Kalın: IMF diye bir gündemimiz yok

Küresel ekonominin toparlanması için IMF ve Dünya Bankası gibi uluslararası kurumların üzerlerine düşen görevlerini yerine getireceklerini ifade eden Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, "Ama Türkiye'nin IMF ile bir anlaşma yapmak gibi bir gündemi yok" açıklamasında bulundu.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, geçen hafta gün yapılan G20 Zirvesi'nde IMF Başkanı'nın dünya ekonomisinde bir daralmanın olacağını ve bu konuda adım atmaya hazır olduğunu ifade ettiğini belirterek, "Ama Türkiye'nin IMF ile bir anlaşma yapmak gibi bir şey gündeminde yok." dedi.

Kalın, CNN Türk'te katıldığı Hafta Sonu programında Hakan Çelik'in gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bu günleri nasıl geçirdiğine dair soru üzerine Kalın, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Sağlık Bakanlığının açıkladığı, doktorların tavsiyesi çerçevesinde bu tedbirlere çok titizlikle uyduğunu, sosyal mesafe, kalabalık ortamlara girmeme, dışarıdan konuk almama gibi tedbirleri sıkı şekilde uyguladığını söyledi.

Kalın, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın devletin yönetiminde aksama olmaması için de tedbirlerini aldığını, alt yapının da buna göre kurulduğunu, gece gündüz bakanlarla telefonla temas halinde olduğunu belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, vatandaşların özellikle sağlık noktasındaki ihtiyaçlarının karşılanması için ne gerekiyorsa, bunların temini için çaba içinde olduğunu aktaran Kalın, ayrıca hastanelerdeki durumları, ilaç, maske ve tıbbi malzeme ihtiyaçlarını anbean takip ettiğini ifade etti.

"Tarihsel öngörüde bulunmak mümkün değil"

"Cumhurbaşkanı ile katıldığınız toplantılarda, dünya liderlerinin ve uluslararası toplumun bu sürecin ne zaman toparlanabileceğine dair ortak tahminlerde bir zaman dilimi öne çıkıyor mu?" sorusu üzerine Kalın, kesin bir şey söylemenin çok zor olduğunu, hem Çin yetkilileriyle hem Avrupa hem de Amerika'dakilerle yakın temas halinde olduklarını, bütün bunlara bakıldığında matematiksel kesinliğe sahip bir tarihsel öngörüde bulunmanın mümkün olmadığını vurguladı.

Sürecin ne zaman sona ereceğinin, virüse karşı alınan tedbirlerin ne kadar başarıyla uygulandığına bağlı olduğunu belirten Kalın, "Bir şehirde bu kontrol altına alınıyor ama ufak bir ihmal, ikinci bir dalgayı tetikleyebiliyor. Virüsün kriz merkezi, doğudan batıya doğru hızlı bir şekilde hareket etmeye devam ediyor. Bilim insanları zaman zaman nisan sonu, mayıs başı, ortası diyor ama kesin olarak şu gün biter diye bir öngörüde bulunmak çok zor." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın gündemi...

"Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın gündemine bakıldığı zaman, önümüzdeki bir kaç hafta içinde öncelikle hangi konuya daha fazla mesai ayırıyor, hangi konunun üzerine daha fazla gidiyor gibi görüyorsunuz?" sorusu üzerine Kalın, şu yanıtı verdi:

"Şu anda mevcut tedbirlerin uygulanması, kamu düzenini ve belli bir üretim düzeyini muhafaza ederek hayata geçirmek önceliğimiz. Özellikle hastanelerde yatak kapasitesi, tıbbi imkanların arttırılması konusundaki çalışmalar da öncelikli mevzu. Maske üretimi, sağlık çalışanları için tulum üretimi, tanı kitlerinin arttırılması, ilaçların burada üretilmesi ya da yurt dışından getirilmesi öncelikli konular. İlgili bütün bakan arkadaşlarımız yoğun çalışmalar yapıyorlar.

Sanayi üretiminde birçok firmamız maske, tulum, tıbbi malzeme üretimine yöneldiler. Sağlık alt yapımızın bu kadar güçlü olması, bu pandemiye bizim aslında 15-16 yıldır hazırlanmakta olduğumuzu gösteriyor. Eğer bu kadar zamandır sağlık, hastane, şehir hastaneleri, tıbbi malzeme alt yapısına yatırımlar yapılmasaydı çok daha hazırlıksız yakalanacaktık."

Bu krizin ortaya çıkardığı sonuçlardan birinin de bir ülkenin zengin, fakir, doğuda, batıda, büyük küçük olmasının fark etmediğini ifade eden Kalın, "Böyle bir salgına hazırlıklı olup olmadığınız gerçeğiyle karşı karşıyasınız. Çin'de ortaya çıktı ama Avrupa ülkelerinin ne kadar hazırlıksız yakalandığını gördük. ABD, dünyanın en büyük ekonomik gücü ne kadar hazırlıksız yakalandığını gördük." dedi.

