14 °C

"Kaotik küresel döneme deprem gibi hazırlıksız yakalandık"

7. Ulusal Aile İşletmeleri Zirvesi’nde konuşan Ümit Boyner, aile şirketlerinin sonraki kuşaklara devrinde pozitif değişim ve sürdürülebilirlik konularının temelde tutulması gerektiğini ifade ederek, "Kişilere değil değerlere bağlı bir yönetim anlayışı ön planda tutulmalı" dedi.

Kaotik küresel döneme deprem gibi hazırlıksız yakalandık

İSTANBUL/DÜNYA

Aile İşletmeleri Derneği (TAİDER) 7. Ulusal Aile İşletmeleri Zirvesi, "Değişim Rüzgarını Yönetmek" temasıyla dün İstanbul’da başladı. İki gün sürecek zirvenin açılış konuşmacılarından biri olan Boyner Holding Yönetim Kurulu Üyesi Ümit Boyner, bu yıl "Değişim Rüzgarını Yönetmek" temasıyla düzenlenen Aile İşletmeleri Derneği (TAİDER) 7. Ulusal Aile İşletmeleri Zirvesi’nde, "Kurumsallaşma, Yenilikçilik ve Sürdürülebilirlik" başlıklı bir konuşma yaptı.

Konuşmasında 2008 krizi sonrasında tüm dünyada daha da önemli hale gelen kurumsal yönetişim, inovasyon ve iş yerinde demokrasi gibi kavramları ve bu kavramların aile şirketleri için önemini anlatan Ümit Boyner, “Küresel ekonomik belirsizliklerin ve dijital devrimlerin iş süreçlerini hızla değiştirdiğini hatırlatarak, “İş dünyasının güçlü sivil toplum kuruluşları aracılığıyla iş birlikleri oluşturması gerekiyor” dedi.

Türkiye'de toplumun kaotik küresel döneme tıpkı depremde olduğu gibi hazırlıksız yakalandığını ifade eden Boyner, "Ekonomik güç ve etkinlik olarak ulaştığımız nokta ülke olarak potansiyelimizin ve insanlarımızın hak ettiği refah seviyesinin oldukça gerisinde. Kapsayıcı bir büyüme ve gelişmeyi, tabana yayılan bir refahı sağlamak için küresel rekabet gücümüzü geliştirmenin gerekliliğini yıllardır konuşmamıza rağmen hala almamız gereken uzun bir yol var. Hatta bazı konularda geriye gittiğimizi bile söyleyebiliriz" diye konuştu.

“AB üyeliği artık biraz zor”

Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) ile ilişkilerini yeniden ciddiyetle ele alması gerektiğini anlatan Boyner, ortada AB ve Türkiye tarafından karşılıklı hataların bulunmasına rağmen AB üyeliğinin Türkiye için "Muasır medeniyeti yakalama" hedefinin bir durağı olduğunu kaydetti. Boyner, "Bu topraklardan evrensel doğrularla barışık, muasır medeniyetle yarışan hatta onu aşan, yerel ve bize özgü bir medeniyet iddiasının bir aşaması AB üyeliği. Artık biraz zorlaştı, üyelik süreci demeliyiz belki... Bunu derinlemesine sorgulamalı ve bu konuda önlemler almalıyız" dedi.

Boyner, aile şirketlerinin sonraki kuşaklara devrinde pozitif değişim ve sürdürülebilirlik konularının temelde tutulması gerektiğini ifade ederek, kişilere değil değerlere bağlı bir yönetim anlayışının ön planda tutulmasının faydalı olacağını söyledi. Kurumsal sosyal sorumluluk projelerinin sadece büyük ve halka açık şirketlere mal edilmemesi gerektiğine işaret eden Boyner, aile şirketlerinin bu konuda daha proaktif çözümler geliştirebildiğini kaydetti.

“Doğal afetle kapanan şirketler bir daha açılamıyor”

Ümit Boyner toplantıda ayrıca, TÜRKONFED, TÜSİAD ve UNDP’nin sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda kurduğu ortak bir platformu ‘Hedefler İçin İş Dünyası’nın çalışmalarına da değindi. Platformun KOBİ’ler için önemine vurgu yapan Boyner, deprem, sel ve benzeri doğal felaketler nedeniyle kapanan KOBİ’lerin bir daha açılamadığını, yeniden açılan şirketlerin de uzun süre ayakta kalamadığını dile getirerek, bu konuda önlemler alınması gerektiğini vurguladı.

