İnanç Erol ile Gündem Özel: Türkiye’nin verisinin yüzde 90’ı dışarıda

Kanaat Önderleri’nde bu hafta Hakan Güldağ, Şeref Oğuz ve Vahap Munyar’ın konuğu NGN Yönetim Kurulu Başkanı İnanç Erol’du. Günümüzde verilerini güvenli koruyan ve saklayan şirketlerin rekabette öne geçtiğini vurgulayan Erol, “Türkiye’nin verisinin yüzde 90’ı dışarıda” diyor.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

NGN Yönetim Kurulu Başkanı İnanç Erol, “Gündem Özel” sohbetimizde sorularımızı yanıtlarken, “Geçmişin ‘oyun değiştiren’ madeni petrolün yerini bugün ‘veri madenciliği’ (data mining) aldı. Verilerini güvenli bir şekilde saklayan, yedekleyen ve işleyen şirketler rakiplerinin önüne geçiyor” dedi. Erol, ardından şu noktanın altını çizdi: “Ancak, maalesef Türkiye’nin verisinin yüzde 90’ı hâlâ dışarıda tutuluyor. Veri mahremiyeti için bu rakamı aşağıya çekmemiz şart.”

NGN Yönetim Kurulu Başkanı İnanç Erol’a sorularımız ve yanıtları şöyle:

DATAYI KORUYAN KALE

● Siz, dijital dünyanın “veri depolama” tarafında güçlü bir şirketsiniz. Şirketlerin, kamu kuruluşlarının, bankaların, vatandaşların verilerinin kendi ülkesinde “depolanması”nın önemini anlatır mısınız?

Geçmişin ‘oyun değiştiren’ madeni petrolün yerini bugün ‘veri madenciliği’ (data mining) aldı. Dijitalleşmenin her alana yayılması ile de elde edilen veri her gün çarpıcı seviyede artıyor.

Verilerini güvenli bir şekilde saklayan, yedekleyen ve tabii işleyen şirketler rakiplerinin bir adım önüne geçiyor. Veri kaybı yaşayan şirketler hem maddi hem de itibar olarak ciddi zarar görüyor. Bu sebeple veri merkezleri daha da önem kazanacak, verinin korunması da profesyonelce yönetilmesi de hayati önem taşıyor.

Biz hem Türkiye’nin hem bölgenin verisini ülkemizde saklamak ve de katma değerli hizmetler sunmak için yola çıktık. “Türkiye’nin datasını koruyan kale” olarak adlandırdığımız Star of Bosphorus Veri Merkezi yatırımımızı hayata geçirmeye karar verdik. Büyük bir yatırımla ülkemize kazandırarak, Tuzla’da Türkiye’nin en gelişmiş veri merkezlerinden biri olan Star of Bosphorus Veri Merkezini hayata geçirdik. Yurt dışında tutulan verilerimizi, hatta kişisel verilerimizi ülkemizde tutarak hem istihdam, hem ekonomik değer, hem de yerli mühendislerimizin gelişimine katkı sağlıyoruz.

Ancak Türkiye’nin verisinin yüzde 90’ı maalesef hâlâ dışarıda tutuluyor. Veri mahremiyeti için bu rakamı aşağıya çekmemiz şart. Kişisel verileri korumak durumundayız, bununla ilgili yürürlükteki kanunumuz da herkesin bilgisinde.

İnanıyorum ki ülkemize bu alanda daha çok yatırım yapılarak hem ekonomik hem de gelişim ve rekabet alanlarında sonuçlar elde edebiliriz.

DİJİTALLEŞME VAROLUŞ ŞEKLİ

● Pandemi, tüm dünyada teknolojik ve dijital dönüşümü hızlandırdı. Bazı sektör ve şirketlerin 3-5 yılda beklenen dönüşümü birkaç ayda gerçekleştirdiği söyleniyor. Bu dönüşüm şirketleri, iş dünyasını nasıl etkileyecek?

Artık şirketlerin dijitalleşmesi sonu olan bir yolculuk değil, sürekli devam eden kalıcı bir varoluş şekli. TING Dijital Düşünme Raporu’nda da belirtildiği gibi şirketlerin yüzde 70.3’ü şirketlerinin dijitalleşmeye ilişkin bir stratejisi olduğunu belirtirken bunların sadece yüzde 68.9’u bunu ana iş stratejisi olarak belirlemiş. Şirketinin dijital stratejisi hakkında fikri olmadığını belirtenlerin oranı ise halen yüzde 11.

Dijital dönüşüme güzel örneklerden biri de, pandemi sürecinde önemi artan kargo teslimatında yaşandı. Bir pizza şirketi, dünyanın ilk otonom pizza kuryesi olan drone’u geliştirdi. Ağustos ayında Yeni Zelanda’da ilk denemesi yapıldı. Verilen konuma doğru şekilde teslimat yapan drone, başka bir denemede de kredi kartı ile camdan ödeme bile gerçekleştirdi. Drone ile taşımacılığı diğer alanlarda da yaygın hale getirmek için çalışmalara başlandı. Örneğin, aciliyet ve hassasiyeti dikkate alınarak teslimatta en önemli alanlarından biri olan tıbbi malzeme taşımacılığı, drone’un en ihtiyaç duyulduğu alanlardan biri. Bu dönemde drone ile tıbbi malzeme taşıma denemeleri yapılmaya başladı bile.

Bu dönemde e-ticaret hacmi müthiş büyüdü, e-fatura kullanımları arttı, uzaktan çalışma dönemi başladı. Eğitim, sağlık dahil artık birçok alanda online süreçler ağırlık kazandı.

Bizim de önemli müşterilerimizin bulunduğu video konferans ve uzaktan eğitim sektörleri yaklaşık 15 katlık bir büyüme gösterdi.

Bulut tabanlı uygulamalar sayesinde birçok sektör hizmetlerine kesintisiz devam edebildi, hayatta kalabildi. “Bulut Bilişim”, deyimi yerindeyse pandemide şirketlerin ilacı oldu!

Bulut teknolojisi, veri analitiği, IoT-nesnelerin interneti gibi öne çıkan teknolojilerle, hibrit çalışma modelleri öne çıktı. Uzaktan çalışma dönemi aslında dijitalleşmenin hızlı bir pratiği oldu ve hepimiz bu süreçten çok şey öğrendik. Dijital altyapı ve yetkinliklerin ne kadar stratejik öneme sahip olduğunu bir kere daha fark ettik.

Sektörleri ve ölçekleri farklı olsa da dijital dönüşümü benimseyen; teknolojik altyapısını ve donanımını güçlendirmiş şirketler değişime daha hızla uyum sağlayabilecek.

YATIRIMIN KARŞILIĞI ALINIYOR

● Türkiye, yani kamu tarafı ve ülkemizdeki şirketler teknolojik ve dijital dönüşümü bundan sonrası için de genelde hızlandırabilecek mi? Hızlandırmak için neler yapılması gerekiyor?

Son kullanıcı eskiden kendine sunulanı kabul ederken dijitalleşme ile kendi alternatifini yaratma ve seçme şansına sahip oldu. Dijitalleşme alanında erken yatırım yapmış, yetkin insan kaynağı ve özgün deneyimi olan sektörlerin ve firmaların yaptıkları yatırımların karşılığını aldığını gözlemliyoruz. Ülkemiz son dönemde bu konularda hızlı çalışmalar yapıyor, en başarılı örneklerden bir tanesi e-sağlık alanındaki e-nabız uygulaması.

Devlet ve özel bankalarımızda e-bankacılık uygulamaları. Tarımda Nesnelerin İnterneti (IoT) çözümleri ile uygulanan başarılı verimlilik çalışmaları. Bunlar günlük hayatımıza da yansıyan başarılı ve hızlı projeler ancak bu örneklerin çoğaltılmaya ihtiyacı var.

Bunu globalde bir talep ve global rekabet içinde olmazsa olmazlar olarak görüyoruz.

Bu sebeple de bugün pek çok işletme, operasyonlarını uyarlamak ve dönüştürmek için hızla hareket ediyor. Okullar çevrimiçi eğitim veriyor, Nike çevrimiçi fitness dersleri sunuyor. Netflix ve Amazon Prime’a abone sayılarını hep beraber görüyoruz. Online market perakendecileri talep artışına ayak uydurmaya çalışıyor. Altyapısı bu sürece hazır şirketler 24 saat gibi kısa bir süre içerisinde evden çalışmaya geçerek hiçbir aksaklık yaşamadan artan yoğunluğu dengeleyebildiler.

Kısacası özel sektörün de kamu kurumlarının da bu değişime kayıtsız kalması mümkün değil.

10 YILDA 100 TRİLYON DOLARLIK EKONOMİ YARATIR

● “Veriyi yöneten, dünyayı yönetiyor” deniyor. Bu tez ne kadar doğru? Verileri böylesine iddialı değere taşıyan etkenler nelerdir?

Teknolojik gelişmelerle birlikte artan dijitalleşme ve hemen hemen her şeyin bir veri ürettiği mevcut düzlemde, dünyamız hız, çeşit ve miktar bakımından artık daha farklı bir dijital veriyi barındırıyor. Söz konusu veriler, büyük veri teknolojileri ile aynı hızla analiz edilebiliyor.

Şöyle bir örnek vermek isterim. Dünyanın en büyük 10 ekonomisine dijital teknolojilerin getireceği katkı artışı 1.4 trilyon dolar. Dijital ekonominin de önümüzdeki 10 yılda tüm alt bileşenleri ile 100 trilyon dolar civarında bir ekonomi yaratması bekleniyor.

Veri yönetimi ve dijitalin önemine bir de şu açıdan bakalım. 1 milyar dolar düzeyinde bir değere ulaşmak için senelerce çalışan şirketlerin yanında bu değere sadece 2-3 sene içinde ulaşan ve hepimizin isimlerini çok iyi bildiği şirketler malum. Bu çarpıcı büyüme, rakamların aynı şekilde büyümesi ile devam edecek. Sadece Nesnelerin İnterneti çözümleri sonucunda birbirine bağlanacak cihaz sayısı önümüzdeki 2 sene içinde 30 milyar adet olarak öngörülüyor. Halen sosyal medya ve e-ticaret şirketleri gibi çok iyi örnekleri görmemize rağmen bugün tüm dünyada toplanan verinin yüzde 95’i analiz edilmiyor. Analiz edilemeyen veri yığınları düşünüldüğünde ne kadar önemli fırsatları bünyesinde barındırdığı açıkça görülüyor. Veriyi yöneten çok önemli ekonomik sonuçlara ulaşıyor.

YÜZDE 100 GÜVENLİK YOK RİSKİ YÖNETMEK GEREKİYOR

● Hayati alanlarda verilerin siber saldırı ve benzeri istismara açık olmaması için kamuya, kullanıcıya ve sizin gibi veri şirketlerine düşen sorumluluklar nelerdir?

Öncelikle belirtmek isterim, dijital güvenlikte yüzde 100 koruma maalesef söz konusu değildir. Ancak buna yaklaşmak ve bu konuyu süreç olarak yönetmek mümkündür. Riskinizi muhakkak yönetmeniz gerekir. Biz siber saldırılara karşı koruma için verinin yazıldığı depolama çözümündeki şifrelemeden, en dıştaki güvenlik duvarı katmanına kadar en son teknoloji ürünleri, en güncel versiyonlarını, en az açık verecek konfigürasyonları yapmaya çalışıyoruz. Bazen bu kurallar çok katı olabiliyor ama veri güvenliği çok önemli, anlık göz kırpmak bile datanın geri döndürülemez sonuçlarda sızıntısına, kaybına neden olabilir.

Önerimiz; datalarına yetkili erişimlerini kısıtlamaları ve kullanıcılarına mutlaka güvenlik eğitimi vermeleri.

‘Bulut’ pazarı 208 milyar doları aşacak

● “Yerli Bulut” ya da “Türkiye’nin Bulutu” ne demek? Neden var olmalı? Kendi “bulut”umuz olmasa neyi riske atıyoruz?

Regülatif ihtiyaçları yüzde 100 karşılayan, yabancı sanallaştırma yazılımlarına bağımlılığı olmayan, entegre güvenlik modülü sayesinde daha güvenli olan, yedekli ve kesintisiz mimari sunan “Yerli Bulut” NGN Cloud’u geliştirdik. Pandemi döneminde yabancı bir bulut video çözümü ile toplantılarımızı yapmaya çalıştık, eğer stratejik bir kurumsak ve verimiz yurtdışına gitmemeli ise yerli bir video çözümü ve onu çalıştıracak olan yerli bir bulut çözümü gerekir. “Yerli Bulut”un, yerli teknolojilerin bu tip önemi ve katkıları bulunuyor. Gartner’a göre 2020 yılında dünya genelinde bulut hizmetleri pazarının yüzde 17.2 büyüyerek 208 milyar doları aşması bekleniyor ve bu artışta pandeminin etkisi oldukça büyük.

Türkiye’de de hızlıca artan bir veri söz konusu, bu veri kendi ülkesinde kalmalı ve güvenli limanda olmalı. Yaratacağı ekonomik değer, işgücü yurt dışına kaçmamalı, Türkiye’de tutulmalı. Bu sebeple “Yerli Bulut” ve yerli çözümlere ihtiyaç bulunuyor.

Türkiye, dünyanın veri merkezi olabilir

● Veri depolama hizmeti ihracat kalemi olabilir mi? Türkiye’nin bu konuda rekabet etme şansı var mı? Dünyanın farklı ülkelerindeki şirketlerin verilerini Türkiye’de depolamaya nasıl çekebiliriz? Bu alanda ayrı bir güven ortamı sağlamak mümkün müdür?

Yakın geçmişe kadar dünya devler liginin en tepesinde petrol ve enerji şirketleri yer alırdı. Şimdi bunların yerinde teknoloji ve internet şirketleri oturuyor. Bunun en önemli sebebi “verinin” günümüzün en önemli değerlerinden biri haline gelmesi.

TÜBİSAD raporuna göre de Türkiye teknolojiyi yoğun olarak kullanan gelişmiş ülkeler arasında yer almayı hedefliyor. 340 bin km fiber hattına sahip ülkemiz, Star of Bosphorus Veri Merkezi gibi doğru yatırımlarla dünyanın veri merkezi olmaya açık bir yer, neden olmasın?

Türkiye çok genç bir nüfusa sahip ve araştırmalara göre internet ve sosyal medya kullanımında dünyada ilk üçte! Yani, veri hayatımızın tam merkezinde.

Dijitalleşme 11 trilyon dolar ek gelir yaratacak

● Teknolojik ve dijital dönüşüm ülkelerin ekonomilerinde, şirketlerin verimlilik ve kârlılıklarında nasıl bir etki yaratıyor? Bu etkiyi örnek ve verilerle ortaya koyabilir misiniz? Teknolojik ve dijital dönüşümde önemli yol alan ülkeler, şirketler büyümede çok mu öne geçiyor?

Ülkelerin büyüme ve gelişiminde “bilişim teknolojileri”nin ağırlığı gitgide artıyor. Bugün değişimin hızı baş döndürücü; dünya dönüşüyor ve biz bu yeni döneme tanık oluyoruz. İnternet kullanımının ve erişilebilirliğin hızlı yükselişi, teknolojik ilerlemeler ve daha karmaşık tüketici talebi sonucu dijitalleşme çağı oldu. Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) tarafından yayınlanan bir rapora göre, küresel dijital ekonomi tahminleri dünya GSYİH’sinin yüzde 4.5 ila yüzde 15.5’i arasında değişiyor ve dijital olarak teslim edilebilir hizmet ihracatı ise 2.9 trilyon dolar düzeyinde. Ulaşımdan lojistiğe, trafik sistemlerinden akıllı şebekelere, güvenlik bağlantılı binalardan iklimlendirme sistemlerine, uzaktan sağlık, eğitim gibi pek çok alanda bilişim teknolojileri çözüm sunuyor. Dijitalleşmenin 2025 yılına kadar sanayide 3.7, akıllı şehir uygulamalarında 1.7, sağlık uygulamalarında 1.6 ve toplamda 11 trilyon dolar miktarında ek gelir yaratması bekleniyor. Günümüzde ABD, Singapur, Danimarka, İsviçre, Hong Kong, Japonya dijital dönüşümde hızlı gelişim gösteren ülkeler arasında. Dünyanın ilk akıllı şehri Japonya tarafından kurulmaya başlandı ve sürdürülebilir olması hedef alındı. Önümüzdeki yıllarda insan çalışmasına makine çalışması da eklenecek ve artık ‘metal yakalar’ kavramı hayatımıza girecek. Bir örnek de kendi müşterilerimizden vermek istiyorum. Müşterimiz ile beraber yaptığımız bir çalışma sonucunda, üretim hatlarında Internet of Things ve yapay zeka çözümlerimiz ile üretim sayım süreci 30 sn içinde yüzde 99.7 doğruluğa ulaştı. Akıllı telefonlarda çalışan ve mobiliteye de imkan sağlayan bir uygulamayı 4 ay gibi kısa bir sürede hayata geçirdik. Şu an bu uygulama müşterimizin dünya çapındaki 11 fabrikasında uygulamaya geçti.

Siber saldırılar yüzde 140 arttı

● Sokaktaki insandan şirket yöneticisine, patronlardan bürokratlara, bakanlara kadar herkes veri güvenliği konusunda tedirgin. Bu tedirginlikten hareketle veri güvenliğine neden önem vermemiz gerektiğini anlatır mısınız?

Veri, bireysel düşünme yönteminden tutun, birçok sektöre kadar derinden etkileme ve dönüştürme gücüne sahip. Veri algoritması sayesinde gelir ve kâr modelleri üretebilirsiniz, kişilerin ihtiyaç ve beklentilerini anlayabilir, son kullanıcıya yön verebilirsiniz ya da daha hızlı ve doğru kararlar alabilirsiniz, maliyeti düşürerek yeni ürün ve hizmetler sunabilirsiniz. Araştırmalar Amerikalı kullanıcıların veri güvenliğini sağlamak için yıllık ortalama 85 dolarlık bir ücreti ödemeyi makul bulduklarını gösteriyor.

Verinin adeta sel olup aktığı bir zamanda yaşıyoruz. Bugün devletler veri mahremiyeti, güvenlik, erişim konularına ağırlık vermiş durumda. Özellikle COVID-19’la yaşanan dijital dönüşümde artık 7’den 70’e herkes online işlemler gerçekleştiriyor. Bir siber güvenlik kuruluşuna göre 2020’nin son çeyreğinde siber saldırılar yüzde 140 artmış durumda.

Böyle bir ortamda, internet aracılığıyla hizmet sunan özel ve kamu kurumlarında da siber güvenlik sorunları daha da belirginleşti.

Bu sebeple kaygıların olması çok doğal çünkü yaşanan veri kayıpları, geleceği etkileyebilecek güce sahip olabilir.

Diğer yandan ülkemiz bu alanda çok aktif ve önemli kaynaklarımız ve yatırımlarımız var. Bu noktadaki önemli konu ise sürekli bir değişim olduğu için bu konulara süratli cevap verebilmek çok önem kazanıyor. Bunun için sürekli yatırım yapılması gerekiyor. Çok kıymetli kaynaklarımız var, daha çok çözüm ve şirket çıkarmaya ihtiyacımız var.

‘Paylaşım ekonomisi’ benimsenmeli

● Dijitalleşme sürecinde KOBİ’lerin verilerini üretmek ve yönetmek konusunda atması gereken adımlar nelerdir? KOBİ’ler bu konuda yol almaya ne kadar hazır?

KOBİ’ler ekonomik büyümede ve refahın dağıtılmasında hayati bir rol oynuyor; güçlü ekonomilere sahip ülkeler KOBİ’ler üzerine inşa ediliyor. Türkiye’de 2020 itibariyle 1 milyon 881 bin KOBİ bulunuyor ve toplam işgücünün yüzde 21’inden fazlası KOBİ’lerde çalışıyor.

Bugün KOBİ’lerin değişime ayak uydurmak için teknolojiyi iş modellerine entegre etmeleri çok önemli. Dijitalleşme finansal planlamadan envantere ve müşteri ilişkilerine kadar işletme yönetiminde her geçen gün daha büyük rol oynamaya devam ediyor.