İkinci önemli konunun kamu düzeninin muhafaza edilmesi olduğunu aktaran Kalın, sağlık çalışanlarının bu sürecin gerçek kahramanları olduğunu, evlerinden ve ailelerinden uzak şekilde bu tedavi tıbbi hizmetleri sunduklarını söyledi.

Eş zamanlı olarak kamu düzenini sağlayan, özellikle de tedarik yollarının açık kalması için gayret sarf eden emniyet görevlilerinin, lojistik çalışanlarının da bu sürecin gerçek kahramanları olduğunu ifade eden Kalın, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bu konuya da yakından baktığını belirtti.

Bir diğer üçüncü konunun Hazine ve Maliye Bakanlığının hazırladığı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıkladığı İktisadi Kalkan Programı olduğunu belirten Kalın, "Acil olarak insanların hayatını garanti altına alacak, sağlığını temin edecek tedbirleri alırken, ekonomiyi de ihmal etmemek durumundayız. Hazine ve Maliye Bakanlığımızın açıkladığı paket çok faydalı oldu. Hem KOBİ'lere hem orta düzeyde üreticilere hem sanayiciye hem ticaret yapan firmalarımıza en azından bir nefes aldırdı." dedi.

Şu anda ekonomik duraklamanın bütün dünyada yaşandığı ifade eden Kalın, "Geçende G-20 Zirvesi'nde, IMF, Dünya Bankasının ve diğer uluslararası finans kuruluşlarının öngörüleri vardı. '2020 gelişme noktasında eksilerde olacak, küresel ekonomi açısından kayıp yıl olacak.'. Hatta bazı tahminlere göre şu ana kadar bu pandeminin küresel ekonomiye maliyetinin 3-4 trilyon dolar civarında olacağı tahmin ediliyor. Geçmişte yaşadığımız ekonomik krizlere baktığımız zaman, mesela 2008 finansal krizi, kendi özelimizde yaşadığımız 15 Temmuz darbesi ve sonrasında yaşananlara baktığımızda, Türk ekonomisinin bünyesi sağlam olduğu için bunları çok kısa sürede telafi etme imkanımız oluyor. Bu süreç sona erdiğinde buradan çok hızlı çıkacağımızı tahmin ediyorum." diye konuştu.

"Yeni dünya mutlaka kurulacak"

Koronavirüs krizle birlikte, modern küresel liberal düzenin empoze ettiği, birtakım ekonomik, siyasi hatta kültürel hiyerarşilerin tamamen ortadan kalktığının görüldüğünü ifade eden Kalın, "Yani doğu-batı, zengin-fakir ayrımı, yönetim şekli, coğrafya bütün bunların aslında ne kadar işlevsiz hale geldiğini de bu salgında açık bir şekilde gördük. Yeni dünya mutlaka kurulacak. Aksi halde bir sonraki doğal afet karşısında insanlık olarak vereceğimiz cevap çok daha yıkıcı, maliyetli olabilir." dedi.

Bu süreçle birlikte biyogüvenlik, siber güvenlik ve gıda güvenliğinin çok önemli hale geldiğinin altını çizen Kalın, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Türkiye, özellikle gıda, tarım, sağlık, iletişim ve güvenlik konusunda sağlam bir alt yapıya sahip olduğu için bu süreci iyi yönetti. Bundan sonra da toparlanma sürecinde çok hızlı aşacağımıza inanıyorum. Hem tıbbi malzeme noktasında, hem siber güvenlik açısından hem de gıda güvenliği ve temini noktasında Türkiye çok iyi bir noktada. Cumhurbaşkanımız bu alanlara daha fazla yatırım yapması, bu noktada Türkiye'nin imkan ve kabiliyetlerinin daha fazla artırılması için birtakım çalışmaları da düşünüyor."

"IMF diye bir gündemimiz yok"

Kalın, bu süreçte Türkiye'nin IMF'ye başvurmasının söz konusu olup olmadığı yönündeki soruyu şöyle yanıtladı:

"Böyle bir gündemimiz yok. IMF diye bir gündemimiz yok. Geçen G20 Zirvesi'nde IMF Başkanının, bütün G20 liderleriyle birtakım değerlendirmeleri oldu. Dünya ekonomisinde bir daralmanın olacağını ve bu konuda adım atmaya hazır olduğunu yeni krediler açmaya hazır olduğunu orada ifade etti. Küresel ekonominin toparlanmasına katkı anlamında IMF, Dünya Bankası, G20 ülkeleri uluslararası kurum ve kuruluşlar hem de ülkeler tabii üzerlerine düşen görevlerini yerine getirecekler. Ama Türkiye'nin IMF ile bir anlaşma yapmak gibi bir şey gündeminde yok."

Kalın, salgın sürecinde Türkiye'nin Batı ile olan ilişkilerini değerlendirirken, AB'de liderlik ve vizyon eksikliği olduğunu ifade etti. Kalın, "Ben AB'nin oturup nefis muhasebesini yapacağını düşünüyorum. Pandemi Avrupa'da yayıldıktan sonra AB'nin, kurum olarak buna yeterince etkin ve hızlı cevap verememiş olması, AB'nin hem meşruiyetini hem de etkinliğini daha sorgulanabilir hale getirecek. Avrupa'nın göbeğinde bunlar yaşanırken Rusya'nın, Çin'in yardım göndermesi ama AB'nin bir bütün olarak yeteri kadar çözüm üretememesi, zaten kırılgan hale gelen AB fikrini biraz daha sorgulanabilir hale getirecek." diye konuştu.

"İnsani yardımlar konusunda Türkiye'nin karnesi parlak"

Salgın sürecinde ülkelerin Türkiye'den yardım taleplerine ilişkin bir soru üzerinde Kalın, şunları söyledi:

"Ermenistan'dan bir ilaç talebi olmuştu, Cumhurbaşkanımız bunu onayladı. Sağlık Bakanlığı üzerinden koordine ediliyor. İsrail'den de tıbbi malzeme talebi olmuştu. Zannediyorum bu günlerde tamamlanacak. Eş zamanlı olarak Filistin'e de tıbbi malzeme göndereceğiz. Maske, tulum, tanı kiti pek çok ülkeye de gönderdik. 5 Balkan ülkesine yardımlar gönderdik. Azerbaycan'a, Katar'a gitti. İmkan ve kabiliyetlerimiz ölçüsünde bu çok insani bir şey. İhtiyaç sahibiyse ve bizim bunları verme imkanımız varsa biz bunları temin ettik ve etmeye de devam edeceğiz. İnsani yardımlar konusunda Türkiye'nin karnesi çok parlak bir karne. İster Filistin, Somali olsun. Hamdolsun ki bu imkan ve kabiliyetlerimiz var. Paylaşırsak çoğalır, azalmaz."

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatıyla parayla maske satışının yasaklandığını hatırlatan Kalın, "Bir maske sorunumuz yok. Türkiye'de yaşayan bütün vatandaşlar, yabancılar da dahil, ücretsiz bir şekilde maskeye erişebilecekler. Sağlık Bakanlığımız ulusal stoklarımızda ne kadar maske bulunması gerektiğini tespit etti ve bunu sevk ve idare ediyor. Başka ülkelerin talebini karşılarken milli stoklarımızı önceleyerek bunu yapıyoruz. Şu anda hem stoklarımızda maskemiz, tanı kitimiz var hem de bunları üretimi azami düzeye çıkartılmış durumda."

İbrahim Kalın, sokağa çıkma yasağına ilişkin bir soru üzerine, konuyla ilgili gerekli tedbirlerin mutlaka alınacağını söyledi. Sokağa çıkma yasağı konusunun alınan ilk tedbirlerle birlikte gündemde olduğunu ve belli çevrelerin bunun ilk gün yapılmasını istediğini hatırlatan Kalın, "Biz de Bilim Kurulunun tavsiyeleri, Sağlık Bakanlığının değerlendirmeleri çerçevesinde buna ihtiyaç olduğu zaman yapalım dedik. Cumhurbaşkanımız da değerlendirmesini bu yönde yaptı. Bundan sonra ikinci bir sokağa çıkma yasağı olabilir mi? Hafta sonları özellikle çünkü havalar iyileşiyor, insanlar sokağa çıkmak isteyecekler ama bunun getireceği büyük sağlık riskleri var. Bunu dikkate alarak bununla ilgili kararlar olayın seyrine göre şekillenecek. Bugün kesin olacak veya olmayacak dersem yanlış bilgi vermiş olurum." dedi.

Yasağın duyurulmasının ardından istenmeyen kargaşa görüntülerinin oluştuğunu dile getiren Kalın, korkuya ve paniğe gerek olmadığı ifade etti.

İbn-i Sina'nın salgınlarla ilgili yaklaşık bin yıl önce "Korkmayın, panik yapmayın, kalabalık ortamları azaltın" dediğini anımsatan Kalın, şöyle konuştu:

"Korkmayacağız ve panik yapmayacağız. Rehavete kapılmayacağız. İçişleri Bakanımız da söyledi, bu tür sokağa çıkma yasağını hangi gün, saate yapsanız o bir kaç saat içerisinde böyle bir panik havası, marketlere, fırınlara eczanelere hücum etme durumu maalesef ortaya çıktı. Geçmişte de çıktı başka ülkelerde maalesef. Bunu önlemek için tabii ki gerekli tedbirler alınacak, zamanlı bir şekilde açıklanacak ki vatandaşımız tedarikli olsun, bununla ilgili herhangi bir panik içerisinde olmasın. O akşam açıklandıktan sonra bir genelge de yayınlandı. Dün ve bugün itibarıyla da hamdolsun ciddi bir eksiklik, boşluk da oluşmadı. Vefa dernekleri, dayanışma grupları, kamu görevlileri üzerinden vatandaşın en temel ihtiyaçları sağlandı."

Kalın, alınan tedbirlere el birliğiyle uyulması gerektiğine dikkati çekerek, 30 büyükşehirde vatandaşların evde kaldığını ve her birine teşekkür ettiğini söyledi.

Vatandaşların tedbirleri sahiplendiğini aktaran Kalın, "Bu tür planlamalar gene olabilir. Bu tamamen halk sağlığını dikkate aldığımız tedbirler. Sokağa çıkma yasağı, bizim siyasi tarihimizde, sosyo-politik hafızamızda maalesef kötü çağrışımları olan bir şey. Geçmişte darbe yönetimlerinin, askeri cuntaların uyguladığı bir yöntem. Bunun, bunla bir ilgisi yok. Bu tamamen halk sağlığını korumak amacıyla başvurmak durumunda olduğumuz bir tedbir." diye konuştu.

"Belediye başkanlarımız çok güzel işler yaptılar, yapmaya devam ediyorlar"

İbrahim Kalın, yerel yönetimlerle merkezi otoritenin iş birliğine yönelik bir soru üzerinde, yerel yönetimlerin ülke yönetiminde önemli bir yere sahip olduğunu söyledi.

İş birliği, koordinasyon ve eş güdümün bu günlerde çok önemli olduğuna değinen Kalın, "Siyasi görüş ayrılıklarını, parti mensubiyetlerini bir kenara bırakarak hepimizin bu iş birliğine ve eş güdüme odaklanması gerekiyor. Güzel örnekleri de var. Belediye başkanlarımız çok güzel işler yaptılar, yapmaya devam ediyorlar." ifadelerini kullandı.

Gelecek günlerde iş birliklerinin daha da önem kazanacağının altını çizen Kalın, merkezi yönetim olarak tüm belediyelerle iş birliği noktasında hiçbir sorunlarının olmadığını dile getirdi.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yerel yönetimlerden gelen bir siyasetçi olduğunu anımsatan Kalın, "Onun için bunun ne kadar önemli olduğunu bilen bir siyasi lider. Biliyorsunuz geçen yıl külliyede Cumhurbaşkanımız bütün büyükşehir belediye başkanlarını toplamış, sorunlarını dinlemişti. Bu süreçte de el birliği, eş güdümle çalışmak son derece önemli. Hepimiz bu yönde bir gayret koyabilirsek daha iyi neticeler alabiliriz." diye konuştu.

"Biz Bize Yeteriz Türkiyem"de toplanan paralar ihtiyaç sahiplerine dağıtılmaya devam ediyor"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın çağrısıyla "Biz Bize Yeteriz Türkiyem" çağrısına önemli bir katkı olduğunun hatırlatılması üzerine Kalın, kampanyanın milletin asil karakterini tekrar ortaya koyduğunu söyledi.

Her kesimin imkanları ölçüsünde kampanyaya katkı verdiğini dile getiren Kalın, şunları kaydetti:

"Toplanan paradan bağımsız olarak bunun çok daha ötesinde o verme eyleminin arkasındaki duygu son derece önemli. Birisi 3 lira, birisi 3 milyon, 30 milyon lira verebilir. Verirken o samimiyet, ihlas, duygu inanın bizi ayakta tutan en önemli değerimiz. Bundan sonra bizi inşallah bu krizden çıkartacak ve hızla toparlanmamıza imkan sağlayacak olan en önemli değerimiz, unsurumuz, kıymetimiz de bu duygu olacak. Çok iyi bir kampanya yürütüyoruz, çok güzel bağışlar da yapıldı. Bu paralar da en kısa zamanda ihtiyaç sahiplerine dağıtılmaya devam edecek. Biz şu ana kadar 4,5 milyon aileye biner lira nakdi katkı sağladık. Bu kampanyanın amacı da daha zor durumda olan vatandaşlarımıza daha fazla yardım götürmek. Ben millet olarak çok güzel bir sınav verdiğimizi düşünüyorum."