"Her kıtada en az 3 depo ve lojistik merkez kurulmalı"

HISİAD Başkanı Çetin Tecdelioğlu, "Bir kıtada belirli mesafe ve noktalarda kurulacak en az 3 depo ve lojistik merkez uluslararası alanda daha etkin olmamızı da sağlayacak" dedi.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Kerim ÜLKER

Hırdavat sektörü, Türkiye’de yaklaşık 14 bin paydaş firma ve 850 bine yakın yarattığı istihdamla öncü sektörlerimiz arasında. Sektörümüz sadece firma ve çalışan sayılarımızla değil aynı zamanda ekonomiye sağladığı katma değerli üretim ve ihracat anlamında da lider sektörler arasında yer alıyor.

Hırdavat denilince 50 binin üzerinde üründen bahsediyoruz. Bunun 10 binden fazlasını internet üzerinden satıyoruz. Bindiğiniz otomobilden elinizdeki cep telefonuna, kullandığınız bilgisayardan mutfak eşyaları ve elektronik ürünlere kadar hayatın her noktasında var olan bir sektörden bahsediyoruz.

2000’li yıllara kadar bu ürünlerin çoğu ithal geliyordu. Yerlilik oranımız çok düşüktü. Son 20 yılda bu sektör, başka hiçbir alanın yapmadığı bir devrimle ihracat fazlası verir hale geldi. 2019 yılında 8.2 milyar dolar ihracata karşılık 7.1 milyar dolar ithalat gerçekleştirdi. Yani 1 milyar dolardan fazla cari fazla veren bir sektör olduk.

Kilogram bazında, ortalamanın 3.2 katıyız

Birim fiyatların Türkiye ortalaması 1.30 dolar/kg civarında; hırdavat sektörü birim fiyatları ise 2020 yılı ilk 10 ayında 4,17 dolar/ kg olarak gerçekleşti. Birim fiyatlarımız Türkiye ortalamasının 3.2 katı.

2020 yılına geldiğimizde artan ülkeler arası ticari önlemler ve pandemiden dolayı ticaret yavaşladı ancak hırdavat sektöründe üretim hiç durmadı, hiçbir fabrikamız kapanmadı. Geçen yılın ekim ayıyla karşılaştırırsak, ihracatımız yüzde 8 artış gösterdi. Hem de böyle zor bir dönemde.

Pandemi süreci ile daha önce hiç yaşamadığımız bir kriz ortamını deneyimlemek durumunda kaldık. Tabi ki önceliğimiz çalışanlarımızın sağlığı olduğu için ilk etapta üretim alanlarımızda sosyal mesafeyi korumaya uygun bir takım tedbirler aldık. Sınırların kapanması, hitap ettiğimiz sanayi alanlarında üretimin durması bizim sektörümüzde de ciddi talep daralmaları yaşanmasına neden oldu. Özellikle sektör olarak en fazla ihracat gerçekleştirdiğimiz Avrupa ülkelerinde sürecin ağır geçmesi bu ülkelere yapılan ihracatımızda ciddi düşüşler yaşanmasına neden oldu.

Pandemi ile yaşanan olumsuzluklar hem yurt içi hem yurt dışı lojistik maliyetlerimizin artmasına da neden oldu. Maliyetlerin yanı sıra tedbirler gereği operasyonel anlamda da zorluklar yaşandı.

Bu süreçte HISİAD olarak gerçekleştirdiğimiz online toplantılar ile üyelerimize ve sektör temsilcilerimize hem sağlık konusunda hem de pandemi sürecinde yaşanan gerek devlet destekleri gerek ticari gelişmeler konularında bilgilendirmelerde bulunarak süreci yönetmeye çalıştık.

551 milyar dolarlık sektörde payımız yüzde 1.5

Dünya geneli hırdavat ihracatı ve oranlarına baktığımızda 551 milyar dolarlık pazardan sadece yüzde 1.5 pay alıyoruz.

2020 Nisan ayından itibaren birçok sektöre getirilen ithalat vergisi aynı şekilde yüzde 8-35 arasında hırdavat sektörüne de getirildi.

Belli bir kısmı ithalata bağımlı bir sektör olduğumuzdan (mobilya aks., el aletleri, kesici takımlar, kimyasallar vb.) mart ve nisan ayında gelen yüzde 8-35 ithalat vergileri, 2020 için genel ihracatta yüzde 10-15 daralmanın yanında ithalatta da benzer bir küçülme beklentisine soktu bizi. Ancak beklediğimiz kadar karamsar tablo gerçekleşmedi, sektörümüze uygulanan ithalat vergilerine rağmen ithalatımızda sadece yüzde 1,2 azalma oldu.

İthalat vergilerinde önemli nokta şu: İthalatına vergi getirdiğimiz birçok ürünü, ticari partnerimiz durumunda olan ülkelerden ithal ediyoruz, benzer şekilde ihraç ettiğimiz ürünlere de vergi getirilmesi ihracatımızı da olumsuz etkileyecek.

İthalat vergilerinin daha uzun süreye yayılması ve ürün çeşitliliğinin artırılması yerli üretimin desteklenmesi anlamında da önemli. Vergi getirilen ürünlerin tamamında ithalatın sona ermesi mümkün olmayacak ancak pek çok üründe gerçekleştirilebilir. Örneğin elektrikli el aletlerinin üretiminde kullanılan küçük motorlar ülkemizde üretilmiyor. Bu konuda dışarıya bağımlılığımız devam ediyor. Ancak bu yolda atılacak her adım, kat edilen her mesafe sektörümüz ve ülkemiz için çok önemli. İthalatın tamamen sona ermesi, ürünün yurtiçinde üretilebilmesinin dışında kur, hammadde tedariki, talep miktarı gibi diğer parametrelere de bağlı olacak.

Şu anda en önemli ihtiyacımız küresel pazarda daha fazla yere ulaşmak, daha fazla pay almak, daha fazla tüketiciye dokunmak. Bunun için de öncelikle yurtdışında depo ve lojistik merkezlerine ihtiyaç duyacağız. Bir kıtada belirli mesafe ve noktalarda kurulacak en az 3 depo ve lojistik merkez uluslararası alanda daha etkin olmamızı da sağlayacak.

Unutmamamız gereken; hırdavat sektörü, birçok sektörün kılcal damarıdır.

Cengiz Han’a atfedilen “Bir mıh bir nalı kurtarır, bir nal bir atı, bir at bir komutanı, bir komutan bir orduyu, bir ordu bir ülkeyi kurtarır” sözü, tam da sektörümüzün özetidir.

Ülkenin kurtuluşuna giden zincirdeki mıh; hırdavat sektörüdür…

NELER YAPILMALI?

● İhracatçı firmalarımıza dijitalleşme konusunda destekler artırılmalı, sanayi ve ticaret odalarında e-ihracat komiteleri kurulmalı, ihracatçı birliklerinde ise e-ihracat birliklerinin kurulması yönünde çalışmalar yapılmalı,

● Getirilen ithalat vergilerinden elektrikli el aletleri gibi sektörlerde kullanılan küçük motorlar ülkemizde üretilmiyor. Bu gibi bazı sektörler ve alanlar, ithalat vergisinden muaf tutulmalı,

● Pandemi sürecinde hızla büyüyen pazarda yer almak için lojistik depoların oluşturulması ve e-lojistik pazarından pay alınması önemli,

● THY’den de e-ihracatımızın lojistik kısmı ile ilgili işbirliği ve destek sağlanmalı,

● Hırdavat sektöründe üretime yönelik ihtisas sanayi bölgeleri oluşturulmalı.