Boyner Ailesi'nin 1994 yılından beri bir Aile Anayasası'nın bulunduğunu aktaran Boyner, konuyla ilgili şu açıklamaları yaptı: “Aile Anayasası aile ve kurumun değer ve ilişkilerini düzenlemek ve belirli kuralları istikrarlı şekilde kuşaktan kuşağa aktarmaya dayanıyor. Aile üyelerinin şirketlerimizde çalışabilmesi veya yönetim kurullarında yer alabilmesini liyakata ve tecrübeye bağlayan düzenleyici kurallar var. Aynı zamanda biz halka açık olmayan şirketlerimizde de uzun yıllardır bağımsız yönetim kurulu üyesi kuralını işletiyoruz. Aile anayasamızda el ele yürüyen, çalışanlarımızın ve şirket kültürümüzün temelini oluşturan değerlerimize önem veriyoruz. Aslında bu değerlere bağlılık ve bu değerlerin hayata geçmesi kurumsallığımızın, verimliliğimizin, çevikliğimizin, yenilikçiliğimizin ve toplumsal sorumluluğumuzun sürekliliğini sağlıyor. Boyner Grup ailesi olarak geçmişten geleceğe taşımak istediğimiz ilkeleri, grubumuzu tanımlayan 7 temel değer olarak belirledik; yaratıcılık, koşulsuz müşteri mutluluğunu sağlamak, cesaret, tutku, sürekli öğrenme, sorumluluk sahibi olma ve büyük bir ailenin parçası olma. Bunlar bizim DNA'mızı oluşturuyor."

Farklı sektörlerden konuşmacılar sahnede olacak

Toplantıda verilen bilgilere göre, iki gün sürecek zirvede Doğan Holding Kurucusu ve Onursal Başkanı Aydın Doğan, Doğan Holding Yönetim Kurulu Üyesi Arzuhan Doğan Yalçındağ, Esas Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Emine Sabancı Kamışlı, Cevdet İnci Eğitim Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Şerife İnci Eren, Mazars Denge Üst Yöneticisi (CEO) İzel Levi Coşkun, Yemeksepeti CEO’su Nevzat Aydın ve Pegasus Yönetim Kurulu Başkanı Ali Sabancı gibi önemli iş insanlarının katılımıyla Nesiller Arası İletişim, Sosyal Yardımseverlik, Sürdürülebilirlik, Aile Şirketlerinin Dijital Dönüşümü ve Değişim Rüzgarını Yönetmek konulu oturumlar düzenlenecek.

TAİDER Adana ve Konya’ya da temsilcilik açacak

TAİDER Yönetim Kurulu Başkanı Candan Çilingiroğlu, TAİDER’in geçen 7 yılda Türkiye'ye yayıldığını ifade eden Çilingiroğlu, "Bugün İzmir, İstanbul, Ankara, Bursa, Çanakkale, Konya, Adana, Manisa, Hatay, Gaziantep, Kayseri , Eskişehir, Kocaeli, Aydın, Denizli, Antalya illerimizde üyelerimiz var. Üye sayımız çoğaldıkça il temsilcilikleri açmak şart oldu. Şu anda İzmir, İstanbul, Ankara ve Bursa’da il temsilciliklerimiz bulunuyor. Adana ve Konya temsilciliklerimizi de yakında açmayı planlıyoruz” dedi.

Çilingiroğlu, TAİDER'in ailede birlik, işletmede sürdürülebilirlik misyonuyla yola çıktığını ifade ederek, aile şirketlerinde en büyük sorunun nesilden nesle devirde yaşandığını, bu soruna çözüm üretmeyi amaçladıklarını söyledi. Çilingiroğlu, Türkiye’deki şirketlerin yüzde 95’i aile şirketi. Ama bunların ortalama ömrü 25 yıl. İkinci nesle ancak yüzde 30’u, 3. nesle yüzde 12’si, 4. nesle ise sadece yüzde 3’ü kalabiliyor. Aile şirketlerinin nesilden nesle güçlü ve sürdürülebilir büyümeyi yakalayabilmesi için aile, iş ve ortaklık dinamiklerinden oluşan 3 boyutun dikkatle ele alınması gerekiyor. Bu 3 boyut üzerinde çalışmalar için emek, kaynak ve zaman ayırmaları şart. Kurumsallaşma, özellikle nesil geçişlerinde sürdürülebilirlik için vazgeçilmez bir unsur oluyor. Aile işletmelerine ve gelecek nesillerine rehber olacak eşsiz kazanımlar için Şubat 2020’de yeni başvurular beklediğimiz 2020 yılı Kuzey Yıldızı sürecine katılmanızı önemle öneriyoruz" diye konuştu.

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap