15 °C

Hukuk temelli yapısal reformlar, orta gelir tuzağından kurtarır

Daha İyi Yargı Derneği ve TÜRKONFED tarafından hazırlanan "Yapısal Reformlar: Orta Gelir ve Orta Demokrasi Tuzakları” raporu açıklandı. Raporda, ekonomik kalkınmanın yolunun, hukukun üstünlüğü ve hesapverir kurumlar inşa etmekten geçtiği ifade edildi.

Hukuk temelli yapısal reformlar, orta gelir tuzağından kurtarır

Mehmet KARA

Daha İyi Yargı Derneği ve TÜRKONFED tarafından hazırlanan "Yapısal Reformlar: Orta Gelir ve Orta Demokrasi Tuzakları” raporu Ankara’da tanıtıldı. Raporun tanıtımıyla eşgüdümlü olarak Ekonomi Gazetecisi Hakan Güldağ’ın moderatörlüğünde yapılan panele BM Türkiye Mukim Koordinatörü Alvaro Rodriguez, Avrupa Komisyonu Türkiye Masası Şefi Bernard Brunet, TÜRKONFED Başkanı Orhan Turan, Daha İyi Yargı Derneği Başkanı Av. Mehmet Gün ve ekonomist Prof. Erinç Yeldan katıldı.

Türkiye’nin ikilemi: Orta gelir ve orta demokrasi tuzakları

Toplantıda, Mehmet Gün tarafından kaleme alınan Türkiye’nin orta demokrasi sorunları ve çözüm yolu: Yargı, hesapverirlik, temsilde adalet başlıklı rapor da tanıtıldı. Aynı zamanda kitap olarak yayımlanan raporda, “Türkiye’nin modern iktisatçıların ispatladığı üzere, ekonomik büyüme ve sürdürülebilir GSYH artışı sağlayarak orta gelir tuzağından kurtulabilmesi, orta demokrasi tuzağından çıkmasına bağlıdır” denildi.

Raporda, demokrasi standartlarına yönelik uluslararası kabul görmüş unsurlar sıralanarak, bunlar arasında bulunan hukuk üstünlüğü, yargı bağımsızlığı ve hesap verilebilirlik ilkeleri sorun alanı olarak vurgulandı. “Türkiye’nin yargı ve hukuk üstünlüğü sorunları iç içe geçmiş, zor bir kördüğüm halindedir” denilen raporda, yargı reformunun, yargıyı kendi ayağına dolanan ve hareketlerini kısıtlayan bir maliyet unsuru olmaktan çıkarması, adalet, uzlaşma, huzur, barış üreten ve refaha katkı yapar hale getirilmesi önerildi. Yargının atamalar ve işleyiş yönünden yasama ve Adalet Bakanlığı'na bağımlı yönleri bulunduğuna işaret edildi.

“Yargı, siyasetin ve devlet gücüne hükmetme mücadelesinin merkezinde olmaktan çıkarılmalıdır” denilen raporda, yargının yasama ve yürütmeden bağımsızlığının şüpheye yer vermeyecek şekilde oluşturulması önerildi.

Yalan söylemek savunma hakkı

İşleyiş olarak en önemli sorun alanlarından biri de mahkemeye yalan söylemenin, delilleri gizlemenin, yargılamayı zorlaştırmanın savunma hakkı gibi görülmesinden kaynaklandığı; bu kabulün yargılama süresinin uzamasındaki unsurlardan biri olduğu kaydedildi.

Yine işleyiş içinde ceza soruşturmalarında savcılara verilen özgürlüğü kısıtlama yönündeki hakların, suçlanan kişilerin yargılama sonucunda yarısının suçsuz olduğu varsayımı altında sorun alanı olduğu anlatıldı.

Yürütmenin hesap verir olması

Kamuda ve kamu görevlilerine karşı hukuk üstünlüğünün sağlanamadığı vurgulanan raporda, üst kademe yöneticilerin davranış kurallarının net biçimde belli olmaması ve bu kişilerin soruşturmasının yine yürütmenin üst yöneticilerinin iznine tabi olmasının sorun olduğu kaydedildi. Atamalarda da liyakat ve şeffaflığın sağlanması, objektif kurallara göre atamaların yapılması gerektiği vurgulandı.

Seçimler: Delegelik sistemi temsili zorluyor

Siyasi partiler ile meslek kuruluşlarının merkez yönetimlerinin seçimindeki delegelik sisteminin çeşitli yapıların bu kuruluşlarda hakimiyet kurmasına imkan sağladığı vurgulandı. Parti içi demokrasinin işlemediği belirtilirken, siyasi partilerde bölge adliye mahkemesinin davalara bakmasına imkan verilmesi önerildi.

“İnanç bazlı örgüt ve oluşumlar”

Raporda, inanç bazlı örgüt ve oluşumlara (dini cemaat ve tarikatler) yönelik yaklaşımlarda, Anayasa’nın verdiği hürriyetin toplumu tehdit edebilecek yapılar tarafından kullanıldığı belirtilerek, hukuk sınırları içinde faaliyetin sıkı gözetim ve denetime tabi olmalarının sağlanması önerildi. Raporda, yeni bir Anayasa yapılması da önerildi. Ayrıca, Cumhurbaşkanlığı ve OHAL kararnamelerin Anayasa’ya uygun uyum yasaların anayasal denetiminin sağlanması önerildi.

11 MADDEDE ÇIKIŞ İÇİN ÖNERİLER

Tam ve doğru ifşa (yargılama öncesi bütün delil ve olayların tam ve eksiksiz sunumu, gizleme ve yalanın önlenmesi) ile yargılama süreçlerinin basitleştirilmesi, 4-5 yıl süren davaların 50-100 günde bitirileceği bir sistem oluşturulması

Yargının üstlenmesi gereken iş yükünün, mahkemeler ile avukatlar arasında rasyonel ve mantıklı bir biçimde dağıtılması

Kamu kurumlarında hesapverirliğin sağlanması, kamu görevlilerinin suçlamalarında amir izninin kaldırılması

Yargının kendi kendine hesapverirliğinin sağlanması, HSK kararlarının, hakim ve bilirkişilerin verdikleri kararların yargı denetimine açılması

Yargı organ ve unsurlarının davalarına bakan özel ve uzmanlaşmış bir mahkeme oluşturulması

Hakimler Kurulu’nun, şeffaf ve hesapverir olacak bir şekilde yeniden yapılandırılması,

Adalet Yüksek Kurumu’nun kurulması yargının, yürütmeye karşı bağımsız olmasının garanti altına alınması

HSK üyelerinin yürütmeden bağımsız oluşturulması, atamalarda, liyakat, şeffaflık ve hesapverirliğin hakim olması

Siyasi partiler ve meslek kuruluşları dâhil seçimlerde temsilde adaletin sağlanması

Yeni ve kapsamlı bir sivil anayasa yapılması, anayasayı koruma kurumları ve mekanizmalarının yeniden yapılandırılması ve geliştirilmesi

Kanunların ve kararnamelerin Anayasaya uyumunun sağlanması ve kanunların bu uyum açısından değerlendirmesi çerçevesinde anayasa mahkemesinde iptal davalarının açılmasına olanak sağlanması

KALKINMA İÇİN DEMOKRASİ ŞART

Toplantının panel bölümünde kalkınma, hukuk ve demokrasi ilişkisine yönelik görüşler vurgulandı. Panelin moderatörüğünü yapan Hakan Güldağ, demokrasi ve ekonomik kalkınmayı, “herkesin yaşamak isteyeceği bir ülke oluşturmanın” aracı olarak gördüğünü söyledi. Birleşmiş Milletler Türkiye Mukim Koordinatörü Alvaro Rodriguez, demokrasi ve hukuk üstünlüğüne yönelik temel standartların bulunduğunu belirterek, ülkelerin bu ilkelere uyarak kendi sistemlerini tasarlayabileceklerini kaydetti. Rodriguez, BM Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarının iyi bir anahtar olduğunu kaydetti.

Avrupa Komisyonu Türkiye Masası Şefi Bernard Brunet de konuşmasında “Hukukun üstünlüğü, temel haklar ve özgürlükler, ekonomik gelişme, kamu yönetiminin kalitesi… Bu üç sütun eş zamanlı olarak inşa edilmesi gerçek anlamda ilerlemeyi sağlar” dedi.

Mehmet Gün de konuşmasında Türkiye ile Güney Kore ya da başka ülkelerle kıyas yapıldığını ancak gelinebilecek potansiyeli göstermesi açısından Türkiye’nin Almanya ile kıyaslanması gerektiğini belirtti.  Gün, “İki ülkenin yaklaşık 82 milyon nüfusu var, Türkiye’nin toprağı Almanya’nın 2 katı. Teorik 2 katı nüfusu besleyebilir, 2 kat GSYH olabilir. Fakat Almanya Türkiye’nin kat kat üstünde. Bunun iki önemli nedeni var: Birincisi, Almanya Türkiye’nin iki katından daha ileri bir demokrasiye sahip. İkincisi, Almanya hukukun üstünlüğü endekslerinde de Türkiye’nin yaklaşık iki katı ileride” dedi.

Türkiye’de orta gelir tuzağına ilk dikkat çeken bilim insanlarından olan Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Erinç Yeldan da demokrasi-kalkınma ilişkisinin ispatlanmış bir durum olduğunu hatırlatarak, kişi başına gelir dikkate alındığında Türkiye’nin doğusu ile batısı arasında uçurum olduğunu, kapsayıcı bir yaklaşımla bu tuzaktan çıkış için çalışılması gerektiğini vurgulayarak, “Kabaca Zongultak’tan Hatay’a bir hat çizerseniz bunun batısı AB’nin bazı üyelerinden daha yüksek gelirde. Doğusu ise çok daha zayıf” dedi. belirtti. Erinç Yeldan, “sanayisizleşmenin” demokrasideki bozulmaya etki ettiğini de belirtti.

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap