatlarında yüzde 50'nin üzerinde artışlar oldu. Yılbaşından bu yana artış yüzde 25. Gıda enflasyonu ise küresel çapta yüzde 20'ye geldi.

>Rusya Türkiye'ye ayçiçek ihracatını sınırladı. Yağın 4,5 lira olan teneke kısmı bile 8 liraya çıktı. Navlundaki artış da emtiadaki artışı tetikledi.

>Emtia fiyatlarının artışında konteyner taşımacılığında 10 tane şirketin elinde olan oligopol yapının da etkisi oldu.

>Analistlerin söylediklerine baktığımızda bu sürecin en az hazirana kadar süreceği söyleniyor. Denizcilik sektörü çok kritik sektör. Türkiye'nin buraya özellikle eğilmesi gerekiyor.

>İhracatın %90'a yakınını deniz yolları üzerinden yapıyoruz ama %89'u yabancı bandralı gemiler tarafından yapılıyor. Konteyner taşımacılığında dünyanın 1 numarası 4 milyon teu'ya ulaşmış. Bizim 1 numaralı şirketimizin ulaştığı rakam 58 bin teu.

>Bizim galiba artık şapkayı önümüze koyup sadece altyapıda marka projelere yönelmek yerine üstyapıda; fabrikada, tesislerde, ana sanayide büyümemiz lazım. Ve yatırımları hızla devreye sokmamız lazım.

>Ana sanayiyle alt sektörler bugün birbirlerini suçluyorlar. Birisi diyor ki, "Sen bu kadar çok ihracata yönelme, aman ben bunu daha katma değerli olarak ihraç edeyim". Bu tartışmaları sonlandırmak için yatırımları artırmak gerekiyor.

Vahap Munyar: “Toplu alım gücü” yeniden konuşulabilir

>Hammadde kaynakları bizde değil. Ara mal konusunda da yeteri kadar üretim yapamıyoruz. Oradaki açığımız yine ortaya çıktı. Taşımacılıktaki sıkıntıya ihracatçı, "Eğer daha fazla konteyner olsaydı fazladan 10 milyar dolar daha ihracat yapardık" diyor.

>Daha önce 3-4 bin dolara kiralanabilen konteyner 10 bin dolara kadar çıktı. Hem ihracatta hem ithalatta maliyetler çok arttı. Konteyner üretilemez miydi, geçmişte üretilmiş. Kemal Çolakoğlu İzmir'de üretmiş, Çin'le rekabet edemeyince kapatmış.

>Zafer Çağlayan'ın bakanlık döneminde toplu alım gücünü kullanabilmek konusu çok gündeme gelmişti, "üreticiler birleşsin ithalatı birlikte yapsınlar" diye. Bu çok konuşuldu ama bir türlü olmadı. Belki yeniden konuşulabilir.

Servet Yıldırım: Kredi arzı arttı, dengeler bozuldu

>Biz aslında Çin'le aynı pazarlara yönelik rakip değiliz. Sorunumuz Çin'e çok fazla ticaret açığı vermemiz. Ara mal ihtiyacımızı Çin'den karşıladığımız için problem yaşıyoruz. Bu ürünlerde dış ticaretimiz büyük açık veriyor.

>Yüksek faizle yatırım yapma sorunumuz enflasyon olduğu sürece sorun olmaya devam edecek. Dünyada enflasyon sorunu yokken enflasyon sorunu yaşıyoruz. Geçen yıl kamu bankaları kredi arzını artırdı. Sonuçta ne oldu, diğer ekonomik dengeler bozuldu.

Abdurrahman Yıldırım: Bol para artık sorun olmaya başladı

>Çin önümüzdeki yıllarda dünyanın tedarikini sağlamak üzere yığınak yapıyor şu anda. Stok yapıyor. Benim Çin'le rekabet konusunda ümidim yok.

>Bu bol para artık başımıza sorun olmaya başladı. Pandemiye karşı ilk başlarda çözümdü ama artık yük. Enflasyon yaratıyor, kazanç hırsını artıyor, piyasa işleyişini sarsıyor. Türkiye'yi de etkiliyor bu.

 Programın tamamı buradan izlenebilir: