21 °C

İş dünyası: Türban yapay gündem, asıl gündem ekonomi

İş dünyası: Türban yapay gündem, asıl gündem ekonomi

İş dünyası: Türban yapay gündem, asıl gündem ekonomi

ANKARA - Günlerdir kamuoyunda yaşanan tartışmaların ardından TBMM Anayasa Komisyonu'nda kabul edilen türbana ilişkin düzenleme bugün Meclis Genel Kurulu'nda ele alınacak. Anayasa'da değişikliği öngören teklifin yasallaşması halinde, CHP ile DSP tarafından Anayasa Mahkemesi'ne götürülmesi bekleniyor. Türkiye'nin tartışmaların gölgesinde gerilimli bir döneme sürüklendiğini belirten iş dünyası, ekonominin tekrardan birincil gündem maddesi olması gerektiğini belirtiyor. 1921 Anayasası'nda (Teşkilât-ı Esasiye Kanunu) "devlet" kavramını "din"ile doğrudan veya dolaylı ilişkilendiren hiçbir düzenleme yok. 1924 Anayasası'nın 2. maddesine göre, "Türkiye devletinin dini, din-i İslâm..." idi. Bu madde, 1928 yılında yapılan değişiklikle Anayasa'dan tümüyle çıkarıldı. 1937 yılında temel bir hüküm olarak Anayasa'ya giren lâiklik ilkesi, o tarihten beri (1961 ve 1982 anayasaları) "değiştirilmesi teklif dahi edilemez" kaydıyla yürürlükte. AKP iktidarının MHP'nin desteğiyle gündeme getirdiği Anayasa değişikliği de, lâiklik ilkesine şeklen dokunmuyor. Ancak, Anayasa'nın "Kanun önünde eşitliği" öngören 10'uncu; "Eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevi"ni tanımlayan 42'nci maddesini, üniversitelerde türban serbestliğini sağlayacak şekilde düzenliyor. TBMM'ye AKP ve MHP milletvekillerinin imzalarıyla sunulan, Anayasa Komisyonu'nda bu iki partiye mensup üyelerin oylarıyla kabul edilen değişiklik teklifi, bugün TBMM Genel Kurulu'nda ele alınacak. Teklifin tümü ve maddeleri Genel Kurul'da tartışıldıktan sonra ilk tur oylaması yapılacak. Turgut Özal ile başladı 1988 yılında Başbakan Turgut Özal'ın (daha sonra 9. Cumhurbaşkanı) ANAP hükümetince Yüksek Öğretim Kurulu Kanunu'na eklenen "türban" maddesi, günümüze ulaşan tartışmaların başlangıcı oldu. Bu madde, "Din" inanç sebebiyle boyun ve saçların örtü veya türbanla kapatılması serbesttir" hükmünü getiriyordu. Madde, dönemin Cumhurbaşkanı Kenan Evren tarafından Anayasa Mahkemesi'ne götürüldü. Yüksek Mahkeme de, "laiklik" ilkesine dayandırdığı "Anayasa'ya aykırılık" gerekçesiyle, maddeyi iptal etti. Danıştay Dava Daireleri Genel Kurulu da, 2006 yılında Milli Eğitim Bakanlığı'nın "Merkezi Sistem Sınav Yönergesi"ni değiştirerek "türban serbestisine" yol açma girişimini bir iptal kararıyla önledi. Bugün TBMM'de ele alınacak Anayasa değişikliği ise "türban sorununun" Türkiye'nin siyasi rejim ve gündeminde kazandığı "irtifayı/yükseltiyi" gösteriyor. Cumhuriyet tarihinde ilk kez "türban" için Anayasa değiştiriliyor. Yine Cumhuriyet tarihinde ilk kez "türban" üniversitelere Anayasa ile giriyor. AKP-MHP "türban işbirliği" toplumun duyarlı kesimlerinde farklı tepkilerle değerlendiriliyor. İş dünyasında bu girişimden memnun olanlar var. Tedirgin olanlarsa, türban konusunu ekonomik ve diğer acil sorunları örten "yapay gündem" olarak nitelendiriyor. Meclis'teki muhalefet ise toplumu da bölecek bir rejim sorunun başlangıcı olarak görüyor. Bu hafta, Mikro Politika'ya yansıyan "nabız" böyle. Güneydoğu- Orta-Batı Anadolu ekseninden üç görüş: Türbandan daha acil sorunlar var Denizli Sanayi Odası Başkanı Müjdat Keçeci: Bugün Türkiye'nin türbandan daha acil ve önemli sorunları var. Ülkenin geleceğini ilgilendiren ekonomik tedbirleri almak gerekiyor. Çünkü, dünyada ekonomiyle ilgili olaylar çok hızlı ve değişik şekilde yansıyor. Bunun bizi etkilememesi mümkün değil. O nedenle, türbandan önce ekonomik tedbirlerin alınması gerektiğine inanıyorum. Bu durum bile, türbanın ekonomiyi etkilediğini gösteriyor. Zaten yeni bir Anayasa çalışması yapılıyor. Türban konusu bu anayasanın içinde çözülebilirdi. Bu kadar öne alınmasını, ivedi çözümlenmesini ve ekonominin önüne geçirilmesini anlamış değilim." Türban düzenlemesi Türkiye'yi rahatlatacak Konya Ticaret Odası Başkanı Hüseyin Üzülmez: Ben bu düzenlemenin siyasi bir kriz yaratacağına inanmıyorum. Çünkü bu (türban) Türkiye'nin bir gerçeği. Asıl gerginliği, çocukların okuyamaması yaratıyordu. Düzenlemenin Türkiye'yi rahatlatacağı kanaatindeyim. Bir gerginlik çıkmaz. Ben yurtdışına gittiğimde bu konuyla ilgili soru sordukları zaman cevap veremiyordum. Bunu anlatamıyorduk. Demokrasi adına bir ayıptı. Bir pürüz yaşanacağını zannetmiyorum. Türkiye, eğer demokratik bir ülkeyse, demokrasiye inanıyorsa, bu yolda yürüyecekse, bu konuda engellerin olmaması lâzım. Suni gündemlerle ülkenin önü tıkanıyor Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mehmet Kaya: 2007'de ekonominin geri planda kalmasına yol açan gelişmeler oldu. 2008'de, 2007'yi telafi edecek bir ekonomik büyüme ve mikro tedbirlerin alınması konusunda hükümetin atağa geçmesini beklerken, başka bir siyasi konunun, ekonomisinin önünün tıkayacak şekilde gündeme getirilmesi bizi rahatsız ediyor. İşe, aşa en fazla ihtiyacın olduğu bir dönemde tutup ülkenin önünü suni gündemlerle tıkamak, bu ülkeye verilecek en büyük zarardır. Türbanı gündeme getirmenin, sürekli siyasi malzeme yapmanın yanlış olduğuna inanıyoruz. Başta hükümeti ve muhalefeti sağduyulu davranmaya, Türkiye'nin geleceğini daha fazla düşünerek davranmaya davet ediyoruz. Demokratik bir ülkede yaşıyoruz. Artık başörtüsü sorunu ile uğraşmamamız gerekiyor. Eğer bu sorun insanlarımızın eğitiminde veya diğer alanlarda bir engelse bunun da kaldırılması gerekiyor. Başörtüsü sorun olmamalı, başörtüsü tehlike değil. Bizim gibi sivil toplum örgütlerinin de iktidarı ve muhalefeti uyarma görevi var. Bu konuda tansiyonu düşürmemiz gerekiyor. Uyarılarımızı kriz yaratacak şekilde değil, bir masa etrafında bir araya gelerek çözmemiz gerekiyor." Muhalefet ekseninden üç görüş Toplum birbirine yan gözle bakmaya başladı DSP Eskişehir Milletvekili Tayfun İçli: Yapılan düzenleme Anayasa'nın değiştirilemez ilkelerini değiştirmeye yönelik. Dünyanın hiçbir yerinde bir kanunu yapmak için anayasa hükümleri düzenlenmez. Kanunlar, Anayasa'ya uygun olarak yapılır. İstedikleri düzenleme, eşitlik ilkesini zedeliyor. 42. maddeye koydukları 'sadece yükseköğrenim' ibaresi dahi, yükseköğrenim dışındakilerin haklarını ortadan kaldıracak, ayrımcılığa giden bir düzenleme. Toplumda bir hoşgörüsüzlük, 'bizden olanlar olmayanlar' şeklinde bir ayırım Türkiye'ye ciddi zararlar verebilir. Konuşulması gereken ekonomi, iç politikada öncelikli ve önemli konular varken sayısal çoğunlukla bu değişiklik yapılmak isteniyor. Bu girişim, toplumda ayrımcılık, sevgisizlik yarattı. Toplum birbirine yan gözle bakan bir noktaya getirildi. Bu işe el atanlarsa oy avcılığı anlayışı ile hareket ediyorlar. (Türbanı) demokrasi ve eğitim özgürlüğü adı altında getiriyorlar. AKP ile MHP'ye teklifim şu: Eğitim özgürlüğü için genç kızlarımıza karşılıksız olarak 1.000 YTL versinler. Çünkü, asgari ücretle çalışan ana babalar genç kızlarını okula gönderemiyorlar. Bunun adına eğitim özgürlüğü demesinler, Türkiye'de türbanın zorunlu olmasını istediklerini açıkça söylesinler. Özgürlük konuşulurken ayrışma yaratılmamalı DTP Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş: Benim gözlemime göre, şu anda önceki türban tartışmalarındaki gibi dozu yüksek bir gerilim yok. Tansiyon daha düşük görünüyor. Bu konuda her kesimin dikkatli olması; türbana özgürlüğü savunanların da, karşı çıkanların da doğru bir dil kullanması gerekiyor. Bir özgürlük meselesi tartışılırken, bunun toplumda ayrışmaya yol açmadan sürdürülmesi gerekir. Yoksa, bunun adı özgürlük olmaz. Ama, dediğim gibi, tansiyon öncekilerden daha düşük. En azından ordunun doğrudan müdahil olmaması, tansiyonu öncekiler kadar yükseltmemiş durumda." Türban sorunu değil, rejim sorunu CHP Genel Başkan Yardımcısı-İstanbul Milletvekili Mustafa Özyürek: Başta lâiklik olmak üzere, 85 yıllık Cumhuriyetin kazanımlarına, Atatürk ilkelerine ciddi darbe vurulduğu için, bu düzenlemeler lâik ve Atatürkçülük'e içten bağlı kesimlerde büyük tepkiye neden oldu. Tepkiler demokratik bir şekilde ortaya konuluyor. Nitekim, ilk kez TÜSİAD başta MHP lideri Bahçeli olmak üzere AKP'ye yönelik ciddi eleştiriler getirdi. Lâiklik hassasiyetlerini biliyorduk, bunu net şekilde ortaya koymaktan çekinmediler. Çünkü, türban konusu sadece içerde değil, dışarıda da yakında izleniyor. Türkiye'nin giderek laik demokratik Cumhuriyet olmaktan çıkıp, bir din devletine dönüştüğüne yönelik endişeler artıyor. Konu sıradan bir türban sorunu değil, rejim sorunu; lâik, demokratik Cumhuriyet'in yaşayıp yaşamayacağı sorunu. Özellikle 22 Temmuz seçimlerinden sonra AKP çok hızlı bir şekilde gizli ajandasını uygulamaya başladı, Bunun kamuya yayılacağını, liselerde yaygınlaşacağını herkes biliyor ve görüyor. Buna karşılık, AKP ile MHP kendi radikal ve İslamcı tabanlarını tatmine dönük açıklamalarla lâik kesimi hırpalamaya çalışıyor. Bu Tartışma büyüyecek. Çünkü, 85 yıllık Cumhuriyeti böyle iki satırlık Anayasa değişikliği ile yok saymak mümkün değil." TBMM'de sandalye dağılımı: AKP: 340 CHP: 98 MHP: 70 DTP: 20 DSP: 13 Bağımsız: 5 BBP: 1 ÖDP: 1 Boş: 2 Toplam: 550 İlk tur oylama bugün AKP ve MHP'nin üniversitelerde türban yasağını kaldırmak için hazırladıkları Anayasa'nın 10. ve 42. maddelerinin değiştirilmesine ilişkin teklifin ilk tur oylaması bugün ikinci turu ise 48 saatlik aranın ardından 9 Şubat Cumartesi günü yapılacak. AKP, MHP ve DTP'nin desteklediği, CHP ve DSP karşı çıktığı teklif Meclis Anayasa Komisyonu'nda 4'e karşı 11 oyla kabul edildi. Bugün yapılacak görüşmelerde önce teklifin tümü üzerinde görüşmeler yapılacak. Görüşmelerin tamamlanmasının ardından maddelerine geçilmesi için gizli oylama yapılacak. Kabul edilmesi durumunda, teklifin maddeleri üzerinde ayrı ayrı görüşme ve daha sonra da gizli oylamalar gerçekleştirilecek. Anayasa'nın 175. maddesine göre, teklifin kabulü Meclis'in üye tamsayısının beşte üç çoğunluğunun (330) gizli oyuyla mümkün olabiliyor. Birinci turda gerekli çoğunlukla (330) kabul oyu alamayan bir madde, ikinci turda da en az 330 oy alamazsa reddedilmiş sayılıyor. Üye tamsayısının beşte üçü (330) ile veya üçte ikisinden (367) az oyla kabul edilen Anayasa değişikliği, cumhurbaşkanı tarafından halkoyuna sunuluyor. Anayasa'nın değiştirilecek maddeleri . Madde 10: Kanun önünde eşitlik Mevcut Hali: Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar. Yasa teklifi: Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde ve her türlü kamu hizmetlerinden yararlanılmasında kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar. . Madde 42: Eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevi Türkiye'de eğitim ve öğrenim hakkını düzenleyen maddeye 6. fıkradan sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmekte: **"Kanunda açıkça yazılı olmayan herhangi bir sebeple kimse yükseköğrenim hakkını kullanmaktan mahrum edilemez. Bu hakkın kullanımının sınırları kanunla belirlenir."** YÖK Yasası'nın ek maddesi: AKP ve MHP'nin verdiği diğer yasa teklifi ise Yüksek Öğretim Yasası'nın ek 17. maddesinde de değişiklik öngürüyor. Ek 17. maddeye birinci fıkradan sonra gelmek üzere Hiç kimse, başının örtülü olması sebebiyle yükseköğrenim hakkından yoksun bırakılamaz ve bu yönde uygulama ve düzenleme yapılamaz. Ancak başın örtülmesi, kişinin yüzü açık ve kimliğinin tanınmasına imkan verecek ve çene altından bağlanacak şekilde olması gerekir" ibaresi ekleniyor.