Biz KOBİ’leri paylaşım ekonomisini benimsemeye davet ediyoruz. Yeni dünyada iş yapmak için çok paradan ziyade işbirliği modelleri gerekiyor; işletmeler büyümelerine yardımcı olabilecek dijital platformlar aracılığıyla birçok fırsattan faydalanabilir. KOBİ’ler kendi büyüme alanlarına odaklanırken biz dijitalleşmeyi onları rekabette öne çıkmak ve verimlilik sağlamak için kullanmalarına yardımcı olmak için çalışıyoruz.

Türkiye’deki müşteriler ‘Yerli Bulut’u 12 ülkeye taşıdı

● NGN Cloud sadece Türkiye’de değil, 12 farklı ülkeden şirketlere “bulut” hizmeti veriyor. Bunu nasıl sağladınız?

Bugün hemen her şeyi dijital olarak bulut sunucu üzerinden görüntüleyebilmek mümkün. Yepyeni işler, uygulamalar, hizmetler ve platformlar bulut teknolojisi sayesinde her yerden ulaşılabilir durumda. Modifiye edilebilen kurumsal cloud hizmetleri, ölçeklenebilir ve esnek yapısıyla veri merkezi üzerinden güvenlik ve kontrolü mümkün kılıyor.

NGN, bulut, sunucu barındırma ve daha pek çok ihtiyaca yönelik uygun maliyetli ve güvenilir çözümler, tam yedekli güçlü altyapı, mühendis kadro, rekabetçi cloud modeli, anlık ve kesintisiz erişilebilirlik sunan esnek cloud yönetim paneli, uzman kadrodan 7/24 Türkçe destek alabilme imkanı ile rakiplerinden ayrışarak 12 farklı ülkeden müşterilerine hizmet sunuyor. Kullanım oranı salgın öncesine göre yaklaşık 5 kat arttı. NGN Cloud’a hızlı biçimde yatırım yaptık. Türkiye’deki müşterilerimiz hizmetlerimizden memnun kaldıktan sonra bölgedeki şirketlerine, iş ortaklarını bizleri tavsiye etti. Bölgede referanslar elde ettikten sonra bölgede NGN Cloud’u daha aktif tanıttık ve çok başarılı sonuçlar aldık.

‘Yerli Bulut’uz ama uluslararası oyuncuyuz

● Bir taraftan “Yerli Bulut” diyoruz, diğer taraftan başka ülkelere ve şirketlerine “Bulut” hizmeti vermek için çalışıyoruz. Biz “yerli”ye fazla vurgu yaparsak, NGN Cloud’dan hizmet almayı düşünen yabancı şirketler tereddüt etmez mi?

Türkiye’de ve Ortadoğu’da faaliyet gösteren bölgesel bir teknoloji grubuyuz. Veri ekseninde bulut, veri merkezi, yeni teknolojiler, sistem entegrasyonu alanlarında kurumlara dijital dönüşümlerinde birçok teknoloji çözümü sunabiliyoruz. Bu doğrultuda yaklaşık 150 milyon dolarlık bir yatırımla Star of Bosphorus Veri Merkezi’mizi hayata geçirmiştik. Evet, NGN Cloud yerli bir bulut, Türkiye’nin verisini Türkiye’de tutan bir bulut ama bugün dünya çapında hizmet sunabilen bir yapıya sahip. Yedekleme ve iş sürekliliği için de bu yapılar şart.

NGN Cloud, uluslararası bulut bilişim firmalarının değerlendirdiği CloudHarmony platformuna Türkiye’den giren ilk bulut şirketi oldu. Gartner’ın yaptığı performans ve uygunluk testlerini geçerek Cloudharmony Bulut Platformu’nda uluslararası bulut servis sağlayıcıları ile beraber yer aldı. Bu demek oluyor ki biz uluslararası bir oyuncuyuz, bugün dünyanın her yanında gelecek talebi karşılaya bilecek yapıya sahibiz. Bu yıl artan talep nedeniyle bulut yatırımlarımızı öne çektik. İş sürekliliği olduğu için global oyuncularla da hem rekabet hem de işbirliği içindeyiz. Özellikle hybrid (karma) modeller bu sebeple tasarlanıyor ve birçok noktadan kurumlar hizmet almaya devam ediyor.